Bu Blogda Ara

9 Haziran 2026 Salı

İsmail Engin : Tahtacı - Türkmen Bülteni [2021 – 2]

[İsmail Engin] Ege Tahtacı Kültür Eğitim Kalkınma ve Yardımlaşma Derneği tarafından Ocak 2021’de yayımlanan Tahtacı – Türkmen Bülteni’nin ikinci sayısı, Tahtacı Türkmenlerinin yaşamlarına ve örgütlenmelerine ışık tuttuyor ve doğrudan ilk elden bir kaynak niteliğini kazanıyor. 

Ön ve arka kapaklar ile Musa Güneş’in kaleme aldığı “Merhaba” başlıklı editör yazısı [ibid, i] dışında 17 sayfadan oluşan bülten; makale, söyleşi, şiir, kitap tanıtımı ve haberlerle zengin bir içerik sunuyor.

Bültenin yayın yönetmenliğini Musa Güneş üstlenirken, yayın kurulunda İsmail Gacar, Musa Güneş ve Halil Sulu da yer alıyor. 

Kapakta geleneksel kıyafetleriyle bir Tahtacı Türkmen kadınının tercih edilmesi, yayının kültürel kimlik vurgusunu güçlendiriyor. 

Arka kapaktaki “Narlıdere Tarihi Cemevi” fotoğrafı ile Pir Sultan Abdal’a atfedilen deyişten “Yatarım Muhammed, kalkarım Ali / Gittiğimiz on’ki İmam yolu / Pirim Hünkâr Hacı Bektaş Veli / Hele bir yol safa geldin, desene ” dörtlüğünün yer alması, Tahtacı toplumunun Alevi-Bektaşi inanç dünyasına yapılan anlamlı bir gönderme oluyor.

Musa Güneş’in “Merhaba” başlıklı editör yazısına [ibid, i] göre, 19 şubeye ulaşan dernek yapılanmasının ilk halkasının Kemalpaşa Çınarköy Şubesi’dir.

8 Haziran 2026 Pazartesi

İsmail Engin : İnsan Kalıntıları - Müze Vitrinindeki Obje mi, Geçmişin Tanığı mı?

[İsmail Engin] Heidelberg’te açılan “İnsan mı, Obje mi?” | “Mensch oder Objekt?” – “Human Remains zwischen Forschung, Erinnerung und Verantwortung” adlı sergi, müzelerde ve akademik koleksiyonlarda bulunan insan kalıntılarının nasıl ele alınması gerektiğine dair giderek büyüyen etik tartışmaları yeniden gündeme taşıyor. 

Heidelberg Üniversitesi ile Etnoloji Müzesi işbirliğinde hazırlanan sergi, ziyaretçilere kesin cevaplar sunmak yerine zor sorular sordurmayı amaçlıyor: 

İnsan kalıntıları bilimsel araştırma objesi olarak mı görülmeli, yoksa yaşamış bireylerin hatıralarını taşıyan kültürel miras unsurları olarak mı değerlendirilmeli?

Sergi, insan kalıntılarının yalnızca bilimsel verilerden ibaret olmadığını vurguluyor. 

Bu kalıntılar aynı zamanda geçmiş toplumların sessiz tanıkları, bireysel yaşam öykülerinin taşıyıcıları ve birçok topluluk için manevi değere sahip kültürel varlıklar olarak kabul ediliyor. 

İsmail Engin : Aleviliğin Siyasallaştırılması yahut Siyasal Alevilik ?

“Siyaset günleri gelip çatmadan / Açılın kapılar Şah’a gidelim”

[İsmail Engin] Aleviliğin siyasallaştırılması tartışmaları günümüzde yeni bir aşamaya ulaşıyor. Farklı siyasal ve ideolojik ayrımlar üzerinden Alevi kimliğinin yeniden tanımlanmaya çalışıldığı bir süreç yaşanıyor.

Özelciler – Pirocular ayrımı, MHP ile DEM Parti ve CHP eksenli yaklaşımlar, Dersim merkezli tartışmalar, Abdülhamidçiler ile İttihatçılar arasındaki tarihsel kamplaşmalar, Meşrutiyetçilik ve Cumhuriyetçilik eksenindeki görüş ayrılıkları, etno – dinci özerklik ve ulusalcılık – Seyit Rıza ve Kemalizm –; etnisitede Türklük – Kürdlük tartışmaları ... tüm bunlar, Alevilik başlığı altında yeniden siyasal gündeme taşınıyor, orada taraftar buluyor. Söz konusu görüşlere, Alevi kimliğini önceleyen çevrelerde kemikleşmiş şekilde rastlanıyor.

Öte yandan, İç Anadolu ve Doğu Anadolu Alevileri arasındaki farklılıklar örtük şekilde siyasal tartışmaların konusu haline gelirken, dinî yapıların kendi içindeki ayrışmaları yeniden görünür oluyor. 

Bir başka ifadeyle, İç Anadolu ve Doğu Anadolu Alevileri siyasetle harmanlanıyor; “pençeliler” ve “tarikliler” yeniden bariyerlerle ayrışıyor.

Demem o ki, siyasetin giderek belirleyici olduğu bir döneme girilirken, Aleviliğin de siyasal rekabetin unsurlarından biri haline geldiği gözleniyor.

Elbette bireysel düzeyde siyaset yapmak herkesin en temel demokratik – vatandaşlık hakkıdır. 

Ancak, tartışmanın merkezinde yer alan soru şu: 

Dinî ve inançsal kimlikler, siyasal aidiyetlerle ne ölçüde iç içe geçirilebilir; Alevilerin laiklik talepleriyle ne ölçüde uyuşabilir?

6 Haziran 2026 Cumartesi

İsmail Engin : Tahtacı - Türkmen Bülteni [2020 – I]

[İsmail Engin] Ege Tahtacı Kültür Eğitim Kalkınma ve Yardımlaşma Derneği tarafından Ekim 2020 tarihinde yayımlanmaya başlanan “Tahtacı – Türkmen Bülteni”, Tahtacı Türkmenlerinin kültürel hafızasını, inanç dünyasını ve güncel toplumsal faaliyetlerini kayıt altına alma amacı taşıyan önemli bir yayın girişimi olarak dikkat çekmektedir.

İzmir’in Bayındır ilçesi merkezli olarak çıkarılan bülten, hem dernek faaliyetlerini duyurma hem de Tahtacı kültürüne ilişkin bilgi ve belgeleri gelecek kuşaklara aktarma işlevi üstlenmektedir.

“Tahtacı – Türkmen Bülteni”nin “Yayın Sorumlusu” Musa Güneş’tir; “Yayın Kurulu” İsmail Gacar, Halil Sulu, Deniz Macık, Mehtap Mantar, Sinan Kahyaoğlu ve Filiz Kahya’dan ibarettir.

Ön ve arka kapakları ile Bülten Yayın Sorumlusu Musa Güneş’in “Değerli okuyucumuz” ve Ege Tahtacı Kültür Derneği Genel Başkanı İsmail Gacar’ın “Çok değerli hısımlarımız” ile Sultan Yılıdz Gacar’ın “Sevgili Tahtacı büyüklerim, kardeşlerim” adlı yazıları dışında 12 sayfadır.

Ön kapağında ön planda geleneksel kıyafetleriyle 2012’de Anıtkabir’i ziyaret eden Tahtacı Türkmen kadınlarının bulunduğu “Tahtacı Türkmenler” ve arka kapağında “Hace Bektaş Veli”den “Yolumuz; İlim, İrfân ve İnsanlık Yoludur, Dönen Dönsün Ben Dönmezek Yolumuzdan” özlü sözü ve dernek iletişim bilgileri, geleneksel başlığıyla Tahtacı Türkmen kadını vardır.

İlk sayının ön ve arka kapaklarında görseller, yayının kültürel kimlik vurgusunu daha ilk bakışta ortaya koymaktadır. Görsellerle birlikte kapaklarda kullanılan yazılar, inanç ve düşünce dünyasına işaret eden sembolik bir tercih olarak değerlendirilebilir.

5 Haziran 2026 Cuma

İsmail Engin : Şark’a Özgü Bir Siyasetçi Kemal Kılıçdaroğlu – 4 : CHP’de Değişim Arayışının Öncülerinden ve Siyasi Yükselişinin Başlangıcı

[İsmail Engin] 2004 Türkiye yerel seçimleri, CHP açısından yalnızca bir seçim yenilgisi değil, aynı zamanda parti içinde yeni bir siyasi tartışma döneminin başlangıcı oluyordu. Beklenen başarıyı elde edemeyen CHP’de gözler Deniz Baykal yönetimine çevrilirken, seçim sonuçları parti içindeki değişim taleplerini de güçlendiriyordu. 

Kısa süre içerisinde örgütlenen muhalif kanat, CHP’nin mevcut yönetim anlayışıyla iktidar alternatifi olamayacağını savunarak kapsamlı bir dönüşüm çağrısında bulundu.

