[İsmail Engin] XII. yüzyıl Türkistan’ında yaşamış, Türklerin İslamlaşma ve İslam’ı içselleştirme süreçlerinde önemli bir yer edinmiş din adamı ve sûfî şahsiyet Ahmed Yesevi’yi büyük bir şair, mutasavvıf, tarikat kurucusu veya Anadolu’nun İslamlaşmasının öncüsü olarak tanımlamak, tarihî kişiliğini sonraki yüzyıllarda oluşan Yesevîlik geleneğiyle birbirine karıştırma tehlikesini beraberinde getirmektedir. Bu tür tanımlamalar, tarihsel şahsiyet ile onun ölümünden sonra oluşan dinî, edebî ve kültürel miras arasındaki ayrımın gözden kaçırılmasına yol açabilmektedir.
Ahmed Yesevi’yi doğru anlamanın temel şartı, tarihî
Yesevi ile onun etrafında zamanla oluşan menkıbevî, tasavvufî ve kültürel
belleği birbirinden ayırmaktan geçmektedir. XII. yüzyıl Türkistan’ında yaşamış
bir sûfî ve din adamı olarak Ahmed Yesevi hakkında bildiklerimiz sınırlıdır. Ve
lâkin, onun adına oluşturulan hikmetler, silsileler, menkıbeler ve tasavvufî
anlatılar yüzyıllar boyunca yaşamış; farklı Türk toplulukları tarafından
yeniden yorumlanmıştır. O hâlde, Yesevi’nin tarihsel kişiliğini araştırmak
kadar, onun adına oluşan geleneğin hangi tarihsel şartlarda biçimlendiğini ve
hangi toplumsal işlevleri üstlendiğini incelemek de önemlidir.
Ahmed Yesevi, tarihsel olarak XII. yüzyıl Türkistan’ına
ait olan Yesevi; ve, sonraki yüzyıllarda onun adına oluşturulan, Türk-İslam
dünyasının geniş bir bölümünü etkileyen "Yesevîlik belleği" olmak üzere iki
farklı düzlemde ele alınmalıdır. Söz konusu iki düzlem, birbiriyle ilişkilidir;
ve ancak, aralarındaki ilişkinin niteliği, her durumda doğrudan biyografik veya
kurumsal devamlılık varsayılarak açıklanamaz.
* * *
Talat Tekin’in 1 Nisan 1993 tarihli Cumhuriyet gazetesinde
yayımlanan “Hoca Ahmet Yesevi’den Yunus’a” başlıklı yazısı, Ahmed Yesevi’yi
alışılmış övgü kalıplarının dışında değerlendirmesi bakımından dikkat
çekicidir.
Tekin, adı geçen yazısında Yesevi’nin “mütefekkir” olarak
nitelendirilmesine karşı çıkmaktadır. Ona göre düşünür; evreni, insanı, doğayı
ve toplumu akıl ve düşünce yoluyla sorgulayan, bunlara ilişkin özgün ve
sistematik bir düşünce geliştiren kişidir. Ahmed Yesevi ise bu anlamda bir
filozof veya sistematik düşünür değildir. Onun düşünce dünyasının merkezinde
Kur’an, İslam, şeriat ve Hz. Peygamber’in sünneti bulunmaktadır.