Bu Blogda Ara

5 Mayıs 2026 Salı

İsmail Engin : Emek - İlk Alevi[lik] Dergisi [1962]

[İsmail Engin] Yaygın olarak düşünüldüğü üzere 1 Temmuz 1964'te yayın hayatına atılan “Karacahöyük” veya 1 Temmuz 1966'da yayınlanmaya başlanan ilk seri “Cem” dergisi, ilk Alevi[lik] dergisi değildir! 

İlk Alevi[lik] dergisi bugünkü bilgilerimize göre, “Emek Dergisi”dir.

Ankara merkezli “Emek Dergisi” – yahut “Emek Yeni Seri” – , “Kültür Dergisi” mottosuyla ve “Şimdilik ayda bir çıkar” ibaresiyle 30 Nisan 1962 tarihinde yayın hayatına başladı. 6 Ocak 1964'te yayın hayatı sona erdi. 

Adı sol üst köşede kırmızı rengle yazılmıştır ve toplam 12 sayıdır. Son sayısında dergi adının rengi kırmızıdan siyaha dönüşmüştür.

“Sahibi ve yazı işleri Müdürü”, Sefer Aytekin’dir. Hacıbektaşlı Sefer Aytekin, “Solcu” – TKP’li – olması nedeniyle değişik dönemlerde defaaten takibe uğramış, mahpus olmuştu.

6 sayfadan ibaret ilk sayısının manşetinde Sefer Aytekin tarafından kaleme alınan “Gerçek Mürşit” başlığı göze çarpmaktadır. Yazıda “Kur’an ‘Körlerle görenler, karanlıkla aydınlık, bilenlerle bilmeyenler bir değildir’ der” [ibid, 1] vurgusu yapılmakta; Hazreti Ali’ye atfen,

“Cehalette sahibi için, ölümden evvel ölüm vardır. Bedenleri mezardan evvel mezardadırlar. Gerçekten, bir adam ki, ilim ile donanmamıştır. Onun için dirilmek yoktur.

Ve yaşadıkça ilmi arayıp kazanmalısın.

Ve ilmi kapmağa çalış ilme doymayasın. Ve bil ki onunla doğru yolu bulursun. (...)” [ibid, 1]

ifadeleriyle Atatürk’ün “hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir” sözlerine ismen yönlendirme dikkat çekmektedir.

Bedri Noyan, Âşık Veysel, Cemal Özbey sayının yazarları arasındadır.

Bedri Noyan “Aşk yolu” [ibidi, 1] ile Hacı Bektaş Veli’ye gönderme yapmaktadır. 

Âşık Veysel, “20. Asır Destanı” adlı şiiriyle dergiye katkı sunmaktadır. [ibid, 1]

Cemal Özbey, “Köy” başlıklı yazısında [ibid, 2] köyü anlatmaktadır.

İsimsiz kaleme alınan “Dört Kitap”ta [ibid, 2] “Kur’an’dan”, “İncil’den”, “Tevrat’tan” ve “Zebur’dan” örnekler sunulmaktadır.

Yine, isimsiz dikkat çeken bir başka makale “Muaviye Hayranlarına Cevap : Muaviye Kimdir?” başlığıyla derginin ilk sayısından itibaren 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12. sayılarında seri olarak yayınlanmaktadır. 

Yazı [ibid, 2], “Millî Birlik Dâvasının Kahramanları” adlı makalesinde bir ismi verilmeyen doçentin – muhtemelen Nurettin Topçu –  “Hazreti Muaviye”den bahsetmesi ve onu “kahraman mertebesine” çıkarması; “büyük bir zekâ, dirayet sahibi” .. olarak göstermesi – nitelemesi üzerine, onun gerçek yüzünü ortaya sermek amacıyla kaleme alınmıştır. 

Derginin 3. sayfasında “Basın Özetleri” vardır. 18.3.1962 günlü Cumhuriyet’ten alınan “Gürsel, Fakir Baykurt’u tebrik etti”, 14.2.1962 günlü Vatan gazetesinden alınan “Çöl zammı”, İmece dergisinin 11. sayısından “Laf Etmek” yazılarıyla Falih Rıfkı Atay’ın Dünya gazetesindeki değerlendirmesi, Ademî’nin “Oldu Olacak” [ibid, 3] adlı şiiri gibi bu kısımdadır. [ibid, 3]

4. sayfada Emek Basım Yayınevi’nde satışta olan kitapların listesi ile “Buyruk” [Haz. Sefer Aytekin], “Kumru”, “Güvercin Kitap Serisi” [51 sayı], “İmamı Âli Buyruğu”, “Oniki imam” [Abdülbaki Gölpınarlı], “Velâyetname” [Haz. Sefer Aytekin], “Makalât”, “Faziletname” [Yemini], “Kur’anda Hikmet Tarihte Hakikat” [Halil Öztoprak], “Harabî” ile “Pir Sultan” [Haz. Ali Balım] adlı kitapların kısa ve genel tanıtımları yapılmaktadır. [ibid, 4]

5. sayfası bu kez “Sıtkı Baba” ile okuru buluşturmaktadır. Buna göre;

“Sıtkı – 1279 yılında Tarsus kazasının Yenice Köyünde doğmuştur. Malatyanın Çerme Köyünden gelip buraya yerleşen babası Dedekargın aşiretindendir. İlk adı Zeynel Abidin olan Sıtkı 12 yaşında deyiş söylemeğe başlamış, ilk öğrenimini, köyünde yapmış, babası ölünce 1291’de Hacıbektaş’a gitmiş orada, Velâyetnameyi nazma çeviren Ali Nihani’nin, talebeleri arasına katılmış, Feyzullah ve Cemalettin çelebilerden teşvik ve destek görmüştür. İlk deyişlerinde mahlas olarak Pervane’yi kullanmış, sonradan Sıtkı adını Cemalettin Çelebi vermiştir. (...) Babası gibi şair olan Ali Baki Gül’ün derleyip tertiplediği ve yayınlanması için bize bıraktığı şiir mecmuasında Sıtkı Babanın 455 parça deyişi vardır. 

1310 da Merzifon’un Harız köyüne yerleşmiş ve 1344 de orada ölmüştür. (...)” [ibid, 5]

Yazıya Sıtkı Baba’dan 7 deyiş de eklenmiştir.

Derginin 6. ve son sayfasında imzasız “Aydınlıkla Karanlığın Savaşı” [ibid, 6]; Hz. Ali Divanından Türkçeleştirilen “Soy Sop” [ibid, 6] ile “Oruç”u [ibid, 6] irdeleyici bir yazı ile karşılaşılmaktadır.  | @ismailenginhd [05.05.2026]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder