Bu Blogda Ara

Ahmed Yesevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmed Yesevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2026 Cuma

İsmail Engin : Ahmed Yesevi ve Türk-İslam Belleği - I

[İsmail Engin] XII. yüzyıl Türkistan’ında yaşamış, Türklerin İslamlaşma ve İslam’ı içselleştirme süreçlerinde önemli bir yer edinmiş din adamı ve sûfî şahsiyet Ahmed Yesevi’yi büyük bir şair, mutasavvıf, tarikat kurucusu veya Anadolu’nun İslamlaşmasının öncüsü olarak tanımlamak, tarihî kişiliğini sonraki yüzyıllarda oluşan Yesevîlik geleneğiyle birbirine karıştırma tehlikesini beraberinde getirmektedir. Bu tür tanımlamalar, tarihsel şahsiyet ile onun ölümünden sonra oluşan dinî, edebî ve kültürel miras arasındaki ayrımın gözden kaçırılmasına yol açabilmektedir.

Ahmed Yesevi’yi doğru anlamanın temel şartı, tarihî Yesevi ile onun etrafında zamanla oluşan menkıbevî, tasavvufî ve kültürel belleği birbirinden ayırmaktan geçmektedir. XII. yüzyıl Türkistan’ında yaşamış bir sûfî ve din adamı olarak Ahmed Yesevi hakkında bildiklerimiz sınırlıdır. Ve lâkin, onun adına oluşturulan hikmetler, silsileler, menkıbeler ve tasavvufî anlatılar yüzyıllar boyunca yaşamış; farklı Türk toplulukları tarafından yeniden yorumlanmıştır. O hâlde, Yesevi’nin tarihsel kişiliğini araştırmak kadar, onun adına oluşan geleneğin hangi tarihsel şartlarda biçimlendiğini ve hangi toplumsal işlevleri üstlendiğini incelemek de önemlidir.

Ahmed Yesevi, tarihsel olarak XII. yüzyıl Türkistan’ına ait olan Yesevi; ve, sonraki yüzyıllarda onun adına oluşturulan, Türk-İslam dünyasının geniş bir bölümünü etkileyen "Yesevîlik belleği" olmak üzere iki farklı düzlemde ele alınmalıdır. Söz konusu iki düzlem, birbiriyle ilişkilidir; ve ancak, aralarındaki ilişkinin niteliği, her durumda doğrudan biyografik veya kurumsal devamlılık varsayılarak açıklanamaz.

* * *

Talat Tekin’in 1 Nisan 1993 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Hoca Ahmet Yesevi’den Yunus’a” başlıklı yazısı, Ahmed Yesevi’yi alışılmış övgü kalıplarının dışında değerlendirmesi bakımından dikkat çekicidir.

Tekin, adı geçen yazısında Yesevi’nin “mütefekkir” olarak nitelendirilmesine karşı çıkmaktadır. Ona göre düşünür; evreni, insanı, doğayı ve toplumu akıl ve düşünce yoluyla sorgulayan, bunlara ilişkin özgün ve sistematik bir düşünce geliştiren kişidir. Ahmed Yesevi ise bu anlamda bir filozof veya sistematik düşünür değildir. Onun düşünce dünyasının merkezinde Kur’an, İslam, şeriat ve Hz. Peygamber’in sünneti bulunmaktadır.

15 Mayıs 2026 Cuma

İsmail Engin : Yesevîlikten Nakşibendîliğe ve Mâtürîdîliğe Giden Süreçte : Alevîlik, Bektaşîlik – Cumhuriyet’ten Günümüze İdeolojik Hatlar

[İsmail Engin] Cumhuriyet döneminde Türkiye’de dinî yapı ve kimlikler köklü dönüşümler geçirdi. Dönüşüm yalnızca Alevîlikle sınırlı değildi; Sünni çevreler de aynı tarihsel sürecin etkisi altında yeniden şekillendi. 

Tekkelerin kapatılmasıyla birlikte birçok dinî yapı kamusal görünürlüğünü kaybederek flu alana çekildi; ancak bu durum, söz konusu yapıların etkisini azaltmak yerine kimi zaman daha örgütlü ve yaygın hâle gelmelerine zemin hazırladı.

Süreçte özellikle Nakşibendîlik dikkat çekici bir yükseliş yaşadı. Sessiz fakat güçlü biçimde genişleyen bu yapı, Doğu Anadolu’dan başlayarak Ege ve Marmara bölgelerine kadar uzanan toplumsal ve siyasal bir etki alanı oluşturdu. Böylece Cumhuriyet’in ilerleyen dönemlerinde Türkiye’nin dinî ve siyasal dengelerinde – başat – belirleyici unsurlardan biri hâline geldi.

Aynı dönemde iki farklı ideolojik-dinî sentez de belirginleşmeye başladı. Bir tarafta açık, güçlü ve resmî biçimde dile getirilen “Türk İslâm Sentezi”, diğer tarafta ise daha örtük biçimde gelişen ve “Kürd İslâm Sentezi” olarak tanımlanabilecek eğilimler ortaya çıkıyordu. 

Öte yandan, günümüzde “Türk İslâm Sentezi” olarak anılan düşünsel hattın oluşumunda Kürd kökenli dinî çevrelerin de önemli etkileri bulunmaktaydı. 

Keza, Doğu Anadolu merkezli gelişen İslâmî damar, zamanla adı konmamış bir “Kürd İslâmı” görünümü kazanmış; hem iktidar çevrelerinde hem de bölgesel muhalefet içinde etkili bir konuma yerleşmişti. 

Nakşibendîliğin taşıyıcı omurgası da büyük ölçüde bu sosyolojik zemin üzerinde şekilleniyordu.

31 Mart 2020 Salı

İsmail Engin : Coronavirus : Türkiye Halleri – Erzincan

Coronavirus : Türkiye Halleri – Erzincan / coronavirus : Almanya’da durum / İstanbul Çamlıca Bektaşî Dergâhı Post-nişîni Nurî Baba / “Dünya Tiyatrolar Günü”

5 Mart 2020 Perşembe

İsmail Engin : Bu Nasıl İslam – Dışılık?

Bu Nasıl İslam – Dışılık? / Ahmed Yesevi? “Evet, Nakşibendidir!” / “Coronavirus” / “Covid-19” Almanya’da yayılıyor / Göçmen Canlara müjde: Ozan Ceyhun Viyana’da – Alevi açılımında yeni bir evre / Dünya Anadil Günü

9 Ekim 2019 Çarşamba

23 Temmuz 2019 Salı

Asimilasyon’u Bile Asimile Ettiler...

Asimilasyon’u Bile Asimile Ettiler... / Sihirli sözcük “Ahmed Yesevi” / Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri (2019) / Ve göç, ve göçmenlik... Böyle başladı bazı şeyler... / Tuncer Cücenoğlu da aramızdan ayrılmış... “Neyzen”i yazmıştı... / 20 Temmuz – Suruç / 22 Temmuz – Kemal Türkler: