Bu Blogda Ara

Ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2018 Cumartesi

Ne özlemle gelmişim ben de cihane - Tahtacılarda Mezar Kültürü - Narlıdere (2001)

© Foto: İsmail Engin, Narlıdere - İzmir, 2001
"Ne özlemle gelmişim ben de cihane
Ecel vade hepsi bahane
Nerde yaylamız tatlı obamız
Ne hüzündür şimdi yuvamız
Çare dedim hekim hemşire gözü
denedim
Ilık ılık can kalmadı dizlerim
Hatıram kalsın sizlere
şirin sözlerim
İzzet Çağatay
D.8.5.1976-Ö.12.6.1986
Ruhuna Fatiha"

25 Ocak 2018 Perşembe

Vakıf-ı esrar-ı din / Dede Zeynel Abidin - Tahtacılarda Mezar Kültürü - Narlıdere (2001)

© Foto: İsmail Engin, Narlıdere - İzmir, 2001
"Hu

Vakıf-ı esrar-ı din
Dede Zeynel Abidin

Mürşt-i ağâh idi
Arif-i billah idi

Ehl-i beyte can ile
Ahd-ü hem peyman ile

Bağlı sadık can idi
Aşık-ı canan idi

Ana zat-ı Mürtezâ
Olmuş idi mukteda

Huy ile tab-ı halim
Fikrile kalbi selim

Hake verdi cismini
Terk edüp “Bey” ismini

Bism-i şah ile bu can
Zatına oldu revan

1954
Feyzioğlu Abidin
Ruhuna Fatiha
10.10.1954"

9 Haziran 2016 Perşembe

Ön-Asya Etnografyası - Mezar Kültürü: Mehmet Ali Arıkan (1999)

Ön-Asya Etnografyası - Mezar Kültürü:
Mehmet Ali Arıkan (1945-1999)
© Foto: İsmail Engin;
Adatepe, Küçükkuyu, Ayvacık - Çanakkale (2015)
"Mehmet Ali Arıkan
D: 1945 Ö: 2.7.1999

Bu dünya fanidir.
Durmaz döner.
Her insan hayatı
birgün söner. Ben
merhum Mehmet Aliyi
hatırlarsan eğer
Ruhuna bir Fatiha
gönder. ANLADINMI"

Adatepe, Küçükkuyu, Ayvacık - Çanakkale (2015)

Koord: 26° 37' 12'' D, 39° 34' 13'' K

Adatepe: 1905'te 600 Rum nüfusu ve Kimisis tou Theotokou kilisesi vardı. [İsmail Engin - @kanalkultur]

13 Şubat 2016 Cumartesi

Ön-Asya Etnografyası - Mezar Kültürü: Abidin Kuşçu (1971)

Ön-Asya Etnografyası - Mezar Kültürü: Abidin Kuşçu (1892-1971)
© Foto: İsmail Engin; Tahtakuşlar, Altınoluk, Edremit - Balıkesir, 2015
Allah Baki

Ustalar gelsin tabutu çatsın
Terziler gelsin kefenimi biçsin
Göğsümde gök çimenler bitsin
Bitmeyince inanmaz gönlüm
Yüzüme indi kefen bezleri
Meskân oldu süzüldü elâ gözlerim
Çatılsın tabut kazılsın mezar
Kazılmayınca inanmaz gönlüm

Abidin Kuşçu
D-1892.Ö.20.12.1971 [İsmail Engin - @kanalkultur]

8 Ekim 2013 Salı

Ön-Asya Etnografyası - Mezar Kültürü: 'Rahmetli mağfur Mehmet Emin Ağa' (1785)

Ön-Asya Etnografyası - Mezar Kültürü:
"Rahmetli mağfur Mehmet Emin Ağa"
© Foto: İsmail Engin,
Edremit - Balıkesir, 2012
"Hüvel Baki

