Bu Blogda Ara

Cem Vakfı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cem Vakfı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2019 Salı

Tahtacı ve Alevi Kimliği Arasındaki Örtüşme, Ayrışıyor mu?

İzzettin Doğan ve Cem Vakfı olmasaydı, karşıtı diğer Alevi kurumlarının varlığı nasıl şekillenirdi? Veya tam tersi, diğer kurumlar mı İzzettin Doğan’ın kimliğine ya da Cem Vakfı’na görüşleriyle “hayat” veriyor ve anlam kazandırıyor? 

3 Ocak 2019 Perşembe

Cem Vakfı Açıklama Yapmalı

Cem Vakfı Avusturya’da var olan Alevi kurumlarından birine destek verip vermediği konusunda açıklama yapmalı; zira Avusturya ABF’nin tanınması için yapılan mahkemeye sunulabilecek en önemli belgelerden biri bu çevreden geliyor (muhtemelen AİHM’ye gidecek davanın) ve bir makale:

Hacı Bektaş Veli Dergahı Çelebiler Postnişinlerinden Açıklama Var!

Çelebiler; “Ali’yi bilmeyen kendini Ali bilir” “‘Ali dindir, Ali iman’: Ne dinimizi ne ima-nımızı müflis tüccar gibi pazara sürmeyiz.” diyorlar ve İmam Hüseyin’den – “Hüseyni Duruş”tan söz ediyorlar: “(...) yeni Alevilik tanımlamasına girmeye çalışanlar mevcuttur” saptamasını; “Birileri de Serçeşme’yi taraf olmakla itham etmektedirler. Tarihte hep taraflar ve taraf değiştiren hariciler olmuştur. (...) Pirincin içinde beyaz taşlar; geçmişte de varlardı, şimdi de varlar, gelecekte de var olacaklardır. Serçeşme taraftır: Hakk’ın birliğine Hünkar’ın Pirliğine taraftır.” vurgusunu yapıyorlar:

25 Ağustos 2017 Cuma

Antropoloji ve Aleviler - Alevilik: Türkiye'de Alevilik: Antropolojik Bir Yaklaşım

[İsmail Engin - @kanalkultur] S. Murat Okan, 1999'da Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Antropoloji Anabilim Dalı'nda [Prof.] Dr. Tayfun Atay danışmanlığında, "Etnisite, Din ve Kültür İlişkisi: Aleviliğin Tarihsel Boyutu ve Cem Vakfı Örneğinde Bugünü Üzerine Sosyal Antropolojik Bir Değerlendirme" adıyla bir yüksek lisans tezi hazırlamış.

Okan, adı geçen çalışmasında "geleneği yeniden tanımlama çabasındaki dernek ve vakıf gibi çevreler"den Cem Vakfı'nı ve bu vakfın yayın organı Cem Dergisi'ni ele alıyor.

S. Murat Okan, söz konusu tezinde özetle,
"Türkiye'de Alevilik 1990'ların başından itibaren hızlı bir şekilde dernekleşme ve yayın faaliyetiyle ülke gündemine girmiştir. Sivil toplum alanında kendini gösteren ve Alevilik tarihi açısından yeni olan bu dönemde, Alevi kimliği geleneğe bakılarak yeniden inşa edilmektedir." 
diyor.

Murat Okan'ın yüksek lisans çalışması, 5 yıl sonra geliştirilerek "Türkiye'de Alevilik: Antropolojik Bir Yaklaşım" adıyla okura sunulmuş.

24 Ağustos 2017 Perşembe

Alevilik Bildirgesi'ne (2017) Bir Çekince

[İsmail Engin - @kanalkultur] "Hacıbektaş Deklarasyonu"nun (2017) ardından, Ali Rıza Özdemir ve İsmail Bâki tarafından kaleme alınan "Alevilik Bildirgesi" (2017) ile Alevilerin gündemi hareketlendi.

40 maddelik bildirgenin 2. maddesinde Alevilik "Yol" olarak tanımlanıyor:
"Bugünün Alevîliğini anlamak için bilmemiz gereken iki ana kavram vardır ki bunlar, 'yol' ile 'ocak' kavramlarıdır. Zira Alevîlik; Bektaşîlik ve Safevîlik tarikatları ile birçok 'ocak' etrafında oluşan 'sürek'lerin, 'yol' çatısı altında toplanması ile hayat bulmuş bir inanç sistemidir."
Alevileri "Türk" olarak niteleyerek, kendini etnisite bağlamında Kürt ve/veya Zaza Alevisi şeklinde betimleyen / tanımlayan Alevileri görmezden geldiği izlenimini veren bildirgenin 8. maddesi de şu haliyle dikkat çekiyor:
"İster Türkçe, ister Zazaki, ister Kırdaşi konuşsun biz büyüklerimizden sürekli iki şey duyduk. Birincisi kökenimize, ikincisi dinî tercihimize yönelikti. 'Horasan’dan gelen Türkleriz. Asıl Türk biziz' şeklinde ifade edilen soy vurgusu, hâlâ yaşı yetmişi geçen büyüklerimizin dilinde ortak bir bildirge gibi yaşamaktadır. İkincisi, dinî tercihimize vurgu yapan, 'Biz kılıç zoru ile olmadık. Ali evlatları eliyle gönülden Müslüman olduk' cümlesidir." 
Tanıtımında
"Bildirinin ham hali, 20 (yirmi) kadar uzmana gönderildi ve uzmanlardan 2017’nin şubat ayına kadar eleştiri ve görüşleri istendi." 
"Genel olarak kurumlar (dernek, vakıf vb.) üzerinden kişilere ulaşmaya çalıştık. Ancak bu yöntem başarı getirmedi. Kurumlar, çok kere karşımıza bir engel olarak çıktı." 
deniyor.

Bildirgenin; Ali Baba Sultan Ocağı, Baba Mansur Ocağı, Beyazıd-ı Bostan Ocağı, Celal Abbas (Ali Abbas) Ocağı, Dede Garkın Ocağı, Güvenç Abdal Ocağı, Hacı Bektaş Veli Ocağı, Hacı Kureyş (Seyyid Mahmut Hayrani) Ocağı, Himmetçi Ali Baba (Yağmur) Ocağı, Hubyar (Hubiyar) Sultan Ocağı, Kebir-i Ali Baba Ocağı, Keçeci Baba (Seyyit Şah Mahmut Veli) Ocağı, Koçu Baba Ocağı, Köse Süleyman Ocağı, Pir Ahmet Beşiri (Dede Garkın) Ocağı, Pir Harun Nurdede Ocağı, Pir Sultan Abdal Ocağı, Sarı Mecnun Ocağı, Sarı Saltık Ocağı, Seyyid Battal Gazi Ocağı, Seyyid Cemal Ocağı, Seyyid Hacı Muradi Veli, Seyyid Seyfeddin (Pirisevdin) Ocağı, Seyyid Sultan Sücaeddin Ocağı, Seyyid Ali Sultan Ocağı, Sultan Samut Ocağı, Sultan Sinemil Ocağı, Şah İbrahim Veli Ocağı, Şeyh Ahmet Dede Ocağı, Üryan Hızır Ocağı, Yanyatır Ocağı ile Zayıf Yusuf Ocağı'ndan 75 Alevi Dedesi ve 20 Alevi kanaat önderi tarafından imzalandığı, vurgulanıyor.

23 Ağustos 2017 Çarşamba

Antropoloji ve Aleviler - Alevilik: Tuğba Atalar ve Farklı Alevilik Algıları

[İsmail Engin - @kanalkultur] "Alevi kimliği - Alevilik İslam içi mi İslam dışı mı" sorusunu ele alan "antropoloji" alanında yapılan bir yüksek lisans tezinde (2011) "İleriki zamanlarda Alevi kimliği üzerine tartışmaların hem ayrışma hem de birleşme biçiminde cereyan etmesini beklemek mümkündür." diyor, Tuğba Atalar...

Farklı Alevilik algılarını ele alan çalışmada, Alevi örgütleri içerisinde temsil nitelikleri olan kurumlardan ikisini, Cem Vakfı ve Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri'ni, araştırma alanı olarak seçen, sözü edilen 73 sayfalık yüksek lisans tezi, "Özet", "İçindekiler", "Önsöz", "Giriş" "Araştırma Alanı" ve "Araştırma Yöntemi" dışında "Kavramsal Çerçeve" ile "Örnek Alevi Kurumları: Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi ve Cem Vakfı Genel Merkezi" başlıklı iki bölümden oluşuyor. İlgili bölümleri, "Sonuç" ve "Kaynakça" kısımları izliyor.

Tuğba Atalar, "Kavramsal Çerçeve" adını verdiği ilk bölümde (s. 10-30), "Modernleşme - Modernleştirme Gerilimi"ni (s. 12-15), "Ulus-Devlet Kimliklerin Görünmezlik Halleri"ni (s. 16-23), "Küreselleşme Kimliklerin Görünürlük Halleri"ni (s. 23-24) ve "Kimlik Tanımlamaları Açısından Alevi Kimliği"ni (s. 25-30) irdeliyor.

Tezin "Örnek Alevi Kurumları: Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi ve Cem Vakfı Genel Merkezi" başlıklı ikinci ve ana bölümünde (s. 31-63) yazar, "Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi"yle (s. 31-34) "Yenibosna Cem Vakfı"nı (s. 34-35) ve "Farklı Alevilik Algıları"nı (s. 35-63) ele alıyor.

5 Temmuz 2017 Çarşamba

Havva Engin / İsmail Engin: Mannheim Cemevi'nin Açılışı (1996)

[Havva Engin / İsmail Engin] 1990'lı yıllar, Alevilerin / Aleviliğin kamusal alanda görünür olduğu yıllardır.

Bu meyanda, bir yandan dernekleşilir, federasyon ve vakıflar kurulur, hukukî tüzel kişilikler oluşturulurken, diğer yandan da inancın kamusal alanda kabul gördüğü, dinî uygulamaların yürütüldüğü / yapıldığı toplu mekânların, "cemevleri"nin de köy, kasaba, kent siluetlerinin yavaş yavaş bir parçası haline geldiği yıllardır, aynı yıllar.

1995 yılında Türkiye'de "Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı" adıyla kurulan Cem Vakfı, kuruluşunun akabinde yürüttüğü bir mimarî proje yarışması kapsamında "Cem Kültür Evi Mimarî Proje Yarışması" (Cem Vakfı Yayınları, İstanbul 1996) adlı bir kitap yayınlarken, Almanya'da 1992'de Baden-Württemberg Eyaleti'nde "Demokratisher Aleviten Verein" adıyla kurulan, 1993'te ad değiştirerek "Alevitisches Kulturzentrum Mannheim e.V." adını alan Mannheim Alevi Kültür Merkezi (bugünkü adıyla "Mannheim Cemevi - Alevitische Gemeinde Rhein Neckar Kreis e.V"), 01.06.1996 günü görkemli bir törenle, Almanya'da "Cemevi" açıyordu.