Kamuoyunda “30’lar Hareketi” ya da “İktidar Yürüyüşü Hareketi” olarak anılan oluşum, CHP tarihinde önemli kırılma noktalarından biri olarak kayıtlara geçti. 

Hareket, yalnızca bir liderlik tartışması yürütmüyor; partinin örgütsel yapısının, tüzüğünün ve siyasal dilinin yeniden şekillendirilmesini ve iktidar alternatifi haline gelmesini talep ediyordu.

21 Mayıs 2004 günlü Hürriyet gazetesindeki “CHP’li 30’lar: Muhalefet değiliz” başlıklı habere göre, 30 CHP milletvekili parti yönetimine yönelik eleştirilerini kamuoyuyla paylaşırken, birkaç gün sonra, Hürriyet gazetesinin  27 Mayıs 2004 günlü “30’lar Hareketi: CHP bütünüyle yenileşmeli” başlıklı haberinde “örgüt değişim istiyor” vurgusuyla “CHP örgütünün partide değişim istediği” belirtiliyordu. 

3 Haziran 2026 Çarşamba

İsmail Engin : Şark’a Özgü Bir Siyasetçi Kemal Kılıçdaroğlu – 3 : Atatürk hisselerinin temsilcisi

[İsmail Engin] Türkiye İş Bankası’ndaki Atatürk hisseleri ve CHP’nin bu hisseler üzerindeki temsil görevi, yıllardır siyasi tartışmaların merkezinde yer alıyor. Ancak resmî kayıtlar ve dönemin açıklamaları, CHP’nin bankada doğrudan hissedar değil, Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyeti doğrultusunda hisselerin temsilcisi konumunda bulunduğunu ortaya koyuyor.

Bu çerçevede dikkat çeken gelişmelerden biri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi kariyerinin başlangıç döneminde İş Bankası yönetiminde görev almasıydı.

Milliyet gazetesinin 13 Temmuz 2002 tarihli “CHP, İş’teki kurmaylarını değiştirdi” başlıklı haberine göre, Türkiye İş Bankası’nın genel kurulunda CHP kontenjanından görev yapan yönetim kurulu üyeleri yenilenirken, CHP yönetimi Kemal Kılıçdaroğlu, Bülent Tanla, Cevdet Selvi ve Prof. Dr. Baran Tuncer’i görevlendirdi. Dünya Bankası kökenli bir ekonomist olan Tuncer, CHP’nin ekonomi programının hazırlanmasında aktif rol üstlenirken, kamuoyu araştırmaları alanında tanınan Piar-Gallup’un kurucusu Bülent Tanla ise dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın başdanışmanları arasında yer alıyordu. SSK eski Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu da o dönemde Parti Meclisi üyesi olarak görev yapıyordu.

Kılıçdaroğlu’nun İş Bankası yönetimine girişi, hazırladığı yolsuzluk raporu gibi siyasi kariyerinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. 

2 Haziran 2026 Salı

İsmail Engin : Ben Varım, Çünkü Biz Varız - Koen Vanmechelen’in Ubuntu Yorumu

[İsmail Engin] Belçikalı çağdaş sanatçı Koen Vanmechelen, sanatın bilim, felsefe ve toplumla kesiştiği noktada ürettiği çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Antropolojiden biyoetiğe, insan haklarından biyokültürel çeşitliliğe uzanan geniş bir ilgi alanına sahip olan sanatçı, özellikle “melezleşme” kavramı üzerinden yaşamın çeşitliliğini ve karşılıklı bağımlılık ilişkilerini sorguluyor.

2021 yılında gerçekleştirdiği Ubuntu adlı otoportresi, bugün Galleria degli Uffizi koleksiyonunda yer alıyor. Eserde sanatçı, kendisini bir şaman figürü olarak sunuyor. Tüyler ve doldurulmuş tavuk parçalarından oluşan bir palto giyen Vanmechelen, kırılgan Murano camından yapılmış kabile maskesinin ardından izleyiciye bakıyor. Hem maske hem de kostüm, algıyı bozarak kimlik, aidiyet ve ötekilik üzerine düşünmeye davet ediyor.

Sanatçının çalışmalarında tavuk ve yumurta figürleri yıllardır merkezi bir sembol olarak öne çıkıyor. Bu imgeler aracılığıyla bilimsel, etik ve felsefi meseleleri birbirine bağlayan Vanmechelen, yaşamın sürekliliğini sağlayan çeşitliliği ve farklılıkların bir araya gelmesinden doğan gücü görünür kılıyor.

İsmail Engin : Şark’a Özgü Bir Siyasetçi Kemal Kılıçdaroğlu – 2 : DSP’nin yıldızları arasında aktif siyasete ilk adımı

[İsmail Engin] Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki (CHP) resmi özgeçmişine göre Kemal Kılıçdaroğlu, 1948 yılında Tunceli’nin Nazımiye ilçesinde doğdu. 1971 yılında Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden mezun olduktan sonra Maliye Bakanlığı’nda göreve başladı. Kamu bürokrasisinde uzun yıllar çeşitli görevlerde bulundu. Gelirler Genel Müdürlüğü’nde daire başkanlığı ve genel müdür yardımcılığı yaptı. 1991 yılında Bağ-Kur Genel Müdürü, 1992 yılında ise Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) Genel Müdürü oldu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda müsteşar yardımcılığı görevini üstlendi. 1994 yılında Ekonomik Trend Dergisi tarafından “Yılın Bürokratı” seçildi. Ocak 1999’da kendi isteğiyle SSK Genel Müdürlüğü görevinden emekliye ayrıldı.

Aktif siyasete geçiş süreci

Kılıçdaroğlu’nun 18 Nisan 1999 tarihindeki “Genel Seçimler” için aktif siyasete geçiş sürecine ilişkin dönemin gazete arşivlerinde yer alan haberler, emeklilik kararının siyasi bir hedefle bağlantılı olduğu yönündeki değerlendirmeleri gündeme getiriyor.

Sabah gazetesinin 9 Ocak 1999 tarihli ve Şamil Tayyar imzalı “Çiller’e karşı kardeş Yılmaz” başlıklı haberinde, Kılıçdaroğlu “DSP’nin yıldızları” arasında gösteriliyor ve milletvekili aday adayı olmaya hazırlandığı belirtiliyor; onun henüz SSK Genel Müdürlüğü görevinden ayrılmadan önce siyasi kulislerde adının anıldığını ortaya koyuyordu.

1 Haziran 2026 Pazartesi

İsmail Engin : Şark’a Özgü Bir Siyasetçi Kemal Kılıçdaroğlu - I

[İsmail Engin] 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, 19 Ağustos 2024 tarihinde Independent Türkçe’de yayımlanan “Dersim, Cumhuriyet devrindeki ayaklanmalardan ibaret değil” başlıklı yazısına şu ifadelerle başlıyor:

“Yıl 1986... Kemal Kılıçdaroğlu Siyasete atılmadan önce bir dönemin Dışişleri Bakanı, şu anda hayatta olmayan İhsan Sabri Çağlayangil ile ikamet ettiği Yalova’da röportaj yapıyor. Kılıçdaroğlu tarihin o zamanlarında Süleyman Demirel ile iyi ilişkiler içinde ve Demirel’in önem verdiği önemli bürokratlar arasında. Çağlayangil ile en netameli bir konuyu konuşabilmesi, buna Demirel’e yakın iş insanlarından Cavit Çağlar’ın eşlik etmesi durumu açıklıyor.”

Çağlayangil – Kılıçdaroğlu söyleşisi, “Önsöz”ünü Kemal Kılıçdaroğlu’nun kaleme aldığı Mesut Özcan’ın “Dersim ve Madımak Söyleşileri” (2016) adlı eserinde bulunuyor.

- söz konusu söyleşide adı geçen - Cavit Çağlar

Türk siyasetinin kritik dönemlerinde etkin rol oynadı. Kamuoyunda sıklıkla Süleyman Demirel’in “manevi oğlu” olarak anılıyor. 

Demirel ile tanışmasının, İhsan Sabri Çağlayangil aracılığıyla gerçekleştiği ifade ediliyor.

27 Mayıs 2026 Çarşamba

İsmail Engin : Alevilerde Kurban Bayramı

[İsmail Engin] 1998'di… "Kurban Bayramı" vardı ve bayram kutlamaları yapılırdı. Yalnızca “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği”nde değil, Almanya dâhil birçok Alevi kurumunda da bu gelenek sürüyordu. 

Sonra tartışmalar başlatıldı. Aleviler ikiye ayrıldı: Kurban ve Bayramı vardır; yoktur diye.. Ardından da "asimilasyon[cu]" suçlamaları...

* * *

Oysa cemevlerinin yapımında ve giderlerinin karşılanmasında “kurban bağışları” ile “lokma” önemli bir yere sahipti. 

Bu tartışmaların kurban bağışlarını ne ölçüde azalttığını bilemiyorum; ancak bir gerçek var ki, bugün yaşanan finansal zorluklar önce belediyelere, ardından da devlete olan “bağımlılığı” artırdı.