Bu Blogda Ara

26 Şubat 2024 Pazartesi

İsmail Engin : Öykü - Jesus

[İsmail Engin] Geçtiğimiz günlerde bir Facebook profiliyle karşılaşmıştım. Şimdilerde bulamıyorum. Niçin din değiştirdiğini anlatıyordu..

* * *

Dün telefonumu düşürdüm. 13 yıllık tuşlu cep telefonum kırıldı. Kızım halime bakıp epey üzüldü. "Baba benim eski android telefonumu vereyim, onunla idare et" dedi. Başka çarem yoktu. ancak, kullanmasını bilmiyorum.

* * *

Telefondan internete girdim ilk kez, farklı birşeymiş. Alışmam zor... Bit pazarından eski kırmızı telefonum gibi bir telefon arayacağım. onu her yerden renginden dolayı seçebiliyor, görüyor, klasik zil sesini duyabiliyordum.

* * *

Yolculuktayım, internete bakıyorum, kızımın öğrettiği gibi girebildim. Henüz WhatsApp kullanmıyorum. Telefon da edemiyorum. Zira android telefondan nasıl arayacağımı bilemiyorum. Bunları düşünür ve telefonu kurcalarken, durakta otobüse biri binmiş. Otobüs şoförünün cıyaklamasından anladım.

Birden otobüs değil, yolcular hareketlendi.

"Ne oluyor?" diye bakındım etrafa. Bir ses duydum, sanki: "ben Jesus'um", diyordu.

Otobüsün koridorunda ne göreyim, anadan üryan biri.

Şoför, "in" diyor, o, "Jesus'um"...

22 Şubat 2024 Perşembe

İsmail Engin : Dijital Dünya ve Dijitalizm [Video]

 

İsmail Engin : Dijital Dünya ve Dijitalizm, 16'59'' [22.02.2024]   
Bu konuşmada dijital dünya ve kuşaklar, yapay zeka, Humanoid - Robot zamanlar, dijitalizm ve Alevilik - Aleviler konu edinilmektedir.

19 Şubat 2024 Pazartesi

İsmail Engin : Gönüllü Asimilasyon

“Bozuldu yolcular yollarda kaldı

Âyin erkân gitti dillerde kaldı”

[Pir Sultan’ım]

[İsmail Engin] Baştan ifade edeyim, bu örnek olay için, "dini kimliğin muhtevasında 'gönüllü asimilasyon'” kavramını ben veriyorum.

Bugün sosyal medyada bir haberle karşılaştım. “Hakikaten olmuş mu” diye merak ettim:

* * *

2018 yılının Haziran ayında 20 yüzyıldaki bir Alevi yerleşim yeri olarak bilinen Erzurum – Şenkaya – Çamlıalan’da "semah dönülerek" cami temel atma töreninin yapıldığı, gazete haberlerinde vardı ve emekli bir imam cami temeli atma töreninde dua etmişti.

Gazete haberine göre; köy – mahalle muhtarı, “köylerinin uzun zamandan beri alevi köyü olduğunu” belirtmiş:

“Önceleri köyümüzde cem evi ve cem tutulurdu. Fakat zamanla bu cem evleri tamamen tahrip oldu. Yaşamını yitiren dedelerimizin ardından uzun bir süre ibadet yapamadık. Kendimizi boşlukta hissettik. Köylülerimizle bir karar alarak cem evi yerine buraya bir cami yapılmasına karar verdik. Cem evi olsa bile cami yapımı gene mutlak oldu. Biz cenazelerimiz vakit namazlarımız bayram namazlarımız ve daha birçok ibadetimizden yoksun kaldık. Onun için Şenkaya Belediyesine ve caminin yapımında emeği geçen herkese teşekkür ederim”

demiş.

Belediye Başkanı da cami temeli atma törenine katılmış; “Çamlıalan’ın bu eksikliğine kayıtsız kalamayacaklarını” ifade etmiş.

