1986 yılında Schauspiel Frankfurt’ta sahnelenen “Karagöz in Alamania”, yalnızca bir tiyatro oyunu değil; Almanya’daki göç deneyiminin sahnedeki poetik ve politik karşılığı olarak dikkat çekiyor.
Oyun, yüzeyde bir yol hikâyesi gibi görünse de, derininde kimlik, aidiyet ve dil üzerine sert bir toplumsal eleştiri barındırıyor.
Özdamar, burada yalnızca bireysel bir hikâye anlatmıyor; sistemin göçmeni nasıl tanımladığına, ölçtüğüne ve sınıflandırdığına da ayna tutuyor.
Oyunda göçmen, sürekli kapı eşiğinde bekleyen bir unsur olurken; bu eşik hâli, dilde de kendini gösteriyor: Ne tam ana dil, ne tam ev sahibi ülkenin dili.
"Karagöz in Alamania”, 1980’lerin göç tartışmalarını aşan bir güncelliğe sahip. Avrupa’da kimlik, entegrasyon ve çokkültürlülük meselelerinin yeniden hararetlendiği bir dönemde, Özdamar’ın metni hâlâ sorular sormaktadır:
Bir kapıdan girip çıkarken dil ve dile ne oluyor? Kimlik nasıl dönüşüyor? İki vatan arasında insan nerede duruyor?" :
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder