[İsmail Engin] “Yapay olanın antropolojisi”, insanlarla yeni nesil yapay sistemler arasında giderek yoğunlaşan ilişkileri kültürel, etik ve epistemolojik boyutlarıyla inceleyen disiplinlerarası bir araştırma alanıdır. İnsan ile makine arasındaki teknik etkileşimleri incelemenin ötesinde, bilgi, otorite ve güven kavramlarının dönüşümünü anlamaya çalışıyor.
Bu bağlamda, insanların yalnızca yazılım, donanım ve
dijital teknolojilerle kurduğu etkileşimleri değil; araştırma
laboratuvarlarından müzelere, eğitim kurumlarından gündelik yaşama kadar uzanan
geniş bir alanda yapay zekâ ile gelişen yeni ilişki biçimlerini de irdeliyor ve
çözümlüyor.
Onunla, insan ile makine arasındaki karşılaşmalar, teknik
yenilikten öte, bilgi üretimi, otorite ve güven kavramlarını yeniden
şekillendiren toplumsal bir dönüşüm olarak ele alınıyor.
Söz konusu dönüşümün en dikkat çekici yönlerinden biri,
yapay zekânın giderek bilgi otoritesi olarak konumlandırılmasıdır.
Diğer bir anlatımla, yapay zekâ; bilimsel yazım, veri analizi ve akademik
araştırma gibi alanlarda teknik araç değil, düşünmeyi yönlendiren analitik
ortak şeklinde kullanılıyor.
Kullanıcılar açık, tutarlı ve ikna edici cevaplar almak
amacıyla bu sistemlere başvururken, üretilen içerikler çoğu zaman yeterli
eleştirel değerlendirmeden geçirilmeden güvenilir bilgi olarak kabul ediliyor.