[İsmail Engin] 1966 yılında – 5-16 Haziran 1966 – Muğla’nın Ortaca ilçesinde yaşanan ve Alevi Türkmenler (Tahtacılar) ile [onlara yöneltilen şiddet hareketiyle] ilişkilendirilen toplumsal gerilim, aradan geçen altmış yıla rağmen hâlâ farklı kavramlarla anılmaya devam ediyor.
Tartışmanın merkezinde, bu toplumsal gerilimin “katliam”
olarak mı, yoksa “Ortaca Olayları” olarak mı tanımlanması gerektiği sorusu yer
alıyor.
Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Yolcu
Bilginç’in 17 Haziran 2026 günü sosyal medyada;
“Tüm Alevi Kurumlarına ve Kamuoyuna Duyurulur…
Muharrem orucunun içinde bulunduğumuz bu günlerde Ortaca Katliamı diye uyduruk birtakım balon haberler yayınlayanlar var. Uyanık olalım, Tahtacı Türkmen Alevileri ile devlet arasına nefret tohumları ekmeye çalışan bu emperyalist işbirlikçileri deşifre edelim.
Alevi-Sünni düşmanlığı yaratmaya çalışan bir takım odakların paylaşımlarını buradan bildirelim birbirimize lütfen. O paylaşımlara yorum yapalım. Sünnilere (yezit) gibi hareketlere de müsade etmeyelim
Atatürk’ün Cumhuriyetinde Devlet Millet el ele bu ülkede kardeşçe yaşamak bizim gayret ve desteklerimizle mümkündür.
Ortaca Tahtacı Türkmen Alevileri üzerinden yapılmaya çalışılan profesyonel ve art niyetli provokasyonları görüyoruz, kınıyoruz.”
şeklinde dile getirdiği ve çok sayıda menfi itiraz ile müspet
destek alan açıklaması, tam da bu tartışma üzerine kuruluyor.
* * *
Söz konusu toplumsal gerilimin “katliam” olduğuna dair
yazıların dijital izleri, bizi, Ali Kenanoğlu’nun 10 Haziran 2016 günlü
Evrensel gazetesinde yayımlanan “Ortaca Katliamı ve Terolar” başlıklı yazısına
götürüyor.
Kenanoğlu, söz konusu yazısına;
“Muğla’nın Ortaca ilçesindeki Alevilere yönelik 5 Haziran 1966 yılında gerçekleştirilen katliamın 50. yılını geride bıraktık. Belki de unutulan yüzlerce Alevi katliamından birisidir Ortaca Katliamı.”
ibareleriyle başlıyor. Ondan 5 gün önce de yine Ali
Kenanoğlu tarafından “Unutulan Bir Alevi Katliamı: Ortaca” başlıklı bir yazı
ile 5 Haziran 2016’da “Alevinet” portalında konuya giriş yapılıyor.
Kısaca, Kenanoğlu, 2016 yılında yayımlanan yazılarında
Ortaca’da Alevilere yönelik yaşananları “unutulan bir Alevi katliamı” olarak
tanımlıyor.
Bu yaklaşım, Alevi örgütleri tarafından sonraki yıllarda
birçok değerlendirme ve anmada da referans noktası hâline geliyor.
* * *
Aynı dönemde Kenanoğlu’nun yazılarının ardından konuyu
ele alan bir yüksek lisans çalışması da tamamlanıyor.
Hüseyin İzmir’in Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı’nda, Prof. Dr. Müzeyyen Aytül Kasapoğlu
danışmanlığında, “Türkiye’de Etnik Çatışmalar ve Toplumsal Hafıza: 1966 Ortaca
Olayları” adıyla 2016’da hazırladığı yüksek lisans tezi, konuya daha geniş bir
sosyolojik çerçeveden yaklaşıyor.
Tezde, toplumsal gerilim, yalnızca mezhepsel bir çatışma
olarak değil; toprak mücadelesi, ekonomik rekabet, siyasal kutuplaşma ve
toplumsal hafıza boyutlarıyla ele alınıyor.
Söz konusu çalışma, Ortaca’da yaşananların nedenleri ve
sonuçları üzerine önemli bir akademik kaynak niteliği taşıyor.
Adı geçen tezde “İslam’ın siyasallaşması Türkiye’nin ilk sivil Alevi
Sünni çatışması”; “toprak merkezli” olayların arka planı, başlaması, toprak
mücadelesi, etnik çatışmaya evrilip evrilmemesi, sonrasındaki toplumsal
ilişkiler ve hatırlanma biçimleri, “Sünnileşme” ve Alevilerin siyasal –
ekonomik alanda gerilemesi, enine boyuna irdeleniyor. | @ismailenginhd
[19.6.2026] [devam edecek]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder