Bu Blogda Ara

9 Nisan 2026 Perşembe

İsmail Engin : Yeni Yol’da Yeni Dünya’da Birlik ve Türkiye’de Bektaşilik [1971] - Nakşilikle Bektaşilik aynı kökenli mi? Hıristiyan Bektaşilik?

[İsmail Engin] “Yeni Yol’da Yeni Dünya’da Birlik”, 3. sayısı “Geniş Cepheci Sosyalist Birlik” mottosuyla yayınlanan ve Abidin Nesimi’nin çıkardığı; İstanbul merkezli dergidir.

31 Mart 1971’de 200 kuruş fiyatla yayınlanan 32 sayfalık 3. sayısının kapağında “İçindekiler” vardır.

Derginin künyesinde “Yazışma Adresi” A. Fatinoğlu adına kaydedilmektedir. 

Belirtilen sayıda “Okurlarımıza” dışında; “Geniş Cephe’nin Kurulması (III)”, “Yolundan Saptırılan Türkiye, “Dünya Politikaları İçinde Türk Politikası”, “Türkiye’de Bektaşilik: III - Bektaşilik ve Bütünleşme” yazıları, imzasız olarak yayınlanmaktadır.

Dergi, Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Orhan Arsal’ın “Birlik Partisi Mensuplarına Çağrı”sıyla okunmaya başlanmaktadır. Çağrı, adı geçen parti mensuplarına derginin önerilmesini ve parti üyelerinin abone olmasını, bulmasını içermektedir. [ibid, 2]

Abidin Fatinoğlu’nun kaleme aldığı “Okurlarımıza” başlıklı yazıda [ibid, 3-5] Birlik Partisi ile dergi arasında organik bir bağın bulunmadığı vurgusu yapılmakta [ibid, 3] ve eklenmekdir:

“(...) ne Parti’nin tasarrufları, Dergi’mizi, ne de Dergi’mizin tasarrufları Parti’yi ilzam eder. Birlik Partisi’nin niteliği; genellikle, halkın halk tarafından halk için idaresini öngörmesi, özellikle, şehirlerden uzak hücra köylerde, ormanlık mıntıkalarda yaşayan halkın sınıfsal sorunlarını bilimsel ekonomi politik açısından çözmesidir. 

Parti’nin bu niteliğile, Dergi’mizin niteliği tam çakışır biçimdedir. Gerek Birlik Partisi ve gerekse Birlik Dergisi, bu hususun, bundan yediyüz yıl önce, Pir Hünkâr’ın büyük bir sezişle, formüle ettiği Hadimülfukaralık, Ser Leşkerifukaralık, Tevellâ ve Teberra ilkelerinde çözümlendiği kanısındadırlar.” [ibid, 3]

“Türkiye’de Bektaşilik: III - Bektaşilik ve Bütünleşme” başlıklı yazıda [ibid, 27-32] Bektaşilik, “Türk Aleviliği” olarak nitelenmekte ve Alevilik öncelikle köken itibariyle ele alınmaktadır:

“Bektaşîliği, yani Türk Aleviliğini incelemeden önce, kısa bir şekilde de olsa aleviliğin hangi ortamda ortaya çıktığını bilmemiz gerekir. 

Alevilik sözcüğü, genellikle, iki farklı anlamda kullanılır: 

1 — Arap olmayan müslümanların (yani, mevali'nin Arap nasyonalizmine karşı, nefis müdafaası öğretisi olarak, beşeri, millî, demokratik düzen öğretisi. 

2 — Arap olup tüccar, asil olmayan fakir halkın bir sınız öğretisi... 

Pek doğaldır ki bunlardan birincisi, bölücü bir milliyetçiliğe, ikincisi ise bütünleştirici bir sosyalistliğe dayanak olur. Bunlardan brincisine örnek: Anadolu'da Bektaşîliğin, İran'da Şiiliğin, Hindistan'da İslâmiliğin belirmesi gibi. İkincisine örnek: Kıta bütünleşmesi içinde Kırmatîlik, Fatimîlik, gibi.” [ibid, 27]

Bu tezlerden hareketle, yazıda;

“(...) kıt'a entergrasyonu içinde, (Anadolu, Irak, Suriye, Mısır sınırları içinde) sosyalist nitelikteki bir aleviliğin bütünleşmeciliği (...)” [ibid, 27] 

öncelenmekte; Anadolu’da Aleviliğin Pir Hünkâr Hacı Bektaş’a bağlandığı, “Osmanlı Sarayı değil geniş halk yığınları” [ibid, 29] tarafından temsil edildiğine dikkat çekilmektedir. 

Keza, şu husus da kaydedilmektedir:

“(...) Anadolu'da sunniler, XVI yüzyıldan sonra duruma hakim oldukları için, Hacı Bektaş'ın tarikat silsilesini koyu sunni Horasanlı Ahmet Yesevi'ye Lokman Perende yoluyla bağlamışlardır. Bu suretle Nakşilikle Bektaşilik aynı kökenli olmuş oluyor.

Gerçekte Pir Hünkâr, Horasan'a bağlıdır. Fakat, Horasan Sünniliğine değil, Horasan Melâmetine... Bu bağlantı kuvvetli bir ihtimal ile, Irak (Şeyh Ebulvefa) yoluyladır.” [ibid, 29]

Yazıda “ünitaristlik” ve “Bogomillik”, “Dimetoka tekyesi” ilintileri hakkında bilgiler ve tezler de sunulmakta; “Hıristiyan Bektaşilik” kavramı temellendirilmektedir:

“Dimetoka'daki Bektaşi dergâhının Türk siyasi tarihinde özel bir yeri vardır. Dimetoka tekyesi, Balkanlarda (Şiddetli takiplere uğrayan) Bogomilistlerin Bektaşîliğe girmelerine hizmet etmiştir. Bogomilist'lerin öğretisi ile Bektaşilik arasında çok yakın benzerlikler vardır. Bu itibarla katoliklerin baskısından kurtulmak için Bogomilistler'in bir kısmı Bektaşiliği ehven-i şer telâkkî etmişlerdi. Diğer bir kısmı da, yeni bir dine hıristiyan bektaşiliğe meyletmişler, yeni bir din ünitarizmi vücuda getirmişlerdir. 

Ünitaristlik, İsevi nitelikte bir Bektaşîliktir.” [ibid, 31]

Yeni Yol’da Yeni Dünya’da Birlik dergisi, 3. sayısıyla yayın hayatını sonlandırmaktadır. 

* * *

Abidin Nesimi, 6 yıl sonra yayınlanan “Yılların İçinden” [Gözlem Yayınları: 15, Ören Basımevi, İstanbul 1977, 340 S.] adlı kitabında “Yeni Yolda — Yeni Dünya’da Birlik” başlıklı bir kısım açmakta [ibid, 312] ve dergi hakkında şunları söylemektedir:

“Bir sermayedar bulup, onun sermayesiyle bir dergi çıkarma konusunda harcadığımız emekler sonuç vermedi. Artık kesin olarak, ancak kendi malî imkânlarımla bir dergi çıkarmak söz konusu idi. Kendi imkânlarımla ancak mütevazi bir dergi çıkarabilirdim. Ben de bu yolu seçtim. Bilgisine saygı duyduğum Numan Ataman’a yazı hususunda baş vurdum. Rahmetli Numan Ataman’ı görmek üzere Ankara’ya gittim. Dergi konusunu konuştum. Dergiye iki seri yazı vereceğini söyledi: 1 — Amerika’daki (İsevî Bektaşiler = Unitaristler) konusunda, Amerika’da bulunduğu sırada yaptığı mahallî incelemelerini bir seri halinde verebileceğini; 2 — Muhittin Abdal Divanı üzerinde yaptığı sosyal ve dil çalışmalarını bir diğer seri halinde verebileceğini, söyledi. Ben de teşekkür ettim. İstanbul’a döndüm. Maalesef Numan Ataman arkadaşım vaadettiği yazıları yazmaya ömrü vefa etmedi. Buna karşılık rahmetli Orhan Arsal arkadaşım dergi ile yakından ilgilendi. Yazımızı takdirle karşıladı. Genel başkan yardımcısı olduğu T. Birlik Partisi üyelerine dergimizi tavsiye etti. Türkiye Birlik Partisi bütün kademelerine ve partinin ileri gelen şahsiyetlerine dergiden yolladım. İlgilenen olmadı. Bu arada o dönemde TBP İstanbul il başkanı olan Abidin Özgünay arkadaşımla tanıştım. Derginin dördüncü sayısından itibaren dergiyi dizme ve basma masrafını kabullendi. Fakat o sıralarda 12 Mart Muhtırası verildi. Bu muhtıra ile beliren yeni ortamda yayın yapma sakıncalı idi. Ben de yayını durdurdum. Susmayı tercih ettim.” [ibid, 312]

| @ismailenginhd [09.04.2026]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder