Bu Blogda Ara

28 Haziran 2026 Pazar

İsmail Engin : Kuzeydoğu Hindistan'dan Naga Tekstilleri ve Tasarımı

[İsmail Engin] Nagalar, Hindistan'ın kuzeydoğusu ile Myanmar'ın kuzeybatısında yaşayan, otuzdan fazla farklı etnik gruptan oluşan, üç ila dört milyon nüfusa sahip çok dilli bir topluluk. Ortak bir tarih paylaşmalarına rağmen, her grubun kendine özgü dili, kültürü ve kimlik anlayışı bulunuyor.

İngiliz sömürge yönetimi döneminde bölge yoğun askeri ve misyoner faaliyetlerine sahne olmuş, bu süreç Nagaların sosyo - kültürel yapısında köklü dönüşümlere yol açmış.

Hristiyanlık zamanla Nagaland'ın baskın dini hâline gelirken, bağımsızlık sonrasında Hindistan devletiyle yaşanan siyasi gerilimler ortak bir Naga kimliğinin oluşmasını hızlandırmış.

Günümüzde kültürel miras, geleneksel zanaatlar ve tekstiller bu kimliğin en önemli simgeleri arasında yer alıyor.

* * *

Kuzeydoğu Hindistan'da yaşayan Nagalara ait dokumaların – Naga dokumalarının – geometrik ve çoğu zaman minimalist desenleri, dünyanın en özgün ve etkileyici dokuma geleneklerinden birini oluşturuyor.

Güçlü geometrik desenleri ve canlı renkleri yalnızca estetik bir tercih değil; kimlik, toplumsal statü, köken ve kişisel yaşam öykülerini görünür kılan bir iletişim sistemi.

27 Haziran 2026 Cumartesi

İsmail Engin : Siyasal Alevilik – II

[İsmail Engin] Siyasal Alevilik olgusu yeni ortaya çıkmış bir durum değil; aksine uzun yıllardır adım adım şekillenen, gözlemlenen ve tartışılan bir süreç.

Zaman içerisinde kimi cemevleri, ibadetin ve kültürel faaliyetlerin mekânları olmanın ötesine geçerek siyasetçilerin kürsü bulup konuşma yaptığı, siyasî mesajların verildiği platformlara dönüştü.

Buralarda düzenlenen paneller, çoğu zaman görünürde akademik veya kültürel içerik taşısa da, siyasî partilerin ve temsilcilerinin yoğun katılımıyla farklı bir işleve büründü; fikir üretmekten çok ideoloji ve siyasî pozisyon üretmeye başladı.

Örgütlenme faaliyetlerinin önemli dinamiklerinden ve ayaklarından biri siyaset oldu.

Pek çok dernek ve federasyon yöneticisi milletvekilliğine, belediye başkanlığına ya da belediye meclis üyeliğine aday olarak doğrudan siyasî arenaya çıktı. Böylece sivil toplum, inanç ve siyaset arasındaki sınırlar giderek silikleşti.

Akademisyenler, kanaat önderleri ve dinî rehber konumundaki bazı isimler de bu siyasî ilişkilerin kurulmasında ve sürdürülmesinde etkili roller üstlendi.

Buna karşı çıkanlar da vardı; inanç önderlerinin siyasî kamplaşmanın tarafı hâline gelmesini doğru bulmayanlar itirazlarını dile getirdi.

Bir kesim de kendi siyasî anlayışına uymuyor diye itiraz etti.

25 Haziran 2026 Perşembe

İsmail Engin : Kerbelâ – Alevi Kolektif Belleğinde Neden Önemlidir?

– ve zalim ve inanmış ve Kerbela [Bekir Yıldız] –

[İsmail Engin] Şayet Kerbelâ kolektif bellekten silinirse : 

“Yezid”, bir isim olarak kalır; zulmün, zorbalığın ve iktidar hırsının simgesi olmaktan çıkar; zulmün yüzü silinir, zorbalığın adı unutulur, tarihin karanlığı sıradanlaşır.

“Hüseyin”, tarihî bir şahsiyete dönüşür; hakikat uğruna bedel ödemenin, onurun ve direnişin anlamı silikleşir; eğilmeyen başın, teslim olmayan vicdanın ve susmayan hakikatin sesi kısılır.

“Emevî iktidarı” denildiğinde, salt bir hanedan hatırlanır; baskının, tahakkümün ve adaletsizliğin tarihsel karşılığı görünmez olur; adaleti boğan, hakkı susturan ve gücü hakikatin önüne koyan düzen, belleğin karanlığına gömülür.

“Hüseynî duruş” anıldığında, zulüm karşısında baş eğmemenin, hakikatin yanında saf tutmanın, bedeli ne olursa olsun direnmenin ne demek olduğu anlaşılamaz; yalnız kalsa da hakikatten ayrılmamanın anlamı kaybolur.

“Evlâd-ı Kerbelâ’yık, bî-hata’yık” sözü, dillerde yaşamaya devam eder ve fakat o sözün ardındaki ateş, gözyaşı, [zorunlu] göç ve asırları aşan aidiyet hissedilmez olur.

23 Haziran 2026 Salı

İsmail Engin : Ortaca 1966 – IV

[İsmail Engin] Milliyet gazetesinin 7 Haziran 1966 günlü baskısının ilk sayfasından verilen ve 7. sayfada devam eden, Teoman Doğulu’nun Muğla’dan bildirdiği “Bin Köylü Çatıştı” başlıklı habere göre; 

“Toprak anlaşmazlığından birbirine girenlerden 7 si yaralandı. 38 kişi nezarete alındı. 

Köyceğiz ilçesinin Ortaca bucağında arazi ihtilâfı yüzünden arbede çıkmış, bin kişi kadar bir topluluk Ortaca bucağını basıp sinemadaki halkı döverek yaralamıştır. (...)

Olaya Fevziye köyündeki bir bataklığı kurutan (...)un köylülerle geçinememesi yol açmıştır.” [Milliyet, 7 Haziran 1966,s.1]

18 Haziran 1966 günlü Cumhuriyet gazetesindeki Ortaca’dan Alâettin Bilgi’nin bildirdiğine göre, “Fevziyeliler 12 gün sonra ilk defa Ortaca’ya indiler” başlıklı haber kısaca şu şekildedir:

“12 gündenberi iktisadî abluka içinde bulunan Fevziye köylüleri dün ilk defa köy sınırından çıkarak Ortaca’ya inmişlerdir. (...)

(...) Fevziyeli Aleviler değirmene buğday götürdükten sonra pazara gitmişler ve kendilerine yiyecek temin etmişlerdir. Böylece Ortaca’da Alevî – Sünnî ayrımı ile ortaya çıkan gergin hava dün Fevziyelilerin inişi ile yumuşama safhasına girmiştir. (...)” [Cumhuriyet, 18 Haziran 1966, s. 1]

22 Haziran 2026 Pazartesi

İsmail Engin : Ortaca 1966 - III

Haziran 1966’da Ortaca’da yaşanan olaylar, Türkiye’de inanç temelli gerilimlerin nasıl algılandığı ve kamuoyuna nasıl sunulduğu konusunda dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. 

Dönemin gazetelerine yansıyan haberler incelendiğinde, olayların niteliği konusunda birbirinden oldukça farklı anlatılarla karşılaşılıyor.

* * *

14 Haziran 1966 tarihli Milliyet gazetesi, “Ortaca’da alevî kadınlar silahlandı” başlığıyla verdiği Muğla’dan Ç. Esen Kaftan ile Teoman Doğu’nun bildirdiği haberinde, “Olaya bir kadının tecavüz edilmesi sebep oldu. CHP’liler meseleyi Meclise aksettirdi” diyor. 

Haberin devamına göre;

“Köyceğizin Ortaca bucağında mezhep ayrılığı yüzünden gerginlik devam ederken tarlada çalışan bir Alevî kadının kaçırılarak ırzına geçilmesi üzerine kadınlar da silâhlanmıştır.

Fevziye köyünde (...) adında bir kadın önceki gün kocasıyla beraber tarlada çalışırken (...) köyünün Sünnilerinden (...)’ın tecavüzüne uğramıştır. (...) bu tecavüz olayı Ortaca’da hemen duyulmuştur. Bu hâdise karşısında erkeklerden sonra Alevî kadınlar da silahlanmıştır. (...)” [Milliyet, 14 Haziran 1966, 1]

Haberde, ayrıca silahlı çatışma yaşandığı, Sünni bir kişinin öldüğü belirtiliyor. [ibid, 7]

20 Haziran 2026 Cumartesi

İsmail Engin : Ortaca 1966 - II

[İsmail Engin] Ali Kenanoğlu’nun, Ortaca’daki şiddet olaylarının sonucuyla ilgili “katliam” söylemine ve betimlemesine Hasan Hüseyin Dönmez ile Nami Temeltaş destek veriyor.

Kenanoğlu’nun 5 Haziran 2016’da Alevinet’te başladığı konuyu içeren değerlendirmelerinin, 10 Haziran 2016’da Evrensel’de tamamlandığı gün, Hasan Hüseyin Dönmez’in kaleme aldığı “Yakın Tarihin İlk Yarası: Unutturulan Ortaca Katliamı” başlıklı yazısı da “Datça Dayanışma – dayanışma- datca. org” portalında yayımlanıyor.

Hasan Hüseyin Dönmez, yazısında Ortaca olaylarını “devletin gizlediği ve Alevilerin dahi büyük ölçüde unuttuğu bir katliam” olarak tanımlıyor. Haziran 1966’da Muğla’nın Ortaca ilçesi ile Fevziye köyünde yaşanan gerilimin, resmî kayıtlarda arazi anlaşmazlığı olarak yer aldığını, ancak gerçekte kadınların çığlıklarını, yakılan köyleri, gasp edilen toprakları ve kayıpları barındıran bir trajedi olduğunu ileri sürüyor.

Dönmez ayrıca, ilgili literatürde olayların çok partili dönemin “ilk sivil Alevi katliamı” olarak değerlendirildiğini savunuyor:

Hasan Hüseyin Dönmez’in ileri sürdüğüne göre;

19 Haziran 2026 Cuma

İsmail Engin : Ortaca 1966

[İsmail Engin] 1966 yılında – 5-16 Haziran 1966 – Muğla’nın Ortaca ilçesinde yaşanan ve Alevi Türkmenler (Tahtacılar) ile [onlara yöneltilen şiddet hareketiyle] ilişkilendirilen toplumsal gerilim, aradan geçen altmış yıla rağmen hâlâ farklı kavramlarla anılmaya devam ediyor.

Tartışmanın merkezinde, bu toplumsal gerilimin “katliam” olarak mı, yoksa “Ortaca Olayları” olarak mı tanımlanması gerektiği sorusu yer alıyor.

Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Yolcu Bilginç’in 17 Haziran 2026 günü sosyal medyada;

“Tüm Alevi Kurumlarına ve Kamuoyuna Duyurulur…

Muharrem orucunun içinde bulunduğumuz bu günlerde Ortaca Katliamı diye uyduruk birtakım balon haberler yayınlayanlar var. Uyanık olalım, Tahtacı Türkmen Alevileri ile devlet arasına nefret tohumları ekmeye çalışan bu emperyalist işbirlikçileri deşifre edelim.

Alevi-Sünni düşmanlığı yaratmaya çalışan bir takım odakların paylaşımlarını buradan bildirelim birbirimize lütfen. O paylaşımlara yorum yapalım. Sünnilere (yezit) gibi hareketlere de müsade etmeyelim

Atatürk’ün Cumhuriyetinde Devlet Millet el ele bu ülkede kardeşçe yaşamak bizim gayret ve desteklerimizle mümkündür.

Ortaca Tahtacı Türkmen Alevileri üzerinden yapılmaya çalışılan profesyonel ve art niyetli provokasyonları görüyoruz, kınıyoruz.”

şeklinde dile getirdiği ve çok sayıda menfi itiraz ile müspet destek alan açıklaması, tam da bu tartışma üzerine kuruluyor.

18 Haziran 2026 Perşembe

İsmail Engin : AABF’nin İlk Dergisi : Mürşid – Kerbela Özel Sayısı [1991]

“Abdal Pir Hünkar’ım bağlandı yolum, | Nesl-i Muhammed’e nedir bu zulüm. | Kalsın o divana Kerbela’n çölün, | Çöller beni Şah Hüseyin’e götürün.”

[İsmail Engin] Mürşid dergisi, “Almanya Alevi Cemaatleri Federasyonu Aylık Merkez Yayın Organı | Vereinigung der Aleviten Gemeinden e. V.” ibaresiyle, Gustavsburg merkezli ve Frankfurt’da basılan, 15 Ağustos 1991 tarihinde çıkarılan “Kerbela Özel Sayısı” ile yayın hayatına başladı.

Ekim 1993 tarihine kadar, düzensiz aralıklarla ve zamanla federasyon yönetiminde meydana gelen değişiklikler de yayın ekibine yansıyarak, belirtilen özel sayı hariç 15 sayı daha yayımlandı.

Yayın hayatındaki yerini, ilk sayısı “Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (ABF)“ tarafından Şubat 1994’te yayımlanmaya başlanan Köln merkezli “Alevi Birlikleri Federasyonu Merkez Yayın Organı” “Alevilerin Sesi”ne bıraktı..

* * *

Mürşid dergisinin 15 Ağustos 1991’de yayınlanan “Kerbela özel sayısı ön ve arka kapakları dahil 24 sayfadır.

“Aylık Merkez Yayın Organı” mottosuyla yayımlanan derginin ön kapağının sol üst köşesinde sarı harflerle “Mürşid” yazılıdır; sağ üst köşesindeyse “Herausgeber Almanya Alevi Cemaatleri Federasyonu Aylık Merkez Yayın Organı Vereinigung der Aleviten Gemeinden e.V“ ve adresi ile “Federasyon adına Sorumlu Yazı İşleri Müdürü 2.nci Başkan Ilhan Aksoy Yazı Kurulu: Musa Bakır, Ali Rıza Ova, Ali Aklıbaşında” ibareleri kutu içinde kayıtlıdır.

16 Haziran 2026 Salı

İsmail Engin : Tahtacı - Türkmen Bülteni [2021 – 3]

[İsmail Engin] Ege Tahtacı Kültür Eğitim Kalkınma ve Yardımlaşma Derneği tarafından Nisan 2021’de yayımlanan Tahtacı – Türkmen Bülteni’nin üçüncü sayısı, ön ve arka kapaklar ile Musa Güneş’in kaleme aldığı “Merhaba” başlıklı editör yazısı [ibid, i] dışında 17 sayfadan oluşuyor. 

Bültenin yayın yönetmenliğini Musa Güneş üstlenirken, yayın kurulunda İsmail Gacar, Musa Güneş ve Halil Sulu da yer alıyor. 

Tam sayfa ön kapak fotoğrafı, kepeziyle “Tahtacı Türkmen Gelini”dir. Tam sayfa arka kapak fotoğrafının konusu devrilmiş ağacın kabuğunu ayıran Tahtacı kadınıdır.

Ön kapakta geleneksel kıyafetleriyle bir Tahtacı Türkmen gelininin, arka kapakta ise devrilmiş bir ağacın kabuğunu ayıran Tahtacı kadınının fotoğrafının tercih edilmesi, Tahtacı yaşamının hem kültürel hem de üretim odaklı yönlerini simgesel biçimde yansıtmaktadır.

Bülten’in 3. sayısına Filiz Kahya “Neden Devr-i Daim Olsun Diyoruz?” [ibid, 1]; İbrahim Kızıler “Tahtacı Türkmenler” [ibid, 2-3]; Sinan Kahyaoğlu “Türkmenlikte Geyik Mitosu” [ibid, 4-8]; Yolcu Bilginç “Dernek Nasıl Kuruldu?” [ibid, 10-11], Oğuz Kaplan “Balıkesir Savaştepe Kongurca Köyünde Gençlerin Cuma Akşamları” [ibid, 12] başlıklı yazılarıyla; Fatma Kırmaç Kılıç da “Saksıda Bir Avuç Toprak” öyküsüyle [ibid, 9] katkı sunmaktadır.

Ayrıca Musa Güneş’in Akçaenişli kadın şair, “Şair Soner Can ile Söyleşi”si [ibid, 13] bulunmaktadır.

Keza, okura; Musa Güneş’in hazırladığı Bergama Yerlitahtacı ve Kapukaya Köylerini içeren “Sultannevruz Kutlandı” – ki ilgili yerleşim yerlerinde “Sultannevruz eski Martın 10. günü (23 Mart) kutlanır” ,[ibid, 14] ve  Hasan Kulakoğlu’nun “Alamutlu Veli Ağa” isimli kitabını içeren “Alamutlu Veli Ağa” adlı kitap tanıtımı [ibid, 15]; Hüseyin Cılız’ın hazırladığı “Doğu Akdeniz Tahtacılar Derneği Genel Kurul Toplantısını Yaptı” [ibid, 16]; “Ayten Kaplan’ın Yayını” [ibid, 16]; “Kapukahya Mahallesinin Yeni Muhtarı” [ibid, 16]; “Kızılcapınar’da Sultannevruz Kutlandı” [ibid, 17]; “Turan Köyünde Çiçek Üretimi” [ibid, 17] başlıklı haberler verilmektedir.

15 Haziran 2026 Pazartesi

İsmail Engin : Karahöyük Dergisi [1964-2] : Hacı Bektaş Veli Etrafında İnşa Edilen Kimlik Söylemi - “Hakikî Millî Müslüman”

“2. Sayımız : 16 Ağustos 1964 tarihinde Hacı Bektaş-ı Velî türbesinin açılış merasimi dolayısıyla özel olarak hazırlanmıştır.” [Karahöyük]

[İsmail Engin] “Sahibi ve yazı işleri Müdürü” Sefer Aytekin olan ilk Alevi[lik] dergisi “Emek”, 6 Ocak 1964’te yayımlanan 12. sayısından sonra yayın hayatına devam edemedi. 

Öte yandan, “Hacı Bektaş Kültür, Kalkınma ve Yardım Derneği Yayın Organıdır” ibaresi ve “En Kutsal İbâdet, Çalışmak, Doğruluk ve İnsan Sevgisidir” mottosuyla ilk sayısı 1 Temmuz 1964’te okura sunulan Ankara merkezli Karahöyük dergisinin 2. sayısı 1 Ağustos 1964’te yayımlandı. 

“Karahöyük”ün “Hacıbektaş Kültür, Kalkınma ve Yardım Derneği” adına “Sahibi ve Mes’ul Müdür” Hüsrev Şir Ulusoy’dur [ibid, 32] ve dergi ön ve arka kapakları hariç 32 sayfadır.

Sol üst köşesinde güvercin logosuyla çıkarılan derginin ön kapaktaki adı küçük harflerle “karahöyük”tür ve ön kapağının ortasına doğrudan Hünkâr Hacı Bektaş-ı Velî tekkesinin fotoğrafı konulmuştur. Fotoğrafın altına 

“Devamı bâisi sırr-ı Muhammed’le Ali’dir bu. 

Makamı Hazret-i  Hünkâr Hacı Bektaş Velî’dir bu.”

yazılıdır. 

14 Haziran 2026 Pazar

İsmail Engin : İnsandan Yapay Zekâya; Oyundan Terminatöre : Game Over?

12 Haziran 2026’da Almanya’da N-TV internet portalında yayımlanan “KI soll erstmals eigenständig Soldaten getötet haben” başlıklı haber son derece dikkat çekiciydi. 

Haberde, Ukrayna'da devam eden savaşın, teknoloji alanında yeni bir dönemin kapısını araladığı üzerinde duruluyor; İngiliz bilim dergisi New Scientist'e atıf yapılarak Ukraynalı bir silah üreticisine göre, yapay zekâ destekli “otonom insansız hava araçları”nın ilk kez insan müdahalesi olmadan askerleri imha ettiği kaydediliyordu...

Yaklaşık iki yıl önce Bakhmut ve Chasiv Yar çevresinde bir test gerçekleştirilmiş; “Terminatör” adı verilen 10 adet dört pervaneli drone belirli bir bölgeye gönderilmişti. Ardından tüm kontrolü yapay zekâ sistemleri devralmış; araçların herhangi bir operatörle bağlantısı kalmamıştı ve drone hedefleri kendi başlarına tespit edip saldırıya geçmişti..

Eğer iddialar doğruysa, bu gelişme savaş teknolojileri ve insan – kültür açısından tarihi bir eşik veya dönemeç... 

Gelişmeler, beraberinde ciddi etik ve hukuki soruları da gündeme getiriyor. Bir makinenin ölüm kararı vermesi, kimin sorumluluğunda olacak? Hatalı bir saldırının hesabını kim verecek? Yapay zekâ savaş alanında giderek daha fazla rol üstlenirken, uluslararası toplumun bu sorulara cevap vermesi her zamankinden daha acil görünüyor.

* * *

İnsanlar neden oyun oynar? 

İnsanoğlu, binlerce yıl oyunlarda birbiriyle rekabet halindeydi. Bazan, şansa güvendi, farklı roller üstlendi veya bir an için kendi kurallar ve hayal dünyasında kayboldu. 

Oyun oynamak, masa oyunlarından dijital çok oyunculu oyunlara kadar kültürler ve yaş grupları arasında insanları birbirine bağlıyor.

13 Haziran 2026 Cumartesi

İsmail Engin : Alevi Kimdir? İnanç, Kimlik ve Uygulama Üzerine Bir Değerlendirme [Video]

İsmail Engin : Alevi Kimdir? 2'56'' [12.06.2026]

https://youtube.com/shorts/O0R7PbvcpwU

İnanç, Kimlik ve Uygulama Üzerine Bir Değerlendirme

"Alevi kimdir?" İnsan kendini nasıl tanımlıyorsa odur. Her şeyden önce Alevi, Aleviliğe inanan kişidir. İnancın öğrettiği ahlaki ilkeleri benimseyen, eline, diline ve beline sahip olandır. Günümüzde Alevilik; anası ve babası Alevi olanı da kapsıyor, anası ya da babası Alevi olanı da. Ana ve babası Alevi olmadığı halde kendisini Alevi hisseden ve Aleviliği seçenler de bulunuyor. Yoksa, talibin dedeye bağlanmasının başka izahı kolay değil. Ancak, Alevi olma sadece kimlik beyanıyla sınırlı değil.

12 Haziran 2026 Cuma

İsmail Engin : Alevi-Bektaşi Geleneğinde Ejder Motifi: Nefisle Mücadelenin Sembolü [Video]


İsmail Engin : Alevi-Bektaşi Geleneğinde Ejder Motifi: Nefisle Mücadelenin Sembolü, 2'53'' [07.06.2026] 

https://youtube.com/shorts/Ca7U64UJztc

"Bektaşi menâkıbnâmelerinde ejderle mücadele eden, ejder kılığına giren ya da asasını ejdere dönüştüren velilere sıkça rastlanır. Bu anlatılar, fiziksel bir güç gösterisinden çok manevi olgunlaşmanın ve içsel dönüşümün sembolik ifadesidir. Takriben 17. ve 19. yüzyılla tarihlenen figüratif benzer iki yazı resimde Hacı Bektaş Veli ve Sarı Saltık bir ejder üzerinde oturmaktadır... Bu figüratif tarz esas itibarıyla ilktir; çünkü ejderle mücadele ilke iken, ejder artık zararsızlaştırılmış ve kontrol edilebilir bir hale getirilmiştir."

İsmail Engin : Karahöyük Dergisi [1964-1] - Yayın Hayatına Başlaması ve Alevi-Bektaşi Kamusal Alanının Kurumsallaşması

“Değerli Okuyucularımız

Karahöyük Dergisi; Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarılan Hacı Bektaş Türbesinin 16 Ağustos 1964 tarihinde Resmi bir Törenle müze olarak açılışını sizlere müjdelemekle büyük bir sevinç duyar.” [ibid, d31]

* * *

[İsmail Engin] İlk Alevi[lik] dergisi “Emek” yayın hayatına devam ederken, Hacıbektaş’tan yeni bir ses bu kez tüzel örgütlenme şeklinde yükseliyordu. 1963 yılında Ankara’da yayımlanan 16 sayfalık “Hacıbektaş Kültür, Kalkınma ve Yardım Derneği Ana Tüzüğü”ne göre, “Genel Merkezi Ankara olmak üzere «Hacıbektaş Kültür, Kalkınma ve Yardım Derneği»” kurulmuş ve “Derneğin siyasetle ilgisi yoktur” maddesi de 2. madde olarak tüzüğe eklenmişti. [ibid, t3]

Derneğin “Mevzuu ve Gayesi” kısmının yer aldığı tüzüğün 3. maddesindeki “üyeler arasında” “sosyal birlik ve dayanışmayı sağlamak”; “Hacıbektaş’ı tarihî, edebî kaynakları ve bütün özelliklerile tanıtmak” dikkat çekiyordu. [ibid, t3] 

“Konferanslar, müsamereler, müsabakalar, münazaralar, balolar, çaylar, geziler; sergiler her çeşit; neşriyat gibi faaliyetlerde bulunmak” [ibid, t4]

gibi.. 

Derneğin kurucu üyeleri arasında; Ali Haydar Ulusoy, Ahmet Toksoy, H. Mazluk Saltık, Hüsrev Şir Ulusoy, Hüseyin Sümer, A. Nadi Bektaş, A. Nail Ulusoy, Mehmet Lütfi Altuğ, Ahmet Ulusoy, Ali Abbas Demirhan, Mehmet Durakçan vardı. [ibid, t14-15]

11 Haziran 2026 Perşembe

İsmail Engin : Emek – İlk Alevi[lik] Dergisi [1962] – V

[İsmail Engin] 1962 yılında Ankara’da yayımlanmaya başlayan Emek Dergisi, Türkiye’de Alevi kimliğinin yazılı basındaki ilk kurumsal ifadelerinden biri olarak dikkat çekmektedir. Derginin Ağustos 1962 tarihli ancak 22 Eylül 1962’de yayımlanan 5. sayısı, yalnızca inanç ve kültür konularını değil, dönemin toplumsal ve siyasal tartışmalarını da yansıtan önemli bir belge niteliğindedir. Dergi, bu sayısında bir yandan Alevi-Bektaşi düşüncesinin temel referanslarını okuruyla buluştururken, diğer yandan halkçı ve ilerici bir dünya görüşünü savunmaktadır. 

* * *

“Sahibi ve yazı işleri Müdürü” Sefer Aytekin olan, adı sol üst köşede kırmızı renkle yazılmış, “Emek Basım Yayımevi”nde “Kültür Dergisi” mottosuyla ve “Şimdilik ayda bir çıkar” ibaresiyle basılan Ankara merkezli “Emek Dergisi”nin 6 sayfadan ibaret “Ağustos 1962” ibaresiyle yayımlanan 5. sayısı, 22 Eylül 1962’de çıkmıştır.

Derginin 5. sayısının ilk sayfasında 4. sayfada da devam eden, Sefer Aytekin’in “Kurtuluş Yolu” [ibid, 1, 4]; Bedri Noyan’ın “İyilik Üzerine” [ibid, 1] Cafer Can’ın da “İnsana İbret” [ibid, 1] başlıklı yazıları vardır.

9 Haziran 2026 Salı

İsmail Engin : Tahtacı - Türkmen Bülteni [2021 – 2]

[İsmail Engin] Ege Tahtacı Kültür Eğitim Kalkınma ve Yardımlaşma Derneği tarafından Ocak 2021’de yayımlanan Tahtacı – Türkmen Bülteni’nin ikinci sayısı, Tahtacı Türkmenlerinin yaşamlarına ve örgütlenmelerine ışık tuttuyor ve doğrudan ilk elden bir kaynak niteliğini kazanıyor. 

Ön ve arka kapaklar ile Musa Güneş’in kaleme aldığı “Merhaba” başlıklı editör yazısı [ibid, i] dışında 17 sayfadan oluşan bülten; makale, söyleşi, şiir, kitap tanıtımı ve haberlerle zengin bir içerik sunuyor.

Bültenin yayın yönetmenliğini Musa Güneş üstlenirken, yayın kurulunda İsmail Gacar, Musa Güneş ve Halil Sulu da yer alıyor. 

Kapakta geleneksel kıyafetleriyle bir Tahtacı Türkmen kadınının tercih edilmesi, yayının kültürel kimlik vurgusunu güçlendiriyor. 

Arka kapaktaki “Narlıdere Tarihi Cemevi” fotoğrafı ile Pir Sultan Abdal’a atfedilen deyişten “Yatarım Muhammed, kalkarım Ali / Gittiğimiz on’ki İmam yolu / Pirim Hünkâr Hacı Bektaş Veli / Hele bir yol safa geldin, desene ” dörtlüğünün yer alması, Tahtacı toplumunun Alevi-Bektaşi inanç dünyasına yapılan anlamlı bir gönderme oluyor.

Musa Güneş’in “Merhaba” başlıklı editör yazısına [ibid, i] göre, 19 şubeye ulaşan dernek yapılanmasının ilk halkasının Kemalpaşa Çınarköy Şubesi’dir.

8 Haziran 2026 Pazartesi

İsmail Engin : İnsan Kalıntıları - Müze Vitrinindeki Obje mi, Geçmişin Tanığı mı?

[İsmail Engin] Heidelberg’te açılan “İnsan mı, Obje mi?” | “Mensch oder Objekt?” – “Human Remains zwischen Forschung, Erinnerung und Verantwortung” adlı sergi, müzelerde ve akademik koleksiyonlarda bulunan insan kalıntılarının nasıl ele alınması gerektiğine dair giderek büyüyen etik tartışmaları yeniden gündeme taşıyor. 

Heidelberg Üniversitesi ile Etnoloji Müzesi işbirliğinde hazırlanan sergi, ziyaretçilere kesin cevaplar sunmak yerine zor sorular sordurmayı amaçlıyor: 

İnsan kalıntıları bilimsel araştırma objesi olarak mı görülmeli, yoksa yaşamış bireylerin hatıralarını taşıyan kültürel miras unsurları olarak mı değerlendirilmeli?

Sergi, insan kalıntılarının yalnızca bilimsel verilerden ibaret olmadığını vurguluyor. 

Bu kalıntılar aynı zamanda geçmiş toplumların sessiz tanıkları, bireysel yaşam öykülerinin taşıyıcıları ve birçok topluluk için manevi değere sahip kültürel varlıklar olarak kabul ediliyor. 

İsmail Engin : Aleviliğin Siyasallaştırılması yahut Siyasal Alevilik ?

“Siyaset günleri gelip çatmadan / Açılın kapılar Şah’a gidelim”

[İsmail Engin] Aleviliğin siyasallaştırılması tartışmaları günümüzde yeni bir aşamaya ulaşıyor. Farklı siyasal ve ideolojik ayrımlar üzerinden Alevi kimliğinin yeniden tanımlanmaya çalışıldığı bir süreç yaşanıyor.

Özelciler – Pirocular ayrımı, MHP ile DEM Parti ve CHP eksenli yaklaşımlar, Dersim merkezli tartışmalar, Abdülhamidçiler ile İttihatçılar arasındaki tarihsel kamplaşmalar, Meşrutiyetçilik ve Cumhuriyetçilik eksenindeki görüş ayrılıkları, etno – dinci özerklik ve ulusalcılık – Seyit Rıza ve Kemalizm –; etnisitede Türklük – Kürdlük tartışmaları ... tüm bunlar, Alevilik başlığı altında yeniden siyasal gündeme taşınıyor, orada taraftar buluyor. Söz konusu görüşlere, Alevi kimliğini önceleyen çevrelerde kemikleşmiş şekilde rastlanıyor.

Öte yandan, İç Anadolu ve Doğu Anadolu Alevileri arasındaki farklılıklar örtük şekilde siyasal tartışmaların konusu haline gelirken, dinî yapıların kendi içindeki ayrışmaları yeniden görünür oluyor. 

Bir başka ifadeyle, İç Anadolu ve Doğu Anadolu Alevileri siyasetle harmanlanıyor; “pençeliler” ve “tarikliler” yeniden bariyerlerle ayrışıyor.

Demem o ki, siyasetin giderek belirleyici olduğu bir döneme girilirken, Aleviliğin de siyasal rekabetin unsurlarından biri haline geldiği gözleniyor.

Elbette bireysel düzeyde siyaset yapmak herkesin en temel demokratik – vatandaşlık hakkıdır. 

Ancak, tartışmanın merkezinde yer alan soru şu: 

Dinî ve inançsal kimlikler, siyasal aidiyetlerle ne ölçüde iç içe geçirilebilir; Alevilerin laiklik talepleriyle ne ölçüde uyuşabilir?

6 Haziran 2026 Cumartesi

İsmail Engin : Tahtacı - Türkmen Bülteni [2020 – I]

[İsmail Engin] Ege Tahtacı Kültür Eğitim Kalkınma ve Yardımlaşma Derneği tarafından Ekim 2020 tarihinde yayımlanmaya başlanan “Tahtacı – Türkmen Bülteni”, Tahtacı Türkmenlerinin kültürel hafızasını, inanç dünyasını ve güncel toplumsal faaliyetlerini kayıt altına alma amacı taşıyan önemli bir yayın girişimi olarak dikkat çekmektedir.

İzmir’in Bayındır ilçesi merkezli olarak çıkarılan bülten, hem dernek faaliyetlerini duyurma hem de Tahtacı kültürüne ilişkin bilgi ve belgeleri gelecek kuşaklara aktarma işlevi üstlenmektedir.

“Tahtacı – Türkmen Bülteni”nin “Yayın Sorumlusu” Musa Güneş’tir; “Yayın Kurulu” İsmail Gacar, Halil Sulu, Deniz Macık, Mehtap Mantar, Sinan Kahyaoğlu ve Filiz Kahya’dan ibarettir.

Ön ve arka kapakları ile Bülten Yayın Sorumlusu Musa Güneş’in “Değerli okuyucumuz” ve Ege Tahtacı Kültür Derneği Genel Başkanı İsmail Gacar’ın “Çok değerli hısımlarımız” ile Sultan Yılıdz Gacar’ın “Sevgili Tahtacı büyüklerim, kardeşlerim” adlı yazıları dışında 12 sayfadır.

Ön kapağında ön planda geleneksel kıyafetleriyle 2012’de Anıtkabir’i ziyaret eden Tahtacı Türkmen kadınlarının bulunduğu “Tahtacı Türkmenler” ve arka kapağında “Hace Bektaş Veli”den “Yolumuz; İlim, İrfân ve İnsanlık Yoludur, Dönen Dönsün Ben Dönmezek Yolumuzdan” özlü sözü ve dernek iletişim bilgileri, geleneksel başlığıyla Tahtacı Türkmen kadını vardır.

İlk sayının ön ve arka kapaklarında görseller, yayının kültürel kimlik vurgusunu daha ilk bakışta ortaya koymaktadır. Görsellerle birlikte kapaklarda kullanılan yazılar, inanç ve düşünce dünyasına işaret eden sembolik bir tercih olarak değerlendirilebilir.

5 Haziran 2026 Cuma

İsmail Engin : Şark’a Özgü Bir Siyasetçi Kemal Kılıçdaroğlu – 4 : CHP’de Değişim Arayışının Öncülerinden ve Siyasi Yükselişinin Başlangıcı

[İsmail Engin] 2004 Türkiye yerel seçimleri, CHP açısından yalnızca bir seçim yenilgisi değil, aynı zamanda parti içinde yeni bir siyasi tartışma döneminin başlangıcı oluyordu. Beklenen başarıyı elde edemeyen CHP’de gözler Deniz Baykal yönetimine çevrilirken, seçim sonuçları parti içindeki değişim taleplerini de güçlendiriyordu. 

Kısa süre içerisinde örgütlenen muhalif kanat, CHP’nin mevcut yönetim anlayışıyla iktidar alternatifi olamayacağını savunarak kapsamlı bir dönüşüm çağrısında bulundu.

Kamuoyunda “30’lar Hareketi” ya da “İktidar Yürüyüşü Hareketi” olarak anılan oluşum, CHP tarihinde önemli kırılma noktalarından biri olarak kayıtlara geçti. 

Hareket, yalnızca bir liderlik tartışması yürütmüyor; partinin örgütsel yapısının, tüzüğünün ve siyasal dilinin yeniden şekillendirilmesini ve iktidar alternatifi haline gelmesini talep ediyordu.

21 Mayıs 2004 günlü Hürriyet gazetesindeki “CHP’li 30’lar: Muhalefet değiliz” başlıklı habere göre, 30 CHP milletvekili parti yönetimine yönelik eleştirilerini kamuoyuyla paylaşırken, birkaç gün sonra, Hürriyet gazetesinin  27 Mayıs 2004 günlü “30’lar Hareketi: CHP bütünüyle yenileşmeli” başlıklı haberinde “örgüt değişim istiyor” vurgusuyla “CHP örgütünün partide değişim istediği” belirtiliyordu. 

3 Haziran 2026 Çarşamba

İsmail Engin : Şark’a Özgü Bir Siyasetçi Kemal Kılıçdaroğlu – 3 : Atatürk hisselerinin temsilcisi

[İsmail Engin] Türkiye İş Bankası’ndaki Atatürk hisseleri ve CHP’nin bu hisseler üzerindeki temsil görevi, yıllardır siyasi tartışmaların merkezinde yer alıyor. Ancak resmî kayıtlar ve dönemin açıklamaları, CHP’nin bankada doğrudan hissedar değil, Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyeti doğrultusunda hisselerin temsilcisi konumunda bulunduğunu ortaya koyuyor.

Bu çerçevede dikkat çeken gelişmelerden biri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi kariyerinin başlangıç döneminde İş Bankası yönetiminde görev almasıydı.

Milliyet gazetesinin 13 Temmuz 2002 tarihli “CHP, İş’teki kurmaylarını değiştirdi” başlıklı haberine göre, Türkiye İş Bankası’nın genel kurulunda CHP kontenjanından görev yapan yönetim kurulu üyeleri yenilenirken, CHP yönetimi Kemal Kılıçdaroğlu, Bülent Tanla, Cevdet Selvi ve Prof. Dr. Baran Tuncer’i görevlendirdi. Dünya Bankası kökenli bir ekonomist olan Tuncer, CHP’nin ekonomi programının hazırlanmasında aktif rol üstlenirken, kamuoyu araştırmaları alanında tanınan Piar-Gallup’un kurucusu Bülent Tanla ise dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın başdanışmanları arasında yer alıyordu. SSK eski Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu da o dönemde Parti Meclisi üyesi olarak görev yapıyordu.

Kılıçdaroğlu’nun İş Bankası yönetimine girişi, hazırladığı yolsuzluk raporu gibi siyasi kariyerinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. 

2 Haziran 2026 Salı

İsmail Engin : Ben Varım, Çünkü Biz Varız - Koen Vanmechelen’in Ubuntu Yorumu

[İsmail Engin] Belçikalı çağdaş sanatçı Koen Vanmechelen, sanatın bilim, felsefe ve toplumla kesiştiği noktada ürettiği çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Antropolojiden biyoetiğe, insan haklarından biyokültürel çeşitliliğe uzanan geniş bir ilgi alanına sahip olan sanatçı, özellikle “melezleşme” kavramı üzerinden yaşamın çeşitliliğini ve karşılıklı bağımlılık ilişkilerini sorguluyor.

2021 yılında gerçekleştirdiği Ubuntu adlı otoportresi, bugün Galleria degli Uffizi koleksiyonunda yer alıyor. Eserde sanatçı, kendisini bir şaman figürü olarak sunuyor. Tüyler ve doldurulmuş tavuk parçalarından oluşan bir palto giyen Vanmechelen, kırılgan Murano camından yapılmış kabile maskesinin ardından izleyiciye bakıyor. Hem maske hem de kostüm, algıyı bozarak kimlik, aidiyet ve ötekilik üzerine düşünmeye davet ediyor.

Sanatçının çalışmalarında tavuk ve yumurta figürleri yıllardır merkezi bir sembol olarak öne çıkıyor. Bu imgeler aracılığıyla bilimsel, etik ve felsefi meseleleri birbirine bağlayan Vanmechelen, yaşamın sürekliliğini sağlayan çeşitliliği ve farklılıkların bir araya gelmesinden doğan gücü görünür kılıyor.

İsmail Engin : Şark’a Özgü Bir Siyasetçi Kemal Kılıçdaroğlu – 2 : DSP’nin yıldızları arasında aktif siyasete ilk adımı

[İsmail Engin] Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki (CHP) resmi özgeçmişine göre Kemal Kılıçdaroğlu, 1948 yılında Tunceli’nin Nazımiye ilçesinde doğdu. 1971 yılında Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden mezun olduktan sonra Maliye Bakanlığı’nda göreve başladı. Kamu bürokrasisinde uzun yıllar çeşitli görevlerde bulundu. Gelirler Genel Müdürlüğü’nde daire başkanlığı ve genel müdür yardımcılığı yaptı. 1991 yılında Bağ-Kur Genel Müdürü, 1992 yılında ise Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) Genel Müdürü oldu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda müsteşar yardımcılığı görevini üstlendi. 1994 yılında Ekonomik Trend Dergisi tarafından “Yılın Bürokratı” seçildi. Ocak 1999’da kendi isteğiyle SSK Genel Müdürlüğü görevinden emekliye ayrıldı.

Aktif siyasete geçiş süreci

Kılıçdaroğlu’nun 18 Nisan 1999 tarihindeki “Genel Seçimler” için aktif siyasete geçiş sürecine ilişkin dönemin gazete arşivlerinde yer alan haberler, emeklilik kararının siyasi bir hedefle bağlantılı olduğu yönündeki değerlendirmeleri gündeme getiriyor.

Sabah gazetesinin 9 Ocak 1999 tarihli ve Şamil Tayyar imzalı “Çiller’e karşı kardeş Yılmaz” başlıklı haberinde, Kılıçdaroğlu “DSP’nin yıldızları” arasında gösteriliyor ve milletvekili aday adayı olmaya hazırlandığı belirtiliyor; onun henüz SSK Genel Müdürlüğü görevinden ayrılmadan önce siyasi kulislerde adının anıldığını ortaya koyuyordu.

1 Haziran 2026 Pazartesi

İsmail Engin : Şark’a Özgü Bir Siyasetçi Kemal Kılıçdaroğlu - I

[İsmail Engin] 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, 19 Ağustos 2024 tarihinde Independent Türkçe’de yayımlanan “Dersim, Cumhuriyet devrindeki ayaklanmalardan ibaret değil” başlıklı yazısına şu ifadelerle başlıyor:

“Yıl 1986... Kemal Kılıçdaroğlu Siyasete atılmadan önce bir dönemin Dışişleri Bakanı, şu anda hayatta olmayan İhsan Sabri Çağlayangil ile ikamet ettiği Yalova’da röportaj yapıyor. Kılıçdaroğlu tarihin o zamanlarında Süleyman Demirel ile iyi ilişkiler içinde ve Demirel’in önem verdiği önemli bürokratlar arasında. Çağlayangil ile en netameli bir konuyu konuşabilmesi, buna Demirel’e yakın iş insanlarından Cavit Çağlar’ın eşlik etmesi durumu açıklıyor.”

Çağlayangil – Kılıçdaroğlu söyleşisi, “Önsöz”ünü Kemal Kılıçdaroğlu’nun kaleme aldığı Mesut Özcan’ın “Dersim ve Madımak Söyleşileri” (2016) adlı eserinde bulunuyor.

- söz konusu söyleşide adı geçen - Cavit Çağlar

Türk siyasetinin kritik dönemlerinde etkin rol oynadı. Kamuoyunda sıklıkla Süleyman Demirel’in “manevi oğlu” olarak anılıyor. 

Demirel ile tanışmasının, İhsan Sabri Çağlayangil aracılığıyla gerçekleştiği ifade ediliyor.