Bu Blogda Ara

Yörükler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yörükler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2013 Salı

Ön-Asya Etnografyası - Geleneksel Kültürde Kadın ve Çocuk: Üçkuyu (Deyle), Karaman (1968)

Ön-Asya Etnografyası
- Geleneksel Kültürde Kadın ve Çocuk
(İşbölümü: Çocuk Bakımı, Ev-İşi...):
Üçkuyu (Deyle), Karaman (1968)
Havva & İsmail Engin koleksiyonu

[İsmail Engin] Silifke'nin Karadedeli köyünden kopup gelen Yörükler "Üçkuyu" ya da eski adıyla "Deyle" köyünü kurarlar.

Konar-göçer Yörükler, hayvan otlatmak için Akdeniz'den Orta-Anadolu'ya yaylağa çıkarlar...
Karadağ'a gelip yaz aylarında burada konaklayanlar, yazın ardından kışlak için geriye dönerler. Buna "Zehil Göçü" denilir... Yerel ağızda sahilin bozulmuş hali olan "Zehil", yayladan Akdeniz'e göç anlamını taşır.

Yayla'da sürekli kalanlar, Karadağ'da yerleşirler.

Bu yerleşimlerden biri de "Deyle"dir.

Sonradan yerleşim yeri civarındaki üç kuyudan esinlenerek, "Deyle" adı, "Üçkuyu"ya dönüştürülür... [İsmail Engin]

27 Eylül 2013 Cuma

Ön-Asya Etnografyası - Kozan Yörüklerinde Nazar

"Kozan Yörük kızında nazarlık"
- Kozan - Adana (1975)
/ İsmail Engin koleksiyonu
[İsmail Engin] - "Urasa" [ya da uğrasa]; Sancaklıboy İğdecik'te (Manisa), Biga'da (Çanakkale), Şarkışla Maksutlu'da (Sivas), Niğde'de, Adana'da, Silifke Araplı ve Kabasakal'da (İçel) hastalığa, cine, periye karşı okuyup üfleme, afsunlama anlamına geliyor.

Yine Adana'da, Mersin Çiftepınar ve Buluklu'da (İçel) hastalığı kocakarı ilaçlarıyla sağaltma çabası "urasa" olarak niteleniyor. Niğde'de "urasalatmak" okuyup, üfletmek..; okuyup üflenecek gibi hasta olan da "urasalık" demek.

Kozan Yörükleri (Adana), nazara karşı "urasacı"dan medet umuyor. Nazar değdiğine inanılan çocuk için "urasacı" - ki genelde kadındır - çağrılıyor. "Urasacı" geldiğinde çocuk ve o esnerse, çocuğa nazar değdiği kanaatine varılıyor. Çocuğu kem gözlerden korumak için "urasacı"ya "okutuluyor":

Gören gözler çatlasın
Söyleyen diller patlasın
Ulu ağaç dibinde bulduysan
Köklütaş dibinde bulduysan
El benim elim değil
Benden daha yüksek urasacıların eli
Fadima anamızın, huri kızlarının
Evliyanın eli...

Nazara uğramış çocuğa bunun ardından "gök boncuk" takılıyor... Buna yılan kemiği, kaplumbağa kemiği iliştiriliyor. "Gök boncuk", ona iliştirilenlerle "muskalık" haline dönüştürülüyor...[İsmail Engin]

25 Eylül 2013 Çarşamba

Karahamzalı Yörüklerinde Istar (1981)

Karahamzalı Yörüklerinde Istar
- Karahamzalı Köyü, Polatlı - Ankara (1981)
/ İsmail Engin koleksiyonu
[İsmail Engin] Istar, dokuma tezgahıdır. Burada halı, kilim, (h)aba, yastık, şalvar, heybe vb. dokunur.

Istarda dokuma yapmak için "kirkit"e ve "tarağa" ihtiyaç vardır.

"Kirkit", dokuma ipliklerini ve düğümleri sıkıştırmak için elle kullanılan bir araçtır. Geyik boynuzundan, ağaçtan veya demirden yapılır, Tarağa benzer dişleri vardır.

"Tarak", dokumanın düzgün çıkması, çözgü iplerinin düzgün gelmesi, atkı iplerinin sıkışması, motiflerin düzenli olması için kullanılır.

Istarı dokumaya hazır duruma getirmeye "ıstar çizmek"; dokunan halı, kilim vb. ürünleri ıstardan almaya da "ıstar kesmek" denir. [İsmail Engin]