– ve zalim ve inanmış ve Kerbela [Bekir Yıldız] –
[İsmail Engin] Şayet Kerbelâ kolektif bellekten silinirse :
“Yezid”, bir isim olarak kalır; zulmün, zorbalığın ve iktidar hırsının simgesi olmaktan çıkar; zulmün yüzü silinir, zorbalığın adı unutulur, tarihin karanlığı sıradanlaşır.
“Hüseyin”, tarihî bir şahsiyete dönüşür; hakikat uğruna bedel ödemenin, onurun ve direnişin anlamı silikleşir; eğilmeyen başın, teslim olmayan vicdanın ve susmayan hakikatin sesi kısılır.
“Emevî iktidarı” denildiğinde, salt bir hanedan hatırlanır; baskının, tahakkümün ve adaletsizliğin tarihsel karşılığı görünmez olur; adaleti boğan, hakkı susturan ve gücü hakikatin önüne koyan düzen, belleğin karanlığına gömülür.
“Hüseynî duruş” anıldığında, zulüm karşısında baş eğmemenin, hakikatin yanında saf tutmanın, bedeli ne olursa olsun direnmenin ne demek olduğu anlaşılamaz; yalnız kalsa da hakikatten ayrılmamanın anlamı kaybolur.
“Evlâd-ı Kerbelâ’yık, bî-hata’yık” sözü, dillerde yaşamaya devam eder ve fakat o sözün ardındaki ateş, gözyaşı, [zorunlu] göç ve asırları aşan aidiyet hissedilmez olur.