[İsmail Engin] 18 Şubat 2026 tarihli "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu", ekleri hariç 49, ekleriyle birlikte 107 sayfa.
Başlığındaki iddia büyük:
Millî dayanışma, kardeşlik ve demokrasi!
Metnin satır aralarına bakıldığındaysa, bu iddialı çerçevenin Türkiye'nin inançsal ve kültürel çoğulluğunu ne ölçüde kapsadığı ciddi bir soru işareti olarak karşımıza çıkıyor.
Raporda "Alevi" sözcüğü, ekler hariç bölümde yalnızca bir kez geçiyor. O da "Türk-Kürt Kardeşliğinin Tarihi Kökleri ve Kardeşlik Hukuku" başlığı altında, 28. sayfada:
"Bu coğrafyanın Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni ve diğer tüm kesimleri, on yıllar boyunca süregelen acıların ve çatışmaların tekrarına rıza göstermemektedir."
Bu ifade, Alevileri bir özne olarak değil; Türk, Kürt, Arap gibi etnik kimliklerle aynı düzlemde, fakat inanç kimliği olarak anmakla birlikte, Alevilerin tarihsel deneyimlerine, taleplerine, hak arayışlarına ya da kamusal alandaki yapısal sorunlarına dair tek değerlendirme içermiyor.
49 sayfalık ana metinde Alevilik, bir toplumsal-siyasal başlık olarak ele alınmıyor.
Ekler bölümünde de durum farklı değil.