Bu Blogda Ara

Bektaşiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bektaşiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2026 Çarşamba

İsmail Engin : Perişan Baba ve Bektaşilik

[İsmail Engin] Perişan Baba, 19. yüzyılda yaşamış önemli Bektaşi şairlerindendir. Asıl adı Mehmed Ali, mahlası ise Perişan’dır. Bektaşi geleneği içerisinde hem şair hem de dedebaba olarak önemli bir yere sahiptir.

Turgut Koca, Perişan Baba’nın, Selanikli Hasan Baba’nın ardından, Hacı Bektaş Dergâhı’nda dedebabalık makamına oturduğunu, 1884 yılında Hacı Bektaş Tekkesi’nde Hakk'a yürüyerek buraya defnedildiğini belirtmektedir. Ayrıca İstanbul’daki Eryek (Erikli Baba) Dergâhı’nda kendisine nispet edilen bir makam ziyareti bulunduğunu da kaydetmektedir.

Abdülbâki Gölpınarlı ise, Perişan Baba hakkında farklı bir kronoloji aktarır: 

Gölpınarlı’ya göre, Hacı Hasan Dedebaba’nın ardından bir süre Hacı Bektaş Tekkesi’nde dedebabalık yapan Konyalı Perişan Mehmet Dedebaba, bu görevden ayrıldıktan sonra bir müddet seyahat etmiş, daha sonra Yedikule’deki Bektaşi Tekkesi’nde ikamet etmiş ve 1875 yılında Hacıbektaş’ta Hakk’a yürüyerek orada sırlanmıştır. 

Şevki Koca, Perişan Baba’nın hayatını ve Bektaşilik tarihindeki yerini daha ayrıntılı biçimde ele alır. 

15 Mayıs 2026 Cuma

İsmail Engin : Yesevîlikten Nakşibendîliğe ve Mâtürîdîliğe Giden Süreçte : Alevîlik, Bektaşîlik – Cumhuriyet’ten Günümüze İdeolojik Hatlar

[İsmail Engin] Cumhuriyet döneminde Türkiye’de dinî yapı ve kimlikler köklü dönüşümler geçirdi. Dönüşüm yalnızca Alevîlikle sınırlı değildi; Sünni çevreler de aynı tarihsel sürecin etkisi altında yeniden şekillendi. 

Tekkelerin kapatılmasıyla birlikte birçok dinî yapı kamusal görünürlüğünü kaybederek flu alana çekildi; ancak bu durum, söz konusu yapıların etkisini azaltmak yerine kimi zaman daha örgütlü ve yaygın hâle gelmelerine zemin hazırladı.

Süreçte özellikle Nakşibendîlik dikkat çekici bir yükseliş yaşadı. Sessiz fakat güçlü biçimde genişleyen bu yapı, Doğu Anadolu’dan başlayarak Ege ve Marmara bölgelerine kadar uzanan toplumsal ve siyasal bir etki alanı oluşturdu. Böylece Cumhuriyet’in ilerleyen dönemlerinde Türkiye’nin dinî ve siyasal dengelerinde – başat – belirleyici unsurlardan biri hâline geldi.

Aynı dönemde iki farklı ideolojik-dinî sentez de belirginleşmeye başladı. Bir tarafta açık, güçlü ve resmî biçimde dile getirilen “Türk İslâm Sentezi”, diğer tarafta ise daha örtük biçimde gelişen ve “Kürd İslâm Sentezi” olarak tanımlanabilecek eğilimler ortaya çıkıyordu. 

Öte yandan, günümüzde “Türk İslâm Sentezi” olarak anılan düşünsel hattın oluşumunda Kürd kökenli dinî çevrelerin de önemli etkileri bulunmaktaydı. 

Keza, Doğu Anadolu merkezli gelişen İslâmî damar, zamanla adı konmamış bir “Kürd İslâmı” görünümü kazanmış; hem iktidar çevrelerinde hem de bölgesel muhalefet içinde etkili bir konuma yerleşmişti. 

Nakşibendîliğin taşıyıcı omurgası da büyük ölçüde bu sosyolojik zemin üzerinde şekilleniyordu.

15 Kasım 2025 Cumartesi

İsmail Engin : Hâdimü’l-fukarâ - Bedri Noyan (1912–06.11.1997) [Video]


İsmail Engin : Hâdimü’l-fukarâ - Bedri Noyan (1912–06.11.1997), 2'59'' [06.11.2025]

https://youtube.com/shorts/IhimDGnt3KM

"Özleyiş" [“Kemanımla ona bir ses verebilseydim eğer.”]

