Bu Blogda Ara

13 Şubat 2026 Cuma

İsmail Engin : Aleviler - Diplomasi Tarihi

[İsmail Engin] Madem ki din ideoloji, ideoloji din haline geldi; o halde yazabilirim:

Alevilerde "diplomasi geleneği", 1990'ların sonunda Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ile Cem Vakfı tarafından ortaklaşa başlatıldı.
AB - Türkiye ilişkileri bağlamında Pir Sultan Abdal Dernekleri adına Ali Balkız, Cem Vakfı adına Doğan Bermek bunu üstlendi... Neticede AB İlerleme Raporlarında Aleviler söz edilir oldu.
Esasen, belli bir kesimin nefret ettiği, belli bir kesimin bağrına bastığı İzzettin Doğan bu işin üstadıydı... Onun yönlendirmeleri önem taşıdı. sonunda AİHM kararları yine onun girişimiyle oluştu. Ancak, Cemevi ile ilgili karara sahip çıkıp İzzettin Doğan'ı asimilasyoncu ilan eden kesim de var.
Sonra, yine AB ile ilişkileri yürütmesi için, AABK adına Avrupa'da - diasporada - Fransa ve Belçika'da bu işi üstlenen Kasım Yeşilgül'dü. AB İlerleme Raporunda tartışmalı "azınlık" nitelemesi bir kez eklendi, sonra kaldırıldı.
Ve yine esasen Irène Mélikoff önemli bir arabulucuydu...
Derken, Katoliklerle ilişkiler geliştirildi. Derviş Tur Dede ile yardımcısı Papa'yla Vatikan'da görüştü. Boy boy fotoğraflarıyla haberlere konu oldu.
Ara sonuç: AB İlerleme Raporlarında Alevilik ve Aleviler uzunca bir süredir var.
Aynı şekilde "The United States Commission on International Religious Freedom (USCIRF)" tarafından hazırlanan ve din özgürlüklerini içeren raporlarda [örneğin; "USCIRF | Annual Report" ve "Religious Freedom Conditions in Turkey"]da Aleviler ve Alevilik çok uzun bir dönemdir ele alınıyor. Bununla ilgili olarak Alevilere söz konusu yayınlarda atıf yapılıyor. Benim gibi; eminim ki, Alevi örgütleri değil ama Doğan Bermek de 2007'den beri bunu yakından izliyor.
2007'deki raporda, örneğin Aleviler için şu değerlendirmeler bulunuyor:

12 Şubat 2026 Perşembe

İsmail Engin : Alevilerde Hızır [Video]

İsmail Engin : Alevilerde Hızır, 1'35'' [12 Şubat 2025]


Ḫiżir – Ḫiżr ya da χiḍr yahut el-Hıdır veya el-Hadr; O ki: Trakya'da Izır, Dersim'de Xızır, genelde Hızır, her yerde hazır ve nazır... Herkesin ocağına uğrasın; darda kalanın carına yetişsin Hızır. Bozatlı Hızır yoldaşınız ve yardımcınız olsun.. Yolunuz düşerse Samandağ'a, ziyaret edin Hz. Hızır Türbesi'ni veyahut Makamı'nı orada.. “Azattır fenâdan geçen Âb-ı hayattan su içen Zulmetin kapısın açan Hızır-sıfat velî gerek Emir halîfe derilen Tâlibe erkân sürülen Bin bir sıfatta görünen Şah Hatâyi Alî gerek” : tam versiyonu için : İsmail Engin : Alevilikte ve Alevilerde Hızır , 10'34'' [12 Şubat 2025] https://youtu.be/t02rgzUMqJk

9 Şubat 2026 Pazartesi

İsmail Engin : Deyiş, nasıl fon müziği oldu?

[İsmail Engin] Türküyle başladı; barlarla devam etti. “Yapmayın - etmeyin, folklorik olur” dedik… Dinletemedik.

Düğünlerde sürdü yolculuğu.

Arada İslam içi–dışı tartışmalarının ortasında bulduk kendimizi: asimilasyon muydu, değil miydi?

Hatayi’ye “Şii şair”,hatta “Şialaştırmaya giden yolun şairi” diyenler çıktı.

Derneği bile Pir Sultan’ın deyişlerine sahip çıkmadı.

Kul Himmet “misyoner” ilan edildi.

Kaygusuz Abdal’dan cımbızladıkça cımbızladık; ne büyük bir marifet!

Bunların hepsi yaşandı.

“Örgüt” sustu - zira tasfiyeler için işine yaradı - ; “örgütçü” tartışmalarla coştu.

"Deyiş"ten vazgeçildi, folklorik bir türküye dönüştü; dinlerken kendimizden geçtik.

An gelir imam cami kapısında saz çalıp deyiş okursa, işte o zaman seyreyle.

Senin terk ettiğine onun talip olmaması için hiçbir neden yok. Bereket : Henüz bunu akıl eden de olmadı!

Düğmeyi yanlış ilikleyince, deyiş fon müziği de olur, ilahi de olur azizim...

Aklın başına şimdi mi geldi ? Atı alan Üsküdar'ı geçti... | @ismailenginhd [09.02.2026]

6 Şubat 2026 Cuma

İsmail Engin : Enternasyonalizm mi, Aşiretçilik mi? [Video]


İsmail Engin : Enternasyonalizm mi, Aşiretçilik mi?, 2'55'' [03.02.2026]


etno-din[i] temelli bir kimlik siyaseti ve iktidar formu... :

2 Şubat 2026 Pazartesi

İsmail Engin : Şah İsmail - Kimlik Tartışmalarının Öznesi [Video]

İsmail Engin : Şah İsmail - Kimlik Tartışmalarının Öznesi, 2'49'' [30.01.2026]


Son dönemde “Rojavayê” ve “Kobanê” adları yüksek sesle telaffuz edilmeye başlanınca, hele ki kimi Alevi çatı örgütleri de “Rojavayê” ve “Kobanê” (Ayn el-Arab) için harekete geçince, ve bazıları da sokağa çıkınca Türkiye’de tuhaf bir refleks devreye girdi: Tarih sahneye çağrıldı. Ve sahneye çağrılan ilk isim de Şah İsmail oldu. Soru tanıdık: Şah İsmail Kürd müydü, Türk müydü? Tartışma hızla iki cepheye ayrıldı. Bir taraf “Kürd'tü” dedi, diğer taraf “Türk”: