[İsmail Engin] Hayır... Bu alışılmışın aksine, bir şarkı sözü değil.
Lafım, kendisini "sosyal demokrat" ya da "demokrat" olarak tanımlayanlara...
"Helâlleşeceğiz" denildi!
Kucaklayıcı, umut veren bir vaatti; lâkin, anlaşılan o ki, helâlleşmenin de bir sınırı varmış. Aynı yolda yürürken kardeş sayılanlar, yollar ayrılınca meğerse helâlleşmenin dışındaymış, kanlı bıçaklıymış?
Bir partinin logosunu "rakı şişesi"ne benzetmekle siyaset yapıldığı sanılıyor. Varsayalım ki, benziyor. Bunun memleketin hangi sorununun çözümüne bir katkısı bulunuyor?
Hukuk daha sözünü söylemeden insanlar suçlu ilân ediliyor. Mahkemeler karar vermeden, İddianâmeler tamamlanmadan, ekranlarda ve sosyal medyada hükümler kuruluyor. Masumiyet karinesi, alkış veya koltuk uğruna göz ardı ediliyor, akla bile gelmiyor.
Akıl dumura uğruyor.
Bir yanda, tarot falıyla siyaset yorumlayan milletvekilleri...
Diğer yanda, harflerin gizeminden siyasî sonuçlar çıkaran sözde analistler, gazeteciler...
Ve gazetelerde manşetler büyürken gerçekler giderek küçülüyor. Herkes kendi doğrusunun peşinde koşarken, hatasını başkasına yüklüyor.
Araştırmanın yerini imâ, belgenin yerini yorum alınca, hakikat bulanıklaşıyor, onu ara ki bulasın!
Bir de perde arkasındakiler, aklı sıra uyanıklar... İtmeyi iyi biliyorlar, ama görünmemeyi daha da iyi beceriyorlar. Alkışlanırken yanda veya önde; yuhalanırken en arkada veya gölgedeler.
Esasen güven duygusunun, değerlerin esamesi okunmuyor.
Evvelden yadırganan birçok şey, bugün sıradan... Olağanüstü olan, yavaş yavaş "olağan".
İlkeler yerini taraftarlığa, hukuk yerini peşin hükümlere, sağduyu yerini sloganlara bırakmış.
Yaftalama, düşmanlaştırma, sosyal norm tanımazlık etrafta kol geziyor, karanlıktan besleniyor.
Makul ve mantıklı tartışma - eleştiri unutulmuş.
Bu toplumsal iklimde, herkes kaybediyor.
Sahiden "ne oldu 'bize'" yahut neler oluyor 'size'"? | @ismailenginhd [25.7.2026]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder