Bu Blogda Ara

9 Nisan 2026 Perşembe

İsmail Engin : Yeni Yol’da Yeni Dünya’da Birlik ve Türkiye’de Bektaşilik [1971] - Nakşilikle Bektaşilik aynı kökenli mi? Hıristiyan Bektaşilik?

[İsmail Engin] “Yeni Yol’da Yeni Dünya’da Birlik”, 3. sayısı “Geniş Cepheci Sosyalist Birlik” mottosuyla yayınlanan ve Abidin Nesimi’nin çıkardığı; İstanbul merkezli dergidir.

31 Mart 1971’de 200 kuruş fiyatla yayınlanan 32 sayfalık 3. sayısının kapağında “İçindekiler” vardır.

Derginin künyesinde “Yazışma Adresi” A. Fatinoğlu adına kaydedilmektedir. 

Belirtilen sayıda “Okurlarımıza” dışında; “Geniş Cephe’nin Kurulması (III)”, “Yolundan Saptırılan Türkiye, “Dünya Politikaları İçinde Türk Politikası”, “Türkiye’de Bektaşilik: III - Bektaşilik ve Bütünleşme” yazıları, imzasız olarak yayınlanmaktadır.

Dergi, Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Orhan Arsal’ın “Birlik Partisi Mensuplarına Çağrı”sıyla okunmaya başlanmaktadır. Çağrı, adı geçen parti mensuplarına derginin önerilmesini ve parti üyelerinin abone olmasını, bulmasını içermektedir. [ibid, 2]

Abidin Fatinoğlu’nun kaleme aldığı “Okurlarımıza” başlıklı yazıda [ibid, 3-5] Birlik Partisi ile dergi arasında organik bir bağın bulunmadığı vurgusu yapılmakta [ibid, 3] ve eklenmekdir:

“(...) ne Parti’nin tasarrufları, Dergi’mizi, ne de Dergi’mizin tasarrufları Parti’yi ilzam eder. Birlik Partisi’nin niteliği; genellikle, halkın halk tarafından halk için idaresini öngörmesi, özellikle, şehirlerden uzak hücra köylerde, ormanlık mıntıkalarda yaşayan halkın sınıfsal sorunlarını bilimsel ekonomi politik açısından çözmesidir. 

Parti’nin bu niteliğile, Dergi’mizin niteliği tam çakışır biçimdedir. Gerek Birlik Partisi ve gerekse Birlik Dergisi, bu hususun, bundan yediyüz yıl önce, Pir Hünkâr’ın büyük bir sezişle, formüle ettiği Hadimülfukaralık, Ser Leşkerifukaralık, Tevellâ ve Teberra ilkelerinde çözümlendiği kanısındadırlar.” [ibid, 3]

“Türkiye’de Bektaşilik: III - Bektaşilik ve Bütünleşme” başlıklı yazıda [ibid, 27-32] Bektaşilik, “Türk Aleviliği” olarak nitelenmekte ve Alevilik öncelikle köken itibariyle ele alınmaktadır:

İsmail Engin : Yeni Yol’da Yeni Dünya’da Birlik” ve Alevilik [1971] - 'Hiç tereddüdsüz şunu diyebiliriz: her Alevi sosyalisttir.'

[İsmail Engin] 2. sayısı “Geniş Cepheci Sosyalist Birlik” mottosuyla yayınlanan ve Abidin Nesimi’nin çıkardığı; İstanbul merkezli dergidir.

23 Şubat 1971’de 200 kuruş fiyatla yayınlanan 32 sayfalık 2. sayısının kapağında “T.B.M.M. Reisi Mustafa Kemal”in 29 Kasım 1920’de yaptığı bir konuşmadan alıntı vardır.

Derginin künyesinde “Sahibi ve Sorumlu Yönetmeni” M. Z. A. Fatinoğlu kaydına rastlanılmaktadır. 

Belirtilen sayıda “Okurlarımıza”, “Yarım Ayın Olayları”, “Geniş Cephenin Kurulması (I)”, “Türkiye’de Sosyalist Düşüncenin Gelişmesi”, “Türkiye’de Alevilik (I)”, “Türkiye’de Alevilik (II), “Doğunun Etnik Sorunları”  başlıklı yazılar bulunmaktadır. Yazıların tamamı imzasızdır.

“Okurlarımıza” başlıklı yazıda [ibid, 3-7]; 

“Dergi sahibinin bir alevi ana ve babadan dün yaya gelmiş bir sosyalist oluşu, akla bazı çağrışımlar getirebilir: (genellikle dinler, özellikle İslam dini ve Alevi mezhebi karşısındaki tutumumuzun ne olacağı sorunu gibi) 

A — Biz, her dine, her din mensubuna saygı duyarız. Fikren materyalistiz. Allâh ve Peygamber konusunda, fıtrat ve tekvinde (Dehr) suresinde ön görülen esaslara saygı duyarız. Bundan ötürü Ebu İshak Ravendi, Ebu Bekr Razi gibi Dehrîyundan bir Aleviyiz. Yani Melâmet Ehliyiz. Siyasette, kesin olarak, laik düşünceden yanayız... 

Laikliğimiz, Millî Şefin laiklik anlayışı değil, Çağdaş Batı Dünya’sı anlayışıdır. (Yani biz laik’iz, parecletiste değil...) 

Bizim laikliğimiz özetle şöyledir: 

1 — Lozan Ahitnamesi ile İsevî’lere Musevî’lere tanınan bütün hakların Sünnî ya da Alevî bütün Muhammedi’lere tanınması, 

2 — (...) ibadetlerin, ayinlerin yasaların teminatına bağlanması.. Nakşî-i Halidî’ler Hatm-i Hacekân, Aleviler Cem... ayinlerini devlet himayesinde yapabilmelidirler. 

3 — Miktarı onbeş milyonu bulan Alevî çocuklarına devlet mekteplerinde din dersleri adı altına Hanefi İlmihali okutulmaktadır. Buna kesin olarak son verilmesi gerekir. Devlet okullarında ya din dersi okutulmaz, veya okutulacaksa, bunun objektif olarak hem Sünnî hem de Alevî İlm- i Hal’ini öğretici doğrultuda olması gerekir. 

İmanda Maturidi’yi, amelde Hanefî’yi esas alan Diyanet İşleri Reisliği kesin olarak bir Devlet Orğanı olmaktan çıkarılmalıdır. 

Diyanet İşleri Reisliği ödeneği Gayr-i Müslim’lerden Alevî’lerden alınan vergilerden ödenmektedir. Diyanetişleri, Gayr-i müslimlerin, Alevîlerin inançlarına saldırması, onlardan haraç alması vatandaşlık görüşü ile bağdaşmaz. Bu kuruluş, kanunen değilse bile, fiilen mevcut olan İlim Yayma, Cami Yaptırma şeklindeki Sünnî cemaat teşkilâtı emrine verilmeli, T.B.M.M. de İslâm Cemaat teşkilatınm organik yasalarını tedvin etmelidir. (...)” [ibid, 4-5]

8 Nisan 2026 Çarşamba

İsmail Engin : Mahir Kaynak'ın da katkı yaptığı bir dergi : Yeni Yol’da Yeni Dünya’da Birlik [1971]

[İsmail Engin] “Türkiye’nin Bağımsızlığı ve Emekçinin Özgürlüğü İçin Savaşır” mottosuyla Abidin Nesimi’nin çıkardığı; İstanbul merkezli “Onbeş Günlük Geniş Cepheci Sosyalist Dergi”dir.

1 Şubat 1971’de 200 kuruş fiyatla yayınlanan 32 sayfalık 1. sayısının kapağında “Türkiye’nin Bağımsızlığı için Geniş Cephede ilk Adım” yazmaktadır.

Derginin künyesinde “Sahibi ve Sorumlu Yönetmeni” M. Z. A. Fatinoğlu kaydına rastlanılmaktadır.

İlk sayıda “Yeni Yol’da - Yeni Dünya’da Birlik Neden Çıkıyor”, Mehmet Ergün Sarı imzalı “Genel Olarak Gençlik ve Gençlik Eylemleri”, “Okurlarımızdan Özür Dileriz” başlıklı yazılar bulunmaktadır.

İmzasız yayınlanan “Yeni Yol’da - Yeni Dünya’da Birlik Neden Çıkıyor” başlıklı yazıda, “Derginin Temel İlkeleri”, “Yeni Yol’da – Yeni Dünya’da Birlik (Yayına Başlarken”, “Ekonomik Bünye Krizi”, “Politik Konjonktür Krizi”, “Şekilsiz Birlik Dergisinden Yeni Yol’da – Yeni Dünya’da Birlik Dergisine”, “Yeni Yol – Yeni Dünya Dergileri ve Türkiye’de Sosyalist Akımlar”, “Yeni Yol – Yeni Dünya”, “Yeni Yol’da – Yeni Dünya’da Birlik”, “Türkiye’de Sosyalist Gruplar Skalalarında Birlik”, “Marksolog Değil, Marksist Olmak”, “Sosyalizmi Tanımlamak”, “Sosyalizmi Gerçekleştirmek”, “Türkiye’de Sosyalist Grupların Tutumu”, “Niçin ve Nasıl Bir Geniş Cephe?”, “Grup – Parti – Cephe”, Türkiye’de Sosyalist Çaba”, “Geniş Cephe Niteliği” konularında bilgiler verilmektedir.

7 Nisan 2026 Salı

İsmail Engin : Ezilenler

[İsmail Engin] İlk sayısı “On Beş Günde Bir Çıkar Toplumcu Gazete” mottosuyla 25 Aralık 1968’de yayınlandı. 

Üzerindeki “Fiatı” 25 kuruştur. 2 sayfa, tek yapraktan ibarettir. 

“Sahibi ve Sorumlu Müdürü” Kemal Burkay; “Yönetim Yeri” Tunceli’dir. Ordu’da dizilmiş ve basılmıştır.

“Tunceli Köylüsü Toprak Reformu istiyor“ manşetiyle çıkmıştır. Devamında; “Ülkemizin ve köylümüzün kalkınması için toprak reformu şarttır. Hiç bir ülke, toprak reformu yapmadan ileri ülke olamamıştır” alt başlığı vardır. Haberde, köylülerin Başbakan ve TBMM Başkanlığı ile ilgililere sundukları dilekçelerden örnekler verilmektedir:

"Tunceli Mazgirt İlçesi Hasorik Köyü halkındanız. Gerek kendi adımıza, gerekse topraksız ve yoksulluk içinde yüzen bütün Hasorik köylüleri ve bizim durumumuzda olan bu ülkenin binlerce, yüz binlerce topraksızı, yarıcısı adına (...)"

toprak verilmesi talep edilmektedir.

"Keban’da Dönen Dolaplar" başlıklı haber ilk sayfanın diğer haberidir.

28 Mart 2026 Cumartesi

İsmail Engin : Cem Spor Kuruldu, Cem Evi Bülteni [1996] - Baselland ve Çevresi Alevi Bektaşi Cem Evi Yayını


[İsmail Engin] Ve “Cem Spor Kuruldu” : “Cem Evi Bülteni” [1996] - “Baselland ve Çevresi Alevi Bektaşi Cem Evi Yayını”

“Basel ve Çevresi Alevi Bektaşi Tanıtma Kültür Evi Yayını” olarak yayın hayatına 1994’te başlayan “Kültür Evi Bülteni”nin 2. sayısı Ekim 1994’te çıkıyordu.

Bültenin 3. sayısı “Baselland ve Çevresi Alevi Bektaşi Cem Evi”nin yayını şeklinde “Cem Evi Bülteni” adıyla Ağustos 1996’da okurun ilgisine sunuluyordu.

Kapağında Hz. Ali’nin imgesel grafiği bulunuyordu.

Sahibi, Yönetim Kurulu adına Kemal Özbey’di. Yazı Kurulu’nda Erdal Demir, Cafer Koç, Hatip Erdem, Burcu Kalman, Ali Ekber Ölmez, Mürsel Ece ve Hüseyin Şahin isimlerine rastlanıyordu. “Cem Post Dedeleri” künyeye eklenmişti: Zeynal Arıca, Rıza Özçakmak.

A4 ebatındaki 12 sayfadan ibaret Bülten’e “İçindekiler” de kaydedilmişti: “Kapak”, “Önsöz”, “Cem Evimizden Size”, “Post Dedelerinin dilinden”, “Muhabbet Sofrası”, “Bizim Penceremizden”, “Bacıların Köşesi”, “Gençlerin Dilinden”, “Güncel Olaylar”, “Şiir Köşesi”, “Bektaşi Fıkraları”, “12 İmamlar”.

Bülten’in iç kapağında “Cem Evimizde vereceğimiz Kültürel faliyetlert ve Kurslarımız” ile “Cem Spor Kuruldu” başlıklı haberler dikkat çekiyordu.

“Cem Evimizden Sizlere” başlıklı yazıda, Bültenin yeniden çıkarıldığı ve aylık bir derginin yayın hayatına girmesinin tasarlandığı ifade ediliyordu.

İsmail Engin : Kültür Evi Bülteni [1994] - Basel ve Çevresi Alevi Bektaşi Tanıtma Kültür Evi Yayını

[İsmail Engin] 1994, İsviçre’de Alevi örgütlenmesinin görünür olduğu bir yıl. Kültür evleri kapsamında Aleviler kamusal alanla buluşmaya başlamışlar..

“Basel ve Çevresi Alevi Bektaşi Tanıtma Kültür Evi” bu bağlamda bir odak haline gelmiş. Nihayetinde 1 Ağustos 1994’te “Kültür Evi Bülteni”ni çıkarmışlar. 

İlk Bülten, 4 sayfalık A4 ebatında “Parasız” dağıtımdadır. 

Kapağında teslim taşı içinde 12 yıldız ve “Alevi Bektaşi Tanıtma Kültür Evi” yazısı, ortasında sembolleştirilmiş Hacı Bektaş Veli resmi ile dikkat çekmektedir. Hemen altında “Ulu Pir Hünkar Bektaşi Veliyi 700.Üncü Yılında Saygıyla Anıyoruz...” yazısı bulunmaktadır. 

Bültendeki tüm yazılar, bireysel imzasızdır; kurum adınadır.

“Kültür Evimizde...” başlıklı yazıda şu hususlar vurgulanmaktadır:

“Kültür evimizin değerli üyeleri, aziz canları. Açılışımızın altıncı ayını geride bırakırken, Alevi Bektaşi tanıtma kültür evimiz, inanç, özgürlük ve demokrasi taleplerinin öncülüğünü İsviçrede ve avrupanın diğer ülkelerinde üzerine düşen görevi başarıyla sürdürmektedir.

26 Mart 2026 Perşembe

İsmail Engin : İkrar - Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Yayın Organı - II

[İsmail Engin] “Fransa Aleviler Birliği Federasyonu” adına “Fransa Aleviler Meclisi” tarafından yapılan 2 sayfalık 17 mayıs 1998 günlü “Basın Açıklaması”, 16 mayıs 1998’de Selestat kentinde toplanan adı geçen oluşumun aldığı 5 maddelik kararlarını içeriyordu.

Buna göre, Fransa’da faaliyet gösteren 13 derneğin yönetim, denetim ve disiplin kurullarından ibaret 120 kişinin katıldığı toplantıyı, ilgili federasyon başkanı Servet Demir açmış; toplantının ilerleyen süresinde Prof. Fuat Bozkurt, Esat Korkmaz ve Kasım Yeşilgül “Aleviliğin Kimi Sorunları” hakkında konuşmalar yapmıştı.

“Fransa Aleviler Meclisi” adına “oy çokluğu”yla alınan ilk karar şu şekildeydi: 

“(...) gençlik, kadın, kültür ve sanat kollarının tüm derneklerden seçilen temsilcilerle oluşturulması,

İbadet, yol ve ocaklarımızın devamı için dedeler kurulunun, dedeler kuruluna bağlı olarak cenaze vakfının oluşması (...)

Fransa alevilerinin çıkaracağı yayın organının ismini[n] «İkrar» olması”...

25 Mart 2026 Çarşamba

İsmail Engin : İkrar - Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Yayın Organı

[İsmail Engin] Fransa Anadolu Alevi Birlikleri Komitesi’nin düzenlediği “Fransa 1. Anadolu Alevi Kültür Şenlikleri”; 6 Aralık 1995’te Strasbourg’ta, 23 Aralık 1995’te Lyon’da, 6 Ocak 1996’da Narbonne ve 13/14 Ocak 1996’da Paris’te yapıldı. Şenliklere daveti içeren A5 ebatındaki el ilanında:

“Kültürümüzü yaşatmak ve özgürleştirmek için, içinde olduğumuz her alana renkli bir mozaik taşı olmak için, Fransa’da eşit hak ve özgürlükler için, hepinizi bu etkinliklere aktif katılmaya çağırıyoruz.”

deniyordu.

İki yıl sonra, 24 Ocak 1998 tarihinde Strasbourg’ta yapılan bir kongreyi; 14 Şubat 1998 günlü Milliyet, 14 Şubat 1998 günlü Sabah, 16 Şubat 1998 günlü Hürriyet gazeteleri 14 derneğin bir araya gelmesiyle “Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu”nun kurulduğu içeriğiyle haberleştiriyordu.

Söz konusu kongreye Türkiye, Almanya ile dışındaki değişik Alevi kuruluşlarından Ali Kılıç’ın, Murtaza Demir’in Attila Erden’in, Hollanda’dan Alevi kurumları temsilcilerinin yanı sıra Irène Mélikoff ve Kasım Yeşilgül’ün de katıldığı vurgulanıyordu.

“Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu”nun ilk başkanı Servet Demir olmuştu.

Ardından 12 sayfadan ibaret “Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Yayın Organı İkrar”, "Benim Kabem İnsandır" mottosu ve “Bülten” şeklinde A3 ebatında, gazete formatında “Ağustos 1998’de yayınlandı. Adı geçen Bülten’in “Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu” adına sahibi Servet Demir’di. Yayın Kurulu’nda; C. Suat Coşkun, Hasan Hüseyin Yılmaz, Mustafa Tuncel, Erdal Altun, Ali Rıza Erbay bulunuyordu.

Bülten, ilk sayfasında “Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Kuruluş Açıklaması: ‘Alevilik evrensel bir değerdir’” başlığıyla okurla buluşturulmuştu.

23 Mart 2026 Pazartesi

İsmail Engin : Akademi Hâlleri

[İsmail Engin] Yeni olan pek bir şey yok!

Akademi keskin kutuplaşmalardan nasibini alıyor.

"Gelenek" adı altında birbirine benzetilmiş halk oyunları ekipleri gibi, tek tip düşünce kümeleri oluşuyor.

Herkes kendi mahallesinde "ilmî toplantılar" düzenliyor; aynı fikirler dönüp dolaşıp yeniden üretiliyor.

Taraftarları eşliğinde dijital ansiklopediler büyük bir iştahla hazırlanıyor:

Uzun, detaylı maddeler yazılıyor. Bazı başlıklar iki satırı buluyor [insaf gerçekten]. Ve oysa dijital dünyada bir içeriğe ayrılan süre 30 saniyeyi bile geçmiyor.

Yayınlar yapılıyor:

Ortaya çıkan metinler çoğu zaman kütüphanenin tozlu raflarında sessizce kalıyor. Dili ağır, üslûbu kapalı, derdi muğlak… sanki "yayımlandı" demek yeterliymiş gibi.

Tartışmalar sık sık bir güç gösterisine dönüşüyor:

"Benim görüşüm seninkini bastırır" tonunda konuşmalar… referanslar havada uçuşuyor: Foucault şöyle demiş, Gramsci böyle demiş… [tamam onlar öyle demiş de peki ya sen ne diyorsun?]

Eskiler hızla reddediliyor, yerlerine yenisi konulamıyor. Oysa, sadece eleştirmek yetmiyor; yerine yeni bir yöntem, yeni bir yaklaşım inşa etmek gerekiyor.

Bunun için köklü bir zihniyet değişimi şart. Bu da ideolojik kalıplarla mümkün görünmüyor.

İsmail Engin : Mr. Arbitrium'un seçimi..

[İsmail Engin] "Mr. Arbitrium", destekliyor mu yoksa itiyor mu? 

"Seçim"?

Emanuele Giannelli tarafından San Lorenzo Bazilikası'nı tüm kasları gerilmiş halde desteklemek veya cesurca itmek için tasarlanan 5,60 m. boyundaki "Mr. Arbitrium", sanatçının kendisine ve dolayısıyla bize dinin karşı karşıya olduğu ikilemi çözmek için doğru zaman olup olmadığı sorusunu sorarken, kararsızlığını somutlaştırıyor:

Giannelli, dünyanın nasıl olmasını istediğimiz konusunda harekete geçme zamanını mı işaret ediyor?

Veya kayıtsız kalmamızı mı?

Vicdanımıza ve yeteneklerimize göre mi hareket etmeliyiz?

Yoksa beklemeli miyiz?

"Mr. Arbitrium"da, karar eşiğindeki ana karakter, kolektif olarak insanlıktır...

Ve "Mr. Arbitrium", Bazilika'yı itiyor mu yoksa destekliyor mu? 

İleriye doğru hareket eden yenilik tutkusu mu? 

Engelleyen, köstek olan gelenek mi? 

Belki de sanatçı; gelenek ve tarihi hakkında farkındalığa sahip olmamız gerektiğini ifade ediyor?

Yahut geleceğe gelenekle / dinle karşı koyuşu? 

17 Mart 2026 Salı

İsmail Engin : Tarihçinin Popülerliğe Uzanan Yolculuğunda İlber Ortaylı [Video]


İsmail Engin : Tarihçinin Popülerliğe Uzanan Yolculuğunda İlber Ortaylı, 2'57'' [17 Mart 2026]

Onu basit bir polemik figürü gibi görmek zor. Farklı coğrafyaların kaynaklarını doğrudan inceleyebilen tarihçi olarak akademik ağırlığı inkâr edilemiyor. Muhalif çevreleri de az değil : Sol çevreler, etno - dinciler | micro - milliyetçiler [aşiretçiler], Kürd milliyetçileri, Arap Alevileri, gayri resmî tarihin - ideolojinin resmî tarihçileri - ideologları, kimi İslamcılar – tarikatçılar, sert eleştiriler yöneltiyor. Atatürkçü ve Türkçü çevrelerle bazı muhafazakâr milliyetçi gruplar arasındaysa sahipleniliyor. Fakat, Ortaylı’nın düşünsel konumu, bu kalıplara da kolayca sığmıyor; Atatürkçülüğü net bir ideolojik çerçeveye oturtulamıyor:

5 Mart 2026 Perşembe

İsmail Engin : Augsburg Yeniçeri Bandosu

[İsmail Engin] 19. yüzyılın sonlarında, askeri bandolar ve koroların örneğini takip ederek, postane sektöründe bandolar kuruldu.

Bu bandolar üniforma giydi, tüzükler benimsedi ve bazı durumlarda askeri isimler - "Yeniçeriler" - bile kullandı.

Postane bandoları, halka açık konserler verdi ve bazen ücret bile aldı. Ancak bu durum, "iyi maaş alan memurları" ciddi bir rekabet olarak gören profesyonel müzisyenlerin sık sık öfkesini çekti.

Ağustos 1905'te "Augsburg Postane Bandosu", "Yeniçeriler"le işbaşındaydı.

O "Yeniçeri Bandosu", 1910'da Augsburg'ta şehir parkındaki ormancı kulübesinin önünde konumlanmış, toplu fotoğraf çektiriyordu.

Ve bunu bir süre sonra "Waffenbrüderschaft" zamanı izliyordu...

1. Cihan Harbi esnasında Alman-Türk "silah arkadaşlığı" kurulmuştu.

1913'ten itibaren Mareşal Otto Liman von Sanders komutasındaki bir Alman askeri misyonu Osmanlı ordusunu yeniden yapılandırmakla görevlendirilmiş; 1914'te "Waffenbrüderschaft" gerçekleşmişti.

Tanınmış "Alamancı" Enver Paşaydı..

Ortak cepheleri, Alman askeri misyonlarını içeriyordu ve her iki imparatorluğun da çöküşüyle ​​sona erdi...

Albert Berger yönetimindeki "Augsburg Yeniçeri Bandosu" 30.06.1918'da "yardım konseri" veriyordu... | @ismailenginhd [04.3.2026]

27 Şubat 2026 Cuma

İsmail Engin : Sılada Almancı

[İsmail Engin] "Sılada Almancı, burada yabancı | şehir bizim değil, köy bizim değil | gayri yerim yoktur, gidin der hancı" dizeleri, göç hikâyesinin en yalın, en sarsıcı özetlerinden biri. ne tam burada ne tam orada olabilmenin, iki kültür - ülke arasında sıkışmış kimliğin, bavulla oradan buraya taşınan hayatların anlatısı.

Metin Türköz'ün "Almanya Destanı" ile kayda geçen gurbet hafızası; 1982'de Cem Karaca'nın "Alamanya Berbadı"nda isyana, 1986'da Akbaba İkilisi'nin "Sılada Almancı" yorumunda hüzünlü bir kabullenişe dönüştü: işçi yurtlarından fabrika bantlarına, tren garlarından köy kahvelerine uzanan o parçalı - bulanık aidiyetin sesi oldu.
İlk kuşak için Almanya "ekmek kapısı"ydı; ama gönül "sıla"daydı. Ne var ki, sıla da değişmişti. Dönüldüğünde "Almancı", kalındığında "yabancı" olunuyordu.
Bu ikili yabancılık hâli, zamanla müziğin sınırlarını aşıp Türkçeden Almancaya edebiyata taşındı.
İkinci ve üçüncü nesil göçmenler, ailelerini - kendilerini, göçmenlerin hayatlarını, zorluklarını anlatmaya başladılar.
"Nettetal"li Dinçer Güçyeter [dint͡ʃɐ gʏt͡ʃeːtɐ] "Unser Deutschlandmärchen"le (2022) yazarlıkta ustalaştı; "Viyana"lı Kemal Kulaksız [Kemoi Kulåksiz] "Der Deutschländer" (2025) ile başarılı bir çıkış yaptı. | @ismailenginhd [26.02.2026]

24 Şubat 2026 Salı

İsmail Engin : Dün Dündür, Bugün Bugündür

[İsmail Engin] Dün dündür, bugün bugündür anlayışı siyaset literatüründe pragmatizmin ifadesi şeklinde kullanılıyor. 

Ancak : 

İnanç ve kimlik bağlamında bu yaklaşım, kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğuruyor. 

Programında İslam'ı Sünni yorumun dışında ele alan bir perspektif sunuluyor; kurum temsilcileri farklı zamanlarda "milenyum dini", "Müslüman değiliz" gibi kavramlarla - betimlemelerle dinî anlayışın değiştiğini ima ediyor. 

O halde :

Söylem ve uygulamalar bir bütünün parçası mı, yoksa birbirinden kopuk bireysel beyanlar mı? 

Temsil edilen kurumun DİK üyeliği gibi resmî statüsü varken, kamuoyuna yansıyan "Müslüman değiliz" söylemleri ile kurum programındaki İslamî referanslı yorumlar arasında nasıl bir tutarlılık kurulabilir? 

Geçmiş beyanların kısa süre içinde inkâr edilmesi, "öyle dememiştim" savunmaları, güven sorununun bizatihi kendisi değil mi? 

İnanç ve kimlik betimlemeleri - vurgulamaları, günübirlik siyasi reflekslerle yönetilebilecek başlıklar mı?

37 yılda inancın içeriği - teolojisi -, kimliğin vurgusu, aynı kişiler tarafından birbirine tam zıt bir şekilde değiştirilebilir mi? Bu mümkün mü?

"İnanç Kurulu" mu? Onun konusu değil! | @ismailenginhd [24.02.2026]

20 Şubat 2026 Cuma

İsmail Engin : 49 Sayfada Bir Kez Anılmak, Hiç Konuşulmamak - Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu'nda Aleviler

[İsmail Engin] 18 Şubat 2026 tarihli "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu", ekleri hariç 49, ekleriyle birlikte 107 sayfa.

Başlığındaki iddia büyük:

Millî dayanışma, kardeşlik ve demokrasi!

Metnin satır aralarına bakıldığındaysa, bu iddialı çerçevenin Türkiye'nin inançsal ve kültürel çoğulluğunu ne ölçüde kapsadığı ciddi bir soru işareti olarak karşımıza çıkıyor.

Raporda "Alevi" sözcüğü, ekler hariç bölümde yalnızca bir kez geçiyor. O da "Türk-Kürt Kardeşliğinin Tarihi Kökleri ve Kardeşlik Hukuku" başlığı altında, 28. sayfada:

"Bu coğrafyanın Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni ve diğer tüm kesimleri, on yıllar boyunca süregelen acıların ve çatışmaların tekrarına rıza göstermemektedir."

Bu ifade, Alevileri bir özne olarak değil; Türk, Kürt, Arap gibi etnik kimliklerle aynı düzlemde, fakat inanç kimliği olarak anmakla birlikte, Alevilerin tarihsel deneyimlerine, taleplerine, hak arayışlarına ya da kamusal alandaki yapısal sorunlarına dair tek değerlendirme içermiyor.

49 sayfalık ana metinde Alevilik, bir toplumsal-siyasal başlık olarak ele alınmıyor.

Ekler bölümünde de durum farklı değil.

18 Şubat 2026 Çarşamba

İsmail Engin : Mektup


[İsmail Engin] Biz, buradayız. gelen gider. giden tekrar gelir ve gider.. Oysa ve bazan burasını bilmeyen - tanımayan onlara rağmen, sorunlarla biz uğraşır, onlar için çözümler üretiriz..

1983 - 1985 tarihleri arasında Berlin'deki Türk öğretmenler, Türkiye'den gelen veliler için A4 ebatında herbiri 8 sayfa "Mektup" adlı 8 sayıdan ibaret son derece önemli bilgilendirme broşürü - mektup formatında - hazırlamışlar.
Karikatür ve fotoğraflarla desteklenen "Mektup"ta okul hukuku ve sistemi, eğitim - öğretim sorunları, Alman halk kültürü - gelenekleri ve görenekleri -, Türk halk kültürü, okul hayatı, geri dönen çocukların okula kaydolması... üzerine Türkçe bilgiler verilmiş.. [ibid, 36 - 57]
Bunlar arasında oturma hakkı, karne günü, Almanlar noeli nasıl kutluyor, karnaval - faşing ne demektir... gibi konular da var..
Bu bilgileri Hartwig Berger'in 1989'da yayınlanan "Wer tanzt nach wessen Pfeife? Zusammenarbeit mit ausländischen Eltern" adlı 89 sayfalık eserinden öğreniyoruz.
Kitap; Ünal Akpınar, Halime Bayam, Nurhayat Kopar, Sigrid Masuch, Ahmet Öztürk, Meryem Sevinç, Hamza Ünal, Ulrike Zimmermann'ın katkısıyla hazırlanmış. Beltz Verlag basmış.
Mete Aksu arşivi' nden çıkan adı geçen yayın sayesinde "Mektup"tan haberdar olduk. şimdi sıra "Mektup"a ve sayılarına ulaşmakta... | @ismailenginhd [17.02.2026]

17 Şubat 2026 Salı

İsmail Engin : Bana, Sana, Ona..

“Bugün bana ise, yarın sana.” [Atasözü]

[İsmail Engin] Belki de kapı kapı dolaşan bir misafir yazgı.
Dün banaydı rüzgârın sertliği; bugün senin alnına vuruyor, saçlarını dağıtıyor; yarınsa onun penceresini çarpacak, bacasından ses verip girecek içeriye aynı uğultu.
Bana, sana, ona…
Sırayla konan bir kuş, baykuş gibi omzumuza.
Sesleniyor durmadan : bana, sana, ona...
Veya :
Dün omzuma çöken ağır gölge; kalktı yerinden usulca, dinleniyor bugün kapında; yarın, evet yarın uzun bir akşamı bekleyerek, ay ışığında onun eşiğinde giderek büyüyecek..
Belki yazgıyı kardeşçe bölüşmek bu demek:
Ne sızıyı tek başına taşımak, ne sevinci gizlemek heybimizde..
Dün sen yuttun, bugün ben yuttum sözümü; yarın o haykırdığında, birlikte omuzlayacağız aynı sessizliği : İçimizde beraber böyle büyüttük onulmaz kırığı, onun da yardımıyla.
Bana, sana, ona… dün, bugün, yarın..
Dün banaydı, bugün sana, yarın ona...
Geçmiş, bugün, gelecek bütünleşecek inkâr ederek birbirini : sırayla.. | @ismailenginhd [17.02.2026]

16 Şubat 2026 Pazartesi

İsmail Engin : Alevilerin Diplomasisi, AB Süreci ve Lozan [Video]

İsmail Engin : Alevilerin Diplomasisi, AB Süreci ve Lozan, 2'59'' [14 Şubat 2026]


"AB İlerleme Raporları’nda Alevilerle ilgili başlıklar; cemevlerinin hukuki statüsü, zorunlu din dersleri, kimliklerde din hanesi, AİHM kararlarının uygulanması ile din ve ifade özgürlüğü alanlarında yoğunlaştı. Uluslararası çerçevenin de etkisiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Lakin Alevilerin bir kısmı bundan da hoşnut değil. Son yıllarda Avrupa’daki Alevi kurumlarının ve Türkiye’deki örgütlerin AB raporlarına ilgisinin azaldığı görülüyor." :

İsmail Engin : Almancılar - İki Vatan Arasında Bir Sahne: Emine Sevgi Özdamar'ın Karagöz in Alamania'sı ve Göçün Tiyatrosu [Video]

İsmail Engin : Almancılar - İki Vatan Arasında Bir Sahne: Emine Sevgi Özdamar'ın Karagöz in Alamania'sı ve Göçün Tiyatrosu, 2'52'' [12 Şubat 2026]


1986 yılında Schauspiel Frankfurt’ta sahnelenen “Karagöz in Alamania”, yalnızca bir tiyatro oyunu değil; Almanya’daki göç deneyiminin sahnedeki poetik ve politik karşılığı olarak dikkat çekiyor. Oyun, yüzeyde bir yol hikâyesi gibi görünse de, derininde kimlik, aidiyet ve dil üzerine sert bir toplumsal eleştiri barındırıyor. Özdamar, burada yalnızca bireysel bir hikâye anlatmıyor; sistemin göçmeni nasıl tanımladığına, ölçtüğüne ve sınıflandırdığına da ayna tutuyor. Oyunda göçmen, sürekli kapı eşiğinde bekleyen bir unsur olurken; bu eşik hâli, dilde de kendini gösteriyor: Ne tam ana dil, ne tam ev sahibi ülkenin dili. "Karagöz in Alamania”, 1980’lerin göç tartışmalarını aşan bir güncelliğe sahip. Avrupa’da kimlik, entegrasyon ve çokkültürlülük meselelerinin yeniden hararetlendiği bir dönemde, Özdamar’ın metni hâlâ sorular sormaktadır: Bir kapıdan girip çıkarken dil ve dile ne oluyor? Kimlik nasıl dönüşüyor? İki vatan arasında insan nerede duruyor?" :

13 Şubat 2026 Cuma

İsmail Engin : Aleviler - Diplomasi Tarihi

[İsmail Engin] Madem ki din ideoloji, ideoloji din haline geldi; o halde yazabilirim:

Alevilerde "diplomasi geleneği", 1990'ların sonunda Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ile Cem Vakfı tarafından ortaklaşa başlatıldı.
AB - Türkiye ilişkileri bağlamında Pir Sultan Abdal Dernekleri adına Ali Balkız, Cem Vakfı adına Doğan Bermek bunu üstlendi... Neticede AB İlerleme Raporlarında Aleviler söz edilir oldu.
Esasen, belli bir kesimin nefret ettiği, belli bir kesimin bağrına bastığı İzzettin Doğan bu işin üstadıydı... Onun yönlendirmeleri önem taşıdı. sonunda AİHM kararları yine onun girişimiyle oluştu. Ancak, Cemevi ile ilgili karara sahip çıkıp İzzettin Doğan'ı asimilasyoncu ilan eden kesim de var.
Sonra, yine AB ile ilişkileri yürütmesi için, AABK adına Avrupa'da - diasporada - Fransa ve Belçika'da bu işi üstlenen Kasım Yeşilgül'dü. AB İlerleme Raporunda tartışmalı "azınlık" nitelemesi bir kez eklendi, sonra kaldırıldı.
Ve yine esasen Irène Mélikoff önemli bir arabulucuydu...
Derken, Katoliklerle ilişkiler geliştirildi. Derviş Tur Dede ile yardımcısı Papa'yla Vatikan'da görüştü. Boy boy fotoğraflarıyla haberlere konu oldu.
Ara sonuç: AB İlerleme Raporlarında Alevilik ve Aleviler uzunca bir süredir var.
Aynı şekilde "The United States Commission on International Religious Freedom (USCIRF)" tarafından hazırlanan ve din özgürlüklerini içeren raporlarda [örneğin; "USCIRF | Annual Report" ve "Religious Freedom Conditions in Turkey"]da Aleviler ve Alevilik çok uzun bir dönemdir ele alınıyor. Bununla ilgili olarak Alevilere söz konusu yayınlarda atıf yapılıyor. Benim gibi; eminim ki, Alevi örgütleri değil ama Doğan Bermek de 2007'den beri bunu yakından izliyor.
2007'deki raporda, örneğin Aleviler için şu değerlendirmeler bulunuyor:

12 Şubat 2026 Perşembe

İsmail Engin : Alevilerde Hızır [Video]

İsmail Engin : Alevilerde Hızır, 1'35'' [12 Şubat 2025]


Ḫiżir – Ḫiżr ya da χiḍr yahut el-Hıdır veya el-Hadr; O ki: Trakya'da Izır, Dersim'de Xızır, genelde Hızır, her yerde hazır ve nazır... Herkesin ocağına uğrasın; darda kalanın carına yetişsin Hızır. Bozatlı Hızır yoldaşınız ve yardımcınız olsun.. Yolunuz düşerse Samandağ'a, ziyaret edin Hz. Hızır Türbesi'ni veyahut Makamı'nı orada.. “Azattır fenâdan geçen Âb-ı hayattan su içen Zulmetin kapısın açan Hızır-sıfat velî gerek Emir halîfe derilen Tâlibe erkân sürülen Bin bir sıfatta görünen Şah Hatâyi Alî gerek” : tam versiyonu için : İsmail Engin : Alevilikte ve Alevilerde Hızır , 10'34'' [12 Şubat 2025] https://youtu.be/t02rgzUMqJk

9 Şubat 2026 Pazartesi

İsmail Engin : Deyiş, nasıl fon müziği oldu?

[İsmail Engin] Türküyle başladı; barlarla devam etti. “Yapmayın - etmeyin, folklorik olur” dedik… Dinletemedik.

Düğünlerde sürdü yolculuğu.

Arada İslam içi–dışı tartışmalarının ortasında bulduk kendimizi: asimilasyon muydu, değil miydi?

Hatayi’ye “Şii şair”,hatta “Şialaştırmaya giden yolun şairi” diyenler çıktı.

Derneği bile Pir Sultan’ın deyişlerine sahip çıkmadı.

Kul Himmet “misyoner” ilan edildi.

Kaygusuz Abdal’dan cımbızladıkça cımbızladık; ne büyük bir marifet!

Bunların hepsi yaşandı.

“Örgüt” sustu - zira tasfiyeler için işine yaradı - ; “örgütçü” tartışmalarla coştu.

"Deyiş"ten vazgeçildi, folklorik bir türküye dönüştü; dinlerken kendimizden geçtik.

An gelir imam cami kapısında saz çalıp deyiş okursa, işte o zaman seyreyle.

Senin terk ettiğine onun talip olmaması için hiçbir neden yok. Bereket : Henüz bunu akıl eden de olmadı!

Düğmeyi yanlış ilikleyince, deyiş fon müziği de olur, ilahi de olur azizim...

Aklın başına şimdi mi geldi ? Atı alan Üsküdar'ı geçti... | @ismailenginhd [09.02.2026]

6 Şubat 2026 Cuma

İsmail Engin : Enternasyonalizm mi, Aşiretçilik mi? [Video]


İsmail Engin : Enternasyonalizm mi, Aşiretçilik mi?, 2'55'' [03.02.2026]


etno-din[i] temelli bir kimlik siyaseti ve iktidar formu... :

2 Şubat 2026 Pazartesi

İsmail Engin : Şah İsmail - Kimlik Tartışmalarının Öznesi [Video]

İsmail Engin : Şah İsmail - Kimlik Tartışmalarının Öznesi, 2'49'' [30.01.2026]


Son dönemde “Rojavayê” ve “Kobanê” adları yüksek sesle telaffuz edilmeye başlanınca, hele ki kimi Alevi çatı örgütleri de “Rojavayê” ve “Kobanê” (Ayn el-Arab) için harekete geçince, ve bazıları da sokağa çıkınca Türkiye’de tuhaf bir refleks devreye girdi: Tarih sahneye çağrıldı. Ve sahneye çağrılan ilk isim de Şah İsmail oldu. Soru tanıdık: Şah İsmail Kürd müydü, Türk müydü? Tartışma hızla iki cepheye ayrıldı. Bir taraf “Kürd'tü” dedi, diğer taraf “Türk”:

30 Ocak 2026 Cuma

İsmail Engin : Alevi Tarihi – Alevilikte Dönüşüm .. Tartışmalardan Kurumsallaşmaya Uzanan Süreç [Video]

İsmail Engin : Alevi tarihi – Alevilikte Dönüşüm .. Tartışmalardan Kurumsallaşmaya Uzanan Süreç, 2'56'' [28.01.2026]


- sınıfsız toplum idealinden idareci sınıfına - "son yıllarda Ocaklar çözülür, dernek ve vakıf örgütlenmelerine dönüşürken Alevi kurumlarında “Başkanlar dönemi” olarak adlandırılabilecek bir değişim de yaşanıyor. Aleviliğe özgü yapıda Ocak, “Dede” ve talip kavramları, yeni dönemdeyse Dernekler, “Pir”ler “Başkanlar” ve Dernek üyeleri ortaya çıkıyor. O güne kadar görülmeyen “Başkanlık” ve yönetim kurulu görevleri; hatta “Onursal Başkan” unvanları oluşuyor. Ve bu durum Alevilikte tarihsel olarak bulunmayan bir idareci sınıfını ve kadrolaşma sürecini beraberinde getiriyor. Yeni – farklı yapı, 'tüzük Aleviliği' olarak adlandırılan kurumsal modelin sonucu.. Gelinen nokta; Aleviliğin, tüzükler aracılığıyla devletle kurumsal bağ kurarak hukuki ve fiili adaptasyon sürecine işaret ediyor."

25 Ocak 2026 Pazar

İsmail Engin : Cemevi - Bir Mekândan Fazlası [Video]


İsmail Engin : Cemevi - Bir Mekândan Fazlası, 2'59'' [25.01.2026]


"'Cemevi' kavramı ilk kez ne zaman kullanıldı? (...) (...) Cemevleri bu dönemde çoğaldı. Ama bir sorun vardı: Cemevleri, yürütmenin de etkisiyle ibadethane olarak değil, dernek ya da vakıf binası olarak tanımlandı. Tabelalarda 'Kültür Derneği', 'Kültür Merkezi', 'Cem Kültür Derneği' yahut 'Cem Kültür Merkezi' yazması da bu yüzden. Bir yanda cem yapılıyor, öte yanda resmî olarak 'ibadet yokmuş' gibi davranılıyordu. Günümüzde halen 'Cemevi Kültür Derneği' veya 'Cemevi ve Kültür Merkezi' kaydına rastlanılmakla birlikte artık doğrudan 'Cemevi' deniliyor. Esasen, Türkiye’nin değişik yerlerinde “dede evi”, “dede damı”, “ meydan evi”, “cem damı”, “baba evi”, “mürebbi evi” ... olarak adlandırılmaktaydı. “Cemevi” kavramınaysa (...) rastlanıyor" :

20 Ocak 2026 Salı

İsmail Engin : Ali Ekber Çiçek’te Haydar Haydar - Alevi Belleğinde Bir Kayıt Sorunu [Video]

İsmail Engin : Ali Ekber Çiçek’te Haydar Haydar - Alevi Belleğinde Bir Kayıt Sorunu, 2'52'' [19.01.2026]


Usta sanatçı Ali Ekber Çiçek, 26 Nisan 2006’da aramızdan ayrılmıştı. Almanya’daki Alevi toplumu içinde çerağların uyanışına katkılarıyla anılan Çiçek, ardında güçlü bir müzikal miras bıraktı. Ancak bu miras, uzun yıllardır üzerinde durulmayan bir hususu da beraberinde getiriyor: “Haydar Haydar” deyişindeki söz değişikliğini. 1928’de aramızdan ayrılan Âşık Sıdkı Baba, nefesinde “on dört yıl” ifadesini kullanıyor. Buna karşın, Ali Ekber Çiçek’in yaygın olarak bilinen yorumunda “on dört bin yıl”a bürünüyor. Bu durum, rastlantısal değil, bilinçli bir tercih. Zira, Ali Ekber Çiçek’in erken dönem kayıtlarında deyişi, özgün haliyle seslendirdiği, değişikliğin yahut revizyonun daha sonraki yorumlarda ortaya çıktığı, zamanla kalıcılaştığı görünüyor. Ve, 1988 yılında Can Etili tarafından TRT adına notaya alınan eserde resmîyet kazanıyor. “Ondört Bin Yıl Gezdim (Haydar)” adıyla eser, 8 Temmuz 1988 tarihinde TRT Müzik Dairesi Yayınları Türk Halk Müziği Repertuarı’na, Sıra No: 3193 ile dahil ediliyor. Böylece, Âşık Sıdkı Baba’nın “on dört yıl”ı, bir devlet kurumu aracılığıyla, repertuar kaydıyla “on dört bin yıl” olarak resmî kayıtlara aktarılıyor :

18 Ocak 2026 Pazar

İsmail Engin : Almancılar ve Almanya'da Arabeskleşme yahut Almanya'ya Taşınan Arabesk [Video]

İsmail Engin : Almancılar ve Almanya'da Arabeskleşme yahut Almanya'ya Taşınan Arabesk, 2'59'' [15.01.2026]

1960’lı yıllarda çıktık yola. Bir de ad taktılar: “Almancı” - “Yeni döviz kaynağı.” Rakamdık. Çalışacak, para gönderecektik. Gittik. Makine gibi çalıştık. Ama insandık. Yıllar geçti. Geldiğimiz noktada, politik tercihlerimiz bile “makbul” bulunmuyor. Orada – burada vatandaşlık haklarımızı kullanmak, rahatsızlık yaratıyor : “Hor görme garibi”. “Tutumlu olun, paranızı orada harcamayın, vatana gönderin” dediler. Yetmedi; nasıl tasarruf edeceğimizi, hangi şirkete yatırım yapacağımızı anlattılar. Kimimiz elimizde avucumuzda ne varsa, o vaatlere bağladı. Sonuç? Çoğunlukla kaybedilen ömür, sıfırlanan hayattı. Üryan kalanlar : “Kader”. “Yaktın beni dünya.” Dönmek istedik, dönemedik. Çaresiz yeniden başladık. Soran olmadı : Bu insanlar nasıl yaşıyor? Örneğin, dil bilmeden, derdini anlatamadan hastane koridorunda, hasta olduklarında ne yapıyorlar?” Şanslıydı kendini anlatabilenler. Anlatamayanların, işi Allah’a ve şifacı niyetine muskacılara kalmıştı :

14 Ocak 2026 Çarşamba

İsmail Engin : Biz Müslüman değiliz Aleviyiz, Genellemesi [Video]

İsmail Engin : Biz Müslüman değiliz; Aleviyiz' Genellemesi, 2'56'' [13.01.2026]


Birey, neye inanıyorsa ve kendini nasıl tanımlıyorsa odur; buna itiraz edilemez. Sorun, bireysel kimlik beyanının bir inanç topluluğunun tamamına teşmil edilmesi, o topluluk adına konuşulmasıyla başlıyor. Herkes kendi algısını merkeze alıyor; “ben böyleyim, o halde sen de böyle olmak zorundasın” diyerek başkalarını da kendi algılamasının içine yerleştiriyor, bunu şablonlaştırıp farklı düşünenleri dışlıyor. * * * Söz konusu tartışma, bugün ortaya çıkmadı; arkasında yıllara yayılan süreç var. Kurumun resmî programıyla yöneticilerinin kamuoyuna yansıyan söylemleri arasındaki derin uçurum da cabası. Yazılı programı başka şey söylerken, yöneticiler zaman zaman bunun tam tersini dile getirebiliyor. Programın, “üyeleri”ni kimlik anlamında bu şekilde konumlandırmadığı; İslam dinini kendine göre Sünni inancın dışında yorumladığını vurguladığı aslında açık. Buna rağmen, programa aykırı görüşlerin kurum içinde dile getirildiği izlenimi seziliyor. O hâlde; ya program değişmeli ya da söylem :

11 Ocak 2026 Pazar

İsmail Engin : Murtaza Demir (1950 – 9 Ocak 2025) [Video]

İsmail Engin : Murtaza Demir (1950 – 9 Ocak 2025), 2'57'' [10.01.2026]


Alevi hareketinin öncü isimlerindendir. Murtaza Demir, yarım yüzyıla yaklaşan mücadelesi boyunca Alevilerin örgütlenmesi, görünürlük kazanması ve hak taleplerinin kamusal alanda dile getirilmesi için yılmadan çalıştı. Bundan dolayı, Devlet Güvenlik Mahkemelerinde ve ağır ceza mahkemelerinde yargılandı. 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta düşünce ve sanat insanlarının yakılarak katledildiği Madımak Katliamı’ndan sağ kurtuldu. Madımak Oteli’nin müze yapılması talebini kamuoyuna ilk kez dile getiren Murtaza Demir oldu. Bu çağrı, 10 Temmuz 1993 tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Madımak Oteli utanç müzesi oluyor” başlığıyla yer aldı :

8 Ocak 2026 Perşembe

İsmail Engin : Ferdi Tayfur [Video]

İsmail Engin : Ferdi Tayfur, 2'50'' [05.01.2026]

https://youtube.com/shorts/39x3DW5tPYg

Ferdi Tayfur yahut Ferdi Tayfur Turanbayburt, ünlü arabesk sanatçısı. 1945’te doğdu, film ve dublaj sanatçısı Ferdi Tayfur’un adı kondu. 2 Ocak 2025’te aramızdan ayrıldı. Şarkı sözü yazarlığı yaptı; filmler çekti, senaristti, yönetmendi, oyuncuydu. Minareci, Türküola ve Uzelli; onun tanınmasına büyük katkı yapmıştı. 1975-1980 arasında 9 kez altın plak ödülü aldı. “Bırak Şu Gurbeti”, “Almanya Treni”, “Seyyah Oldum”, “Bitmeyen Çile”… Alamancıların dilindeydi. Keza, Denzlingen’de, “Aile filmlerinin garantisidir” mottosuyla çalışan Türk-Kan video ve film stüdyosunda hazırlanmış “Derbeder” [1977], “Yuvasız Kuşlar” [1979], “Boynu Bükük” [1980], “Olmaz Olsun” [1981] gibi videodaki [VHS] filmlerini izler, mendiller elimizde ağlardık. Yani, sıkı bir Kral Ferdi’ciydik :

İsmail Engin : Maraş 1909’dan 1978’e ve TBMM'de Maraş’78 [Video]

İsmail Engin : Maraş 1909’dan 1978’e ve TBMM'de Maraş’78, 2'58'' [19.12.2025]


19 - 26 Aralık 1978'de olan Maraş'taki “insanlık suçu”nun devamı, 20 Aralık 1979'da Hatay'da tekrarlanmaya çalışılıyordu. 20 Ocak 1980'de İzmir'de meydana gelen TARİŞ olayları sonucunda, 20 Şubat 1980'de Hatay ve İzmir'de de “Sıkıyönetim” uygulamasına geçildi. Bunlar 12 Eylül'e giden yolda önemli birer dönemeçti... Ancak, Maraş’taki katliam, aynı zamanda Almanya’da örneğin 1979 Ocak ayında Alevilerin de protesto amacıyla Berlin'de sokaklara çıktığı, Alevi örgütlenmesine giden sürecin belli bir dönüm noktasını oluşturuyordu. Oysa, Maraş 1978'den önce Maraş 1909 vardı. O da "farklı bir dini gruba" [Ermenilere] yönelmişti. Sarayaltı Çarşısı'nda başlayan, Göksun ve Pazarcık'ta da vuku bulan hususlar, "Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi Belgelerinde kayıtlı :

İsmail Engin : Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu AK Parti Raporu'nda Aleviler [Video]

İsmail Engin : Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu AK Parti Raporu'nda Aleviler, 2'37'' [19.12.2025]

https://youtube.com/shorts/Z1mwoe4dzoM

- "Alevi Çalıştayları", "Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı" yanı sıra "Nusayriler" vurgusu - Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) 19 Aralık 2025 tarihli, 60 sayfalık raporunda “Alevi” kavramına yalnızca dört kez yer verildiği görülüyor. Söz konusu ibarelerin tamamı, raporun “AK Parti Döneminde Atılan Tarihi Adımlar” başlığı altında yer alıyor. 2009 yılında Alevilerin temel sorunlarının gündeme taşınması ve kalıcı çözümler üretilmesi amacıyla “Alevi Çalıştayları”nın düzenlendiği hatırlatılıyor. Raporda, söz konusu çalıştayların Türkiye’de kimlik temelli siyaset anlayışının tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik bir çabanın parçası olduğu vurgulanıyor. Alevi Çalıştayları sürecinin, 20 Ekim 2022’de AK Parti tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulan kanun teklifiyle yeni ve somut bir boyut kazandığı belirtilen raporda, bu sürecin sonucunda 2022 yılında Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulduğu bilgisine yer veriliyor. AK Parti Raporu'nda “Alevi” vurgusu sınırlı, "Nusayriler" vurgusu ise dikkat çekiyor: