Bu Blogda Ara

12 Mayıs 2026 Salı

İsmail Engin : Emek - İlk Alevi[lik] Dergisi [1962] – II

“Pîrim Hatâyîmi gördüm düşümde” “Ali’nin nışanı vardır başımda” ǀ Tiri Ebe

[İsmail Engin] “Sahibi ve yazı işleri Müdürü” Sefer Aytekin olan, adı sol üst köşede kırmızı rengle yazılmış, “Emek Basım Yayımevi”nde “Kültür Dergisi” mottosuyla ve “Şimdilik ayda bir çıkar” ibaresiyle basılan Ankara merkezli “Emek Dergisi”nin 6 sayfadan ibaret 2. sayısı, 30 Mayıs 1962’de çıktı. Derginin 3. sayfasında “Yakında 15 günlük sonra haftalık olacaktır” kaydına rastlanılmaktadır.

İkinci sayısının ilk sayfasında ikisi dördüncü sayfada da devam eden üç yazı vardır: Sefer Aytekin’in “Lâiklik : Evet” [ibid, 1, 4], imzasız “Nasıl Paryalaştık?” [ibid, 1, 4] ve Cafer Can’ın “Suçlu Kim?” [ibid, 1]

İkinci sayfada “ilk sayıdan devamla, imzasız “Kur’an’dan”, “İncil’den”, “Tevrat’tan” ve “Zebur’dan” örnekler sunulan “Dört Kitap – II” başlıklı yazının [ibid, 2] dışında; Avukat Cemal Özbey’in dirlik, birlik ve beraberliğe davet ettiği “Birlik” [ibid, 2] adlı kısa yazısı ile Âşık Hüseyin Çırakman’ın “Ayda İnsan” başlıklı şiiri [ibid, 2] bulunmaktadır.

Üçüncü sayfada ilk “Muaviye Hayranlarına Cevap – Muaviye Kimdir?” başlıklı ilk sayıda başlayan dizi yazının ikincisine [ibid, 2] yer verilmektedir. Sayfaya ayrıca Afyon Akçaşar Köyünden 1950’de Hakk’a yürüyen “Pîrim Hatâyîmi gördüm düşümde” “Ali’nin nışanı vardır başımda” diyen “Tiri Ebe”den “Neyin Kaldı” şiiri [ibid, 3] de eklenmiştir.

7 Mayıs 2026 Perşembe

İsmail Engin : Devlet ve Alevilik -

[İsmail Engin] Türkiye'de devlet, yaklaşık her on yılda bir Aleviler ve Alevilik konusundaki "kurumsal belleği"ni güncelleyen bir mekanizma işletiyor. 

Süreç, bazen açık biçimde, bazen de daha örtülü yöntemlerle; toplantılar, çalıştaylar, sempozyumlar ve çeşitli organizasyonlar aracılığıyla yürütülüyor. 

Söz konusu etkinliklerin finansal ve idari desteği çoğu zaman doğrudan devlet tarafından sağlanıyor; vakıf ya da dernek yapıları söz konusu olduğunda ise hem "denetim" hem de "yasaya uygunluk" çerçevesi devletin kontrolünde şekilleniyor.

Diğer bir ifadeyle, Alevi örgütlenmeleri ve etkinlikleri düzenli biçimde hukuki açıdan gözden geçiriliyor. 

Aslında bunun kökleri çok daha eskiye, Osmanlı dönemine kadar uzanıyor: 

Osmanlı'dan itibaren Alevi topluluklarına ilişkin bir denetim mekanizması ve kurumsallaşmış kayıt sistemi varlığını sürdürmüş durumda.

Örneğin, Osmanlı'da şecereleri denetleyen yapılar bulunuyor; bu şecerelerin onaylanmasıyla birlikte bazı imtiyazlar tanımlanıyor - tanınıyor ve geliştiriliyordu. 

Tekke ve zaviyelerin toprak kullanımı, vergilendirilmesi ve vergi muafiyetleri de bu çerçevede düzenleniyordu. 

6 Mayıs 2026 Çarşamba

İsmail Engin : Kakava [Video]


İsmail Engin : Kakava, 2'50'' [05.05.2026] 

https://youtube.com/shorts/k7kGTwYpCq0

Trakya’nın kadim geleneği Kakava, yalnızca bir eğlence değil; belleğin, kimliğin, birlikte yaşama kültürünün canlı bir ifadesi olarak her yıl yeniden hayat buluyor; kişisel hatıranın ötesinde, kuşaklar arası aktarılan kültürel mirasın izlerini taşıyor:

5 Mayıs 2026 Salı

İsmail Engin : Emek - İlk Alevi[lik] Dergisi [1962]

[İsmail Engin] Yaygın olarak düşünüldüğü üzere 1 Temmuz 1964'te yayın hayatına atılan “Karacahöyük” veya 1 Temmuz 1966'da yayınlanmaya başlanan ilk seri “Cem” dergisi, ilk Alevi[lik] dergisi değildir! 

İlk Alevi[lik] dergisi bugünkü bilgilerimize göre, “Emek Dergisi”dir.

Ankara merkezli “Emek Dergisi” – yahut “Emek Yeni Seri” – , “Kültür Dergisi” mottosuyla ve “Şimdilik ayda bir çıkar” ibaresiyle 30 Nisan 1962 tarihinde yayın hayatına başladı. 6 Ocak 1964'te yayın hayatı sona erdi. 

Adı sol üst köşede kırmızı rengle yazılmıştır ve toplam 12 sayıdır. Son sayısında dergi adının rengi kırmızıdan siyaha dönüşmüştür.

“Sahibi ve yazı işleri Müdürü”, Sefer Aytekin’dir. Hacıbektaşlı Sefer Aytekin, “Solcu” – TKP’li – olması nedeniyle değişik dönemlerde defaaten takibe uğramış, mahpus olmuştu.

6 sayfadan ibaret ilk sayısının manşetinde Sefer Aytekin tarafından kaleme alınan “Gerçek Mürşit” başlığı göze çarpmaktadır. Yazıda “Kur’an ‘Körlerle görenler, karanlıkla aydınlık, bilenlerle bilmeyenler bir değildir’ der” [ibid, 1] vurgusu yapılmakta; Hazreti Ali’ye atfen,