[İsmail Engin] “Geleneksel bir inanç sistemi, modern dünyaya girdiğinde veya taşındığında, ona ne oluyor?” Kimi motifler - ögeler kayboluyor, kimileri değişiyor, kimileri ise yeni biçimlerde yeniden ortaya çıkıyor.
Reiss-Engelhorn-Museen tarafından düzenlenen “Schamanen
Sibiriens – Zwischen den Welten” (Sibirya Şamanları – Dünyalar Arasında)
sergisi, Sibirya’daki Şamanik uygulamaları, kökenlerini ve zaman içinde
geçirdikleri değişimleri; hem dinî bir inanç hem de insan, doğa ve ruhlar
dünyası arasındaki ilişkiyi düzenleyen kapsamlı bir yaşam biçimi olarak ele
alıyor.
Bu yaklaşım, Şamanizmi hem gizemli ritüellerden oluşan
bir inanç sistemi hem de insan, doğa, toplum ve ruhlar dünyası arasındaki
ilişkileri anlamlandıran çok yönlü bir kültürel yapı olarak değerlendirmeyi
mümkün kılıyor.
Şamanlar, Sibirya’nın geleneksel toplumlarında sıradan
insanların ulaşamadığı kabul edilen, insanlara görünmeyen ruhlar dünyasıyla
iletişim kurabilen ve iki dünya arasında aracılık eden kişiler. Hastalıkların
nedenlerini araştırmak ve iyileştirme ritüelleri gerçekleştirmek, toplumsal
sorunların çözülmesine katkıda bulunmak, doğa ve hayvanlarla insan arasındaki
dengeyi korumak, avcılık ve yaşamın önemli dönüm noktalarıyla ilgili ritüelleri
gerçekleştirmek gibi birçok alanda Şamanlara başvuruluyor.
Şamanın rolü, ruhlar dünyasıyla iletişim kurmakla sınırlı
kalmıyor; insan ile doğa arasındaki dengenin korunmasını ve topluluğun ruhani
ihtiyaçlarının karşılanmasını da kapsıyor.
Serginin “Dünyalar Arasında” başlığı, bu özel konuma
gönderme yapıyor; Şamanların toplum içinde önemli bir sosyal ve ruhanî role
sahip olduğunu gösteriyor. Geleneksel Sibirya toplumlarında dağlar, nehirler,
ormanlar ve hayvanlar fizikî çevrenin parçaları olmanın ötesinde, ruhanî
anlamlar taşıyan varlıklar olarak görülüyor; Şamansa, bu alanlar arasında
iletişim kurabilen ve gerektiğinde ruhanî dünyaya yolculuk yapabilen kişi
olarak kabul ediliyor.