Olucak ferman hak ister icabet davete /
Emrine muti olan cümle ererler izzete /
Azmedip gitti beka mülküne bir mert şeyh /
El çekip fani cihandan erdi kurbi rahmete /
Sağlığında ruz şeb ikram ederdi aleme /
Hanesinde nice kimse el sunardı nimete //

Derğa-ı mualla kapucı başılarından
Kemer ve Edremit voyvodası iken
Haç-ı şerife arzusile hasret
Dar,ı feradan dar,ı bekaya rihlet eden
Elhaç Mustafa Ağa zade
Merhum ve Mağfur el muhtaç
Rahmetli mağfur
Mehmet Emin Ağa

Ruhuna Fatiha

Camii yaptırma tarihi: 1775-1776
Sene Gurre 1201 Rumi 1785 Miladi"

30 Eylül 2013 Pazartesi

Ön-Asya Etnografyası - Mezar Kültürü: 'Derviş Mustafa Kızı Şerife Esma Hanım'

Ön-Asya Etnografyası
- Mezar Kültürü:
Derviş Mustafa Kızı
Şerife Esma Hanım,
© Foto: İsmail Engin,
Edirne Osmanlı Dönemi
Mezar Taşları,
Edirne, 2012
Derviş Mustafa Kızı Şerife Esma Hanım
H. 1249 – M. 1833

El-Fâtiha
Ah nideyim bu fenâya kıldı beni hâk-sâr /
Gençliğime doymadan itdi yerim zîr-u mezâr /
Salınub, gezer iken bir zaman âlem gibi /
Şimdi nâzik vücudum hâk’e yeksân- rüzgâr //

Merhûme Şerife Esma Hanım binti
Derviş Mustafa
Sene 1249

Ah nedeyim bu fani dünyaya bıraktı beni toz toprak içine /
Gençliğime doymadan koydu beni mezar dibine /
Salınıp gezerken bir zamanlar herkes gibi /
Şimdi nazik bedenim rüzgâra savrulmuş yerle bir gibi //

Hakkın rahmetine kavuşan Derviş Mustafa kızı
Şerife Esme Hanım ruhuna fatiha M. 1833

28 Eylül 2013 Cumartesi

Ön-Asya Etnografyası - Mezar Kültürü: Yeniçeri Mezarları - Eskiden Dergah-ı Âli Kul Kethüdası Şimdi Edirne Yeniçeri Ağası Mustafa Ağa

 
Eskiden Dergah-ı Âli
Kul Kethüdası
Şimdi Edirne Yeniçeri Ağası
Mustafa Ağa
(H. 1203 - M. 1788/89)
© Foto: İsmail Engin,
Edirne Osmanlı Dönemi
Mezar Taşları,
Edirne, 2012
Huve'l hallâku'l-bâkî

Sabıka dergâh-ı Âlî kul kethüdası /
Olup hâliya mahrûse-i Edirne /
Yeniçerileri Ağası iken /
Vedâ-i âlem-i fâni iden /
Merhûm ve mağfûrun-leh /
Mustafa Aüa ruhiçün el-fâtiha /
Sene 1203 //

O' yaratan ve baki

Eskiden Dergâh-ı Âlî Kul Kethüdası /
şimdi Hakk'ın rahmetine kavuşan /
ve günahları bağışlanmış /
fani dünyaya veda eden /
Edirne Yeniçeri Ağası /
Mustafa Ağa ruhuna fatiha /
M. 1788/89 //

24 Eylül 2013 Salı

Ön-Asya Etnografyası - Mezar Kültürü: Mahmud kızı Emetullah (1712/13)

Ön-Asya Etnografyası
- Mezar Kültürü:
Mahmud kızı Emetullah
(H. 1124 - M. 1712/13),
© Foto: İsmail Engin,
Edirne Osmanlı Dönemi
Mezar Taşları, Edirne, 2012
[İsmail Engin] Mahmud kızı Emetullah H. 1124 - M. 1712/13

Bir civan-ı nazenin meskenidir bu mezar /
Eylemiş nazik tenin hâkiyle yeksân rûzigâr //

... kaddin bükülsün nâ-murâd itdin beni /
Ben murâda ermiş iken târumar ettin beni //

Unutma ölümü daim ana dur /
Bugün bana ise yarın sanadır //

Emetullah binti Mahmud ruhuna fatiha
Sene 1124

* * *

Genç ve nazenin bir kızın meskenidir bu mezar /
Nazik tenini yerle bir etmiş rüzgâr //

Boyun devrilsin senin, bıraktın muradsız beni /
Ben muradıma ermişken tarumar ettin beni //

Unutma ölümü sürekli hazırlıklı ol ona /
Bugün banaysa yarın sana //

Mahmud kızı Emetullah ruhuna fatiha
M. 1712/13

19 Eylül 2013 Perşembe

Ön-Asya Etnografyası - Mezar Kültürü: Vurdu Felek Sillesini - Tahtacılarda Mezar Kültürü - Bademler

© Foto: İsmail Engin,
Bademler, Urla - İzmir, 1999
[İsmail Engin] Ön-Asya Etnografyası - Tahtacılarda Mezar Kültürü -  "Vurdu Felek Sillesini', Bademler, Urla - İzmir

"Veda Dünya Veda Eşim
Kara Topraktır En Son Yerimiz
Bitti Dünyada Benim Her İşim
Üç Oğlumuz Vardı Bir de Kızımız
Böyle İmiş Alın Yazımız
Neydi Niyetimiz Neydi Sözümüz
Bundan Gerisini Gayri Sen Düşün
Derdime Dediler Beyin Tümörü
Rabbim Bu Kadar Vermiş Bana Ömrü
Ebedi Ayrılık Allahın Emri
Bir Anıttı Bu Mezar Taşım

Mehmet Eşi
Bahar Varol

Ruhuna Fatiha

D. 1927
Ö. 26.1.1988"

* * *

"Vurdu Felek Sillesini
Ne Olduğum Bilemedim
Ben Kendime Gelemedim
Aksi Döndü Benim Çarkım
Bir Çocuktan Yoktur Farkım
Ölmek Değil Benim Korkum
Ben Hanemde Kalamadım"

* * *

"Yaşamak!
İnsanlık, Kardeşlik,
Sevgi ve Dostuksa
Sen Otuzyediyıl
Dopdolu Yaşadın,
Güngör Ağa

R. Fatiha
D. 9.2.1951
Ö. 4.3.1988
Güngör Varol" [İsmail Engin]


© Foto: İsmail Engin, Bademler, Urla - İzmir, 1999

10 Eylül 2013 Salı

Ön-Asya Etnografyası - Mezar Kültürü: Ah Ölüm - Tahtacılarda Mezar Kültürü - Bademler

[İsmail Engin] "Ah Ölüm

Emanettir ruh bedende,
Tecelli etti ilk ademde
Ne gelende ne gidende
Ne ararsan hepsi sende
Arama kusurunu kimsenin
Noksanı kendinde ara
Sev gönlünce kurdu,
kuşu insanı.
Özünü hakka bağla

Ruhuna Fatiha

Yılancıklı
Hızır Eşi
Ayşe Yavaş
D. 1900 - Ö. 2.12.1985

* * *

"Uz idim toz oldum
Yaz idim güz oldum
Yandım Yandım köz oldum
En sonunda buz ettin felek
Ana, baba kardaş var
                     geride
Oyuncaklarım kaldı ötede beride
Mustafalar bile olsa
               ileride
Yine de göç yükümü
Tez ettin felek...
İbrahim Oğlu
Mustafa Çalışkan
Ruhu Şad Ola
1962 - 64"

* * *
"Dünya varmış
Mal servet
Varmış neyime
    Yıllarca
Doktor
       Gezdim
    Derman
Bulmadım
    Derdime
Bu zalim
Kanserden
Sığındım
Rabbime
Yarab
Zahmetin
Lütfeyle
Ölen din
Kardeşler
Güllü .M
Balyan
14.12.965"

* * *

"Babamıza
Beş evlâdı
Ve anaları

Kooperatifçi
Mustafa Baran

Ruhuna Fatiha
1898 - 1953
10 Kasım" [İsmail Engin]

9 Eylül 2013 Pazartesi

Akçaeniş Tahtacılarında Ölü Gömme Geleneği

[İsmail Engin] İnsan, belirli bir "kültür çevresi"nde dünyaya gelir, gelişir ve ölür. Bireyin kimliği, bu "kültür çevresi"nde oluşur. "Kültür çevresi", bu anlamda bireye kimlik kazandıran bir işlevi üstlenmiştir. Daha doğmadan, doğacak çocuğun adı çerçevesinde yapılan tartışmalar ve ad belirleme, onun kültürel kimliğinin şekillenmeye başlamasının birer göstergeleridir. Cinsiyet rollerinin nasıl olmasının gerektiği ve buna bağlı olarak hangi renkte elbiselerin giydirileceğinin tasarlanması, hep kültürel kimlikle ilgili işlemleri içermektedir. Bu anlamda birey, özgür değildir.

Bireyin belirli bir "kültür çevresi"nde, ait olduğu kültüre özgü davranış kalıplarını kazanması, bütün yaşamı boyunca süregelen bir süreçtir. Bu anlamda ünlü Fransız etnoloğu Arnold van Gennep (1909)'in "rites de Passage" olarak belirli dönemlere ayırıp sistemleştirdiği söz konusu süreç, bireyin yaşamındaki üç önemli dönemi kapsamaktadır: Doğum, evlenme ve ölüm. Her dönem, bir bölük âdet, tören ve dinî ile büyüsel işlemlerden oluşmaktadır [1]. Nasıl ki bireyin adını belirleme özgürlüğü, ait olduğu "kültür çevresi" içerisinde yoksa -kimi ender durumlarda birey yine kültürel olarak reşit kabul edildiği yaşta ya da bu yaştan sonra adını kültürce kabul edilen normlar çerçevesinde değiştirebilmektedir- geleneksel toplumlarda öldükten sonra bireyin nasıl gömüleceğine ilişkin özgür bir seçim hakkı da bulunmamaktadır. Kaldı ki, bireyin herhangi bir konuda yapabileceği seçim ile ilgili hakkı, yine "kültür çevresi" tarafından belirlenmektedir.

Yaşamın üç önemli döneminde bireyin kültürel seçiciliği ya da seçimi, genelde evlenmeyle ilgili dönem için söz konusu olabilmektedir. Ancak, bu dönemde bile seçim, bireyin kazandığı kültürel kalıplar yoluyladır. O halde, bireyin en fazla özgür olarak kendini hissedebileceği dönem, evlenme dönemi olmasına karşın, yine de kültür başat unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşamda bireyin kültürel seçiciliğinin hiç olmadığı bir dönem, doğum ile ilgili dönemdir. Burada, tamamen "kültür çevresi" işin içindedir. Özellikle geleneksel toplumlarda, bu döneme üçüncü geçiş dönemi olan ölüm ile ilgili dönem de eklenmektedir. Burada ele alınacak konu ölümle ilgili dönemden yalnızca ölü gömme geleneğinin ortaya konulmasıdır. "Kültür çevresi" olarak ise, genel anlamda Alevi bir topluluk olan "Tahtacılar"a özgü "kültür çevresi" seçilmiştir. Ancak, "Tahtacı kültür çevresi" oldukça geniş bir coğrafi alanı kapsadığından [2], söz konusu çevre daraltılarak Antalya Elmalı'nın Akçay Bucağına bağlı bir Tahtacı köyü olan Akçaeniş, ölü gömme geleneği açısından ele alınmıştır [3].