Gazete haberi, caminin 250 metrekare arsa üzerinde yapılacağını; gasılhanesi, abdesthanesi, imam evi ve cami kompleksini içereceğini ve köylülerin son derece memnun olduğunu kaydetmiş.

16 Şubat 2024 Cuma

İsmail Engin : Değinmeler

[İsmail Engin] Elinde asası değil, oklavası yahut merdanesi vardı. Cübbeli değil, üç etekliydi. Ak sakalı yoktu; sakalsızdı. Saçları dağınık değil, örülmüştü, uzundu, belikti, beline kadar... Gözleri kendinden sürmeliydi. Yardımseverdi; susuz kalmışlara su, aç olana aş verirdi. Hastaları sağaltırdı. Irgat gibi çalışır, çocuklara bakar, onları yetiştirirdi. Adı... Adı yok, kendi vardı; sonra kendine de sayılmadı... Boz atına atlayıp gitti..

* * *

Hızır Orucu açma "töreni"ndeyiz. Televizyoncu yayında, yönetmen "kamera" diyor. Herkes pürtelaş; özçekim derdinde. Teknik görevli, 13. hizmette; mikrofon kontrolünde. Bay başkanlar dizi dizi, inci tanesi gibi, protokolde. Ekabir gelince, el pençe.. Kadın, ya Semahçı ya mutfak görevlisi...

* * *

Hızır var mı?

İnsan inanan bir varlıktır [inanmadığını beyan eden de inanmadığına inanır]. Herkesin tahayyülünde bir Hızır[ı] var. Hızır'ın olduğuna ve inanana en fazla da vicdan getirdiğine inanırım. Vicdanı olan huzurludur yahut huzursuzdur.

* * *

Canlar da aynısını yaşıyor. Dernek seçimlerinde, fedaratif, konfederatif vb. biri kurumun yazılı - görüntülü medyasında, bağlı derneklerin sosyal medya sayfasında, gece gündüz [7 / 24], "yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır" babında örtük "propaganda çalışması" yapıyor, icraatlarını anlatıyor, aktarıyor.

Söylemlerinde, betimleme ve tanımlamalarında kurumun programına uyup uymadığını soran yok nasılsa..

Geziyor; dernek dernek, değirmenin suyu - arabanın benzini - nereden geliyor, diyen de yok; zira ve kuşkusuz "propaganda çalışmaları"nı kendi cebinden karşılıyor.

Bir de sosyal medyada konuşmayın böyle şeyleri diye "fetva" veriyor - her hâlde, kendisi dışında konuşan "dernek düşmanı", tek söz hakkı ona ait; çünkü, "güç" onda -. "sosyal medya" ona hak, başkasına yasak.

12 Şubat 2024 Pazartesi

İsmail Engin : Can ve Hızır

[İsmail Engin] Bazan sosyal medyada güzel sorularla ve değinmelerle karşılaşıyorum. Geçtiğimiz dönemde "Can" genelde erkek ismidir, mealinde bir paylaşım yapmıştım. Kimi itirazlar yükseldi ve kadınlarda da rastlanan isim olduğu ifade edildi. İstisnalar kaideyi bozmaz..

Sadece "Can" ismi verilmiş kadınların artması dileğiyle..

* * *

Bugün, Hızır'ın da erkek olarak tasvir edildiğine yönelik bir ibare dikkatimi çekti.

Hakikaten Hızır erkek tasvirli ve Hıdır erkek ismi.. Hızır, niçin kadın tasvirli değil? Oysa düşene uzanan ilk el, kadın eli.. [Lâkin,  "Hı[n]zır Paşa" erkektir ve burada erkeğin "kaypak" konumu da "Hınzır" olarak yerli yerine oturmuştur.]

* * *

Erkek egemen toplumdayız, feminist hareket emekleme aşamasında..

Sorsan, erkekler "eş"inden değil, artık ve bir süreden beri, "eşit"inden bahsediyor. Gerçekten öyle mi? "Eşit" mi kadın?

* * *

Hızır orucu nedeniyle iki kadın Ana'nın Hızır'ı anlatacağı bir program duyurusuna da denk geldim. İşte bu bağlamda, yetmez ama evet; gecikmiş de olsa nihayet, dedim.. Ancak, değinecekleri Hızır, ak sakallı mı onu bilemem..

4 Şubat 2024 Pazar

İsmail Engin : Alevi Kadın Konferansı

[İsmail Engin] İzlediğim kadarıyla "Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi 1. Kadın Konferansı" "Yol'umuzda Vardık, Varız, Hep Var Olacağız" mottosuyla ve başarılı bir organizasyonla gerçekleştirildi.

Kadın, sesini bir süredir çıkarıyor. "Gelinlik etme"den, makus kaderinden kurtulmaya çalışıyor.

Yeri mutfak değil. Ki, derneklerde mutfakta görmeye aşinayım. 

Yönetici yeni yeni oluyor. Kotadan değildir umarım. 

Derneklerde en çok oyla seçilip yönetim kurulu üyesi kalmaya razı olmamalıdır kadın, derim. Ki, "Fatma Ana" "Adem"den öncedir.. Böyle değerlendirilir.

O halde, örneğin: Çatı kurumuna Almanya'da da bir kadın başkan yaraşır. Ve Berlin'de Cemevine elbette. Türkiye'de Mersin Cemevine de.. Dergâhlara ve vakıflara.. Neden olmasın? Kadın için feragat etmeli koca koca adamlar, "Fatma Ana, Adem'den önce"yse.. Sözde değil, özde...

Eşbaşkanlığa razı olmamalı, kadın. Başkan olmalı Başkan!..

Analar var cem yürütüyor. Dinî önder oluyor. Bu, henüz yeterli değil.

Ne zaman "mürşid" ve / veya "pir" olursa, o zaman hak ettiği yeri alır, diye düşünüyorum. İnanç Kurullarına başkanlık etmeli kadın.. Ki, "Kadıncık Ana" mürşid olarak telâkki ediliyorsa..

Ve kuşkusuz Hacıbektaş'ta "Postnişin"se.. Tarihi önemine kavuşmuş demektir!

2 Şubat 2024 Cuma

İsmail Engin : Orhan Türkdoğan [1928-1 Şubat 2024]

[İsmail Engin] Sosyolog. Türk - İslam sentezinin önde gelen isimlerindendir.[1]  

Kimi çevrelerde, "Türk milliyetçisi" olarak nitelenmektedir...

Üniversite öğrencisiyken "Yoksulluk Kültürü - Gecekonduların Toplumsal Yapısı" (1974) adlı çalışmasıyla ondan haberdar oldum. Araştırma, varoşların yapısının nasıl evrileceğine ilişkin gözlemler içeriyordu. O çalışmasında, bugünkü muhafazakarlığı - dindarlığı görmüştü...

1995'te yayınlanan "Alevi-Bektaşi Kimliği Sosyo-Antropolojik Araştırma" adlı kitabının yanı sıra "Alevi Kimliği" (1995), "Alevi-Sünni Bütünleşmesi Niçin Önemli?" (1995) (1999), "Kurmanç ve Zaza Aleviler" (1996), "Erzincan Yöresi Alevileri"  (1999), "Kütahya'da Bir Alevi Köyü" (2000), "Kozluk Alevileri ve Bektaşiliğin Savunusu" (2000) ve "Alevi Bektaşîlerde Norm ve Statü Dağılımı" (2005), "Türk Alevilik Sisteminde Yeni Oluşumlar" (2009) başlıklı makaleleriyle Alevilik konusuna eğildi. 

Çalışmalarında dile getirdiği "uyumu" yahut "bütünleşme"yi başından itibaren "Türk - İslam sentezi" ve "Türk - İslam ülküsü" şeklinde okudum. İslamiyet altında "[Sünni] Oğuz - [Alevi] Türkmen"  bütünleşmesinin yönünü, Mehmet Kırkıncı ile Ahmed Arvasî arasındaki bir çizgide buldum. Günümüzdeki kimi uygulamaların da bu doğrultuda olduğunu düşünmekteyim...