Karahöyük Dergisi; Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarılan Hacı Bektaş Türbesinin 16 Ağustos 1964 tarihinde Resmi bir Törenle müze olarak açılışını sizlere müjdelemekle büyük bir sevinç duyar.” [ibid, d31]
* * *
[İsmail Engin] İlk Alevi[lik] dergisi “Emek” yayın hayatına devam ederken, Hacıbektaş’tan yeni bir ses bu kez tüzel örgütlenme şeklinde yükseliyordu. 1963 yılında Ankara’da yayımlanan 16 sayfalık “Hacıbektaş Kültür, Kalkınma ve Yardım Derneği Ana Tüzüğü”ne göre, “Genel Merkezi Ankara olmak üzere «Hacıbektaş Kültür, Kalkınma ve Yardım Derneği»” kurulmuş ve “Derneğin siyasetle ilgisi yoktur” maddesi de 2. madde olarak tüzüğe eklenmişti. [ibid, t3]
Derneğin “Mevzuu ve Gayesi” kısmının yer aldığı tüzüğün 3. maddesindeki “üyeler arasında” “sosyal birlik ve dayanışmayı sağlamak”; “Hacıbektaş’ı tarihî, edebî kaynakları ve bütün özelliklerile tanıtmak” dikkat çekiyordu. [ibid, t3]
“Konferanslar, müsamereler, müsabakalar, münazaralar, balolar, çaylar, geziler; sergiler her çeşit; neşriyat gibi faaliyetlerde bulunmak” [ibid, t4]
gibi..
Derneğin kurucu üyeleri arasında; Ali Haydar Ulusoy, Ahmet Toksoy, H. Mazluk Saltık, Hüsrev Şir Ulusoy, Hüseyin Sümer, A. Nadi Bektaş, A. Nail Ulusoy, Mehmet Lütfi Altuğ, Ahmet Ulusoy, Ali Abbas Demirhan, Mehmet Durakçan vardı. [ibid, t14-15]
Geçici Yönetim Kurulu da şu isimlerden ibaretti: “Başkan” Ali Haydar Ulusoy, “Başkan Vekili” Ali Abbas Demirhan, “Sekreter” Ahmet Toksoy; “Muhasıp” Ali Nadi Bektaş, Veznedar Hüsrev Şir Ulusoy; “Üye”ler Hüseyin Sümer, Ali Nail Ulusoy, Mehmet Lütfi Altuğ, Ahmet Ulusoy; “Denetçi”ler Mehmet Durakçan ile H. Mazlum Saltık”. [ibid, t15-16].
Hacıbektaş Kültür, Kalkınma ve Yardım Derneği, kurulduktan 1 yıl sonra 1 Temmuz 1964’te “Karahöyük” dergisini, çıkarıyordu.
* * *
“Hacı Bektaş Kültür, Kalkınma ve Yardım Derneği Yayın Organıdır” ibaresi ve “En Kutsal İbadet, Çalışmak, Doğruluk ve İnsan Sevgisidir” mottosuyla ilk sayısı 1 Temmuz 1964’te okura sunulan Ankara merkezli Karahöyük dergisi, ön ve arka kapakları hariç 32 sayfadır.
“Hacıbektaş Kültür, Kalkınma ve Yardım Derneği” adına “Sahibi ve Mes’ul Müdür” Hüsrev Şir Ulusoy’dur. [ibid, d14]
Sol üst köşesinde güvercin logosuyla çıkarılan derginin ön kapaktaki adı küçük harflerle “karahöyük”tür. İlk sayının kapağında orta kısmının solunda “Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli” yazılıdır ve hemen yanına onun temsili resmi konulmuştur.
Arka kapağını “Hacıbektaş Folkloru’ndan Semah” ve “«Haşa ki semâ’mız oyuncak değildir, / O bir aşk halidir, salıncak değildir.» alt yazısıyla, üç semahçının grafiği kaplamaktadır.
Dergide, Karahöyük’ün “Sevgili okuyucular” [ibid, d1], Ahmet Toksoy’un “Çıkarken” [ibid, d1]; İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun “Sünniler Aleviler” [ibid, d2, 29], Afet İnan’ın “Atatürk’ün Fikir Cephesi” [ibid, d3-4, 30]; Bedri Noyan’ın “Hacıbektâş-ı Veli – Hayatı ve Felsefesi” [ibid, d5-8, 32]; Ulunay (Milliyet) “10 Muharrem 601” [ibid, d9-10]; Cumhuriyet gazetesinden alıntıyla Yusuf Kınık’ın “Gerçek Atatürkçülük” [ibid, d11-12, 30-31]; Gürel Eke’nin “Gerçek Arkadaşlık” [ibid, d13-14]; Amil Artus’un “Köy Kalkınması” [ibid, d15-16, 31]; Mehmet Lütfi Altuğ’un “Halk Şairleri – Dertli” [ibid, d17-21], “Ağlayan ve Ağlatan Adam” [ibid, d22-23], “Gerçekler Bahçesinde” [ibid, d2527]; Ahmet Toksoy’un hazırladığı “çiftçinin köşesi” [ibid, d23-24]; A. H. Ulusoy’un “sağlık Köşesi” [ibid, d28] adlı yazıları mevcuttur.
“Hünkâr Hacıbektaş Veli Hazretleri Buyuruyor ki” [ibid, d10] ile Sami Emrecan’ın “Sordum” [ibid, d10], Mehmet Lüfti Altuğ’un “Bir ‘O’ Var” [ibid, d14], “Karakoçlu Baba Rahminin Defterinden – Neler Gördüm Neler” [ibid, d24], A. Rıza Köseoğlu’nun “Hakikat” [ibid, d27] şiirleri de dergi sayfalarında yer bulmuştur.
Dergide haberler de yazılar arasına serpiştirilmiştir:
“11 Temmuz 1964 Cumartesi günü İstanbul’da – Hacıbektaş Kültür Kalkınma ve Yardım Derneği – yararına «Hacıbektaş» gecesi yapılacaktır. Üyelerimize, Hemşehrilerimize ve dostlar duyurulur.” [ibid, d13]
* * *
“11 Temmuz 1964 Cumartesi günü İstanbul’da, Sergi Sarayında – Hacıbektaş Külür Kalkınma ve Yardım Derneği – Yararına, değerli Halk ve Saz Şairleri ile tanınmış sahne sanatkârlarının iştirakleriyle «Hacı Bektaş» gecesi yapılacaktır. Duyurulur.” [ibid, d31]
* * *
“Değerli Okuyucularımız
Karahöyük Dergisi; Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarılan Hacı Bektaş Türbesinin 16 Ağustos 1964 tarihinde Resmi bir Törenle müze olarak açılışını sizlere müjdelemekle büyük bir sevinç duyar.
16 Ağustos 1964 günü Hünkâr Hacı Bektaş’ı Veli’nin Hacıbektaş’daki türbesinin Açılış törenine b ir çok seçkin kimseler katılacaktır.
İsteyen yurttaşların bu mutlu güne katılması serbesttir. Saygılarımla” [ibid, d31]
* * *
“9 Mayıs 1964 Cumartesi günü yapılan Hacıbektaş Gecesine teşrif ve gecedeki arttırmaya iştirâk eden dâvetlilerimiz, üyelerimiz, hemşehrilerimiz, dost ve canlara ayrı ayrı teşekkür ve sevgilerimizi bildiririz.
Hacıbektaş Kültür, Kalkınma ve Yardım Derneği Yönetim Kurulu” [Arka iç kapak]
Ahmet Toksoy, “Çıkarken” başlıklı yazısında [ibid, d1], derginin yayımlanması hakkında genel bilgiler vermektedir:
“Kuruluşumuz sırasında yayınladığımız kısa bildiride de belirttiğimiz gibi; (...) yurt kültürüne hizmet amacıyla kurulan Derneğimiz, bu görevini yerine getirmek için sizlere sunduğu bu Dergiyi yayınlamağa başlamış bulunuyor.
Dergimiz adını, Horasan’dan kalkıp Anadolu’ya yerleşen ve kurduğu insanlık, sevgi inançları ile yüz yıllar boyu Türklüğe güven, ışık saçan ve yaslı gönülleri umuda, mutluluğa kavuşturan büyük bir Veli’nin, güvercin donunda konduğu söylenen, bir tepeden almaktadır. Bu bembeyaz güvercin, O’nun, kurduğu birlik, dostluk, barış, sevgi ve kardeşlik sembolüdür.
İlkelerini kopmaz bir bağlılıkla benimsemiş bulunduğumuz büyük Atatürk’ün «Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir» sözü, yasamızdır.
Hepimizin olan bu Dergide, öncelikle, toplum kültürünün gelişmesinde önemli saydığımız sosyal, ekonomik tarımsal ve sanat konuları yer alacaktır. (...)” [ibid, d1]
İsmail Hakkı Baltacıoğlu, “Sünniler Aleviler” başlıklı makalesinde [ibid, d2, 29], şu vurgulamayı yapmaktadır:
“(...) Alevîler, Alevî kolları olan Kızılbaşlar, Tahtacılar, Bektaşîler Tanrıyı tek tanrı, yaratıcı, acıyıcı, esirgeyici olarak anlarlar. Muhammed’i Tanrı’nın gönderdiği elçi olarak anarlar. Kur’anı da Tanrı kitabı olarak anarlar. Bütün bunlara kayıtsız, şartsızca inanırlar. Bu inançları tıpkı tıpkısına Sünnî’lerinkidir. Bu üç inancı diliyle hem de gönlüyle doğruyana «Müslüman» denir (...)” [ibid, d2]
Bedri Noyan “Hacıbektâş-ı Veli – Hayatı ve Felsefesi” başlıklı uzun [ibid, d5-8, 32] makalesinde yazısını bir gece için [ibid, d5]kaleme aldığını kaydedetmektedir. Noyan, Hacıbektâş-ı Veli’nin doğumu, şahsiyeti, ölümü, Anadolu’ya gelmesi, Pirevi’nin oluşması, felsefesi hakkında bilgiler vermektedir. Ona göre, Hacıbektâş-ı Veli, “Türkistan pir’i Ahmed Yesevî halifelerinden Lokman Perende’den öğrenim görmüştür.” [ibid, d5]
* * *
1960’lı yıllar, Türkiye’de Alevi-Bektaşi topluluklarının görünürlük kazanmaya başladığı ve örgütlü faaliyetlerini giderek artırdığı bir döneme işaret etmektedir.
Bu süreçte yayımlanan Karahöyük dergisi, yalnızca bir yayın organı değil, aynı zamanda Alevi-Bektaşi kimliğinin kültürel ve kurumsal düzeyde yeniden inşasının önemli araçlarından biridir.
1963 yılında kurulan Hacıbektaş Kültür, Kalkınma ve Yardım Derneği’nin yayın organı olarak 1 Temmuz 1964 tarihinde yayımlanmaya başlayan Karahöyük, Alevi-Bektaşi çevrelerinde ortaya çıkan yeni örgütlenme anlayışının somut bir ürünü olarak değerlendirilebilir.
Dernek tüzüğünde özellikle “siyasetle ilgisi yoktur” hükmünün yer alması, dönemin siyasal atmosferinde derneğin kendisini kültürel ve sosyal bir kuruluş olarak konumlandırma çabasını göstermektedir.
Buna karşılık tüzükte belirtilen amaçlar, Hacıbektaş’ın tarihî ve kültürel mirasının tanıtılması, üyeler arasında dayanışmanın geliştirilmesi ve çeşitli kültürel faaliyetlerin düzenlenmesi gibi hedeflerle, geniş kapsamlı bir toplumsal mobilizasyon arayışını da yansıtmaktadır.
Derginin içeriği incelendiğinde, Alevi-Bektaşi kültürünün tanıtılmasının yanı sıra Atatürkçülük, köy kalkınması, tarım, sağlık, eğitim ve folklor gibi konulara da yer verildiği görülmektedir.
Bu durum, derginin yalnızca inanç merkezli bir yayın olmanın ötesinde, Cumhuriyet modernleşmesiyle uyumlu bir toplumsal kalkınma perspektifi geliştirmeye çalıştığını göstermektedir.
Ahmet Toksoy’un “Çıkarken” başlıklı yazısında yer alan “Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir” vurgusu, derginin temel ideolojik çerçevesini açık biçimde ortaya koymaktadır.
Karahöyük’ün ilk sayısında dikkat çeken bir diğer husus, Alevilik ile Sünnilik arasındaki ortak İslami zemini öne çıkaran söylemdir.
İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun “Sünniler Aleviler” başlıklı makalesinde Alevilerin İslam’ın temel esaslarına bağlı olduklarının vurgulanması, dönemin toplumsal gerilimlerini azaltmaya yönelik uzlaştırıcı bir yaklaşım olarak okunabilir.
Benzer biçimde Bedri Noyan’ın Hacı Bektaş Veli’nin hayatı ve düşüncesini ele alan yazısı da Bektaşiliğin tarihsel ve düşünsel kökenlerini sistematik biçimde tanıtmayı amaçlamaktadır.
Derginin haber sayfalarında yer alan duyurular, yayın organının yalnızca fikir üretmediğini, aynı zamanda bir topluluk oluşturma işlevi üstlendiğini göstermektedir.
İstanbul’da düzenlenen Hacıbektaş geceleri, yardım faaliyetleri ve özellikle Hacı Bektaş Veli Türbesi’nin 16 Ağustos 1964 tarihinde müze olarak açılacağına ilişkin duyuru, derginin Alevi-Bektaşi kamuoyunu ortak etkinlikler etrafında bir araya getirme amacını yansıtmaktadır. Türbenin müze olarak açılması, Cumhuriyet döneminde Hacı Bektaş Veli mirasının resmî düzeyde tanınmasının sembolik bir göstergesi olarak da önem taşımaktadır.
Karahöyük dergisi, 1960’lı yıllarda Alevi-Bektaşi topluluklarının kültürel hafızasını koruma, Hacı Bektaş Veli merkezli ortak bir kimlik inşa etme ve bu kimliği Cumhuriyet’in modernleşme idealleriyle uyumlu biçimde ifade etme çabasının temsilcisidir. Dergi, hem dernek faaliyetlerinin duyurulduğu bir iletişim aracı hem de Alevi-Bektaşi düşüncesinin kamusal alanda görünürlük kazanmasına katkı sağlayan öncü yayınlardan biri olarak değerlendirilmelidir.
Karahöyük dergisi, 6 sayı ve bir de özel sayı olmak üzere 1964-1965 yılları arasında toplam 7 sayı yayımlanmıştır. | @ismailenginhd [12.06.2026]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder