Bu Blogda Ara

Kürtler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kürtler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2025 Pazartesi

İsmail Engin : Ulus Devletin Ruhuna El-Fatiha mı? [Video - Yazı]

 

İsmail Engin : Ulus Devletin "Ruhuna El-Fatiha" mı? 2'49'' [21.07.2025]

https://www.youtube.com/shorts/FwaXV2JBumo

[İsmail Engin] Cumhurbaşkanlığı yardımcılığına biri Alevi, diğeri Kürt olan iki ismin getirilmesi, yüzeyde kapsayıcı ve çoğulcu bir siyasal jest gibi görünebilir.

Ancak, bu tür atamalar, "pozitif ayrımcılık" görüntüsü altında, kimlik temsili üzerinden işleyen "simgesel bir mühendislik" olarak da okunabilir.

4 Temmuz 2025 Cuma

İsmail Engin : Futbolun Politik Yüzü: Tribünlerden İktidar Alanlarına

[İsmail Engin] 1989 yılındaydık. Prof. Ahmet Yürür’ün etnomüzikoloji seminerinde, bilgiyle dolu bir atmosferde çalışıyorduk. Hoca, yalnızca anlatmakla kalmıyor; bizden yüksek lisans düzeyinde, yöntemi ve tekniğiyle örülmüş seminer çalışmaları istiyordu. O dönemde arkadaşımız Levent’in futbol sloganları ve müzikleri üzerine yaptığı sunum hâlâ aklımda. Etkileyiciydi; gözümüzü başka bir dünyaya açmıştı.

O sunumla beraber şunu fark ettik:

Futbol, yalnızca bir oyun değil; siyasetin tam merkezinde bir enstrümandı.

Yıllar sonra Almanya’ya geldiğimde, 1936 Berlin Olimpiyatları’nın nasıl bir Nazi propagandası zeminine oturduğunu öğrendim. 1954 Dünya Kupası zaferinin, savaş enkazı altındaki [Batı] Almanya’nın kendine güvenini yeniden inşa ettiğini; Adidas örneğinde olduğu gibi, sporun markalaşma ve ekonomiyle buluşma noktalarını anladım.

İktidar ve muhalefet, spor – siyaset [ideoloji] ilişkisinin hep bir tarafında..

Türkiye’de de sporla siyaset arasındaki ilişki hiçbir zaman kopuk olmadı. Kulüplerin yönetim kurullarında siyasetçilerin yer alması bir tesadüf değil; bu, toplumu şekillendirme siyasetinin bir parçası. İşin içine karmaşık ticari ilişkileri de kattığınızda, ortaya çok boyutlu bir yapı çıkıyor.

Futbol ve siyaset [veyahut ideoloji] ilintisine tipik bir örnek: Gezi’dir. . O süreçte, Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı, muhalif kesimlerin simgesine dönüşmüştü. “Çarşı her şeye karşı” sloganı yalnızca tribünlerde değil, meydanlarda da yankılanıyordu.

Bir diğer çarpıcı örnekse, Amedspor.

Onun hikâyesi, bir futbol kulübü olmanın çok ötesine geçiyor.

16 Ekim 2019 Çarşamba

Okus-pokuscu Ali Topuz ve Aleviler

“Okus-pokuscu” Ali Topuz ve Aleviler / Trump henüz uyanmadı / Türkiye – Suriye – Kürtler üçgenindeki haberler: 15.10.2019

15 Ekim 2019 Salı

14 Ekim 2019 Pazartesi

13 Ekim 2019 Pazar

Alevilik Kadim İnanç, Aleviler Kadim Halkların Günümüzdeki Uzantıları mı?

Alevilik “Kadim İnanç”, Aleviler “Kadim Halkların” Günümüzdeki Uzantıları mı? / Turgut Öker’i önce sen terk etmiştin... / “Clone Wars”: İyi haberler gelmiyor, sorun katmerlenerek artıyor! / Kahin
İsmail Engin: Alevilik Kadim İnanç, Aleviler Kadim Halkların Günümüzdeki Uzantıları mı?
https://twitter.com/kanalkultur/status/1183355044302905347
https://ismail-engin.blogspot.com/2019/10/alevilik-kadim-inanc-aleviler-kadim.html

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Ön-Asya Etnografyası: Kürtler - Ertoşî | Ertuşi Aşireti'nde Düğün / Gelin Alayı (1983)

Ön-Asya Etnografyası: Kürtler - Ertoşî | Ertuşi Aşireti'nde Düğün / Gelin Alayı
© Foto: İsmail Engin;
Albucak [Cünük] Mezrası, Korulu [İninis | Hinents], Çatak [Şatax | Şitak | Tağ] - Van (1983)
 Koord: 43° 4' 46'' D, 38° 0' 25'' K

4 Nisan 2014 Cuma

Nuran Elmacı ve Sağlık Antropolojisi veya Erkek Egemen Bir Toplumda / Kültürde Kadın Sorununa Analitik – Alternatif, Antropolojik Bir Bakış

[İsmail Engin] "Ülkemizde sağlık antropolojisi ile ilgili araştırmalar çok yenidir. Bu araştırmalar hızlı bir şekilde artacaktır. Çünkü bir taraftan yeni antropoloji bölümleri açılmakta, sağlığa duyulan ilgi artmakta, diğer taraftan değişen koşullara ve sosyal yapımıza uyan sağlık modelleri denenmektedir. Bu kitapta yer alan makaleler halk sağlığı sorunlarının antropolojik açıdan nasıl inceleneceğini gösteren örneklerdir. Aynı zamanda bu makaleler halk sağlığı sorunlarının köklerinin nerelerde olduğunu araştıran, sağlık sorunlarının toplumdaki hâkim davranış kalıplarından ve toplumsal değişmelerden nasıl etkilendiğini gösteren örneklerdir."

deniyor, Nuran Elmacı'nın hazırladığı "Sağlık Antropolojisi" adlı eserinin arka kapağında...

"Önsöz"de Nuran Elmacı,"toplumsal yapı ve kültürel anlayışlar sağlık hizmetlerinin kabul edilmesinde önemli rol oynamakta, hatta hizmetin ne kadar alınacağının / alınmayacağının sınırlarını belirlemektedir. Bazı makalelerde de hastalıklara karşı insan davranışını anlayabilmek için inanışların önemine değinilmektedir. Çünkü inanışlar hastalık ve sağlıkta önemlidir." (s. 5) görüşlerini kayda alıyor ve kitabın amacının "sağlıkçıların dikkatini içinde çalıştıkları toplumun yapısına ve kültürel etkenlere çekmek" olduğunu (s.6) vurguluyor. Yazara göre, "kitap içerisinde yer alan bilgiler, sağlıkçıların topluma hizmet verirlerken hizmeti engelleyen engellerden haberdar olmaları, farklı anlayışlarının olabileceğini akıllarında tutmaları gerektiğinin örnekleridir." (s. 6)

"Sağlık Antropolojisi" adlı eser, "Önsöz" ve "Giriş" kısmı hariç, "Antropoloji, Kültür, Sağlık Antropolojisi", "Tıbbı Antropoloji Araştırma Örnekleri", "Geleneksel Tedavinin Sosyal ve Kültürel Temelleri" ile "Sağlık Eğitimi: Sosyal ve Kültürel Kalıpların Önemi" başlıklı dört ana bölümden oluşuyor. "Sağlık - Hastalık - Kültür İlişkisini İnceleyen Sağlık Antropolojisi ile İlgili Türkçe Kaynaklar" da ekte okura sunuluyor.

Ana hatlarıyla Diyarbakır yöresini ele alan eserin, "Giriş" kısmında yer alan – kırsal kesimde bebeklere ilk altı ayda su verilmemesi, bebeklerin altına bez yerine toprak bağlanması, lohusalık dönemindeki "kırk basması", "al basması", "kırkı çıkma", köylülerin parazit tanısı için "gaitalarını" vermemeleri, kan vermeye karşı isteksizlik, kadınların gebeliklerini saklamaları, ishalli çocuklara ORS verilmemesi vb. – nedenlerin araştırmacının sağlık antropolojisi alanında yaptığı ilk incelemeler olduğunu öğreniyoruz. Kuşkusuz, bu hususlar, aynı zamanda Türkiye'de sağlık antropolojisi veya tıbbi antropolojinin bir bilim dalı olarak ortaya çıkış ve gelişim nedenleri de...

Ahmet Gençler'in Diyarbakır Tıp Fakültesi'nde hazırladığı "Diyarbakır ve Çevresinde Sosyalleştirilmiş Sağlık Hizmetlerini Etkileyen Toplumsal ve Kültürel Faktörler" (1974) adlı doktora tezinin akabinde aynı fakültede hazırladığı ve savunduğu "Diyarbakır Kentinin Üç Farklı Köysel Grubunda Doğumla İlgili Değer ve Tutumlar" başlıklı doktora teziyle, Türkiye'da sağlık antropolojisi alanındaki çalışmaları başlatan ve geliştiren araştırmacı Nuran Elmacı, zaman içerisinde kadın sağlığını etkileyen sorunların, örneğin akraba evliliklerinin, erken yaş evliliklerinin, aile içi şiddetin, intiharların da irdelenen konular arasına girdiğini (s. 17); bunlara obezite, yaşlılık, cinsel hastalıkların, narkotik alışkanlıkların, alkolizmin eklemlendiğini belirtiyor.

İlk bölümde antropoloji, fizik antropoloji, sosyal antropoloji ve uygulamalı antropoloji hakkında bilgiler veren yazar, kültür kavramı ve kültür kavramının özellikleri, kültürel boşluk, bütünleşme ve foksiyonalist yaklaşım hakkında genel bilgileri okurla paylaşıyor. Keza, "kültür nasıl incelenir" alt başlığında katılarak gözlem tekniğine değinirken, karşılaştırmalı olarak niteliksel ve niceliksel araştırmaların özelliklerini tablolaştırarak veriyor. Antropologların bakış açılarına "Antropolojik ilkeler" alt başlığında yer veren yazar, bunları "etnosentrizm", "kültürel görelilik", "evrensellik" ve "bütüncül yaklaşım" olarak sıralayıp, ana hatlarıyla okura yansıtıyor.

13 Mart 2014 Perşembe

Ön-Asya Etnografyası - Köylerimiz: 1970'te Adıyaman'da Bir Kürt Köyü - Rezip ya da Bugünkü Adıyla, Kayatepe

Rezip [Kayatepe Köyü] - Kuyucak, Adıyaman (1970)
/ Havva & İsmail Engin koleksiyonu

KanalKultur] - Adıyaman merkez ilçesi Kuyucak bucağına bağlı Sünni bir Kürt köyü Rezip [Koord: 38° 16' 53'' D, 37° 52' 21'' K]. Temecük tepesinin güneyine bakan eteğinde, yaklaşık 350 yıl önce kurulduğu tahmin ediliyor. Köylünün anadili Kürtçe, tali dili Türkçe. "Rez" = "Bağ", "Rezip" = "Bağlık yer" anlamına geliyormuş.

Bir yerleşim birimi olması, köyde anlatılan Hasan Çelebi söylencesiyle örtüşüyor. Suriye'de kurak bir yerleşim yerinde Çelebikköyü'nde hayvancılıkla uğraşan Hasan Çelebi ve onun etrafında örülen söylencesi, köyün kuruluşunu anlatıyor:

Rezip [Kayatepe Köyü] - Kuyucak, Adıyaman (1970)
/ Havva & İsmail Engin koleksiyonu

Kuraklık ve susuzluk neticesinde göç eden Hasan Çelebi ve ailesinin yolu, önce Kuyucak  civarına düşer. Oradan Bağdat'a... Bağdat'tan tekrar Kuyucak yöresine dönen Hasan Çelebi, orada yeniden evlenir ve yeni eşinden beş çocuğu olur. Ailesiyle, bağlık bir yer olan Rezip köyünü kurar...

Kışları soğuk olan köy; Kır, Koda, Ömeran, Sıla ve Pir, Mumka, Cuma ve İrık mahallelerinden oluşuyor.

Sıcakpınar tepesinin eteğinde arada toprak kayması meydana geliyor...

Dağlık alandaki köy yerleşiminde evler, eski konutlar dışında genelde iki katlı. Konutlar ya birarada, bitişik ya da tek tek; ilk kat ahır, ikinci kat oturulacak alan şeklinde kullanılıyor.

Rezip Köyü'nün evlerinin dış duvarları tamamen taştan, iç duvarları kerpiçten yapılmış, yapılıyor...

Rezip [Kayatepe Köyü] - Kuyucak, Adıyaman (1970)
/ Havva & İsmail Engin koleksiyonu

Tek katlı olarak inşa edilmiş eski konutlar, tek odalı ve penceresiz... Pencere yerine bırakılmış iki veya üç delik, pencerenin işlevini görüyor. Ocak odanın ortasında bulunuyor ve bacada tabii ki, damın ortasında. Yavaş yavaş bu konutlar terkedilmeye başlanmış... Zahire ve araç-gereçin konulduğu yerler haline dönüştürülmüş.

İki katlı evlerde demir kafeslerle örülmüş pencereler var... İkinci kat genelde iki odalı yapılmış. Onun yanı sıra üç, dört odalı evler de göze çarpıyor...

Rezip [Kayatepe Köyü] - Kuyucak,
Adıyaman (1970)
/ Havva & İsmail Engin koleksiyonu

Konutların içinde hela nadiren görülüyor. Konuta bitişik bahçede helâ yer alıyor.

1955 yılından itibaren toprağın bölünmesi, kan davası gibi nedenlerle ova köylerine, Adıyaman, Adana ve Mersin'e göç veren köyün halkı rençberlikle yaşamını devam ettiriyor... Köyde ekime elverişli 350 dönüm toprak bulunuyor.

24 Şubat 2014 Pazartesi

Ön-Asya Etnografyası - Köylerimiz: Diyarbakır'da Bugünkü Bir Kürt Köyü - Seren

Seren [Köyü] - Hani, Diyarbakır (1980)
/ Havva & İsmail Engin koleksiyonu

KanalKultur] - Diyarbakır'ın Hani ilçesine bağlı, dağlık bir alanda kurulmuş bir köy Seren [Koord: 40° 30' 28'' D, 38° 24' 14'' K]. Bugün Sünnî - Şâfiî Kürtlerle meskûn… Seren'de konuşulan anadil "Kürtçe", tâlî dil "Türkçe"... Tâlî dil, okulda ve askerlik döneminde öğreniliyor...

Köy, 1925 yılındaki Şeyh Said İsyanı'na etkin olarak katılımıyla dikkati çekmiş.

Eski adı "Serder"miş ["Serdê"]... 1964 yılına gelindiğinde ismi Hükümet tarafından değiştirilmiş, "Seren" olmuş.

Aslında bir Ermeni yerleşimi...

İlk yerleşimin ne zaman olduğu, nasıl olduğu ve yerleşim yerinin kimler tarafından kurulduğu bilinmiyor. Bilinen şey; Ermenilerin köy halkını oluşturduğu; zamanla Sünnî - Şâfiî Kürtlerin de yerleşik nüfus arasına katıldığı.

Seren [Köyü] - Hani, Diyarbakır (1980)
/ Havva & İsmail Engin koleksiyonu

"Büyük Felaket" sonucunda Ermeni nüfus azalmış. 1921 yılına gelindiğinde Sünnî - Şâfiî Kürtlerle Ermeniler arasındaki "çatışmalar"ın ardından köyde Ermeni nüfustan sadece kimi "coğrafi" isimler dışında eser bile kalmamış... "Garo", "Sarkis", "Mahle" gibi Ermenice isimler, artık "yeni sahipleri"nce, "tarlaları"nın coğrafi  sınırlarını ve yerlerini belirtir olmuş.

1925 Şeyh Said İsyanı, köyde yeni bir göç dalgasını getirmiş. Şeyh Said'e aktif destek veren köy halkı, bu desteğinin bedelini de bir şekilde ödemiş. Köyün mâkûs tâlihi bu kez Hükümet güçlerinin müdahalesine maruz kalmış. Köy 3 kez ard arda yakılmış.

Hükümetin gazabına uğrayanlar, köy mezarlığında ebedî istirahatla cezalandırılmış. Kaçabilenler dağa sığınmış. İsyan yatıştıktan sonra, dağa sığınanların bir kısmı; köyüne geri dönmüş; yıkılan - yakılan konutlar yeniden yapılmış... Dağa sığınanlardan geriye dönmeyenleri de 1928'de Suriye'de ve Irak'ta soluğu almışlar. Günümüzde köyün Suriye ve Irak'taki birinci dereceden akrabaları da bu şekilde oluşmuş...