Bu Blogda Ara

27 Mayıs 2026 Çarşamba

İsmail Engin : Alevilerde Kurban Bayramı

[İsmail Engin] 1998'di… "Kurban Bayramı" vardı ve bayram kutlamaları yapılırdı. Yalnızca “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği”nde değil, Almanya dâhil birçok Alevi kurumunda da bu gelenek sürüyordu. 

Sonra tartışmalar başlatıldı. Aleviler ikiye ayrıldı: Kurban ve Bayramı vardır; yoktur diye.. Ardından da "asimilasyon[cu]" suçlamaları...

* * *

Oysa cemevlerinin yapımında ve giderlerinin karşılanmasında “kurban bağışları” ile “lokma” önemli bir yere sahipti. 

Bu tartışmaların kurban bağışlarını ne ölçüde azalttığını bilemiyorum; ancak bir gerçek var ki, bugün yaşanan finansal zorluklar önce belediyelere, ardından da devlete olan “bağımlılığı” artırdı.

* * *

1967’ydi… Türk Folklor Araştırmaları dergisinde yayımlanan bir makale dikkat çekiyordu. Naldöken Tahtacılarını bir dizi yazı ile konu edinen Rıza Yetişen, bu kez "Naldöken"de Kurban Bayramı"nı ele alıyordu.

* * *

Tahtacılarda Kurban Bayramı, "Büyük Bayram" olarak da adlandırılır. Arife günü kesilen kurban, Kurban Bayramı kurbanı yerine geçmez. Bu kurban, "musahipli" bir kişi tarafından bayramın birinci günü kesilmelidir.

* * *

"Vardır-yoktur" tartışmalarına saplanmadan; birbirini asimilasyonculukla suçlamadan, köprüleri atmadan; farklı "sürek"leri göz ardı etmeden düşünmek gerekir. 

Herkes kendi Aleviliğini, kendi süreğini merkeze koyuyor ve "Alevilik budur, en doğrusu budur" diyor.

Oysa tarihsel ve toplumsal gerçeklik bize şunu gösteriyor: 

Alevilik, farklı süreklerin - çoğulculuğun - birlikte var olduğu geniş bir inanç ve kültür dünyasıdır. O nedenle, tek uygulamayı mutlaklaştırmak yerine, farklı deneyim ve uygulamaları anlamak, kabul etmek önemlidir.

Bir örnek de budur  | @ismailenginhd [27.05.2026]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder