Bu Blogda Ara

Aleviler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aleviler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ağustos 2026 Cuma

İsmail Engin : Kemalizm’in Tasfiyesi mi, Devletin Dönüşümü mü?

[İsmail Engin] Kuşku yok ki; meydanlarda kimin konuştuğu, hangi sözün büyütüldüğü kadar hangi sözün görmezden gelindiği de siyasetin bir parçası...

Günümüz Türkiye’sinde birbirinden farklı görünen bazı gelişmeler aynı siyasal zeminde buluşuyor: İmralı’dan gelen “demokratik entegrasyon” mesajları, kimlik ve örgütlenme özgürlüğüne yapılan vurgular, Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisî üzerinden kurulan tarihsel anlatı ve Hacıbektaş’ta kimi Alevi kurumlarının yükselttiği itirazlar...

Her birini ayrı ayrı değerlendirmek mümkün. Lâkin, bu başlıkların birbirleriyle nasıl ilişkilendiği önem taşıyor.

Yeni bir çözüm sürecinin dilinin ötesinde; devlet-toplum ilişkisi, kimlik, inanç, yurttaşlık ve Türkiye’nin tarihsel belleğinin yeniden yorumlanması gibi daha geniş bir alandan söz ediyor; öncelikle, tarihin neden yeniden çağrıldığını düşünüyoruz.

Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisî referansı bu nedenle önem taşıyor.

İmralı eksenindeki tartışmalarda bu tarihsel ittifak daha önce de gündeme geldi. İmralı’daki 2025 - 2026 değerlendirmelerinde, Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisî ittifakına ilişkin ifadeler yer aldı. Fakat, burada dikkat edilmesi gereken nokta, tarihsel bir olayın bugüne taşınmasının kendisinin bir siyasal yorum olduğudur.

Çaldıran dönemindeki Osmanlı-Kürd ilişkilerini bugünün Türkiye’sine doğrudan tercüme etmek mümkün değil. O dönemin devlet yapısı, mezhep çatışmaları, bölgesel güç dengeleri ve yerel iktidar biçimleri bugünkünden tamamen farklıydı. Buna rağmen, tarihsel bir ittifakın bugün hatırlatılması da dikkat çekici. Zira, tarihin siyasette yeniden çağrılması, çoğu zaman bugünün geleceğini tarif etmek için yapılıyor.

O hâlde, geçmişin hangi tarafının bugüne taşındığı üzerinde düşünülmelidir.

26 Temmuz 2026 Pazar

İsmail Engin : Yeni Parti Programında Aleviler

[İsmail Engin] 24 Temmuz 2026 tarihinde kurulan Yeni Parti, aynı gün kamuoyuna “Ortak Gelecek için Yeni Parti Programı”nı da açıkladı. “İçindekiler” bölümü hariç 38 sayfadan oluşan program, “Değişim Çağrısı”, “Demokrasi, Yönetim ve Adalet”, “Kalkınma ve Ekonomi”, “Sosyal Devlet” ile “Dış Politika, Güvenlik ve Dirençlilik” başlıklı beş ana bölümden meydana geliyor.

Programın ilk bölümü olan “Değişim Çağrısı” [ibid, 1-5], “Türkiye kadim tarihi”ne yapılan vurgu ile başlıyor. Bu bölümde toplam 15 kez “kara düzeni değiştireceğiz” söylemi öne çıkarılıyor ve partinin temel siyasi iddiası şu ifadelerle ortaya konuluyor:

“Yolumuz uzundur, mücadele zorludur biliyoruz. Bu düzen kendiliğinden değişmeyecek, biliyoruz. Biz değiştireceğiz. Hep birlikte değiştireceğiz. Yola çıktık. Bu kara düzeni değiştireceğiz." [ibid, 5]

Program, “Demokrasi, Yönetim ve Adalet” başlıklı ikinci bölümünde [ibid, 6-12] demokratikleşme, hukuk devleti ve kurumsal reformlara odaklanıyor.

Burada; “Demokratik Yönetim Reformu”, “Demokrasi, İnsan Hakları ve Hukukun Üstünlüğü”, “Dijital Demokrasi, Medya ve Bilgi Hakkı”, “Adaletin Tesisi”, “Siyasal Özgürlük İçin Hukuki Güvenceler”, “Anayasal Denetim ve Kurumsal Hukuk Devleti”, “Ayrımcılıkla Mücadele ve Çoğulculuk”, “Aktif Yurttaşlık ve Örgütlü Toplum”, “Demokrasi ve Siyasi Partiler”, “Yolsuzlukla Mücadele, Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik” ile “Yerellik ve Yerinden Yönetim” başlıkları altında kapsamlı bir çerçeve sunuluyor.

27 Haziran 2026 Cumartesi

İsmail Engin : Siyasal Alevilik – II

[İsmail Engin] Siyasal Alevilik olgusu yeni ortaya çıkmış bir durum değil; aksine uzun yıllardır adım adım şekillenen, gözlemlenen ve tartışılan bir süreç.

Zaman içerisinde kimi cemevleri, ibadetin ve kültürel faaliyetlerin mekânları olmanın ötesine geçerek siyasetçilerin kürsü bulup konuşma yaptığı, siyasî mesajların verildiği platformlara dönüştü.

Buralarda düzenlenen paneller, çoğu zaman görünürde akademik veya kültürel içerik taşısa da, siyasî partilerin ve temsilcilerinin yoğun katılımıyla farklı bir işleve büründü; fikir üretmekten çok ideoloji ve siyasî pozisyon üretmeye başladı.

Örgütlenme faaliyetlerinin önemli dinamiklerinden ve ayaklarından biri siyaset oldu.

Pek çok dernek ve federasyon yöneticisi milletvekilliğine, belediye başkanlığına ya da belediye meclis üyeliğine aday olarak doğrudan siyasî arenaya çıktı. Böylece sivil toplum, inanç ve siyaset arasındaki sınırlar giderek silikleşti.

Akademisyenler, kanaat önderleri ve dinî rehber konumundaki bazı isimler de bu siyasî ilişkilerin kurulmasında ve sürdürülmesinde etkili roller üstlendi.

Buna karşı çıkanlar da vardı; inanç önderlerinin siyasî kamplaşmanın tarafı hâline gelmesini doğru bulmayanlar itirazlarını dile getirdi.

Bir kesim de kendi siyasî anlayışına uymuyor diye itiraz etti.

13 Haziran 2026 Cumartesi

İsmail Engin : Alevi Kimdir? İnanç, Kimlik ve Uygulama Üzerine Bir Değerlendirme [Video]

İsmail Engin : Alevi Kimdir? 2'56'' [12.06.2026]

https://youtube.com/shorts/O0R7PbvcpwU

İnanç, Kimlik ve Uygulama Üzerine Bir Değerlendirme

"Alevi kimdir?" İnsan kendini nasıl tanımlıyorsa odur. Her şeyden önce Alevi, Aleviliğe inanan kişidir. İnancın öğrettiği ahlaki ilkeleri benimseyen, eline, diline ve beline sahip olandır. Günümüzde Alevilik; anası ve babası Alevi olanı da kapsıyor, anası ya da babası Alevi olanı da. Ana ve babası Alevi olmadığı halde kendisini Alevi hisseden ve Aleviliği seçenler de bulunuyor. Yoksa, talibin dedeye bağlanmasının başka izahı kolay değil. Ancak, Alevi olma sadece kimlik beyanıyla sınırlı değil.

8 Haziran 2026 Pazartesi

İsmail Engin : Aleviliğin Siyasallaştırılması yahut Siyasal Alevilik ?

“Siyaset günleri gelip çatmadan / Açılın kapılar Şah’a gidelim”

[İsmail Engin] Aleviliğin siyasallaştırılması tartışmaları günümüzde yeni bir aşamaya ulaşıyor. Farklı siyasal ve ideolojik ayrımlar üzerinden Alevi kimliğinin yeniden tanımlanmaya çalışıldığı bir süreç yaşanıyor.

Özelciler – Pirocular ayrımı, MHP ile DEM Parti ve CHP eksenli yaklaşımlar, Dersim merkezli tartışmalar, Abdülhamidçiler ile İttihatçılar arasındaki tarihsel kamplaşmalar, Meşrutiyetçilik ve Cumhuriyetçilik eksenindeki görüş ayrılıkları, etno – dinci özerklik ve ulusalcılık – Seyit Rıza ve Kemalizm –; etnisitede Türklük – Kürdlük tartışmaları ... tüm bunlar, Alevilik başlığı altında yeniden siyasal gündeme taşınıyor, orada taraftar buluyor. Söz konusu görüşlere, Alevi kimliğini önceleyen çevrelerde kemikleşmiş şekilde rastlanıyor.

Öte yandan, İç Anadolu ve Doğu Anadolu Alevileri arasındaki farklılıklar örtük şekilde siyasal tartışmaların konusu haline gelirken, dinî yapıların kendi içindeki ayrışmaları yeniden görünür oluyor. 

Bir başka ifadeyle, İç Anadolu ve Doğu Anadolu Alevileri siyasetle harmanlanıyor; “pençeliler” ve “tarikliler” yeniden bariyerlerle ayrışıyor.

Demem o ki, siyasetin giderek belirleyici olduğu bir döneme girilirken, Aleviliğin de siyasal rekabetin unsurlarından biri haline geldiği gözleniyor.

Elbette bireysel düzeyde siyaset yapmak herkesin en temel demokratik – vatandaşlık hakkıdır. 

Ancak, tartışmanın merkezinde yer alan soru şu: 

Dinî ve inançsal kimlikler, siyasal aidiyetlerle ne ölçüde iç içe geçirilebilir; Alevilerin laiklik talepleriyle ne ölçüde uyuşabilir?

17 Mayıs 2026 Pazar

İsmail Engin : Böyle bir şey mümkün olabilir mi?

[İsmail Engin] Geçmişiyle, hatta ne olduğuyla bile, kendisiyle uzlaşamayan, birbirini reddeden – kavgalı; bütün değerleri bilinçli – bilinçsiz değersizleştirilmiş, hükümsüz bırakılmış bir yapının…

Önceki gün söylediğini dün, dün söylediğini bugün “geçersiz” ilan eden bir zihniyetin…

Kendine özgü bir “geleneği” ve “geleceği” olabilir mi?

Veyahut kendi dinamikleriyle işleyen nasıl bir gelecek ve hangi gelenek – ne üzerine inşa edilebilir?

Hele bir de ezelden ebede, kadimden postmoderniteye kadar her şey tarumar edilmişse; akıl tutulmuş, kolektif bellek felce – dumura uğratılmışsa…

Etnisiteyle, sosyal ve tarihsel kırılmalarla, ekonomik bağlamla, dille; kısacası kolektif bilinç ve bellekte giderek daha fazla ayrış[tırıl]an Aleviler, bugün tam da bunu tartışıyor; neyi :

“Alevilerin ve Aleviliğin geleceğini.”

Üstelik tartışırken bile, kolektif bellekte yeni ve etnisiteye ve inanca bakışı – ve şayet kaldıysa değerlerin kırıntılarını – içeren derin fay hatları oluşturarak…

Bir umud var geriye kalan, dijital çağda : Ansiklopediler..

“Hacı” mıydı, “Hace” miydi?

7 Mayıs 2026 Perşembe

İsmail Engin : Devlet ve Alevilik -

[İsmail Engin] Türkiye'de devlet, yaklaşık her on yılda bir Aleviler ve Alevilik konusundaki "kurumsal belleği"ni güncelleyen bir mekanizma işletiyor. 

Süreç, bazen açık biçimde, bazen de daha örtülü yöntemlerle; toplantılar, çalıştaylar, sempozyumlar ve çeşitli organizasyonlar aracılığıyla yürütülüyor. 

Söz konusu etkinliklerin finansal ve idari desteği çoğu zaman doğrudan devlet tarafından sağlanıyor; vakıf ya da dernek yapıları söz konusu olduğunda ise hem "denetim" hem de "yasaya uygunluk" çerçevesi devletin kontrolünde şekilleniyor.

Diğer bir ifadeyle, Alevi örgütlenmeleri ve etkinlikleri düzenli biçimde hukuki açıdan gözden geçiriliyor. 

Aslında bunun kökleri çok daha eskiye, Osmanlı dönemine kadar uzanıyor: 

Osmanlı'dan itibaren Alevi topluluklarına ilişkin bir denetim mekanizması ve kurumsallaşmış kayıt sistemi varlığını sürdürmüş durumda.

Örneğin, Osmanlı'da şecereleri denetleyen yapılar bulunuyor; bu şecerelerin onaylanmasıyla birlikte bazı imtiyazlar tanımlanıyor - tanınıyor ve geliştiriliyordu. 

Tekke ve zaviyelerin toprak kullanımı, vergilendirilmesi ve vergi muafiyetleri de bu çerçevede düzenleniyordu. 

20 Şubat 2026 Cuma

İsmail Engin : 49 Sayfada Bir Kez Anılmak, Hiç Konuşulmamak - Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu'nda Aleviler

[İsmail Engin] 18 Şubat 2026 tarihli "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu", ekleri hariç 49, ekleriyle birlikte 107 sayfa.

Başlığındaki iddia büyük:

Millî dayanışma, kardeşlik ve demokrasi!

Metnin satır aralarına bakıldığındaysa, bu iddialı çerçevenin Türkiye'nin inançsal ve kültürel çoğulluğunu ne ölçüde kapsadığı ciddi bir soru işareti olarak karşımıza çıkıyor.

Raporda "Alevi" sözcüğü, ekler hariç bölümde yalnızca bir kez geçiyor. O da "Türk-Kürt Kardeşliğinin Tarihi Kökleri ve Kardeşlik Hukuku" başlığı altında, 28. sayfada:

"Bu coğrafyanın Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni ve diğer tüm kesimleri, on yıllar boyunca süregelen acıların ve çatışmaların tekrarına rıza göstermemektedir."

Bu ifade, Alevileri bir özne olarak değil; Türk, Kürt, Arap gibi etnik kimliklerle aynı düzlemde, fakat inanç kimliği olarak anmakla birlikte, Alevilerin tarihsel deneyimlerine, taleplerine, hak arayışlarına ya da kamusal alandaki yapısal sorunlarına dair tek değerlendirme içermiyor.

49 sayfalık ana metinde Alevilik, bir toplumsal-siyasal başlık olarak ele alınmıyor.

Ekler bölümünde de durum farklı değil.

16 Şubat 2026 Pazartesi

İsmail Engin : Alevilerin Diplomasisi, AB Süreci ve Lozan [Video]

İsmail Engin : Alevilerin Diplomasisi, AB Süreci ve Lozan, 2'59'' [14 Şubat 2026]


"AB İlerleme Raporları’nda Alevilerle ilgili başlıklar; cemevlerinin hukuki statüsü, zorunlu din dersleri, kimliklerde din hanesi, AİHM kararlarının uygulanması ile din ve ifade özgürlüğü alanlarında yoğunlaştı. Uluslararası çerçevenin de etkisiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Lakin Alevilerin bir kısmı bundan da hoşnut değil. Son yıllarda Avrupa’daki Alevi kurumlarının ve Türkiye’deki örgütlerin AB raporlarına ilgisinin azaldığı görülüyor." :

6 Şubat 2026 Cuma

İsmail Engin : Enternasyonalizm mi, Aşiretçilik mi? [Video]


İsmail Engin : Enternasyonalizm mi, Aşiretçilik mi?, 2'55'' [03.02.2026]


etno-din[i] temelli bir kimlik siyaseti ve iktidar formu... :

8 Ocak 2026 Perşembe

İsmail Engin : Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu AK Parti Raporu'nda Aleviler [Video]

İsmail Engin : Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu AK Parti Raporu'nda Aleviler, 2'37'' [19.12.2025]

https://youtube.com/shorts/Z1mwoe4dzoM

- "Alevi Çalıştayları", "Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı" yanı sıra "Nusayriler" vurgusu - Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) 19 Aralık 2025 tarihli, 60 sayfalık raporunda “Alevi” kavramına yalnızca dört kez yer verildiği görülüyor. Söz konusu ibarelerin tamamı, raporun “AK Parti Döneminde Atılan Tarihi Adımlar” başlığı altında yer alıyor. 2009 yılında Alevilerin temel sorunlarının gündeme taşınması ve kalıcı çözümler üretilmesi amacıyla “Alevi Çalıştayları”nın düzenlendiği hatırlatılıyor. Raporda, söz konusu çalıştayların Türkiye’de kimlik temelli siyaset anlayışının tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik bir çabanın parçası olduğu vurgulanıyor. Alevi Çalıştayları sürecinin, 20 Ekim 2022’de AK Parti tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulan kanun teklifiyle yeni ve somut bir boyut kazandığı belirtilen raporda, bu sürecin sonucunda 2022 yılında Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulduğu bilgisine yer veriliyor. AK Parti Raporu'nda “Alevi” vurgusu sınırlı, "Nusayriler" vurgusu ise dikkat çekiyor:

19 Aralık 2025 Cuma

İsmail Engin : Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu CHP Raporu'nda Aleviler [Video]


İsmail Engin : Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu CHP Raporu'nda Aleviler, 2'59'' [18.12.2025]


CHP raporuna göre; inanç merkezleri kapsamında, Hacı Bektaş Veli Dergâhı gibi tarihî ve inançsal mekânların yönetimi, Alevi kurumlarına, onların uygun göreceği üst yapılara veya yerel yönetimlere devredilmelidir. Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersinin mevcut içeriği, İslamın belirli bir yorumu merkez alıyor ve AİHM kararlarına aykırıdır; Dinler Tarihi ve Din Sosyolojisi temelinde yeniden yapılandırılmalı; tarafsız ve karşılaştırmalı olmalıdır. Raporda, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da ele alınıyor; Kültür Bakanlığı’na bağlı Başkanlığın, yanlış uygulamaları, Alevi toplumunun itirazları ve işlevsizliği nedeniyle kapatılması ve kurumsal ihtiyaçların Alevi örgütleriyle birlikte belirlenmesi gerektiği dile getiriliyor. Raporda, devletin inançlar karşısında tarafsızlığı; Aleviler için tam eşit yurttaşlık ilkesinin hayata geçirilmesi önceleniyor. Ancak, rapordaki şu - haklı - talebin uygulaması, mevcut Alevi kurumlarının yapısı nedeniyle zor görünüyor: Hacı Bektaş Veli Dergâhı gibi tarihî ve inançsal mekânların yönetiminin Alevi kurumlarına, onların uygun göreceği üst yapılara veya yerel yönetimlere devredilmesi... :

17 Aralık 2025 Çarşamba

İsmail Engin : Devlet Bahçeli'de ve Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu MHP Raporu'nda Aleviler [Video]


İsmail Engin : Devlet Bahçeli'de ve Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu MHP Raporu'nda Aleviler, 2'50'' [16.12.2025]


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 14 Ekim 2025’te TBMM’de yapılan MHP Grup Toplantısı’nda Aleviliği “Alevi-İslam” anlayışı içinde konumlandıran bir söylem benimsedi. Mezhep ayrımlarını reddeden Bahçeli, Müslüman ve Türk kardeşliği vurgusu yaparak Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması gerektiğini dile getirdi. Hatırlatmak gerekir ki, 1989’da Hamburg’da yayımlanan “Aleviliğin Yeri” bildirgesi de Aleviliği İslam içi bir yorum olarak tanımlamıştı. Bahçeli’nin kullandığı dil, bu bildirgede şekillenen “Alevi-İslam” yaklaşımıyla örtüşüyor. Benzer bir söylem, daha önce Cem Vakfı’nda ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2023’te yayımladığı “Alevi.” başlıklı videoda da görülmüştü. MHP’nin Alevi açılımı, Aleviliği İslam içi kabul eden bir ideolojik zemin üzerinde şekilleniyor; Alevilerle ilgili temel problemler, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda yer bulmuyor:

16 Aralık 2025 Salı

İsmail Engin : Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Dem Parti Raporu'nda Aleviler [Video]

İsmail Engin : Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Dem Parti Raporu'nda Aleviler, 2'51'' [14.12.2025]

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu için DEM Partisi tarafından hazırlanan 99 sayfalık rapor, 10 Aralık 2025 tarihinde sunuldu. Raporda “Aleviliğe” on iki kez atıf yapılıyor. Alevi – Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'na değinilmiyor. Alevilerin, inanç merkezlerinin, bu toplulukların sivil örgütlenmelerine yerel yönetimler aracılığıyla devredilmesi ve bu merkezlerin korunması güvence altına alınması gerektiği ifade ediliyor Kamusal alanda Alevi inancına mensup bireylerin üst düzey görevlerde adil temsilini sağlayacak pozitif ayrımcı önlemlerin hayata geçirilmesinin, toplumsal barışa katkı sunacak somut adımlar arasında yer aldığı kaydediliyor:

13 Aralık 2025 Cumartesi

İsmail Engin : Ahmet Özer’de Türklerle Kürdler, Malazgirt ve Çaldıran - Tarihî Kavşaklar ve Ortak Kader Anlatısı [Video]


İsmail Engin : Ahmet Özer’de Türklerle Kürdler, Malazgirt ve Çaldıran - Tarihî Kavşaklar ve Ortak Kader Anlatısı, 2'57'' [08.12.2025]


Özer, Malazgirt’i Türk–Kürt ilişkilerinin başlangıç noktalarından biri olarak yorumlar. Halil İnalcık, ucta Türkmenler arasında bir bey kumandası altında akınlar yapan; komşu Müslüman veya Hıristiyan devletlerin hizmetine ücretli askerler olarak giren, “bir kısmı ‘Turcopoul’ adını alarak Bizans hizmetinde” kalan “Hıristiyanlaşmış” “akıncı-savaşçılar”ı betimler; bunlar, “Rodos şövalyeleri yanında ücretli asker bölüğü halinde idi.” der. Malazgirt Meydan Muharebesi’nde Müslüman Türklerle Turkopollar aracılığıyla Hristiyan Türkler de karşı karşıya gelmişti. Özer ise bu çerçeveye Kürt unsurunu dahil ederek Malazgirt’i Türklerle Kürtlerin “ortak kaderinin” ilk halkası olarak görür. Ancak Alp Arslan’ın ordusunda Kürt katkısının boyutuna dair akademik uzlaşı yoktur :

5 Aralık 2025 Cuma

İsmail Engin : Çamşıhılı Alevi Ozanı Hüseyin Gazi Metin Dede [Video]

İsmail Engin : Çamşıhılı Alevi Ozanı Hüseyin Gazi Metin Dede (1939 – 29.11.2024) 2'58'' [29.11.2025]


Alevilik bağlamında Hüseyin Gazi Metin’in iki dönemi vardı: İslâm ve İslâm dışı.. 2000’de yayınlanan “İnsan, Tanrı Dinler ve Alevilik” adlı eserinde “İslamiyetin asıl özünü Alevilik oluşturur.” (s. 49) diyen de oydu, sonrasında “İslâm bizim neremizde?” diye soran da... Ve “Diyorlarki Arap Ali / Kurduğu kırkların yolu / Boşuna uzatma dili / Alisiz Alevi olmaz” (s. 80-81) diyen de.. :

17 Kasım 2025 Pazartesi

İsmail Engin : Aleviler - Birlik Cemi [Video]

İsmail Engin : Aleviler - Birlik Cemi, 2'36'' [13.11.2025]


O an, yerle gök birbirine karıştı. Kandil titredi, zaman niyaz etti. Sesleniyordu, özü de Turap olan: “Eyyy Ali... Biz seni senden aldık. Kimi Türk, kimi Kürt, kimi Zaza eyledik. Fatıma’ya tek eşli ederken, Zülfikâr’ı elinden alıp sana tahta kılıç verdik. Şeriat kapısından çekip, sırr-ı Hakikat, İnsan-ı Kâmil, başımıza taç ettik. Yer, alnını göğe dayadı. Yol uzadı. Geriye hoş bir seda olarak bir kamyonun arkasında okunan şu yazı kaldı: “Senin de mi Pir’in Ali?”

16 Kasım 2025 Pazar

İsmail Engin : Alevilik Nereye Gidiyor? Asimilasyon, Dejenerasyon, Deformasyon, Rönesans Arasında [Video]

İsmail Engin : Alevilik Nereye Gidiyor? Asimilasyon, Dejenerasyon, Deformasyon, Rönesans Arasında 2'59'' [11.11.2025]


İnanç pratikleri, geleneksel kapalı cemaat yaşamının dışına taştı, kamusal alanda görünür hâle gelirken, belirgin bir dönüşümü de beraberinde getirdi. Tanınırlık ve kabul görme arayışı, inanç pratiklerinin estetik ve gösterisel biçimlere dönüşmesine neden oldu. “Semah ekipleri”, “halk oyunları ekipleri” gibi kuruldu; semahçıların giysileri “kostüm” niteliği kazandı; semahın dönüş hareketleri koreografiyle “sahne gösterisine” uyarlandı. Bir ibadet biçiminden çıkarak “oyun” formuna evrildi; folklorik, görsel ve teatral bir nitelik kazandı. Kent yaşamına dahil olan bireyler, kent sokaklarında, düğünlerde, café-bar gibi ortamlarda semah dönerek kimliklerini ifade etmeye başladı. İbadet bağlamında uyandırılan çerağlar veya deliller, ibadet olup olmadığı gözetilmeksizin her yerde uyandırılmaya başlandı; “miraçlama” konserlerde veya dernek gecelerinde “türkü sözü”ne; musahiplik teatral kardeşlik törenine dönüştü. Kutsal olan, inanç adına kamusal alanda yeniden üretildi, fakat aynı zamanda işlevsizleşip gündelikleşerek sıradanlaştı :

6 Kasım 2025 Perşembe

İsmail Engin : Cemal Şener [1951– 2.11.2010]

İsmail Engin : Cemal Şener [1951– 2.11.2010], 2'57'' [03.11.2025]


Antropologtur. 1951’de Erzincan’ın Güllüce köyünde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Erzincan’da tamamladı. 78 kuşağının önemli isimlerindendi, bir süre Bayrampaşa ve Sinop Cezaevlerinde tutuklu kaldı. 1980’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Bölümü’nü “Erzincan İli’nin Demografik Yapısı” adlı teziyle bitirdi. Cem Dergisinin ilk 16 sayısında yazı işleri yönetmenliğini yürüttü ve İzzettin Doğan’ın önerisiyle yazar kadrosuna katıldı. Dergide Alevilik ve onunla ilintili olarak dergahlar, törenler, Diyanet, laiklik, milliyetçilik, medya ve toplumsal yapı üzerine 25 makale kaleme aldı. Aleviliği İslamiyet içerisinde gördü, Türkmen katkılı Hakk Muhammed Ali inancıydı ve ibadet ana dilde sürdürülüyordu. 19’u Alevilik-Bektaşilik üzerine olmak üzere toplam 32 eseri yayımlandı. Rıza Zelyut, Nejat Birdoğan, Fuat Bozkurt gibi Aleviliğin kamusal alana açılmasına son derece önemli katkılar sundu :

5 Kasım 2025 Çarşamba

İsmail Engin : CemAli [Video]


İsmail Engin : CemAli, 2'48'' [01.10.2025]


CemAli, Türkiye’de “pop müziğin alternatif yüzü” olarak tanımlanır. Müzik eleştirmeni Max Weglarz, onların “elektronik müziğin sınırlarını zorladıklarını” belirtirken; Mefaret Aktaş, ikilinin “Batı müziğini geleneksel Türk melodileriyle eşine az rastlanır bir denge içinde harmanladıklarını” söyler. Deborah Frost ise, CemAli’yi “Doğu ile Batı arasında kurulan müzikal bir köprü” olarak nitelendirir. 1997’de yayımlanan ikinci albümleri “Youh Youh”, Türk müzikseverlerle buluşur. Bu albümde, Aşık Mahzuni Şerif’in unutulmaz eseri “Yuh Yuh” dışındaki bütün söz ve müzikleri “CemAli” imzasını taşır. İkilinin ifadesiyle, “Yuh Yuh” onların müzikal anlamda bir başkaldırısıdır, çünkü memlekette ve dünyada yuhlanacak çok şey vardır :