[İsmail Engin] Alevi antropolojisi perspektifinden ideal insan tasarımının; halk anlatıları, menkıbeler, şiirler, deyişler ve ritüeller aracılığıyla “nasıl kurulduğu” önemli bir sorun kümesidir. Jacob ve Wilhelm Grimm kardeşler tarafından derlenen Avrupa [Alman] halk masalları ile Alevi anlam dünyasında Hz. Ali, Hacı Bektaş Veli, Pir Sultan Abdal ve Şah İsmail Hatâyî çevresinde şekillenen anlatılar arasında doğrudan bir köken veya aktarım ilişkisi kurmaktan ziyade, karşılaştırmalar yaparak, farklı kültürel sistemlerin insanı ahlâkî, toplumsal ve sembolik düzeylerde nasıl biçimlendirdiği sorusu üzerinde odaklanmak, ilgili sorun kümesini açabilmek ve bir model oluşturabilmek için ipuçları vermektedir.
İnsan, Alevi anlam dünyasında, bireysel bir varlık olmanın
dışındadır; yol içerisinde öğrenen, toplulukla ilişki kuran, rızalık arayan,
nefsini terbiye eden ve hakikate yönelen “ilişkisel bir özne” olarak ele
alınmaktadır.
Dört Kapı - Kırk Makam, cem, musahiplik, ikrar ve görgü
gibi kurum ve pratikler bu oluşumun başlıca alanlarını meydana getirmektedir.
Hz. Ali’nin adalet ve yiğitlik imgesi, Hacı Bektaş Veli’nin erenlik ve
rehberlik modeli, Pir Sultan Abdal’ın hakikat ve direniş söylemi ile Hatâyî’nin
aşk, birlik ve Ehl-i Beyt merkezli şiir dünyası, bu idealin farklı boyutlarını
görünür kılmaktadır.
Grimm masallarındaki orman, cadı, ejderha, sihirli obje ve kahramanın sınavı gibi motifler Alevi anlatılarıyla özdeşleştirilmemekte;
eşik, sınav, dönüşüm ve toplumsal düzen kategorileri üzerinden
karşılaştırılmaktadır.
Alevi anlam dünyasında ideal insan, bir kahraman figürü
aracılığının “dışında”; anlatı, ritüel, bellek, topluluk ve gündelik
pratiklerin kesişiminde sürekli olarak üretilmektedir.
* * *
Alevi antropolojisinin temel sorularından biri, insanın
nasıl tanımlandığı ve hangi inanç odaklı kültürel süreçler aracılığıyla belirli
bir insan idealine dönüştürüldüğüdür. Ve bu durum; inanç esaslarının ötesinde;
gündelik hayat, topluluk ilişkileri, ritüel, ahlâk, sözlü kültür ve bellek
bağlamında ele alınmaktadır.