Bu Blogda Ara

17 Eylül 2026 Perşembe

İsmail Engin : Alevi Antropolojisi - Üretken Yapay Zekâ Çağında Aleviliğin Temsili Sorunu

[İsmail Engin] Yapay zekâ, artık ve bir süredir, teknik ve ekonomik bir dönüşümün aracı olmaktan çıkarak, bilgi üretiminin ve kültürel anlamlandırmanın önemli aktörlerinden biri hâlindedir. “Üretken yapay zekâ sistemleri”, kullanıcılarının tarih, din, kültür, kimlik ve toplumsal gruplar hakkında sorular sormasına, kısa sürede cevap almasına imkân tanımakta; uzmanlık, kitap, arşiv veya kurumsal bilgi gerektiren birçok konu, “algoritmik sistemler” aracılığıyla gündelik bilgi alanına taşınmaktadır.

Ve, söz konusu bu dönüşüm, antropoloji açısından “bir kültür veya toplumsal grup, yapay zekâ tarafından nasıl temsil edilmektedir?” sorusu üzerine düşünmeyi gerekli kılmaktadır.

Konu üzerine düşünme pratikleri, özellikle tarihsel olarak farklı aktörler tarafından, farklı biçimlerde tanımlanmış topluluklar bakımından özellikle önem kazanmaktadır.

Alevilik, bu açıdan dikkat çekici bir örnektir.

Alevilik hakkında akademik, dinî, siyasal ve toplumsal alanlarda farklı tanımlamalar bulunmaktadır. Ve, Alevilik, kimi yaklaşımlarda İslam içerisindeki bir yorum, kimi yaklaşımlarda özgün bir dinî-kültürel yapı, kimi yaklaşımlardaysa kültürel kimlik ve hayat biçimi üzerinden ele alınmaktadır.

O hâlde, “Alevilik nedir?” sorusu, hem tanımsal bir soru hem de kimlik, temsil, bilgi ve iktidar ilişkilerini içeren bir sorudur.

“Üretken yapay zekâ”, bu tartışmalı bilgi alanına girdiğinde, farklı kaynaklardan gelen anlatıları tek cevap içerisinde biraraya getirebilmektedir. O nedenle, yapay zekânın Alevilik hakkındaki cevapları, antropolojik açıdan “yeni bir temsil biçimi” olarak değerlendirilebilir. Ancak, bu bağlamda, yeni soru[n] kümeleri de oluşmaktadır: “Üretken yapay zekâ sistemleri, Aleviliği nasıl temsil etmektedir ve bu temsiller Alevi topluluklarının öz-temsilleriyle nasıl ilişki kurmaktadır?”

Ve, bu temel soruya bağlı, şu alt sorular da ortaya çıkmaktadır: 

“Yapay zekâ Aleviliği hangi kavramsal kategoriler üzerinden tanımlamaktadır?”, “Aleviliğin içsel çeşitliliği algoritmik temsillerde nasıl görünür hâle gelmektedir?”, “Yapay zekâ hangi bilgi biçimlerini epistemik olarak daha görünür kılmaktadır?”, “Algoritmik temsillerle Alevi kurumlarının öz-temsilleri arasında nasıl farklılıklar bulunmaktadır?”, “Yapay zekâ, mevcut Alevilik anlatılarını yeniden üretmekle mi yetinmekte, yoksa yeni bir kültürel temsil alanı mı oluşturmaktadır?”

* * *

Temsil, bir toplumsal gerçekliğin basitçe yeniden aktarılması şeklinde görülmemelidir ve o, aynı zamanda “anlam üretme süreci” olarak, anlamların dil, semboller ve kültürel pratikler aracılığıyla üretilmesiyle de ilişkilidir.

Bir topluluğun “ne olduğu”, yalnızca o topluluğun sahip olduğu özelliklerle açıklanamaz. O topluluğun nasıl adlandırıldığı, hangi özelliklerinin öne çıkarıldığı ve hangi kategoriler içinde tanımlandığı da toplumsal gerçekliğin kurulmasına katkıda bulunmaktadır. İşte bu husus, yapay zekâ açısından son derece önemlidir.

Bir “yapay zekâ sistemi”ne “Alevilik nedir?” sorusu yöneltildiğinde sistem salt bir sözlük tanımı vermemektedir. Tarih, inanç, ritüel, kimlik, toplumsal yapı ve kültür gibi farklı alanları biraraya getirerek, anlamlı bir anlatı oluşturmaktadır. Zira, yapay zekâ cevabı, “bilginin yeniden düzenlenmesi yoluyla oluşturulan bir temsil”dir.

Ve, buradan hareketle, konuyla ilgili şu soru da sorulabilir: “Yapay zekâ, Aleviliğin anlamını mı yansıtmaktadır, yoksa Alevilik hakkında yeni anlamlar da üretmekte midir?”

* * *

Yapay zekâ ve Alevilik ilişkisini anlamak için, “bilgi ve iktidar arasındaki ilişki”ye de bakmak gerekmektedir. Bilgi, iktidardan bağımsız ve tamamen nötr bir alan olarak görülmemelidir. Hangi bilginin geçerli, meşru veya doğru kabul edildiği, toplumsal ve kurumsal ilişkiler tarafından şekillendiğinden, bu ilişkinin yapay zekâ açısından yeniden düşünülmesi, önemli bir sorunu ortaya koymaktadır :

Yapay zekâ, bir konuda cevap üretirken, çeşitli bilgi kaynaklarından yararlanan bir “sistem”dir. Kullanıcı çoğu zaman bu bilgi kaynaklarının bütününü ve aralarındaki güç ilişkilerini görememektedir. Algoritmik olarak oluşturulan cevap, bütün farklı bilgi alanlarının üzerinde duran tek ve tutarlı bir “bilgi” gibi algılanabilmektedir. Ve, bu durum, “epistemik otorite” kavramını gündeme getirir.

Alevilik söz konusu olduğunda, “epistemik otorite” daha da karmaşıklaşmaktadır; çünki, Aleviliğin ne olduğu konusunda Alevi toplulukları, Alevi kurumları, akademisyenler, dinî otoriteler, devlet kurumları, medya, bireysel kullanıcılar gibi farklı aktörlerin, farklı iddiaları vardır. Yapay zekâ, bu farklı aktörlerin ürettiği bilgi ve söylemleri, algoritmik olarak biraraya getirebilmektedir. O nedenle, araştırılması ve anlaşılması gereken, yapay zekânın “ne söylediği”nin dışındadır ve hangi söylemleri bilgi olarak görünür kıldığıdır.

* * *

“Bilgi üretmek”, bir topluluğun dışarıdan temsil edilmesinin ötesinde, temsil eden ile temsil edilen arasında güç ilişkileri oluşturabileceğini göstermektedir. Alevilik bağlamındaysa, tarihsel olarak farklı “Alevilik anlatılarının” ortaya çıkmış olması nedeniyle önemlidir.

Ve ancak, yapay zekânın temsil ettiği Alevilik ile Alevilerin kendilerini temsil etme biçimleri arasında olası bir gerilim bulunmaktadır; bu bağlamda da “öz-temsil” ve “dış-temsil” ayrımı, temel analitik araçlar arasındadır. “Öz-temsil”, Alevi bireylerin ve kurumların kendilerini nasıl tanımladıklarıyla ilgilidir. “Dış-temsil”e örnek olarak “algoritmik temsil”, yapay zekânın Alevilik hakkında oluşturduğu anlatıdır.

* * *

Alevilik, belirli ritüellerin, kavramların veya tarihsel olayların listesi; ritüellerin topluluk üyeleri tarafından nasıl anlamlandırıldığı da kültürel gerçekliğin bir parçasıdır. Örneğin, “cem”  sadece dışarıdan tanımlanabilecek bir ritüel olmaktan muaftır. Cem’in anlamı, katılımcıların deneyimleri, topluluk ilişkileri, tarihsel bellek ve sembolik dünyalarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Ve, yapay zekâ, bu çok katmanlı anlam dünyasını metinsel bir açıklamaya dönüştürmek durumundadır.

Tam burada, önemli bir antropolojik sorun ortaya çıkmaktadır: “Yaşanan kültür ile algoritmik olarak açıklanan kültür arasındaki fark nedir?” Bu soru, yapay zekânın kültürü “verileştirirken” hangi boyutları görünür, hangilerini görünmez hale getirdiğinin yani “algoritmik temsil”in araştırılmasını mümkün kılmaktadır.

“Algoritmik temsil”, toplumsal ve kültürel bir grubun dijital sistemler tarafından veri, sınıflandırma ve metinsel üretim aracılığıyla “yeniden tanımlanması” olarak düşünülebilir. Ve, antropolojik temsildeyse araştırmacı, önemli bir “aracı” konumundadır. “Algoritmik temsil”de bu aracı konuma, “algoritmik sistemler” eklenmektedir. Klasik temsil zinciri; topluluk, araştırmacı, metin, okuyucu şeklinde düşünülebilirken, yapay zekâ ile topluluklar,  dijital veriler,  algoritmik model, yapay zekâ cevabı, kullanıcı gibi kültürel bilginin üretim ve dolaşım biçimini “dönüştüren” yeni bir “temsil zinciri” ortaya çıkmaktadır. Burada “yapay zekâ” “bilgiyi aktaran” bir araç olmayı aşarak, kullanıcının karşısına çıkan son anlatının biçimlenmesinde aktif bir aracı konumuna yerleşmektedir.

* * *

Aleviliğin “yapay zekâ” tarafından “temsil edilmesi”ndeki en önemli risklerden biri, karmaşık ve değişken toplumsal kimlikleri “değişmez özellikler” üzerinden tanımlama eğilimi; yani “özcü tanımlamalar”dır. Bu bağlamda, “Aleviler şuna inanır”, “Alevilik şudur” veya “Aleviler bunu yapar” biçimindeki ifadeler, farklı Alevi deneyimlerini tek kimlik altında birleştirebilir. Oysa, antropolojik yaklaşımda, tarihsel ve toplumsal süreçler içerisinde oluşan yapılar olan kimlikler, sabit ve değişmez kategoriler olarak ele alınamaz.

O nedenle, yapay zekânın Aleviliğe ilişkin cevaplarının incelenmesinde özellikle şu ölçütler kullanılabilir: “Çoğulluk nasıl temsil ediliyor?”, “Farklı Alevi yorumlarına yer veriliyor mu?”, “Bölgesel ve tarihsel farklılıklar belirtiliyor mu?”, “Alevi bireylerin öz-tanımları dikkate alınıyor mu?”, “Aleviler ve Alevilik hakkında aşırı genelleştirme yapılıyor mu?” soruları, algoritmik temsilin ne ölçüde özcü veya çoğulcu olduğunu değerlendirmeye yardımcıdır.

* * *

“Üretken yapay zekâ”nın verilerinin analizi ve etkileri, yahut yönlendirme biçimlerinin incelenmesi için “karşılaştırmalı algoritmik etnografi”den yararlanmak gerekmektedir. Ve, bu bağlamda, “farklı” üretken yapay zekâ sistemlerine “aynı sorular” yöneltilebilmelidir.

Örneğin: “Alevilik nedir?”, “Aleviler kendilerini nasıl tanımlar?”, “Alevilik İslam’ın içinde midir?”, “Alevilik din mi, kültür mü, mezhep mi?” “Cem ritüelinin Alevilikteki anlamı nedir?”, “Alevilikte ocakların rolü nedir?”, “Alevilikte kadınların konumu nasıl açıklanabilir?”, “Alevilik ile Sünnilik arasındaki farklar nelerdir?”, “Aleviliğin farklı yorumları nelerdir?”, “Avrupa’da Alevi kimliği nasıl şekillenmiştir?”... gibi.

Elde edilen cevaplar, “algoritmik veri”, “öz-temsil verisi” ve “akademik veri” olmak üzere üç farklı veri grubuyla karşılaştırılmalıdır.

“Algoritmik veri”, ChatGPT, Gemini, Claude veya benzeri üretken yapay zekâ sistemlerinin verdiği cevaplardan; “öz-temsil verisi”, Alevi kurumlarının internet siteleri, yayınları, açıklamaları ve dijital içeriklerinden; “akademik veri”, Alevilik üzerine antropoloji, sosyoloji, tarih ve din araştırmaları literatüründen ibarettir. Bu üç veri grubu karşılaştırılarak, yapay zekânın hangi anlatıları yeniden ürettiği ve hangi anlatılardan ayrıldığı incelenebilmektedir.

* * *

“Üretken yapay zekâ”nın Alevileri ve Aleviği içeren verilerinin analizi, belirli kategoriler üzerinden gerçekleştirilmelidir:

“Kimlik” için “Alevilik nasıl tanımlanıyor?”; “din” için “Alevilik hangi dinsel kategoriye yerleştiriliyor?”; “kültür” bağlamında “sosyo-kültürel boyut nasıl temsil ediliyor?”; “ritüel” için “cem ve diğer pratikler nasıl açıklanıyor?”; “çoğulluk” kapsamında “farklı Alevi yorumları görünür mü?”; “cinsiyet” için “kadınların konumu nasıl temsil ediliyor?”; “tarih” açısından “hangi tarihsel anlatılar öne çıkarılıyor?”; “diaspora” ve etkisini anlamak açısından “Avrupa deneyimi nasıl temsil ediliyor?”; “öz-temsil” açısından “Alevilerin kendi tanımlamalarına ne ölçüde yer veriliyor?”; “özcülük” bağlamındaysa “genelleştirici ifadeler ne ölçüde kullanılıyor?” gibi hususlar üzerinde durulması gerekmektedir.

Böylece, “üretken yapay zekâ, Aleviliği doğru temsil ediyor mu?” gibi tek boyutlu bir sorunun ötesine geçilerek, temsilin nasıl kurulduğunun analiz edilmesi mümkün kılınabilir.

* * *

“Üretken yapay zekâ”nın ortaya çıkışı, antropolojide “kültürel aracılık” kavramının yeniden düşünülmesini gerektirmektedir. Daha önce kültürel temsilin temel aktörleri arasında araştırmacılar, medya, eğitim kurumları ve devlet kurumları bulunurken, günümüzde algoritmik sistemler de bu alana dahildir. Ve, yeni durum, özellikle genç kuşakların bilgi edinme pratikleri açısından bilhassa önemlidir. Zira, bir kişi Alevilik hakkında ilk kez yapay zekâya soru soruyorsa, sistemin ürettiği açıklama, onun sonraki bilgi arayışlarını etkileyebilir. Dolayısıyla, “algoritmik temsil”, mevcut kültürel bilgiyi yansıtan bir süreç olmayabilir; dahası, gelecekteki kültürel algıları biçimlendiren bir süreç haline gelebilir.

Burada temsil edilen kültürden dijital veriye ve algoritmik anlatıya, oradan da yeni kültürel algıya bir “dönüşüm” söz konusudur. Bu döngü, yapay zekânın kültürel kimliklerin yeniden üretimindeki rolüyle bağlantılıdır.

Öte yandan, Aleviliğin “üretken yapay zekâ sistemleri”nde temsil edilmesi epistemolojik ve etik bir sorundur:

Öncelikle, kültürel bilgilerin, “hangi koşullarda dijital veri haline getirildiği”, sorusu önemlidir. Dahası, “topluluklara ait kültürel bilgilerin bağlamından koparılması riski” bulunmaktadır. Keza, Alevi toplulukları içerisindeki farklılıkların “tek algoritmik anlatı” altında eritilmesi söz konusu olabilmektedir. Nihayetinde, yapay zekânın ürettiği cevapların otoriter bir bilgi kaynağı gibi algılanması mümkündür.

O nedenle, üretken yapay zekâ sistemlerinin kültürel gruplar hakkında bilgi üretirken belirsizliği, çoğulluğu ve farklı öz-temsil biçimlerini görünür kılması önem taşımaktadır.

Üretken yapay zekâ sistemlerinde, Alevilik açısından daha etik bir algoritmik temsilde, “Alevilik budur” biçimindeki kesin tanımlamalar yerine, “Alevilik farklı topluluklar ve araştırmacılar tarafından farklı biçimlerde tanımlanmaktadır” yaklaşımını öncelemek önemlidir. Bu yaklaşım, insanların kültürler, dinler ve toplumsal kimlikler hakkında bilgi edinmelerini daha fazla dikkate alan bir temsile yol açabilir.

Üretken yapay zekâ sistemlerinde temel soru, “Alevilik nedir?”i aşarken, daha temel soru şu olmaktadır: “Yapay zekâ, Aleviliği nasıl bir bilgi objesine dönüştürmektedir?”

Bu soru, antropolojinin klasik “öteki nasıl temsil edilir?” sorununa yeni bir boyut eklemektedir. Kabul edilmelidir ki, geleneksel antropolojik temsilin araştırmacı tarafından üretildiği yerde, dijital çağda algoritmik sistemler de kültürel temsillerin üretiminde rol almaktadır.

Dolayısıyla, Alevi antropolojisi alanında, bu konuda, gelecekte yapılacak araştırmaların, yapay zekânın Alevilik hakkında verdiği cevapları sadece doğruluk açısından değerlendirmek yerine; öz-temsil, çoğulluk, özcülük, epistemik otorite, bilgi / iktidar ve kültürel bellek bağlamında analiz etmesi gerekmektedir.  | @ismailenginhd [17.09.2026]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder