İsmail Engin : Halkbilimi - Etnoloji - Antropolog - Folklorist Prof. Dr. Orhan Acıpayamlı, 14'21'' [04.09.2023]
Antropoloji, Alevi Antropolojisi, Alevi Arşivi, Almancılar, göçmenlik ve kültüre dair... | youtube.com/sanalkultur
Bu Blogda Ara
Folklor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Folklor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Ocak 2024 Cuma
3 Ekim 2020 Cumartesi
İsmail Engin : Tahtacılarda Cenaze ve Cenaze’de Saz, Nefes
Tahtacılarda Cenaze ve Cenaze’de Saz, Nefes
İsmail Engin : Tahtacılarda Cenaze ve Cenaze’de Saz, Nefes
21 Mayıs 2019 Salı
Mahzuni Şerif, Alevilikte Reform Önermişti...
Değişik çevrelerde “çağdaş Pir Sultan Abdal” olduğu ifade edilen, geleneği geleceğe taşıyan ozan, Mahzuni Şerif’i, 17 Mayıs’ta bir kez daha yâd ettik... Alevilikte reform istemlerinin dillendirildiği ve bu bağlamda erkânların yeniden kaleme alındığı günümüzde, ozanın konu hakkında ne dediğini veya birşeyler deyip demediğini pek umursamadık doğrusu:
![]() |
| https://www.instagram.com/p/BxuoqwjALjo/ https://twitter.com/kanalkultur/status/1130848493755494400 https://ismail-engin.blogspot.com/2019/05/mahzuni-serif-alevilikte-reform.html |
17 Mayıs 2019 Cuma
Mahsuni Şerif değil; Mahzuni Şerif: 'Neyi kamuoyuna sunmuşsam ben oyum'
“En çok yakındığım dedikoduların başında benim Alevi olup olmadığım, solcu olup olmadığım gelir. Şunu peşinen söylemeliyim ki, otuz yıllık icraatımın mesajlarında ben neyi kamuoyuna sunmuşsam ben oyum.” [Mahzuni Şerif]
![]() |
| https://www.instagram.com/p/BxkPalfgVeX/ https://twitter.com/kanalkultur/status/1129381732296400903 https://ismail-engin.blogspot.com/2019/05/mahsuni-serif-degil-mahzuni-serif-neyi.html |
6 Nisan 2019 Cumartesi
Alevi Dedeleri, Tahtacılar, Alacahöyük ve Antropoloji
Türkiye’de, Alevi Dedeleri ve Tahtacılar üzerine
yazılan ilk yüksek lisans tezi, 1983’te Prof. Dr. Nüket Esen tarafından kaleme
alındı:
29 Mart 2019 Cuma
Rıza Yetişen (1916 – 1993)
Rıza Yetişen (1916 – 1993), İzmir civarındaki Tahtacı köyleri ve
gelenekleri üzerine yaptığı derlemelerle özel bir yer edindi. Derlemelerini
1950’den itibaren İhsan Hınçer’in çıkardığı “Türk Folklor Araştırmaları” (TFA)
dergisinde dizi makale halinde yayınladı. Bu makaleler, “Tahtacı Aşiretleri
Adet, Gelenek ve Görenekleri” (1986) adlı ünlü eserinin çatısını oluşturdu:
10 Eylül 2017 Pazar
Türkiye'de Fotoğraf, Antropoloji ve Alevilik
İsmail Engin : Türkiye'de Fotoğraf ve Antropoloji, 2'58'' [03.10.2025]
Kültürü görünür kılarak çözümlemeyi ve meraklısıyla buluşturmayı da hedefleyen, antropoloji - fotoğraf, antropolog - fotoğrafçı bağlamında belirtelim ki:
Alanda fotoğraf çekmenin günümüzde a) bilgi sırrı ve b) kişilik hakları kapsamında yasal olarak sorunlu bir yanı var.
Sözü edilen sorunun aşılmasının dışında, antropoloğu en çok uğraştıran başka bir tarafı bulunuyor. O da fotoğrafın künyelendirilmesi...
Fotoğrafın akademik anlamda kullanılabilecek, betimlenebilecek, çözümlendirilebilecek bir malzeme haline dönüştürülmesi; aynı şekilde bir kültür objesi olarak geleceğe aktarımının sağlanabilmesi için arşiv malzemesi niteliğini kazanabilmesi, uzun ve zahmetli bir iş.
Fotoğraf çekilen makinanın teknik özellikleri kadar, fotoğrafın ne zaman, nerede ve nasıl - hangi koşullarda çekildiği de bu meyanda önem kazanıyor.
Muhtemelen, görünür bir kültürel obje olarak fotoğrafın okunması, kullanılmasının içerdiği sorunlardan hareketle, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Halkbilim Bölümü'nde antropolog - folklorist Muhtar Kutlu tarafından "Görsel Etnografi" dersleri veriliyor.
28 Ekim 2016 Cuma
Alevilik
![]() |
| İsmail Engin / Havva Engin [Hazırlayanlar]: Alevilik. Kitap Yayınevi, İstanbul 2004, 581 S., ISBN: 975-8704-73-7 |
“Babam Alevilik İslamdır, hatta hakiki Müslüman biziz diyor. Ben Alevilik kendi başına bir inançtır, fakat İslamdan da etkilenmiştir diyorum. Oğlum da Alevilik yalnızca bir felsefe, bir yaşam biçimidir diyor. Ne yapacağız şimdi?”
1980’li yılların sonlarında dünyadaki hızlı siyasi ve ekonomik gelişmeler ile değişmelerden nasiplenen Alevilik bir yandan varsayılan “gizliliğini” parçalayıp “kamusal alana” taşınır, diğer yandan da buna paralel bir şekilde Alevilerde “kendini keşfetme süreci” yaşanırken, buna dayalı olarak da bir “kimlik bunalımı”yla karşı karşıya kalındı. Aleviler, giderek artan bir şekilde kendilerini, kim olduklarını; Aleviliğin de nereden gelip, nereye gittiğini, ne olduğunu sorgulamaya başladılar.
“Dışarıdan bakış” Alevilerin homojen ve kapalı olduğu yönündeydi. Aslında homojen değil, çoğulcu ve çeşitli (heterojen) bir yapıya, ilişkiler ağına / örüntüsüne, davranışlara ve doğal olarak siyasi tutumlara sahiptiler; ancak nedense “dışarıdan bakış” bunu bir türlü kavrayamıyordu veya kavramak istemiyordu. Her dinî yapıda görüldüğü üzere “cemaatlere” bölünmüşlerdi; cemaatler arası ilişkiler de stabil değil, kaygan bir zemine oturmuştu. Toplumdaki hızlı değişim ve dönüşüm, kamusallaşmaları / kamusal alanda tanınmaları açısından yeni olanaklar sağlarken, öbür taraftan cemaat içinde yaşanan farklılıkları ve bölünmüşlükleri de gözler önüne serdi. Cemaatler arası ilişkiler, siyasi tutumlardaki farklılaşmaların etkisiyle veya aleni bir şekilde ortaya çıkmasıyla daha da kayganlaştı. Kim oldukları ve ne olduklarına yönelik kendi içlerinde başlattıkları veya yürüttükleri tartışmalar da doğal olarak bun(lar)dan etkilendi / etkilenmektedir. “Dışarıdan bakış”ın Aleviler veya Alevi cemaatleri arasındaki farklılıkları keşfetmesi ve kavraması, uzun sürmediği gibi buna yeni bir ivme de verdi. Kuşkusuz, bu durum “paratonerlik”le açıklanamaz.
Kimlik bunalımının yaşandığı “kaos” döneminde ─ ki kendilerini siyasi hareket olarak gören ve siyasi hareketlerle dinî inancı özdeşleştiren kimi cemaatlerde, halen devam etmektedir ─ “kendilerinin” ne ve kim olduklarına yönelik cevaplar netleşmiş değil, bunun için ithal ideolojilere, ideolojik tezlere ve siyasi tutumlara başvurulmakta; onlardan “medet” umulmakta.
Kuşaklar arasında hayata bakıştaki farklılaşma, dine ve dolayısıyla inanca bakışa, onu değerlendirmeye de yansıyor. Bu bağlamda kim ve ne olduğuna yönelik sorun baba / anne, oğul / kız ve torunu kapsayan üç kuşakta had safhaya ulaşıyor. İnternet ortamında “post-modern Aleviliği” yaşayan ve onun dinamikleriyle haşir neşir olan bir e-mail grubunda, İsviçre’den katılan bir üyenin şu ifadeleri konuya yönelik dikkat çekici:
27 Ekim 2016 Perşembe
Tahtacılar (Tahtacı Kimliğine ve Demografisine Giriş)
![]() |
| İsmail Engin: Tahtacılar (Tahtacı Kimliğine ve Demografisine Giriş). Ant Yayınları, İstanbul 1998, 136 S., ISBN: 975-6954-05-1 |
Bu kitabın sonunda yer alan kaynakçaya kısaca bir göz atıldığında, Tahtacılar üzerinde oldukça fazla sayıda derleme, rapor, inceleme-araştırma olduğu görülecektir. Ancak, bu kaynakça, Tahtacılar üzerine yapılan sözü edilen nitelikteki çalışmaların küçük bir kısmını içermektedir. Bu bağlamda okuyucu, Tahtacıların ne kadar çok araştırılan-incelenen bir topluluk olduğu hissine kapılabilir. Bu his, okuyucuyu bir noktada yanıltmamalıdır: Hakkında yüzlerce yayın olan bu topluluk üzerine, hâlâ karanlıkta kalmış birçok konu vardır...
Kitap, dokuz yıllık yoğun bir çalışmanın ürünüdür ve 1995-1998 yılları arasında Tahtacılar üzerine değişik dergilerde dizi halinde yayınlanmış beş makaleyle, Andrews tarafından sistematize edilen Tahtacıların yaşadığı yerleşim merkezlerini içeren bir ekten ibarettir.
Tahtacıların kim olduklarına, nereden geldiklerine ve kökenlerine ilişkin tezlerin karşılaştırıldığı; farklı mekân ve zamanlarda "değişen" Tahtacı kimliğinin, niçin ve nasıl değiştiğini ele alan ilk üç bölüm, aynı zamanda genelde incelenen-araştırılan topluma-kültüre bakışı içeren emik-etik yaklaşım(lar)ın, araştırmacılar tarafından nasıl kullanıldığını da örneklemektedir. Bu örnekleme, Tahtacılar -ve dolayısıyla Alevîler- üzerine yapılan araştırmalardaki-incelemelerdeki yöntem sorununa da kenarından köşesinden değinmektedir.
8 Ağustos 2016 Pazartesi
Ön-Asya Etnografyası: Kürtler - Ertoşî | Ertuşi Aşireti'nde Düğün / Gelin Alayı (1983)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