Dedebaba, hattat, ressam, şair ve müzisyen kimliğiyle tanınır :

17 Ekim 2025 Cuma

İsmail Engin : Türkiye'de Alevilik - Bektaşilik Alanında Yapılan Erken Dönem Etnografik ve Etnolojik Çalışmalar [Video]

İsmail Engin : Türkiye'de Alevilik - Bektaşilik Alanında Yapılan Erken Dönem Etnografik ve Etnolojik Çalışmalar, 2'49'' [15.10.2025]

https://youtube.com/shorts/ehT6PyPjq4I

İlgili çalışmalar; Alevi Türkmenler Tahtacıları ve Barakları, Çepnileri, Alaca'yı, Sün Köyü'nü içeriyor. 1926 - 1972 yıllarını kapsıyor. Bununla birlikte "Hacı Bektaş Tekyesi" (1926 - 1928, 1968) ve Bektaşiliği de konu ediniyor.

Coğrafyacılar ve müzeciler tarafından başlatılıyor. İlk olarak Felix von Luschan'dan ve Alman ekolünden etkileniyor :

10 Ekim 2025 Cuma

İsmail Engin : İçimizdeki Neyzen – Unutulan Bektaşi Neyzen Tevfik (Tevfik Kolaylı, 1879 – 1953) [Video]


İsmail Engin : İçimizdeki Neyzen – Unutulan Bektaşi Neyzen Tevfik (Tevfik Kolaylı, 1879 – 1953), 2'58'' [07.10.2025]


“Hacı Bektaş, Cenab-ı Mevlânâ / Neyle meyden kanat takınca bana” diyor ve anlatıyordu : “Meyde Bektaşî göründüm neyde oldum Mevlevî / Meşrebim Molla-yı Rûmî, mezhebim Bektaşîdir”:

İsmail Engin : Bektaşi [Video]

İsmail Engin : "Bektaşi" 2'57'' [05.10.2025]

https://youtube.com/shorts/Txlv9JQQlKc

Bektaşi kimdir? Onu tanıyan, sadece Hacı Bektaş’ı değil; Bekri Mustafa’yı, Nasreddin Hoca’yı, Karagöz’ü ve perde gazellerinin şairi Hilmî’yi de bilir :

3 Ekim 2025 Cuma

İsmail Engin : Balenin Entelektüeli ve Bektaşisi Nasuh Barın (1954–2020) [Video]


İsmail Engin : Balenin Entelektüeli ve Bektaşisi Nasuh Barın (1954–2020), 2'54'' [26.09.2025]


Bektaşi Babası Muammer Barın’ın oğlu olan Nasuh Barın, 1954’te Ankara’da doğdu. Ankara Devlet Konservatuvarı’nın Yüksek Bale Bölümü’nü 1974’te tamamladıktan sonra, Milli Eğitim Bakanlığı bursuyla Almanya Essen’de, Dans Kompozisyonu Kuramı eğitimini üniversite düzeyinde aldı. Türkiye’ye döndü. Ankara Devlet Balesi’nde bir yıl görev yaptı. İstanbul’da, Miles Davis’in müzikleri üzerine yaptığı ilk özgün modern dans eseri ve Türk modern dansı için öncü bir çalışma olarak kabul edilen"Maskeler"ini (1983) ve “Ruhi Su Sanat Gecesi”nde (2 Ekim 1995, AKM) Ruhi Su’nun deyişlerini koreografik sunumla sahneye taşıdı. Sevgi Sanlı’nın "Kaygusuz Abdal" (2002) oyununun koreografisini yaptı. Diyanet, Alevilik-Bektaşilik ve örgütlenmesi ile medya ve akademisi, Alevi müziği, Semahlar, Pir Sultan, Cemevi Mimarisi; Adorno, Millicent Dobson da ilgi alanları arasındaydı:

25 Eylül 2025 Perşembe

İsmail Engin : Tarikattan Devlete: Arnavutluk’ta Bektaşiler, Din ve Milliyetçilik İlintisi - II [Video]


İsmail Engin : Tarikattan Devlete: Arnavutluk’ta Bektaşiler, Din ve Milliyetçilik İlintisi - II, 2'50'' [19.09.2025]

Arnavutluk’un 1912’deki bağımsızlık ilânı sürecinde Bektaşilik ayrıcalıklı bir konum ve Bektaşiler de ülkedeki üçüncü büyük dinî grup olarak kabul edildi. Ardından Bektaşi tarikatı, iç yapısını ve toplumsal rolünü kongrelerle yeniden tanımlamaya yöneldi. 1921’den itibaren, tarikatın sadece dinî değil, sosyo-politik pozisyonunu da yeniden kurguladığı dokuz büyük kongre düzenlendi. 1929’daki üçüncü kongre, bir kırılma noktasıydı. Bu kongrede Bektaşiler, kendilerini diğer İslâm topluluklarından bağımsız, özerk bir dinî topluluk olarak tanımladı. Aynı yıl, "kryegjysh" makamı kuruldu, merkezî Kryegjyshata’nın Tiran’da olacağı duyuruldu:

18 Eylül 2025 Perşembe

İsmail Engin : Tarikattan Devlete Arnavutluk’ta Bektaşiler, Din ve Milliyetçilik İlintisi - I [Video]

İsmail Engin : Tarikattan Devlete Arnavutluk’ta Bektaşiler, Din ve Milliyetçilik İlintisi - I, 2'58'' [17.09.2025]

https://youtube.com/shorts/videmfIwcTQ

Bektaşi tarikatı mensupları, 17. yüzyıldan bu yana Arnavutluk topraklarında etkin şekilde salt dinî anlayıştan ibaret olmayan, bölgenin sosyal, kültürel ve siyasal dokusuna da önemli katkılar sunan bir varlık gösteriyor. Tarikat, özellikle 19. yüzyılda Arnavut millî uyanışı olarak bilinen "Rilindja Kombëtare" (Ulusal Diriliş) hareketinde üstlendiği rolle dikkat çekiyor. Amacı, Arnavut kimliğini yeniden inşa etmek, ulusal bir bilinç oluşturmak ve halkın ortak etnik-kültürel paydada birleşmesini sağlamak olan Hareket, 1870’lerde Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkimiyeti altındaki Arnavut topraklarında başlamış, sonuçta Arnavutluk 1912’de bağımsızlığını kazanmıştır. Harekete katılanlar, halk arasında “dirilişçiler” - "rilindas" olarak adlandırılmıştır:

14 Ağustos 2025 Perşembe

İsmail Engin : Aleviler ve Bektaşiler Dergahlarını İstiyor [Video]



İsmail Engin : Aleviler ve Bektaşiler Dergahlarını İstiyor, 1'43'' [18.08.2024]


Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri kapsamında Hacıbektaş'ta Alevi örgütleri "Bir yürüyüş eyliyoruz! Dergahlarımız bizimdir, elinizi çekin!" motosuyla yürüyüş yapıyorlar. Yürüyüş açıklamasında şu ibareler bulunuyor:
"Dergahlarımız bizimdir! Elinizi çekin! Yüzyıllardır hakikat yolunda ışığımızı yakan dergahlarımız, inancımızın kalbidir. Devletin el koyma ve asimilasyon politikalarına karşı, Hacı Bektaş Veli’nin huzurunda bir kez daha haykırıyoruz. Biz buradayız, dergahlarımızı sahipsiz bırakmayacağız!
16 Ağustos 2025 Saat 09:00
Hacıbektaş Devlet Hastanesi Önü"
Evet, dergahlarımızı istiyoruz, ama kime verilecek ? : ayrıca bakınız: https://youtu.be/NDKxnTMILyw

10 Ağustos 2025 Pazar

İsmail Engin : Serçeşme - Hafıza ve Kimlik [Video]

 


İsmail Engin : Serçeşme - Hafıza ve Kimlik" 2'47'' [09.08.2025]
Canlar arasında “Serçeşme” olarak görülen Hacı Bektaş ve Tekkesi, esasen Alevi kolektif hafızasının merkezi. Günümüzde, Dersim’den gelen canlar; sazıyla, niyazıyla, “Hacı”dan “Hâce”ye, “Hâce”den “Hacı”ya… Hakikatçi yoldaşlarıyla, diaspora toplulukları Seyyidleriyle – Pirleriyle Serçeşme’ye sevdayla yönelmiş; bu bağlılık sadece nostaljik değil; geleceğe dair bir umut, bir inancın susarak konuşan susmayan nefesi, Canların Hacı Bektaş Veli’ye içten niyazı. Sadece geçmişe özlem değil, yarına dair umut taşıyan toplumsal ve inançsal bir diriliş.

* * *
Modern zamanlarda Aleviler için, devlet tarafından desteklenen ve kamuya açık hale gelen etkinlikler, Aleviliğin kamusal görünürlüğü açısından da son derece önemli günlerdir. Bu süreçte önce dernek aracılığıyla, ardından ise bir kamu kurumu olan belediye üzerinden Aleviler ile devlet arasında dernekten belediyeye belediyeden devlete bir geçirgenlik alanı oluştu. Devletin ilgili bakanlıkları da bu sürece hafıza, ivme, dinamizm kazandırdı:

19 Temmuz 2025 Cumartesi

İsmail Engin : Akad Aleviliği ? Alevilik - Bilim İlişkisi [Video]

 

İsmail Engin : Akad Aleviliği ? Alevilik - Bilim İlişkisi" 13'21'' [19.07.2025]

"İnanç, nasıl değiştirilir, dönüştürülür?'
"Alevilikte içeriğin boşaltılması, ideolojinin yükselişi"
"Tartışma üslubu, düşünsel kriz"
"Tarih ile inancın karıştırılması"
"Alevilerdeki karışıklık : Bilim mi, inanç mı?"
"Bilim insanının kimliği?"
"Alevilik çalışmaları : Bilim mi, ideoloji mi?"
"Alevilik bilimselse, Xızır nerede?"

7 Temmuz 2025 Pazartesi

İsmail Engin : Yol’a İntisabının 50. Yılında Dedebaba Ali Saka

[İsmail Engin] Kökleri, mübadele öncesi Bektaşi irfanının güçlü damarlarından biri olan Girit Kandiya’ya uzanan, gönül eri Mehmet ve Zeyneb’in oğlu Ali Saka, 22 Eylül 1934’te Manisa’da doğdu.

Hayatının merkezine Hakk – Muhammed – Ali aşkını koyan bu gönül eri, 12 Aralık 1975 tarihinde Mücerret Salih Akdemir Baba’dan nasip alarak Yol’a girdi.

Rehberliğini, o dönemde derviş olan ve daha sonra, 1998 yılında Dedebaba makamına oturan Mustafa Eke yürüttü.

Yol’a ilk adımını attığı günden itibaren bağlılığını hizmetle gösteren Ali Saka, 1977 yılında Manisa’daki evini kapatarak eşi Sıdıka Anabacı ve ailesiyle birlikte Turgutlu Dergâhı’na taşındı.

Mürşidi Mücerret Salih Akdemir Baba Hakk’a yürüyene dek, dergâhın her işinde gece gündüz demeden hizmette bulundu.

29 Ağustos 1981'de Mürşidinin Hakk'a yürümesinin ardından, o dönemde Baba olan Mustafa Eke’ye baş okutarak intisabını yeniledi ve onun dervişi oldu.

2004 yılına kadar Turgutlu Dergâhı’nda dervişlik hizmetini aralıksız sürdürdü.

24 Temmuz 2004 tarihinde Hacıbektaş’ta yapılan erkânda, Mustafa Eke Dedebaba’nın elinden Baba olarak giyindi.

19 Ocak 2024 Cuma

İsmail Engin : Gök – kubbe, kandilin altında... Teslim Taşı'ndan Teslim Kaşığı'na... - Hakk Sırrını Yüceltsin!

[İsmail Engin] 12 terkli yani dilimli “Hüseynî” veya 4 terkli “Edhemî” başlık; “Teslim Taşı” ile “Teber”, “Keşkül”... Bektaşiliğin önemli simgelerinden.

 * * *

Altın renkli gümüş “teslim taşı”nın içinde “ejderhayı yenmek” motifi kullanılıyor, Yunanistan’da.

Demir Baba Vilâyetnamesi’ne göre, Bulgaristan Deliormanlar’da Demir Baba, ejderhayı yenmek için giderken: “Ya Muhammed, ya Ali” diyor...

 * * *

Teslim taşında dizili boncuklar “On İki İmam”ı simgelerken, dövmesi de yapılıyor. Öylece, bir şekilde hayatın içine giriveriyor... İnanç hayatın bizatihi içinde can buluyor...

Teslim taşı... Kimbilir, belki de “ilim kapısı”dır... Baktığınıza ve ne gördüğünüze bağlıdır.. “Zahiri” için başka, “batıni” için başkadır..

“Teslim taşı”nın vücuda nakşedilmesi, değil sadece kimliğin içselleştirilmesi ve / veya dışa vurumu elbette. İnsan sosyal / kültürel bir varlık... Sosyalleşmesi, kimlik kazanımı, bir grup aidiyetinin “sonucu” aynı zamanda. İnanan bir varlık da... Beden, benlik ile kimlik(ler) bütünleştiği oranda “kendi gerçeği”ni inşa edebiliyor... Nihayetinde “kimlik”, sembolik anlamlarla oluşturuluyor...

* * *

Şahkulu Tekkesi, “Anatolia moderna – Yeni Anadolu” adlı derginin 1991’de yayınlanan “Derviches et cimetières ottomans” başlıklı 2. sayısında, enine boyuna ele alınıyor.

Sonrasında, Gülay Yılmaz da “Bektaşilik ve İstanbul’daki Bektaşi Tekkeleri Üzerine Bir İnceleme”sinde (2015), Şahkulu Tekkesi’nin bilinen en eski “babaları”nın Mustafa Baba (ölm. 1682); Yusuf Baba (ölm. 1685), Mürşid Ali Baba (ölm. 1697) olduğunu kaydediyor...

Kureyşan Ocağı’ndan İbrahim Demir Dede, “Yer gök su iken suyun üstünde yeşil bir kubbe vardı... Kubbeye kondu. Bir ses geldi: ‘Sen kimsin, ben kimim?’ ‘Sen sensin, ben de benim.’” diye başlıyordu, anlatımına...

“Gök – kubbe”, kandilin altında “teslim taşı” simgesine dönüyorsa orada; bilin ki, Şahkulu’ndasınız..

Ve o kubbenin altında Cemler tutuluyorsa artık, Mustafa Baba’nın da sesi yankılanıyor bir şekilde...

O anda, sorabilirsiniz: “Nerede şimdi Bektaşi dervişleri?”

* * *

Hacıbektaş Tekkesi’nde “Üçler Çeşmesi” veya Feyzi Baba Çeşmesi’nde “Mühr-i Süleyman” motifine rastlanıyor. Onun, kâinatı, maddî âlemin yaratılışını ve yok oluşunu, kötülüklerden korunmayı ve / veya arınmayı, bereketi, gücü, kudreti sembolize ettiği belirtiliyor. Ve “teslim taşı”nda da bazan bulunuyor. Fildişinden yapılmış, ortasındaki “Mühr-i Süleyman”ın içerisinde “İftah’’, kenar kısımlarda peygamber isimleri (Harun, Davut, İbrahim, Yakup, Musa) yazan teslim taşı, 19. yy. sonu ile tarihleniyor.

19. yüzyılın ikinci yarısına tarihlendirilen “teslim taşı” örnekleri de var kuşkusuz...

20. yüzyılın ilk çeyreğinin İstanbul’unun siması dünyaca tanınmış dervişi; hem de stüdyoda fotoğrafçıya “konulu” poz veren dervişi, boyunda teslim taşı ile Selanik’ten 18 Mart 1908’de postalanan bir “Salut de Constantinople.” serisinden kartpostala konu oluyor, bu kez... Öncesi ve sonrası da var kuşkusuz... Muhtemelen “Photo Studio: Sébah & Joaillier” fotoğrafı... 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’ndaki ilk fotoğrafçılar Avrupalı ve Hıristiyan’dı. Bunlardan Pascal Sébah ve oğlu Jean (Johannes) Sébah ve Fransız asıllı Polycarpe Joaillier’in yanı sıra Abdullah Freres, Constantinople’de çektikleri “derviş” temalı fotoğraflarla da dikkat çekiyor.

15 Ağustos 2020 Cumartesi

İsmail Engin : Hacı Bektaş Veli 20. Anma Töreni Sigarası

Hacı Bektaş Veli 20. Anma Töreni Sigarası : Kibriti olur da sigarası olmaz mı? – “Hacı Bektaş Veli 20. anma töreni: 16,18ağustos1983” – / Bu işin cılkı çıktı... “Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü” / Zöhre Ana - “Yaşayan Pir”, Hakk’a yürüdü mü, yürümedi mi?

İsmail Engin : Hacı Bektaş Veli 20. Anma Töreni Sigarası