Bu Blogda Ara

24 Mayıs 2026 Pazar

İsmail Engin : Rehber – (Antalya) Turist Rehberleri Derneği Dergisi : Abdal Musa Özel Sayısı [1994]

[İsmail Engin] Antalya merkezli yayımlanan “Rehber” dergisinin ikinci sayısı, Haziran 1994 tarihinde “Abdal Musa Özel Sayısı” başlığıyla okurla buluşmuştur. Antalya Turist Rehberleri Derneği’nin ücretsiz yayın organı olan dergi, A5 boyutunda hazırlanmış ve toplam 16 sayfadan oluşmuştur.

Derginin ilk sayfasında yer alan künyeye göre, dernek adına sahibi Giray Ercenk’tir. Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğü görevini Kenan S. Canak yürütürken, yayın kurulunda Hüseyin Çimrin, Ö. Selçuk Gür, Süleyman Dingil, Mutlu Güneş ve Erkan Bayar yer almaktadır. Aynı sayfada “İçindekiler” bölümü de vardır.

Ön kapağın üst kısmında büyük harflerle “Rehber Antalya Turist Rehberleri Derneği Dergisi” ibaresi yer almakta, orta-alt bölümde ise Abdal Musa Türbesi’nin fotoğrafı bulunmaktadır.

Dergide ağırlıklı olarak Abdal Musa ve Bektaşilik kültürüne ilişkin yazılar dikkat çekmektedir. Bu kapsamda, Giray Ercenk’in “Rehberant’tan Merhaba... Hemşehrimiz Abdal Musa” [ibid, 2]; Antalya İl Kültür Müdürü Musa Seyirci’nin “Abdal Musa Sultan’ın Hayatı” [ibid, 3-4] başlıklı yazıları öne çıkmaktadır. Ayrıca Hüseyin Çimrin tarafından derlenen “Evliya Çelebi’nin Anlatımı ile Al-i Aba Fukarası Abdal Musa Baba Ziyaretgâhı” [ibid, 5], “Elmalı’da Alanyalı Bir Tekke Ozanı: Kaygusuz Abdal” [ibid, 6-7]  ve “Uçarsu Söylencesi” [ibid, 8] başlıklı çalışmalar da sayının önemli içerikleri arasındadır.

23 Mayıs 2026 Cumartesi

İsmail Engin : Ismael Sophy Rex Pers

[İsmail Engin] Safevi Devleti’nin kurucusu Şah İsmail’in (1487–1524), bugün en yaygın biçimde tanınan portresi, İtalyan ressam Cristofano dell’Altissimo tarafından 1552–1568 yılları arasında yapılmıştır. 

“Ismael Sophy Rex Pers” adıyla bilinen bu eser, günümüzde Floransa’daki Galleria degli Uffizi’dedir.

Dünyaca tanınmış devlet adamları, düşünürler ve sanatçılardan oluşan evrensel bir portre galerisi oluşturma fikri, Medici hanedanının en önemli temsilcilerinden Cosimo I de’ Medici’ye (1519–1574) aitti.

Cosimo, 1537–1569 yılları arasında II. Floransa Dükü, 1569’dan ölümüne kadar ise Toscana’nın ilk Büyük Dükü olarak hüküm sürdü.

Livorno kentini kurduran Cosimo, buraya yerleşen topluluklara din özgürlüğü tanımış; sanatçıları destekleyerek Rönesans kültürünün gelişmesinde önemli rol oynadı. Himaye ettiği sanatçılar arasında, özellikle portre kopyalarıyla ün kazanan Cristofano dell’Altissimo (1525–1605) da bulunuyordu.

Pontormo ve Bronzino’nun öğrencisi olan Cristofano, 1552 yılında Cosimo’nun emriyle Como’ya gönderildi. Görevi, tarihçi ve koleksiyoncu Paolo Giovio’nun ünlü portre koleksiyonundaki eserleri kopyalamaktı. Ressam burada, daha sonra “Gioviana Serisi” adıyla tanınacak yaklaşık 280 portre gerçekleştirdi. Bugün bu eserlerin büyük bölümü Floransa’daki Uffizi Galerisi’nde korunmaktadır.

22 Mayıs 2026 Cuma

İsmail Engin : FUAF – Muhabbet Özel Sayısı [1999]

[İsmail Engin] Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu tarafından yayın tarihi konulmayan ancak 1999’da yayımlanan FUAF – Muhabbet Özel Sayısı, kapaklar dâhil toplam 28 sayfadan oluşan A4 boyutunda bir dergidir. Mavi zeminli ön kapağında, 12 sarı yıldız arasında uçan bir güvercin figürü yer almaktadır. Sol üst köşeye FUAF logosu konulmuş, logonun altına ise “Muhabbet Özel Sayısı” ibaresi eklenmiştir. Kapakta büyük puntolarla “Aleviler Avrupa Parlamentosu’nda” başlığı kullanılmıştır. 

İç kapak boş bırakılmış; künyeye ve “İçindekiler” bölümüne ise üçüncü sayfada yer verilmiştir.

Paris merkezli yayımlanan derginin künyesinde, yayımcı kuruluşun Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu olduğu belirtilmektedir. Federasyon adına derginin sahibi ve genel yayın yönetmeni Servet Demir, yazı işleri müdürü ise Cemil Coşkun’dur. Baskısının Köln’de gerçekleştirildiği de künyede ifade edilmektedir. [ibid, 3]

Dergide; Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Sekreteri Cemil Coşkun’un “Avrupa Parlamentosu’nda Alevi Sempozyumu Yapıldı...” başlıklı yazısı [ibid, 4], FUAF Başkanı Servet Demir’in “Avrupa’da Alevi Örgütlenmeleri Neden İhtiyaçtır?” başlıklı değerlendirmesi [ibid, 7-9], Prof. Irène Mélikoff’un “Anadolu Aleviliği ve Bektaşilik” başlıklı konuşması [ibid, 10-12], AABF Başkanı Turgut Öker’in “AABF’nin Tarihi” başlıklı yazısı [ibid, 13-16], Avrupa Parlamentosu Yeşiller Partisi milletvekili Ozan Ceyhun’un “Aleviler Avrupa Parlamentosu’nda Bir Gerçeği Dile Getirdi: Türkiye ve Avrupa Birliği İlişkilerinde Karşılıklı Dürüstlüğe İhtiyaç Var!” başlıklı değerlendirmesi [ibid, 17-18], CHP Tokat Milletvekili Şahin Ulusoy’un “Türkiye’de Alevilik ve Kimi Sorunları” başlıklı yazısı [ibid, 19-20], Pir Sultan Abdal Derneği Genel Başkanı Necati Yılmaz’ın “Türkiye’de Alevilerin Durumu ve İstemleri” başlıklı metni [ibid, 21-23] ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ali Doğan’ın “Türkiye’deki Alevilerin Konumu ve Laiklik Üzerine” başlıklı yazısı [ibid, 24-25] yer almaktadır. 

19 Mayıs 2026 Salı

İsmail Engin : 19 Mayıs - ve tartışmaları -

[İsmail Engin] Bir zamanlar adına dergi yayımlandı: “19 Mayıs Samsun Halkevi Dergisi” olarak :

Samsun Halkevi’nin Dil, Tarih, Edebiyat Şubesi tarafından ilk sayısı 1 Kasım 1935'de, son sayısı da Nisan 1950’de çıkarıldı... 

Toplam 114 sayıydı. 

1950’de dergi yayın hayatına son verdi, ama "19 Mayıs" hep devam etti, 

Ne var ki, toplumun belleğinde, bir dönem bir derginin adı olduğu pek hatırlanmadı... 

* * *

Resmî bir bayram olmamasına rağmen, ilk kez ulusal düzeyde 1935 yılında kutlandı, 19 Mayıs. 

Ve Atatürk’ün ölümünden yaklaşık beş ay önce çıkarılan bir kanunla resmî bir bayram olarak kabul edildi. 

* * *

Bugün 19 Mayıs, bazı kesimler tarafından bir süredir farklı gerekçelerle sahiplenilmiyor ya da kutlanmıyor :

17 Mayıs 2026 Pazar

İsmail Engin : Böyle bir şey mümkün olabilir mi?

[İsmail Engin] Geçmişiyle, hatta ne olduğuyla bile, kendisiyle uzlaşamayan, birbirini reddeden – kavgalı; bütün değerleri bilinçli – bilinçsiz değersizleştirilmiş, hükümsüz bırakılmış bir yapının…

Önceki gün söylediğini dün, dün söylediğini bugün “geçersiz” ilan eden bir zihniyetin…

Kendine özgü bir “geleneği” ve “geleceği” olabilir mi?

Veyahut kendi dinamikleriyle işleyen nasıl bir gelecek ve hangi gelenek – ne üzerine inşa edilebilir?

Hele bir de ezelden ebede, kadimden postmoderniteye kadar her şey tarumar edilmişse; akıl tutulmuş, kolektif bellek felce – dumura uğratılmışsa…

Etnisiteyle, sosyal ve tarihsel kırılmalarla, ekonomik bağlamla, dille; kısacası kolektif bilinç ve bellekte giderek daha fazla ayrış[tırıl]an Aleviler, bugün tam da bunu tartışıyor; neyi :

“Alevilerin ve Aleviliğin geleceğini.”

Üstelik tartışırken bile, kolektif bellekte yeni ve etnisiteye ve inanca bakışı – ve şayet kaldıysa değerlerin kırıntılarını – içeren derin fay hatları oluşturarak…

Bir umud var geriye kalan, dijital çağda : Ansiklopediler..

“Hacı” mıydı, “Hace” miydi?

15 Mayıs 2026 Cuma

İsmail Engin : Âşıklar Şenliği [1963] - Fikret Otyam'dan Ahmet Yürür'e, Şinasi Koç'a -

[İsmail Engin] Ankara'da 6 Temmuz 1963'te Büyük Sinema'da, 7 Temmuz 1963'te de Safa Sineması'nda "Gençliğe Müzik Derneği"nin himayesinde "Âşıklar Şenliği" düzenlenir. 

Şenliğe katılan âşıklar arasında Ali İzzet Özkan, İhsanî ve Güllüşah, Dursun Cevlanî, Şinasi Koç, Kamer Baba, Nesimî, Aladeli, Mahzunî, Mahrumî, Maksudî, Ali Gürbüz, Kul Hasan ve çocukları, Hüseyin Çırakman, Hasan Demirbaş, Aziz Üstün, Hasan Kırma vardır. 

Âşıkları tanıtan ve deyişler okuyanlar da Nihat Özer, Cemalettin Aykın, Hüseyin Korkmazgil, İhsan Biçici, Ali Taygan, Yalçın Cerit'tir.

Âşıklar Şenliği'nde Hasan Dede'den, Dertli'den, Hakî'den, Pir Sultan'dan, İbretî'den, Âşık Hasan'dan, Derviş Ali'den deyişler okunur. 

Programı Fikret Otyam yönetir. Açılışı "Dernek Başkanı" Ahmet Yürür yapar. Hüseyin Korkmazgil "Halk edebiyatı üzerine" konuşur. 

İsmail Engin : Yesevîlikten Nakşibendîliğe ve Mâtürîdîliğe Giden Süreçte : Alevîlik, Bektaşîlik – Cumhuriyet’ten Günümüze İdeolojik Hatlar

[İsmail Engin] Cumhuriyet döneminde Türkiye’de dinî yapı ve kimlikler köklü dönüşümler geçirdi. Dönüşüm yalnızca Alevîlikle sınırlı değildi; Sünni çevreler de aynı tarihsel sürecin etkisi altında yeniden şekillendi. 

Tekkelerin kapatılmasıyla birlikte birçok dinî yapı kamusal görünürlüğünü kaybederek flu alana çekildi; ancak bu durum, söz konusu yapıların etkisini azaltmak yerine kimi zaman daha örgütlü ve yaygın hâle gelmelerine zemin hazırladı.

Süreçte özellikle Nakşibendîlik dikkat çekici bir yükseliş yaşadı. Sessiz fakat güçlü biçimde genişleyen bu yapı, Doğu Anadolu’dan başlayarak Ege ve Marmara bölgelerine kadar uzanan toplumsal ve siyasal bir etki alanı oluşturdu. Böylece Cumhuriyet’in ilerleyen dönemlerinde Türkiye’nin dinî ve siyasal dengelerinde – başat – belirleyici unsurlardan biri hâline geldi.

Aynı dönemde iki farklı ideolojik-dinî sentez de belirginleşmeye başladı. Bir tarafta açık, güçlü ve resmî biçimde dile getirilen “Türk İslâm Sentezi”, diğer tarafta ise daha örtük biçimde gelişen ve “Kürd İslâm Sentezi” olarak tanımlanabilecek eğilimler ortaya çıkıyordu. 

Öte yandan, günümüzde “Türk İslâm Sentezi” olarak anılan düşünsel hattın oluşumunda Kürd kökenli dinî çevrelerin de önemli etkileri bulunmaktaydı. 

Keza, Doğu Anadolu merkezli gelişen İslâmî damar, zamanla adı konmamış bir “Kürd İslâmı” görünümü kazanmış; hem iktidar çevrelerinde hem de bölgesel muhalefet içinde etkili bir konuma yerleşmişti. 

Nakşibendîliğin taşıyıcı omurgası da büyük ölçüde bu sosyolojik zemin üzerinde şekilleniyordu.

14 Mayıs 2026 Perşembe

İsmail Engin : Emek – İlk Alevi[lik] Dergisi [1962] – IV

[İsmail Engin] “Sahibi ve yazı işleri Müdürü” Sefer Aytekin olan, adı sol üst köşede kırmızı renkle yazılmış, “Emek Basım Yayımevi”nde “Kültür Dergisi” mottosuyla ve “Şimdilik aydabir çıkar” ibaresiyle basılan Ankara merkezli “Emek Dergisi”nin 6 sayfadan ibaret 4. sayısı, 20 Ağustos 1962’de çıkmıştır.

Derginin 4. sayısının ilk sayfasında 4. sayfada da devam eden, Sefer Aytekin’in “Halk Aldanmaz” [ibid, 1, 4] ve Bedri Noyan’ın “Yepyeni Ol ǀ Nûşirevan”ının [ibid, 1] yanı sıra sağ alt köşede “Koca Kurt” [ibid, 1] başlıklı imzasız yazı vardır.

İkinci sayfada, ilk sayıdan devamla, imzasız “Kur’an’dan”, “İncil’den”, “Tevrat’tan” ve “Zebur’dan” örneklerin sunulan “Dört Kitap – IV” başlıklı yazının [ibid, 2] dışında; Avukat Cemal Özbey’in “Mevlânaya Göre Hz. Âli” [ibid, 2] adlı uzun yazısı bulunmaktadır.

Üçüncü sayfada, “Muaviye Hayranlarına Cevap – Muaviye Kimdir?” başlıklı ilk sayıda başlayan dizi yazının üçüncüsüne [ibid, 3] ve ayrıca Âşık Hüseyin Çırakman’ın “Birlik” [ibid, 3] şiirine yer verilmektedir.

13 Mayıs 2026 Çarşamba

İsmail Engin : Emek – İlk Alevi[lik] Dergisi [1962] – III

“Bu yolda gidenler ağlar dediler” ǀ Kul Ahmet 

[İsmail Engin] “Sahibi ve yazı işleri Müdürü” Sefer Aytekin olan, adı sol üst köşede kırmızı rengle yazılmış, “Emek Basım Yayımevi”nde “Kültür Dergisi” mottosuyla ve “Şimdilik ayda bir çıkar” ibaresiyle basılan Ankara merkezli “Emek Dergisi”nin 6 sayfadan ibaret 3. sayısı, 17 Temmuz 1962’de çıkmıştır.

Derginin 3. sayısının ilk sayfasında 4. sayfada da devam eden, Sefer Aytekin’in “Emeğin Dostu Atatürk” [ibid, 1, 4] ve Cafer Can’ın “Vaatler ve Hakikatler” [ibid, 1, 4] başlıklı yazılarının yanı sıra Bedri Noyan’ın “İlim Yolu” [ibid, 1] konulu yazısı ile Âşık Dursun Cevlâni’nin “Ağaç” [ibid, 1] şiiri vardır. 

Noyan, söz konusu yazısına;

“Erkeklerin kaburğa kemiği kadınlardan bir tâne fazladır, demektense bunu bir röntgen’le bakarak gözle görmek böyle olmadığını anlamak daha emin bir yoldur. Görmeden bilmeden söylemek, biliyormuş gibi görünmek bizi yanlışlığa saptırır.” [ibid, 1]

ibareleriyle başlamaktadır.,

12 Mayıs 2026 Salı

İsmail Engin : Emek - İlk Alevi[lik] Dergisi [1962] – II

“Pîrim Hatâyîmi gördüm düşümde” “Ali’nin nışanı vardır başımda” ǀ Tiri Ebe

[İsmail Engin] “Sahibi ve yazı işleri Müdürü” Sefer Aytekin olan, adı sol üst köşede kırmızı rengle yazılmış, “Emek Basım Yayımevi”nde “Kültür Dergisi” mottosuyla ve “Şimdilik ayda bir çıkar” ibaresiyle basılan Ankara merkezli “Emek Dergisi”nin 6 sayfadan ibaret 2. sayısı, 30 Mayıs 1962’de çıkmıştır. Derginin 3. sayfasında “Yakında 15 günlük sonra haftalık olacaktır” kaydına rastlanılmaktadır.

İkinci sayısının ilk sayfasında ikisi dördüncü sayfada da devam eden üç yazı vardır: Sefer Aytekin’in “Lâiklik : Evet” [ibid, 1, 4], imzasız “Nasıl Paryalaştık?” [ibid, 1, 4] ve Cafer Can’ın “Suçlu Kim?” [ibid, 1]

İkinci sayfada “ilk sayıdan devamla, imzasız “Kur’an’dan”, “İncil’den”, “Tevrat’tan” ve “Zebur’dan” örnekler sunulan “Dört Kitap – II” başlıklı yazının [ibid, 2] dışında; Avukat Cemal Özbey’in dirlik, birlik ve beraberliğe davet ettiği “Birlik” [ibid, 2] adlı kısa yazısı ile Âşık Hüseyin Çırakman’ın “Ayda İnsan” başlıklı şiiri [ibid, 2] bulunmaktadır.

Üçüncü sayfada “Muaviye Hayranlarına Cevap – Muaviye Kimdir?” başlıklı ilk sayıda başlayan dizi yazının ikincisine [ibid, 3] yer verilmektedir. Sayfaya ayrıca Afyon Akçaşar Köyünden 1950’de Hakk’a yürüyen “Pîrim Hatâyîmi gördüm düşümde” “Ali’nin nışanı vardır başımda” diyen “Tiri Ebe”den “Neyin Kaldı” şiiri [ibid, 3] de eklenmiştir.

7 Mayıs 2026 Perşembe

İsmail Engin : Devlet ve Alevilik -

[İsmail Engin] Türkiye'de devlet, yaklaşık her on yılda bir Aleviler ve Alevilik konusundaki "kurumsal belleği"ni güncelleyen bir mekanizma işletiyor. 

Süreç, bazen açık biçimde, bazen de daha örtülü yöntemlerle; toplantılar, çalıştaylar, sempozyumlar ve çeşitli organizasyonlar aracılığıyla yürütülüyor. 

Söz konusu etkinliklerin finansal ve idari desteği çoğu zaman doğrudan devlet tarafından sağlanıyor; vakıf ya da dernek yapıları söz konusu olduğunda ise hem "denetim" hem de "yasaya uygunluk" çerçevesi devletin kontrolünde şekilleniyor.

Diğer bir ifadeyle, Alevi örgütlenmeleri ve etkinlikleri düzenli biçimde hukuki açıdan gözden geçiriliyor. 

Aslında bunun kökleri çok daha eskiye, Osmanlı dönemine kadar uzanıyor: 

Osmanlı'dan itibaren Alevi topluluklarına ilişkin bir denetim mekanizması ve kurumsallaşmış kayıt sistemi varlığını sürdürmüş durumda.

Örneğin, Osmanlı'da şecereleri denetleyen yapılar bulunuyor; bu şecerelerin onaylanmasıyla birlikte bazı imtiyazlar tanımlanıyor - tanınıyor ve geliştiriliyordu. 

Tekke ve zaviyelerin toprak kullanımı, vergilendirilmesi ve vergi muafiyetleri de bu çerçevede düzenleniyordu. 

6 Mayıs 2026 Çarşamba

İsmail Engin : Kakava [Video]


İsmail Engin : Kakava, 2'50'' [05.05.2026] 

https://youtube.com/shorts/k7kGTwYpCq0

Trakya’nın kadim geleneği Kakava, yalnızca bir eğlence değil; belleğin, kimliğin, birlikte yaşama kültürünün canlı bir ifadesi olarak her yıl yeniden hayat buluyor; kişisel hatıranın ötesinde, kuşaklar arası aktarılan kültürel mirasın izlerini taşıyor:

5 Mayıs 2026 Salı

İsmail Engin : Emek - İlk Alevi[lik] Dergisi [1962]

[İsmail Engin] Yaygın olarak düşünüldüğü üzere 1 Temmuz 1964'te yayın hayatına atılan “Karacahöyük” veya 1 Temmuz 1966'da yayınlanmaya başlanan ilk seri “Cem” dergisi, ilk Alevi[lik] dergisi değildir! 

İlk Alevi[lik] dergisi bugünkü bilgilerimize göre, “Emek Dergisi”dir.

Ankara merkezli “Emek Dergisi” – yahut “Emek Yeni Seri” – , “Kültür Dergisi” mottosuyla ve “Şimdilik ayda bir çıkar” ibaresiyle 30 Nisan 1962 tarihinde yayın hayatına başladı. 6 Ocak 1964'te yayın hayatı sona erdi. 

Adı sol üst köşede kırmızı rengle yazılmıştır ve toplam 12 sayıdır. Son sayısında dergi adının rengi kırmızıdan siyaha dönüşmüştür.

“Sahibi ve yazı işleri Müdürü”, Sefer Aytekin’dir. Hacıbektaşlı Sefer Aytekin, “Solcu” – TKP’li – olması nedeniyle değişik dönemlerde defaaten takibe uğramış, mahpus olmuştu.

6 sayfadan ibaret ilk sayısının manşetinde Sefer Aytekin tarafından kaleme alınan “Gerçek Mürşit” başlığı göze çarpmaktadır. Yazıda “Kur’an ‘Körlerle görenler, karanlıkla aydınlık, bilenlerle bilmeyenler bir değildir’ der” [ibid, 1] vurgusu yapılmakta; Hazreti Ali’ye atfen,

21 Nisan 2026 Salı

İsmail Engin : Australia’lı Alevilerin Sesi [1995] - III

[İsmail Engin] “Australia’lı Alevilerin Sesi”nin Aralık 1995’te çıkarılan 3. sayısı, “Australia Alevi Merkezleri Yayın Organı” olarak yayınlanmıştır. 

Dikenli tellerin hakim olduğu derginin ön kapağında ayrı ayrı ve alt altta “Her yer Kerbela, Her yerde yezit var”, “Neden Gaziosmanpaşa”, “Abdal Musa ve İkrar Cemleri”, “21 Mart Hz. Ali’nin doğum ve evlenme günü”, “Newroz bayramı”, “1 Mayıs İşçi Bayramı yürüyüşü”, “8 Mart Kadınlar Günü” ile “Sivas Katliamında Devletin Rolü” büyük – küçük manşettir. 

40 sayfalık 3. sayısının “Yayın Kurulu” Mehmet Gündoğdu, İlker Aydın ve Taşdan Yılmaz’dan oluşmaktadır. 

Derginin iç kapağında “Australia’lı Alevilerin Sesi” Melbourne, Springvale, Sunraysia, Sydney Alevi Kültür Merkezleri Ortak Yayın Organıdır” ibaresi vardır.

Coburg (Vic.) merkezli adı geçen derginin bu sayısında, ön iç kapakta Sydney Temsilcisi Dursun Güzel, Mildura Temsilcisi Rıza Kuzu kaydına rastlanılmaktadır.

“İçindekiler” ön iç kapaktadır. 

Dergideki yazılar şunlardır:

18 Nisan 2026 Cumartesi

İsmail Engin : Australia’lı Alevilerin Sesi [1995] - II

[İsmail Engin“Australia’lı Alevilerin Sesi”nin 1995 yılında çıkarılan 2. sayısı, “Australia Alevi Merkezleri Yayın Organı” olarak yayınlanmıştır.

36 sayfalık 2. sayısının “Yayın Kurulu” Mehmet Gündoğdu, İlker Aydın ve Taşdan Yılmaz’dan oluşmaktadır.

Derginin iç kapağında “Australia’lı Alevilerin Sesi” Melbourne Alevi Kültür Merkezi, Sunraysia Çağdaş Aleviler Kültür Merkezi, Springvale Alevi Kültür Merkezi (Victoria), Avustralya Alevi Kültür Merkezi (N.S.W.) Ortak Yayın Organıdır” ibaresi vardır.

Coburg (Vic.) merkezli adı geçen derginin bu sayısında, ön iç kapakta Sydney Temsilcisi Dursun Güzel, Mildura Temsilcisi Rıza Kuzu kaydına da rastlanılmaktadır.

“İçindekiler” ön iç kapaktadır.

Derginin yazıları şunlardır:

“Yayın Kurulu Diyor ki” [ibid, 1], Mehmet Gündoğdu imzalı “Dedenin Köşesi – Alevilikte İnsan ve Sevgi” [ibid, 2], Taşdan Yılmaz imzalı “Sende mi Alevici Oldun?” [ibid, 3-4], İlker Aydın imzalı “Can gözü – Neden Gaziosmanpaşa?..” [ibid, 5-6], Ender Akay imzalı “Kültür Sanat Edebiyat – Aziz Nesin’in ardından” [ibid, 7-8], Taşdan Yılmaz imzalı “Gıbıl Ezo” [ibid, 8-10], Ali Balkız imzalı “Aydın Sorumluluğu ve Türkiye Yazarlar Sendikası” [ibid, 11], Hıdır Temel imzalı “Alevilik ve Alevi Dünyası” [ibid, 12-13], “Melbourne’de Baba Mansur Cemevi Törenle Açıldı” [ibid, 14-15], “Yaşadığımız Ülke Australia – Aborigines” [ibid, 16-18], Lütfi Kaleli imzalı “Australia İzlenimlerim” [ibid, 19-20], İlker Aydın imzalı “Aslan’ın Erkeği Aslan da, Dişisi Aslan Değil mi?..” [ibid, 21], İpek Akay imzalı “Ismarlama Evlilikler” [ibid, 22], Ali Duran Gülçiçek imzalı “21 Mart Nevruz Bayramı” [ibid, 23], Hasan Dönmez imzalı “Faili Meçhul mü?..” [ibid, 24], imzasız “Gençlik – Alevi Gençlik” [ibid, 25], Australia’lı Alevi imzalı “Ben Australia’da Alevi’miyim” [ibid, 26], Fatma Aydın’ın çevirisi “Whose job is it?” ǀ “Kimin İşidir?” [ibid, 27], Yaşar Dönmez imzalı “Neden Kerbela’lar Hep Tekerrür Eder?” [ibid, 28], “Çocuk – Çocukla Birlikte Okuma” [ibid, 29-30], “Sosyal ve Kültürel Etkinlikler” [31-32], “Okuyucu Mektupları” [ibid, 33-34], “Mizah – Bektaşi Fıkralarından Bir Demet” [ibid, 35] başlıklı yazılarla – haberlerle, Muharrem Aydın’ın hazırladığı “Bilmece Bulmaca” [ibid, 36]...

Arka iç kapaktaki Karacaoğlan’dan “Üryan” şiiri İngilizcedir.

“Yayın Kurulu Diyor ki” [ibid, 1] kısmında, dergideki değişiklikler vurgulanmakta, derginin;

16 Nisan 2026 Perşembe

İsmail Engin : Australia’lı Alevilerin Sesi [1995]

[İsmail Engin] “Australia’lı Alevilerin Sesi”, “Melbourne Alevi Merkezi Yayın Organı” olarak “Ocak – Şubat 1995”te yayınlanmaya başlanmıştır. 22 sayfalık ilk sayısının “Yayın Kurulu” Mehmet Gündoğdu ve İlker Aydın’dan ibarettir. 

Victoria merkezli derginin ön kapağının sol üst köşesindeki logosu Avustralya kıtasının üzerinde duran, tuttuğu sazını başının üzerinde iki elleriyle kaldırmış ozandır. Grafikte ozanın başı güldür. Sembol olarak Banaz’daki “Pir Sultan Abdal Heykeli”ni andırmaktadır.

“İçindekiler” iç kapaktadır. 

Derginin yazıları şunlardır:

Australia’lı Alevilerin Sesi imzalı “Çıkarken” [ibid, 1], Mehmet Gündoğdu imzalı “Dedenin Köşesi – Hü Dost” [ibid, 2], Hayati Doğan imzalı “Bir Başlangıca Merhaba Diyebilmek” [ibid, 3], İlker Aydın imzalı “Can gözü – Şu Alevilik de Olmasa” [ibid, 4-5], T. Yılmaz imzalı “İnsan Hakları Günü 45” [ibid, 6], O. Yılmaz imzalı “Kadın – Toplum Katmanlarında Kadın” [ibid, 7], T. Yılmaz imzalı “Gençlik – Sistem ve Gençlik” [ibid, 8],  “Kültür Sanat Edebiyat – Yunus ve Sevgi” [ibid, 9], T. Arslan imzalı “Şehir Başlar – Şiir” [ibid, 10], Hasan Dönmez imzalı “Öykü – Bayram Namazı Hiç Rekattır (Bu gerçek bir yaşam öyküsüdür.)” [ibid, 11-12], Özgül Çınar imzalı “Düşünce – Şiir” [ibid, 13], imzasız “Australia” [ibid, 14-15], imzasız “Göç” [ibid, 16-17], Serdal Çınar imzalı “Cem ve Kültür Evimiz Alındı” [ibid, 18], imzasız “Sosyal ve Kültürel Etkinlikler” [ibid, 19], imzasız “Mizah” [ibid, 20], Fatma Aydın’ın “Dorothy Law Nolte”den çevirisi “Çocuk – Çocuk Nasıl Yetiştirilirse Öyle Yaşar” [ibid, 21], Muharrem Aydın’ın hazırladığı “Bilmece Bulmaca”dır [ibid, 22].

Australia’lı Alevilerin Sesi imzalı “Çıkarken” [ibid, 1] başlıklı yazıda derginin neden çıkarıldığı ve amaçları, sıralanmakta; Alevilik betimlenmektedir:

13 Nisan 2026 Pazartesi

İsmail Engin : Yurtsever Birlik [Birlik Bülteni, 1979]

[İsmail Engin] “Yurtsever Birlik”, “Türkiye Birlik Partisi Yayın Organıdır” ve “Birlik Bülteni” olarak ilk sayısı 10 Mayıs 1979’da çıkarılmıştır. 

Derginin ilk sayfasının sol üst köşesinde kırmızı bir kare - kutucuk içinde daire olarak sıralanmış 12 yıldız, onların ortasında aslan, aslanın altında büyük harflerle TBP vardır. 

İlk sayfanın sağ üst köşesinde Mustafa Timisi’den yapılan 

“İçinde yaşadığımız huzursuzluktan kurtuluş yolu, kendimize dönmektir. Başkasından çare beklemek kendimizi tekrar aldatmaktır. Çareyi, umudu kendimizde bulmalıyız” 

alıntısı kare içinde verilmektedir.

8 sayfadan ibaret İstanbul merkezli Bülten’in “Sahibi” “TBP Adına Genel Başkan” Mustafa Timisi, “Yazı İşleri Müdürü” Veli San’dır. Fiyatı 250 kuruştur.

Mustafa Timisi’nin “Çıkış Yolumuz” başlıklı yazısı, Bülten’in ilk sayfasını kaplamaktadır; devamı 7. sayfadadır. [ibid, 1, 7]

Timisi, bu yazıda, TBP’nin “devrimci – toplumcu mücadele” ile 1981 Genel Seçimlerine hazırlandığını söylemektedir:

İsmail Engin : Sosyal Demokrat Dergisinin Kapak ve Dosya Konusu - Türkiye’de Aleviler ve Alevilik [2012]

[İsmail Engin] “İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü”nün Erol Kızılelma, “Genel Yayın Yönetmeni”nin Aydın Cıngı, “Genel Koordinatör”ün Ercan Karakaş olduğu,;“Yayın Kurulu”na bu isimlerin dışında İnan Dağdelen ve Altan Ertürk’ün dahil bulunduğu “Aylık Siyasi Dergi” “Sosyal Demokrat”ın Eylül 2012’de yayınlanan 48 sayfadan ibaret 21. sayısının dosya konusu “Türkiye’de Aleviler ve Alevilik”tir.

İlgili dosyaya; Emel Sungur “Türkiye’de Alevi Olmak” [ibid, 4-7], Turan Eser “Alevi Talepleri Üzerine Düşünmek” [ibid, 8-10], Kazım Genç “Zorunlu Din Dersi – Hukuki Değerlendirme ve Aleviler Üzerindeki Etkileri” [ibid, 11-13], Ercan Karakaş “Alevilerin Talepleri ve Siyasi Partiler” [ibid, 14-16], Deniz Tansi “AKP Dış Politikasında ‘Alevilik’” [ibid, 17-19] konulu yazılarıyla katkı yaparken, “Serbest Yazılar” kısmında Ali Kenanoğlu’nun “Hatay Gözlemlerim Üzerine” [ibid, 22-25] başlıklı yazısı dikkat çekmektedir. 

“Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Başkanı” Emel Sungur, “Türkiye’de Alevi Olmak” konulu yazısına; 

“Alevilikte Anadolu topraklarında yaşayan bütün inançların etkisi görülür. Alevilik ne İslam’ın özüdür, ne de inanç merkezi cami olan ve Ramazan orucu tutan, namaz kılan insanların oluşturduğu bir inanç, bir yaşam biçimidir.” [ibid, 4]

girişiyle başlamaktadır. 

Sungur, burada “Alevilik tarifi tek şekle sokulamaz” [ibid, 4] vurgusuyla “Yüzyıllardır Alevilik tarifi yapmaya çalışan devlet bugüne kadar bütün yok sayışlara rağmen yok edemediği Aleviliği asla yok edemeyecektir” [ibid, 4] demektedir. 

Yazısında “Emperyalistler, neden dinsel inançlara sarılırlar?” [ibid, 5] sorusunu da sorgulayan Sungur, “Resmi din politikasının Aleviler etkisi” [ibid, 5-6] üzerinde durmaktadır. 

12 Nisan 2026 Pazar

İsmail Engin : Bilim ve Ütopya Dergisinin Kapak ve Dosya Konusu - Anadolu Aleviliği [1996]

[İsmail Engin] “Sahibi”nin Gökyüzü Sanat Ürünleri Ltd. Şti adına Ferit Ülsever; “Yayın Yönetmeni”nin Ender Helvacıoğlu; “Sorumlu Müdür”ün Metin Aktaş’ın olduğı İstanbul merkezli “Aylık bilim ve politika dergisi” Bilim ve Ütopya’nın Ağustos 1996’da yayınlanan 64 sayfalık 26. sayısının kapak paketi “Kökeni, tarihi ve bugünüyle Anadolu Aleviliği” adını taşımaktadır.

Kapak ve dosya konusunun içeriğini Ali Balkız “Çağdaşlaşma ve Alevilik” [ibid, 8-9], Çetin Yetkin “Ha Kızılbaş ha Türk!” [ibid, 9], Baki Öz “Manicilik ve Alevi-Bektaşilikteki izleri” [ibid, 10-11], Nejat Birdoğan “Zorunlu bir yanıt – Batınilik ve Hasan Sabbah” [ibid, 12-14], Haluk Hepkon “Burçay Anger’e yanıt – Tarih gerçekten de hafiflik kaldırmaz” [ibid, 15], İlhan Cem Erseven “Budizm ve Bektaşilikte ortak motifler” [ibid, 16-17], Abdülbaki Gölpınarlı “Mevlevilik ve Bektaşilik” [ibid, 18-19], Yatağanoğlu Alimcan “Oğuzlardan Yatağan Mahmut Sultan” [ibid, 20-21], Niyazi Öktem “Bahailik ve ütopya” [ibid, 21], Bedri Noyan “Bektaşilikte dokunulmayan hayvanlar” [ibid, 22] başlıklı makaleleriyle doldurmaktadır.

Dergide imzasız kaleme alınan “Anadolu Alevilerinin genel görünümü” ile “Tarihte ve günümüzde Alevilik” başlıklı yazılar da vardır.

“Anadolu Alevilerinin genel görünümü” başlıklı yazıda [ibid, 6-7] “Anadolu Aleviliği” için;

“gerek yurdumuzda, gerekse kimi komşu ülkelerin bize teğet bölgelerinde yaşayan bir kesim toplulukların İslamlıkta ve Hıristiyanlıkta bulunmayan bir takım özelliklerle donanmış inanç ve tapınmalarının, özetle dinlerinin ortak adıdır” [ibid, 6]

tanımlaması yapılmakta; devamında şu görüşler ileri sürülmektedir:

“Sınırlarını çizdiğimiz bölgede yaşayan toplulukların inançlarının tümü birbirine eş değildir. Ortak ritleri olduğu gibi birbiriyle benzeşmeyen ritleri de vardır. (...) Bu nedenle Anadolu Aleviliği, bir federasyon da sayılabilir. (...) Söz gelimi; kökenini Şaman dininden alan bir rit, Zerdüşt etkisinde kalan Kürt/Zaza topluluklarına zamanla geçmiş görünmektedir. Adak ağaçlarına bez bağlama bu etkinin tipik örneğidir.

(...) Ele aldığımız inanca ‘Alevilik’ adının verilmesi yuvarlak olarak yüz yıllık bir olgudur.” [ibid, 6]

9 Nisan 2026 Perşembe

İsmail Engin : Yeni Yol’da Yeni Dünya’da Birlik ve Türkiye’de Bektaşilik [1971] - Nakşilikle Bektaşilik aynı kökenli mi? Hıristiyan Bektaşilik?

[İsmail Engin] “Yeni Yol’da Yeni Dünya’da Birlik”, 3. sayısı “Geniş Cepheci Sosyalist Birlik” mottosuyla yayınlanan ve Abidin Nesimi’nin çıkardığı; İstanbul merkezli dergidir.

31 Mart 1971’de 200 kuruş fiyatla yayınlanan 32 sayfalık 3. sayısının kapağında “İçindekiler” vardır.

Derginin künyesinde “Yazışma Adresi” A. Fatinoğlu adına kaydedilmektedir. 

Belirtilen sayıda “Okurlarımıza” dışında; “Geniş Cephe’nin Kurulması (III)”, “Yolundan Saptırılan Türkiye, “Dünya Politikaları İçinde Türk Politikası”, “Türkiye’de Bektaşilik: III - Bektaşilik ve Bütünleşme” yazıları, imzasız olarak yayınlanmaktadır.

Dergi, Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Orhan Arsal’ın “Birlik Partisi Mensuplarına Çağrı”sıyla okunmaya başlanmaktadır. Çağrı, adı geçen parti mensuplarına derginin önerilmesini ve parti üyelerinin abone olmasını, bulmasını içermektedir. [ibid, 2]

Abidin Fatinoğlu’nun kaleme aldığı “Okurlarımıza” başlıklı yazıda [ibid, 3-5] Birlik Partisi ile dergi arasında organik bir bağın bulunmadığı vurgusu yapılmakta [ibid, 3] ve eklenmekdir:

“(...) ne Parti’nin tasarrufları, Dergi’mizi, ne de Dergi’mizin tasarrufları Parti’yi ilzam eder. Birlik Partisi’nin niteliği; genellikle, halkın halk tarafından halk için idaresini öngörmesi, özellikle, şehirlerden uzak hücra köylerde, ormanlık mıntıkalarda yaşayan halkın sınıfsal sorunlarını bilimsel ekonomi politik açısından çözmesidir. 

Parti’nin bu niteliğile, Dergi’mizin niteliği tam çakışır biçimdedir. Gerek Birlik Partisi ve gerekse Birlik Dergisi, bu hususun, bundan yediyüz yıl önce, Pir Hünkâr’ın büyük bir sezişle, formüle ettiği Hadimülfukaralık, Ser Leşkerifukaralık, Tevellâ ve Teberra ilkelerinde çözümlendiği kanısındadırlar.” [ibid, 3]

“Türkiye’de Bektaşilik: III - Bektaşilik ve Bütünleşme” başlıklı yazıda [ibid, 27-32] Bektaşilik, “Türk Aleviliği” olarak nitelenmekte ve Alevilik öncelikle köken itibariyle ele alınmaktadır:

İsmail Engin : Yeni Yol’da Yeni Dünya’da Birlik” ve Alevilik [1971] - 'Hiç tereddüdsüz şunu diyebiliriz: her Alevi sosyalisttir.'

[İsmail Engin] 2. sayısı “Geniş Cepheci Sosyalist Birlik” mottosuyla yayınlanan ve Abidin Nesimi’nin çıkardığı; İstanbul merkezli dergidir.

23 Şubat 1971’de 200 kuruş fiyatla yayınlanan 32 sayfalık 2. sayısının kapağında “T.B.M.M. Reisi Mustafa Kemal”in 29 Kasım 1920’de yaptığı bir konuşmadan alıntı vardır.

Derginin künyesinde “Sahibi ve Sorumlu Yönetmeni” M. Z. A. Fatinoğlu kaydına rastlanılmaktadır. 

Belirtilen sayıda “Okurlarımıza”, “Yarım Ayın Olayları”, “Geniş Cephenin Kurulması (I)”, “Türkiye’de Sosyalist Düşüncenin Gelişmesi”, “Türkiye’de Alevilik (I)”, “Türkiye’de Alevilik (II), “Doğunun Etnik Sorunları”  başlıklı yazılar bulunmaktadır. Yazıların tamamı imzasızdır.

“Okurlarımıza” başlıklı yazıda [ibid, 3-7]; 

“Dergi sahibinin bir alevi ana ve babadan dün yaya gelmiş bir sosyalist oluşu, akla bazı çağrışımlar getirebilir: (genellikle dinler, özellikle İslam dini ve Alevi mezhebi karşısındaki tutumumuzun ne olacağı sorunu gibi) 

A — Biz, her dine, her din mensubuna saygı duyarız. Fikren materyalistiz. Allâh ve Peygamber konusunda, fıtrat ve tekvinde (Dehr) suresinde ön görülen esaslara saygı duyarız. Bundan ötürü Ebu İshak Ravendi, Ebu Bekr Razi gibi Dehrîyundan bir Aleviyiz. Yani Melâmet Ehliyiz. Siyasette, kesin olarak, laik düşünceden yanayız... 

Laikliğimiz, Millî Şefin laiklik anlayışı değil, Çağdaş Batı Dünya’sı anlayışıdır. (Yani biz laik’iz, parecletiste değil...) 

Bizim laikliğimiz özetle şöyledir: 

1 — Lozan Ahitnamesi ile İsevî’lere Musevî’lere tanınan bütün hakların Sünnî ya da Alevî bütün Muhammedi’lere tanınması, 

2 — (...) ibadetlerin, ayinlerin yasaların teminatına bağlanması.. Nakşî-i Halidî’ler Hatm-i Hacekân, Aleviler Cem... ayinlerini devlet himayesinde yapabilmelidirler. 

3 — Miktarı onbeş milyonu bulan Alevî çocuklarına devlet mekteplerinde din dersleri adı altına Hanefi İlmihali okutulmaktadır. Buna kesin olarak son verilmesi gerekir. Devlet okullarında ya din dersi okutulmaz, veya okutulacaksa, bunun objektif olarak hem Sünnî hem de Alevî İlm- i Hal’ini öğretici doğrultuda olması gerekir. 

İmanda Maturidi’yi, amelde Hanefî’yi esas alan Diyanet İşleri Reisliği kesin olarak bir Devlet Orğanı olmaktan çıkarılmalıdır. 

Diyanet İşleri Reisliği ödeneği Gayr-i Müslim’lerden Alevî’lerden alınan vergilerden ödenmektedir. Diyanetişleri, Gayr-i müslimlerin, Alevîlerin inançlarına saldırması, onlardan haraç alması vatandaşlık görüşü ile bağdaşmaz. Bu kuruluş, kanunen değilse bile, fiilen mevcut olan İlim Yayma, Cami Yaptırma şeklindeki Sünnî cemaat teşkilâtı emrine verilmeli, T.B.M.M. de İslâm Cemaat teşkilatınm organik yasalarını tedvin etmelidir. (...)” [ibid, 4-5]

8 Nisan 2026 Çarşamba

İsmail Engin : Mahir Kaynak'ın da katkı yaptığı bir dergi : Yeni Yol’da Yeni Dünya’da Birlik [1971]

[İsmail Engin] “Türkiye’nin Bağımsızlığı ve Emekçinin Özgürlüğü İçin Savaşır” mottosuyla Abidin Nesimi’nin çıkardığı; İstanbul merkezli “Onbeş Günlük Geniş Cepheci Sosyalist Dergi”dir.

1 Şubat 1971’de 200 kuruş fiyatla yayınlanan 32 sayfalık 1. sayısının kapağında “Türkiye’nin Bağımsızlığı için Geniş Cephede ilk Adım” yazmaktadır.

Derginin künyesinde “Sahibi ve Sorumlu Yönetmeni” M. Z. A. Fatinoğlu kaydına rastlanılmaktadır.

İlk sayıda “Yeni Yol’da - Yeni Dünya’da Birlik Neden Çıkıyor”, Mehmet Ergün Sarı imzalı “Genel Olarak Gençlik ve Gençlik Eylemleri”, “Okurlarımızdan Özür Dileriz” başlıklı yazılar bulunmaktadır.

İmzasız yayınlanan “Yeni Yol’da - Yeni Dünya’da Birlik Neden Çıkıyor” başlıklı yazıda, “Derginin Temel İlkeleri”, “Yeni Yol’da – Yeni Dünya’da Birlik (Yayına Başlarken”, “Ekonomik Bünye Krizi”, “Politik Konjonktür Krizi”, “Şekilsiz Birlik Dergisinden Yeni Yol’da – Yeni Dünya’da Birlik Dergisine”, “Yeni Yol – Yeni Dünya Dergileri ve Türkiye’de Sosyalist Akımlar”, “Yeni Yol – Yeni Dünya”, “Yeni Yol’da – Yeni Dünya’da Birlik”, “Türkiye’de Sosyalist Gruplar Skalalarında Birlik”, “Marksolog Değil, Marksist Olmak”, “Sosyalizmi Tanımlamak”, “Sosyalizmi Gerçekleştirmek”, “Türkiye’de Sosyalist Grupların Tutumu”, “Niçin ve Nasıl Bir Geniş Cephe?”, “Grup – Parti – Cephe”, Türkiye’de Sosyalist Çaba”, “Geniş Cephe Niteliği” konularında bilgiler verilmektedir.

7 Nisan 2026 Salı

İsmail Engin : Ezilenler

[İsmail Engin] İlk sayısı “On Beş Günde Bir Çıkar Toplumcu Gazete” mottosuyla 25 Aralık 1968’de yayınlandı. 

Üzerindeki “Fiatı” 25 kuruştur. 2 sayfa, tek yapraktan ibarettir. 

“Sahibi ve Sorumlu Müdürü” Kemal Burkay; “Yönetim Yeri” Tunceli’dir. Ordu’da dizilmiş ve basılmıştır.

“Tunceli Köylüsü Toprak Reformu istiyor“ manşetiyle çıkmıştır. Devamında; “Ülkemizin ve köylümüzün kalkınması için toprak reformu şarttır. Hiç bir ülke, toprak reformu yapmadan ileri ülke olamamıştır” alt başlığı vardır. Haberde, köylülerin Başbakan ve TBMM Başkanlığı ile ilgililere sundukları dilekçelerden örnekler verilmektedir:

"Tunceli Mazgirt İlçesi Hasorik Köyü halkındanız. Gerek kendi adımıza, gerekse topraksız ve yoksulluk içinde yüzen bütün Hasorik köylüleri ve bizim durumumuzda olan bu ülkenin binlerce, yüz binlerce topraksızı, yarıcısı adına (...)"

toprak verilmesi talep edilmektedir.

"Keban’da Dönen Dolaplar" başlıklı haber ilk sayfanın diğer haberidir.

28 Mart 2026 Cumartesi

İsmail Engin : Cem Spor Kuruldu, Cem Evi Bülteni [1996] - Baselland ve Çevresi Alevi Bektaşi Cem Evi Yayını


[İsmail Engin] Ve “Cem Spor Kuruldu” : “Cem Evi Bülteni” [1996] - “Baselland ve Çevresi Alevi Bektaşi Cem Evi Yayını”

“Basel ve Çevresi Alevi Bektaşi Tanıtma Kültür Evi Yayını” olarak yayın hayatına 1994’te başlayan “Kültür Evi Bülteni”nin 2. sayısı Ekim 1994’te çıkıyordu.

Bültenin 3. sayısı “Baselland ve Çevresi Alevi Bektaşi Cem Evi”nin yayını şeklinde “Cem Evi Bülteni” adıyla Ağustos 1996’da okurun ilgisine sunuluyordu.

Kapağında Hz. Ali’nin imgesel grafiği bulunuyordu.

Sahibi, Yönetim Kurulu adına Kemal Özbey’di. Yazı Kurulu’nda Erdal Demir, Cafer Koç, Hatip Erdem, Burcu Kalman, Ali Ekber Ölmez, Mürsel Ece ve Hüseyin Şahin isimlerine rastlanıyordu. “Cem Post Dedeleri” künyeye eklenmişti: Zeynal Arıca, Rıza Özçakmak.

A4 ebatındaki 12 sayfadan ibaret Bülten’e “İçindekiler” de kaydedilmişti: “Kapak”, “Önsöz”, “Cem Evimizden Size”, “Post Dedelerinin dilinden”, “Muhabbet Sofrası”, “Bizim Penceremizden”, “Bacıların Köşesi”, “Gençlerin Dilinden”, “Güncel Olaylar”, “Şiir Köşesi”, “Bektaşi Fıkraları”, “12 İmamlar”.

Bülten’in iç kapağında “Cem Evimizde vereceğimiz Kültürel faliyetlert ve Kurslarımız” ile “Cem Spor Kuruldu” başlıklı haberler dikkat çekiyordu.

“Cem Evimizden Sizlere” başlıklı yazıda, Bültenin yeniden çıkarıldığı ve aylık bir derginin yayın hayatına girmesinin tasarlandığı ifade ediliyordu.

İsmail Engin : Kültür Evi Bülteni [1994] - Basel ve Çevresi Alevi Bektaşi Tanıtma Kültür Evi Yayını

[İsmail Engin] 1994, İsviçre’de Alevi örgütlenmesinin görünür olduğu bir yıl. Kültür evleri kapsamında Aleviler kamusal alanla buluşmaya başlamışlar..

“Basel ve Çevresi Alevi Bektaşi Tanıtma Kültür Evi” bu bağlamda bir odak haline gelmiş. Nihayetinde 1 Ağustos 1994’te “Kültür Evi Bülteni”ni çıkarmışlar. 

İlk Bülten, 4 sayfalık A4 ebatında “Parasız” dağıtımdadır. 

Kapağında teslim taşı içinde 12 yıldız ve “Alevi Bektaşi Tanıtma Kültür Evi” yazısı, ortasında sembolleştirilmiş Hacı Bektaş Veli resmi ile dikkat çekmektedir. Hemen altında “Ulu Pir Hünkar Bektaşi Veliyi 700.Üncü Yılında Saygıyla Anıyoruz...” yazısı bulunmaktadır. 

Bültendeki tüm yazılar, bireysel imzasızdır; kurum adınadır.

“Kültür Evimizde...” başlıklı yazıda şu hususlar vurgulanmaktadır:

“Kültür evimizin değerli üyeleri, aziz canları. Açılışımızın altıncı ayını geride bırakırken, Alevi Bektaşi tanıtma kültür evimiz, inanç, özgürlük ve demokrasi taleplerinin öncülüğünü İsviçrede ve avrupanın diğer ülkelerinde üzerine düşen görevi başarıyla sürdürmektedir.

26 Mart 2026 Perşembe

İsmail Engin : İkrar - Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Yayın Organı - II

[İsmail Engin] “Fransa Aleviler Birliği Federasyonu” adına “Fransa Aleviler Meclisi” tarafından yapılan 2 sayfalık 17 mayıs 1998 günlü “Basın Açıklaması”, 16 mayıs 1998’de Selestat kentinde toplanan adı geçen oluşumun aldığı 5 maddelik kararlarını içeriyordu.

Buna göre, Fransa’da faaliyet gösteren 13 derneğin yönetim, denetim ve disiplin kurullarından ibaret 120 kişinin katıldığı toplantıyı, ilgili federasyon başkanı Servet Demir açmış; toplantının ilerleyen süresinde Prof. Fuat Bozkurt, Esat Korkmaz ve Kasım Yeşilgül “Aleviliğin Kimi Sorunları” hakkında konuşmalar yapmıştı.

“Fransa Aleviler Meclisi” adına “oy çokluğu”yla alınan ilk karar şu şekildeydi: 

“(...) gençlik, kadın, kültür ve sanat kollarının tüm derneklerden seçilen temsilcilerle oluşturulması,

İbadet, yol ve ocaklarımızın devamı için dedeler kurulunun, dedeler kuruluna bağlı olarak cenaze vakfının oluşması (...)

Fransa alevilerinin çıkaracağı yayın organının ismini[n] «İkrar» olması”...

25 Mart 2026 Çarşamba

İsmail Engin : İkrar - Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Yayın Organı

[İsmail Engin] Fransa Anadolu Alevi Birlikleri Komitesi’nin düzenlediği “Fransa 1. Anadolu Alevi Kültür Şenlikleri”; 6 Aralık 1995’te Strasbourg’ta, 23 Aralık 1995’te Lyon’da, 6 Ocak 1996’da Narbonne ve 13/14 Ocak 1996’da Paris’te yapıldı. Şenliklere daveti içeren A5 ebatındaki el ilanında:

“Kültürümüzü yaşatmak ve özgürleştirmek için, içinde olduğumuz her alana renkli bir mozaik taşı olmak için, Fransa’da eşit hak ve özgürlükler için, hepinizi bu etkinliklere aktif katılmaya çağırıyoruz.”

deniyordu.

İki yıl sonra, 24 Ocak 1998 tarihinde Strasbourg’ta yapılan bir kongreyi; 14 Şubat 1998 günlü Milliyet, 14 Şubat 1998 günlü Sabah, 16 Şubat 1998 günlü Hürriyet gazeteleri 14 derneğin bir araya gelmesiyle “Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu”nun kurulduğu içeriğiyle haberleştiriyordu.

Söz konusu kongreye Türkiye, Almanya ile dışındaki değişik Alevi kuruluşlarından Ali Kılıç’ın, Murtaza Demir’in Attila Erden’in, Hollanda’dan Alevi kurumları temsilcilerinin yanı sıra Irène Mélikoff ve Kasım Yeşilgül’ün de katıldığı vurgulanıyordu.

“Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu”nun ilk başkanı Servet Demir olmuştu.

Ardından 12 sayfadan ibaret “Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Yayın Organı İkrar”, "Benim Kabem İnsandır" mottosu ve “Bülten” şeklinde A3 ebatında, gazete formatında “Ağustos 1998’de yayınlandı. Adı geçen Bülten’in “Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu” adına sahibi Servet Demir’di. Yayın Kurulu’nda; C. Suat Coşkun, Hasan Hüseyin Yılmaz, Mustafa Tuncel, Erdal Altun, Ali Rıza Erbay bulunuyordu.

Bülten, ilk sayfasında “Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Kuruluş Açıklaması: ‘Alevilik evrensel bir değerdir’” başlığıyla okurla buluşturulmuştu.

23 Mart 2026 Pazartesi

İsmail Engin : Akademi Hâlleri

[İsmail Engin] Yeni olan pek bir şey yok!

Akademi keskin kutuplaşmalardan nasibini alıyor.

"Gelenek" adı altında birbirine benzetilmiş halk oyunları ekipleri gibi, tek tip düşünce kümeleri oluşuyor.

Herkes kendi mahallesinde "ilmî toplantılar" düzenliyor; aynı fikirler dönüp dolaşıp yeniden üretiliyor.

Taraftarları eşliğinde dijital ansiklopediler büyük bir iştahla hazırlanıyor:

Uzun, detaylı maddeler yazılıyor. Bazı başlıklar iki satırı buluyor [insaf gerçekten]. Ve oysa dijital dünyada bir içeriğe ayrılan süre 30 saniyeyi bile geçmiyor.

Yayınlar yapılıyor:

Ortaya çıkan metinler çoğu zaman kütüphanenin tozlu raflarında sessizce kalıyor. Dili ağır, üslûbu kapalı, derdi muğlak… sanki "yayımlandı" demek yeterliymiş gibi.

Tartışmalar sık sık bir güç gösterisine dönüşüyor:

"Benim görüşüm seninkini bastırır" tonunda konuşmalar… referanslar havada uçuşuyor: Foucault şöyle demiş, Gramsci böyle demiş… [tamam onlar öyle demiş de peki ya sen ne diyorsun?]

Eskiler hızla reddediliyor, yerlerine yenisi konulamıyor. Oysa, sadece eleştirmek yetmiyor; yerine yeni bir yöntem, yeni bir yaklaşım inşa etmek gerekiyor.

Bunun için köklü bir zihniyet değişimi şart. Bu da ideolojik kalıplarla mümkün görünmüyor.

İsmail Engin : Mr. Arbitrium'un seçimi..

[İsmail Engin] "Mr. Arbitrium", destekliyor mu yoksa itiyor mu? 

"Seçim"?

Emanuele Giannelli tarafından San Lorenzo Bazilikası'nı tüm kasları gerilmiş halde desteklemek veya cesurca itmek için tasarlanan 5,60 m. boyundaki "Mr. Arbitrium", sanatçının kendisine ve dolayısıyla bize dinin karşı karşıya olduğu ikilemi çözmek için doğru zaman olup olmadığı sorusunu sorarken, kararsızlığını somutlaştırıyor:

Giannelli, dünyanın nasıl olmasını istediğimiz konusunda harekete geçme zamanını mı işaret ediyor?

Veya kayıtsız kalmamızı mı?

Vicdanımıza ve yeteneklerimize göre mi hareket etmeliyiz?

Yoksa beklemeli miyiz?

"Mr. Arbitrium"da, karar eşiğindeki ana karakter, kolektif olarak insanlıktır...

Ve "Mr. Arbitrium", Bazilika'yı itiyor mu yoksa destekliyor mu? 

İleriye doğru hareket eden yenilik tutkusu mu? 

Engelleyen, köstek olan gelenek mi? 

Belki de sanatçı; gelenek ve tarihi hakkında farkındalığa sahip olmamız gerektiğini ifade ediyor?

Yahut geleceğe gelenekle / dinle karşı koyuşu? 

17 Mart 2026 Salı

İsmail Engin : Tarihçinin Popülerliğe Uzanan Yolculuğunda İlber Ortaylı [Video]


İsmail Engin : Tarihçinin Popülerliğe Uzanan Yolculuğunda İlber Ortaylı, 2'57'' [17 Mart 2026]

Onu basit bir polemik figürü gibi görmek zor. Farklı coğrafyaların kaynaklarını doğrudan inceleyebilen tarihçi olarak akademik ağırlığı inkâr edilemiyor. Muhalif çevreleri de az değil : Sol çevreler, etno - dinciler | micro - milliyetçiler [aşiretçiler], Kürd milliyetçileri, Arap Alevileri, gayri resmî tarihin - ideolojinin resmî tarihçileri - ideologları, kimi İslamcılar – tarikatçılar, sert eleştiriler yöneltiyor. Atatürkçü ve Türkçü çevrelerle bazı muhafazakâr milliyetçi gruplar arasındaysa sahipleniliyor. Fakat, Ortaylı’nın düşünsel konumu, bu kalıplara da kolayca sığmıyor; Atatürkçülüğü net bir ideolojik çerçeveye oturtulamıyor:

5 Mart 2026 Perşembe

İsmail Engin : Augsburg Yeniçeri Bandosu

[İsmail Engin] 19. yüzyılın sonlarında, askeri bandolar ve koroların örneğini takip ederek, postane sektöründe bandolar kuruldu.

Bu bandolar üniforma giydi, tüzükler benimsedi ve bazı durumlarda askeri isimler - "Yeniçeriler" - bile kullandı.

Postane bandoları, halka açık konserler verdi ve bazen ücret bile aldı. Ancak bu durum, "iyi maaş alan memurları" ciddi bir rekabet olarak gören profesyonel müzisyenlerin sık sık öfkesini çekti.

Ağustos 1905'te "Augsburg Postane Bandosu", "Yeniçeriler"le işbaşındaydı.

O "Yeniçeri Bandosu", 1910'da Augsburg'ta şehir parkındaki ormancı kulübesinin önünde konumlanmış, toplu fotoğraf çektiriyordu.

Ve bunu bir süre sonra "Waffenbrüderschaft" zamanı izliyordu...

1. Cihan Harbi esnasında Alman-Türk "silah arkadaşlığı" kurulmuştu.

1913'ten itibaren Mareşal Otto Liman von Sanders komutasındaki bir Alman askeri misyonu Osmanlı ordusunu yeniden yapılandırmakla görevlendirilmiş; 1914'te "Waffenbrüderschaft" gerçekleşmişti.

Tanınmış "Alamancı" Enver Paşaydı..

Ortak cepheleri, Alman askeri misyonlarını içeriyordu ve her iki imparatorluğun da çöküşüyle ​​sona erdi...

Albert Berger yönetimindeki "Augsburg Yeniçeri Bandosu" 30.06.1918'da "yardım konseri" veriyordu... | @ismailenginhd [04.3.2026]

27 Şubat 2026 Cuma

İsmail Engin : Sılada Almancı

[İsmail Engin] "Sılada Almancı, burada yabancı | şehir bizim değil, köy bizim değil | gayri yerim yoktur, gidin der hancı" dizeleri, göç hikâyesinin en yalın, en sarsıcı özetlerinden biri. ne tam burada ne tam orada olabilmenin, iki kültür - ülke arasında sıkışmış kimliğin, bavulla oradan buraya taşınan hayatların anlatısı.

Metin Türköz'ün "Almanya Destanı" ile kayda geçen gurbet hafızası; 1982'de Cem Karaca'nın "Alamanya Berbadı"nda isyana, 1986'da Akbaba İkilisi'nin "Sılada Almancı" yorumunda hüzünlü bir kabullenişe dönüştü: işçi yurtlarından fabrika bantlarına, tren garlarından köy kahvelerine uzanan o parçalı - bulanık aidiyetin sesi oldu.
İlk kuşak için Almanya "ekmek kapısı"ydı; ama gönül "sıla"daydı. Ne var ki, sıla da değişmişti. Dönüldüğünde "Almancı", kalındığında "yabancı" olunuyordu.
Bu ikili yabancılık hâli, zamanla müziğin sınırlarını aşıp Türkçeden Almancaya edebiyata taşındı.
İkinci ve üçüncü nesil göçmenler, ailelerini - kendilerini, göçmenlerin hayatlarını, zorluklarını anlatmaya başladılar.
"Nettetal"li Dinçer Güçyeter [dint͡ʃɐ gʏt͡ʃeːtɐ] "Unser Deutschlandmärchen"le (2022) yazarlıkta ustalaştı; "Viyana"lı Kemal Kulaksız [Kemoi Kulåksiz] "Der Deutschländer" (2025) ile başarılı bir çıkış yaptı. | @ismailenginhd [26.02.2026]

24 Şubat 2026 Salı

İsmail Engin : Dün Dündür, Bugün Bugündür

[İsmail Engin] Dün dündür, bugün bugündür anlayışı siyaset literatüründe pragmatizmin ifadesi şeklinde kullanılıyor. 

Ancak : 

İnanç ve kimlik bağlamında bu yaklaşım, kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğuruyor. 

Programında İslam'ı Sünni yorumun dışında ele alan bir perspektif sunuluyor; kurum temsilcileri farklı zamanlarda "milenyum dini", "Müslüman değiliz" gibi kavramlarla - betimlemelerle dinî anlayışın değiştiğini ima ediyor. 

O halde :

Söylem ve uygulamalar bir bütünün parçası mı, yoksa birbirinden kopuk bireysel beyanlar mı? 

Temsil edilen kurumun DİK üyeliği gibi resmî statüsü varken, kamuoyuna yansıyan "Müslüman değiliz" söylemleri ile kurum programındaki İslamî referanslı yorumlar arasında nasıl bir tutarlılık kurulabilir? 

Geçmiş beyanların kısa süre içinde inkâr edilmesi, "öyle dememiştim" savunmaları, güven sorununun bizatihi kendisi değil mi? 

İnanç ve kimlik betimlemeleri - vurgulamaları, günübirlik siyasi reflekslerle yönetilebilecek başlıklar mı?

37 yılda inancın içeriği - teolojisi -, kimliğin vurgusu, aynı kişiler tarafından birbirine tam zıt bir şekilde değiştirilebilir mi? Bu mümkün mü?

"İnanç Kurulu" mu? Onun konusu değil! | @ismailenginhd [24.02.2026]

20 Şubat 2026 Cuma

İsmail Engin : 49 Sayfada Bir Kez Anılmak, Hiç Konuşulmamak - Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu'nda Aleviler

[İsmail Engin] 18 Şubat 2026 tarihli "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu", ekleri hariç 49, ekleriyle birlikte 107 sayfa.

Başlığındaki iddia büyük:

Millî dayanışma, kardeşlik ve demokrasi!

Metnin satır aralarına bakıldığındaysa, bu iddialı çerçevenin Türkiye'nin inançsal ve kültürel çoğulluğunu ne ölçüde kapsadığı ciddi bir soru işareti olarak karşımıza çıkıyor.

Raporda "Alevi" sözcüğü, ekler hariç bölümde yalnızca bir kez geçiyor. O da "Türk-Kürt Kardeşliğinin Tarihi Kökleri ve Kardeşlik Hukuku" başlığı altında, 28. sayfada:

"Bu coğrafyanın Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni ve diğer tüm kesimleri, on yıllar boyunca süregelen acıların ve çatışmaların tekrarına rıza göstermemektedir."

Bu ifade, Alevileri bir özne olarak değil; Türk, Kürt, Arap gibi etnik kimliklerle aynı düzlemde, fakat inanç kimliği olarak anmakla birlikte, Alevilerin tarihsel deneyimlerine, taleplerine, hak arayışlarına ya da kamusal alandaki yapısal sorunlarına dair tek değerlendirme içermiyor.

49 sayfalık ana metinde Alevilik, bir toplumsal-siyasal başlık olarak ele alınmıyor.

Ekler bölümünde de durum farklı değil.

18 Şubat 2026 Çarşamba

İsmail Engin : Mektup


[İsmail Engin] Biz, buradayız. gelen gider. giden tekrar gelir ve gider.. Oysa ve bazan burasını bilmeyen - tanımayan onlara rağmen, sorunlarla biz uğraşır, onlar için çözümler üretiriz..

1983 - 1985 tarihleri arasında Berlin'deki Türk öğretmenler, Türkiye'den gelen veliler için A4 ebatında herbiri 8 sayfa "Mektup" adlı 8 sayıdan ibaret son derece önemli bilgilendirme broşürü - mektup formatında - hazırlamışlar.
Karikatür ve fotoğraflarla desteklenen "Mektup"ta okul hukuku ve sistemi, eğitim - öğretim sorunları, Alman halk kültürü - gelenekleri ve görenekleri -, Türk halk kültürü, okul hayatı, geri dönen çocukların okula kaydolması... üzerine Türkçe bilgiler verilmiş.. [ibid, 36 - 57]
Bunlar arasında oturma hakkı, karne günü, Almanlar noeli nasıl kutluyor, karnaval - faşing ne demektir... gibi konular da var..
Bu bilgileri Hartwig Berger'in 1989'da yayınlanan "Wer tanzt nach wessen Pfeife? Zusammenarbeit mit ausländischen Eltern" adlı 89 sayfalık eserinden öğreniyoruz.
Kitap; Ünal Akpınar, Halime Bayam, Nurhayat Kopar, Sigrid Masuch, Ahmet Öztürk, Meryem Sevinç, Hamza Ünal, Ulrike Zimmermann'ın katkısıyla hazırlanmış. Beltz Verlag basmış.
Mete Aksu arşivi' nden çıkan adı geçen yayın sayesinde "Mektup"tan haberdar olduk. şimdi sıra "Mektup"a ve sayılarına ulaşmakta... | @ismailenginhd [17.02.2026]

17 Şubat 2026 Salı

İsmail Engin : Bana, Sana, Ona..

“Bugün bana ise, yarın sana.” [Atasözü]

[İsmail Engin] Belki de kapı kapı dolaşan bir misafir yazgı.
Dün banaydı rüzgârın sertliği; bugün senin alnına vuruyor, saçlarını dağıtıyor; yarınsa onun penceresini çarpacak, bacasından ses verip girecek içeriye aynı uğultu.
Bana, sana, ona…
Sırayla konan bir kuş, baykuş gibi omzumuza.
Sesleniyor durmadan : bana, sana, ona...
Veya :
Dün omzuma çöken ağır gölge; kalktı yerinden usulca, dinleniyor bugün kapında; yarın, evet yarın uzun bir akşamı bekleyerek, ay ışığında onun eşiğinde giderek büyüyecek..
Belki yazgıyı kardeşçe bölüşmek bu demek:
Ne sızıyı tek başına taşımak, ne sevinci gizlemek heybimizde..
Dün sen yuttun, bugün ben yuttum sözümü; yarın o haykırdığında, birlikte omuzlayacağız aynı sessizliği : İçimizde beraber böyle büyüttük onulmaz kırığı, onun da yardımıyla.
Bana, sana, ona… dün, bugün, yarın..
Dün banaydı, bugün sana, yarın ona...
Geçmiş, bugün, gelecek bütünleşecek inkâr ederek birbirini : sırayla.. | @ismailenginhd [17.02.2026]

16 Şubat 2026 Pazartesi

İsmail Engin : Alevilerin Diplomasisi, AB Süreci ve Lozan [Video]

İsmail Engin : Alevilerin Diplomasisi, AB Süreci ve Lozan, 2'59'' [14 Şubat 2026]


"AB İlerleme Raporları’nda Alevilerle ilgili başlıklar; cemevlerinin hukuki statüsü, zorunlu din dersleri, kimliklerde din hanesi, AİHM kararlarının uygulanması ile din ve ifade özgürlüğü alanlarında yoğunlaştı. Uluslararası çerçevenin de etkisiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Lakin Alevilerin bir kısmı bundan da hoşnut değil. Son yıllarda Avrupa’daki Alevi kurumlarının ve Türkiye’deki örgütlerin AB raporlarına ilgisinin azaldığı görülüyor." :

İsmail Engin : Almancılar - İki Vatan Arasında Bir Sahne: Emine Sevgi Özdamar'ın Karagöz in Alamania'sı ve Göçün Tiyatrosu [Video]

İsmail Engin : Almancılar - İki Vatan Arasında Bir Sahne: Emine Sevgi Özdamar'ın Karagöz in Alamania'sı ve Göçün Tiyatrosu, 2'52'' [12 Şubat 2026]


1986 yılında Schauspiel Frankfurt’ta sahnelenen “Karagöz in Alamania”, yalnızca bir tiyatro oyunu değil; Almanya’daki göç deneyiminin sahnedeki poetik ve politik karşılığı olarak dikkat çekiyor. Oyun, yüzeyde bir yol hikâyesi gibi görünse de, derininde kimlik, aidiyet ve dil üzerine sert bir toplumsal eleştiri barındırıyor. Özdamar, burada yalnızca bireysel bir hikâye anlatmıyor; sistemin göçmeni nasıl tanımladığına, ölçtüğüne ve sınıflandırdığına da ayna tutuyor. Oyunda göçmen, sürekli kapı eşiğinde bekleyen bir unsur olurken; bu eşik hâli, dilde de kendini gösteriyor: Ne tam ana dil, ne tam ev sahibi ülkenin dili. "Karagöz in Alamania”, 1980’lerin göç tartışmalarını aşan bir güncelliğe sahip. Avrupa’da kimlik, entegrasyon ve çokkültürlülük meselelerinin yeniden hararetlendiği bir dönemde, Özdamar’ın metni hâlâ sorular sormaktadır: Bir kapıdan girip çıkarken dil ve dile ne oluyor? Kimlik nasıl dönüşüyor? İki vatan arasında insan nerede duruyor?" :