Bu Blogda Ara

Göçmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Göçmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2026 Çarşamba

İsmail Engin : Mektup


[İsmail Engin] Biz, buradayız. gelen gider. giden tekrar gelir ve gider.. Oysa ve bazan burasını bilmeyen - tanımayan onlara rağmen, sorunlarla biz uğraşır, onlar için çözümler üretiriz..

1983 - 1985 tarihleri arasında Berlin'deki Türk öğretmenler, Türkiye'den gelen veliler için A4 ebatında herbiri 8 sayfa "Mektup" adlı 8 sayıdan ibaret son derece önemli bilgilendirme broşürü - mektup formatında - hazırlamışlar.
Karikatür ve fotoğraflarla desteklenen "Mektup"ta okul hukuku ve sistemi, eğitim - öğretim sorunları, Alman halk kültürü - gelenekleri ve görenekleri -, Türk halk kültürü, okul hayatı, geri dönen çocukların okula kaydolması... üzerine Türkçe bilgiler verilmiş.. [ibid, 36 - 57]
Bunlar arasında oturma hakkı, karne günü, Almanlar noeli nasıl kutluyor, karnaval - faşing ne demektir... gibi konular da var..
Bu bilgileri Hartwig Berger'in 1989'da yayınlanan "Wer tanzt nach wessen Pfeife? Zusammenarbeit mit ausländischen Eltern" adlı 89 sayfalık eserinden öğreniyoruz.
Kitap; Ünal Akpınar, Halime Bayam, Nurhayat Kopar, Sigrid Masuch, Ahmet Öztürk, Meryem Sevinç, Hamza Ünal, Ulrike Zimmermann'ın katkısıyla hazırlanmış. Beltz Verlag basmış.
Mete Aksu arşivi' nden çıkan adı geçen yayın sayesinde "Mektup"tan haberdar olduk. şimdi sıra "Mektup"a ve sayılarına ulaşmakta... | @ismailenginhd [17.02.2026]

25 Haziran 2024 Salı

İsmail Engin : İsmail Çoban - Lirik Realizmin Önemli Temsilcisi [Video]

 

İsmail Engin : İsmail Çoban - Lirik Realizmin Önemli Temsilcisi, 8'11'' [23.06.2024] | @ismailenginhd

[İsmail Engin] İsmail Çoban, 1945’te ailesinin 12. çocuğu olarak Çorum’da doğdu. 1956 – 1959 yıları arasında İstanbul’da terzi çırağıydı. 1965’te Atatürk İlköğretmen Okulu’ndaki eğitimin akabinde öğretmen oldu. 1968 yılına kadar İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’na devam etti. Bu arada Doğu Anadolu’da foto muhabirliği yaptı. 1968’te Federal Almanya’ya “göç” etti. 1971’de Werkkunstschule Wuppertal’i bitirdi. Serbest sanatçı; ressam, grafiker ve heykeltraş olarak çalışıyor. 

1978- 1986 arasında Federal Almanya Sanatçılar Derneği Genel Sekreterliği görevinde bulundu. 1987’de, 1985-87 yıllarında Polonya’nın Krakau Kenti’nin restore çalışmalarına olan katkılarından dolayı “Dr. h.c.” ile ödüllendirildi. Seul ve Busan Üniversiteleri Güzel Sanatlar Fakülteleri’nde, klasik heykel ve temel eğitim dallarında dersler verdi. 2005’te “İsmail Çoban Genç Sanatçılara Destek Vakfı”nı kurdu. 

Bugüne kadar 171 kişisel ve 500’ün üzerinde karma sergisiyle, Almanya, ABD, Arjantin, Avusturya, Azerbaycan, Demokratik Alman Cumhuriyeti, İspanya, Belçika, İsviçre, Polonya, Hollanda, İtalya, İngiltere, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Norveç, Fransa, Kanada, Güney Afrika, Güney Kore, Suriye, Türkiye, Mısır, Brezilya, Şili, Nikaragua, Küba, Japonya, Çekoslovakya, Sırbistan, Çek Cumhuriyeti’nde sergilere katıldı. Önemli bienallerde jüri üyesi olarak yer aldı... Eserleri, pek çok devlet müzesinde ve sayısız özel koleksiyonda bulunuyor.

* * *

1961, “konuk yabancı işçiler”in Türkiye’den Almanya’ya göç etmeye başladığı yıl. Aradan biraz süre geçtiğinde “mecburi” bir göç başlar Batı’ya. Ve İsmail Çoban da 1968’de Almanya’ya göçer “mecburen”. Daha önce, Hasanoğlan’da, Siirt Kurtalan’da öğretmendir. 1968’e kadar, İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’na devam eder. Doğu Anadolu’da foto muhabirliği yapar. 1971’de Werkkunstschule Wuppertal’i devlet sınavıyla bitirir. 

Sanat alanında “lirik realizm”in önemli temsilcilerinden kabul edilen İsmail Çoban, hayatının bu dönemini şöyle anlatıyor: 

11 Mart 2024 Pazartesi

İsmail Engin: Göçte Aleviliğin Temel Sorunları - Kısa Bir Bakış

[İsmail Engin] Göçte Aleviliğin dinamikleri farklı işliyor:

İlk kuşak, valizinde ve hatıralarında getirdi. Bir süre sonra farkına varıp Alevi uyanışını sağladı.

Onların çocukları, Aleviliği kurumlaştırmaya çalıştı. Bu arada, Alevilik algılayışları - anlayışları değişmeye yüz tuttu.

İkinci kuşakta, yavaş yavaş dil farklılaşmaya ve kuşaklar arasında çatışmalar görülmeye başladı.

Üçüncü kuşakta, dil ile Alevilik algısı - anlayışı değişti.

Şimdi başka bir dille devam eden – aktarılan, anavatanda[n] farklı dinamiklere – müfredat  içeriklerine – sahip bir[den çok] Alevilik “algısıyla” yahut anlayışıyla karşı karşıyayız.

Ve doğası gereği, kuşkusuz süreç içinde, bugünkü algı [ve / veya anlayış] da değişecek!

Bugün için, kimsenin kimseyi dinlemediği, duymadığı, takmadığı bir süreçten geçiyoruz.

Öyle ki, kurum başkanlarının bir kısmının eşleri ve varsa çocukları dahi yanında yok, gözükmüyor, görünmez bir alanda sanki.

Kimi Dede olanların Pirliğini ilân edenlerin bazıları “dikme” yahut “mürebbi”, eşleriyse Dedesoylu değil; Dedelik – Pirlik artık “dağıtılan” bir ünvan niteliğini üstlenmiş gibi.

24 Ocak 2024 Çarşamba

21 Ekim 2019 Pazartesi

Ahmet Taner Kışlalı

Ahmet Taner Kışlalı / Hatıran önünde saygı ile eğiliyorum Fakir Baykurt... / Anlaşma / “alla turca” şeyler – biz  “almancılar” için – / Trump: İyi ve kötü polis / Alevilik "Kadim İnanç" için kaynak / Alevilik "Hitit Alevileri" için kaynak

26 Temmuz 2019 Cuma

Almancılar – Kökler Böyle Atıldı...

Almancılar – Kökler Böyle Atıldı... / Sıcaklar Adana kıvamındayken viski nasıl içilirmiş? / Mülteciyi / garibi hor görme! / Türkiye’de Irkçılık

24 Temmuz 2019 Çarşamba

Hacıbektaş Belediyesi İnternet Sayfasında Eski Belediye Başkanlarının Biyografileri Neden Yok?

Hacıbektaş Belediyesi İnternet Sayfasında Eski Belediye Başkanlarının Biyografileri Neden Yok? / Boris Johnson da Türkiye’yi seviyor... / Göçtük, yerleştik... / İcat mı dediniz? / Kütüphane mi dediniz? / Tercüman-ı Sâki

23 Nisan 2019 Salı

23 Nisan Internationales Kinderfest - Anavatan’dan Babavatan’a

Meğerse, köken memleketimin çocuklarının hayaliy-miş, memleketimin vatandaşlığı. “Anavatan”dan “Babavatan”a “göçmeye” ve orada – burada “göçmen” olup yerleşmeye hazırlar-mış: 
https://www.instagram.com/p/BwnQaQgg_1k/
https://twitter.com/kanalkultur/status/1120802855143858178

24 Kasım 2018 Cumartesi

Göçmenlik, Aidiyet ve Alman - İslamı

“Türk – İslamı” oluyor, hem de “sentezi” bile var. “Kürt – İslamı” da var... Onun da “sentezi” mevcut. “Anadolu Müslümanlığı”, o da var. Ancak, “Alman – İslamı” yok? (...) Hür yaşadık burada, dilimizi bile özgürce, gönüllü terk edip, değiştirdik. Bir vatandaşlığı istekli verdik, bir vatandaşlığı severek üstlendik. Öldük: Burada kendi mezarlıklarımıza gömüldük:

24 Aralık 2017 Pazar

Noel'de 'Biz' Ne Yaparız?

[İsmail Engin - @kanalkultur] Almanya'da aile büyükleriyle birlikte sakin ve olabildiğince sessiz geçirilen, vicdan muhakemesinin yapıldığı günlerdir Noel zamanı.

Ehh malum, gel zaman git zaman; evvel zaman ahir zaman göçtüğümüz "Alamanya"ya "entegre olduk" ya, "biz ne yaparız" bu Noel zamanında?

Sözler, nişanlar, düğünler yaparız:

"Nail Buba"yı düğüne davet eder vur patlasın çal oynasın onunla göbecikler atar, halaylar ve zılgıtlar çekeriz..

Konu-komşu ziyaretleri yaparız; ama, ille de "hemşehri"mizi tercih ederiz.

Bol bol kahvehanelere gider, kağıt oynarız.

Konserler düzenleriz, düğün salonlarında...

Sivil toplum da olduk ya...

"Nail Buba"yla dernek toplantıları, kongreler, seminerler yaparız...

Derneğe yardım gecesi de işin çabası...

Bilgiye hasretiz ya, düzenlediğimiz toplantılarda "bilgi açlığımızı" giderir; "âleme nizam" veririz..

"Empati" deriz ya, işte hep onu yaparız...

Sonra, kendi dini bayramlarımızda da "empati" yapılmasını bekleriz...

"Saygı!" gösterir, saygısızları kınım kınım kınarız...

"Biz" böyleyizdir, hoşgörülüyüzdür... [İsmail Engin - @kanalkultur]

5 Temmuz 2017 Çarşamba

Havva Engin / İsmail Engin: Mannheim Cemevi'nin Açılışı (1996)

[Havva Engin / İsmail Engin] 1990'lı yıllar, Alevilerin / Aleviliğin kamusal alanda görünür olduğu yıllardır.

Bu meyanda, bir yandan dernekleşilir, federasyon ve vakıflar kurulur, hukukî tüzel kişilikler oluşturulurken, diğer yandan da inancın kamusal alanda kabul gördüğü, dinî uygulamaların yürütüldüğü / yapıldığı toplu mekânların, "cemevleri"nin de köy, kasaba, kent siluetlerinin yavaş yavaş bir parçası haline geldiği yıllardır, aynı yıllar.

1995 yılında Türkiye'de "Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı" adıyla kurulan Cem Vakfı, kuruluşunun akabinde yürüttüğü bir mimarî proje yarışması kapsamında "Cem Kültür Evi Mimarî Proje Yarışması" (Cem Vakfı Yayınları, İstanbul 1996) adlı bir kitap yayınlarken, Almanya'da 1992'de Baden-Württemberg Eyaleti'nde "Demokratisher Aleviten Verein" adıyla kurulan, 1993'te ad değiştirerek "Alevitisches Kulturzentrum Mannheim e.V." adını alan Mannheim Alevi Kültür Merkezi (bugünkü adıyla "Mannheim Cemevi - Alevitische Gemeinde Rhein Neckar Kreis e.V"), 01.06.1996 günü görkemli bir törenle, Almanya'da "Cemevi" açıyordu.

5 Eylül 2016 Pazartesi

Türk Pazarı | Türkischer Markt, Berlin (2008)

Türk Pazarı | Türkischer Markt [Wochenmarkt / Crellemarkt, Crellestr. 10827 Berlin] © Foto: İsmail Engin, Berlin, 2008 

6 Haziran 2015 Cumartesi

Bekleme Odasından Oturma Odasına - Suriyeli Mülteciler

[İsmail Engin] Anadolu Kültür ve Açık Toplum Vakfı desteğiyle, Zümray Kutlu tarafından "Bekleme Odasından Oturma Odasına - Suriyeli Mültecilere Yönelik Çalışmalar Yürüten Sivil Toplum Kuruluşlarına Dair Kısa Bir Değerlendirme" başlığıyla hazırlanan ve Suriyelilere yönelik çalışma yürüten STK’lara dair rapor yayınlandı.

Rapor, Suriyeli mültecilere destek veren sivil toplum kuruluşlarının ve yürüttükleri çalışmaların mutevazı bir dökümünü yapmayı amaçlıyor.

Raporda, Türkiye’de bulunan Suriyeliler Türkiye hukukundaki resmi statülerine bakılmaksızın "mülteci" olarak adlandırılıyor. Türkiye’nin 10 ilinde kurulan 24 kampta yaklaşık 256.000 mülteci kaldığı vurgulanıyor. Kamp dışında yaşayan yaklaşık 1.8 milyonu bulduğu belirtilen Suriyeli mülteciden söz ediliyor. Türkiye’nin Nisan 2011’den Kasım 2014’e kadar yaptığı harcamanın 4,5 milyar dolar; BM ve Avrupa ülkelerinden gelen miktarın ise 246 milyon dolar olduğuna atıf yapılıyor.

Büyük çoğunluğunun Hatay, Antep, Kilis, Urfa ve Mardin olmak üzere sınır şehirlerinde yoğunlaşan bu mültecilerin Türkiye’nin farklı şehirlerinde kendi imkanları ile hayatlarına devam ettiği; iş bulma ümidi ile daha büyük şehirlere göç edenlerin de bulunduğu ve İstanbul’da yaşayan Suriyeli mültecilerin sayısının 330.000’i bulduğu, İstanbul’un yanı sıra İzmir, Mersin, Adana gibi şehirlerin de mülteciler için bir çekim merkezi olduğu belirtiliyor.