[İsmail Engin] “Australia’lı Alevilerin Sesi”, “Melbourne Alevi Merkezi Yayın Organı” olarak “Ocak – Şubat 1995”te yayınlanmaya başlanmıştır. 22 sayfalık ilk sayısının “Yayın Kurulu” Mehmet Gündoğdu ve İlker Aydın’dan ibarettir.
Victoria merkezli derginin ön kapağının sol üst köşesindeki logosu Avustralya kıtasının üzerinde duran, tuttuğu sazını başının üzerinde iki elleriyle kaldırmış ozandır. Grafikte ozanın başı güldür. Sembol olarak Banaz’daki “Pir Sultan Abdal Heykeli”ni andırmaktadır.
“İçindekiler” iç kapaktadır.
Derginin yazıları şunlardır:
Australia’lı Alevilerin Sesi imzalı “Çıkarken” [ibid, 1], Mehmet Gündoğdu imzalı “Dedenin Köşesi – Hü Dost” [ibid, 2], Hayati Doğan imzalı “Bir Başlangıca Merhaba Diyebilmek” [ibid, 3], İlker Aydın imzalı “Can gözü – Şu Alevilik de Olmasa” [ibid, 4-5], T. Yılmaz imzalı “İnsan Hakları Günü 45” [ibid, 6], O. Yılmaz imzalı “Kadın – Toplum Katmanlarında Kadın” [ibid, 7], T. Yılmaz imzalı “Gençlik – Sistem ve Gençlik” [ibid, 8], “Kültür Sanat Edebiyat – Yunus ve Sevgi” [ibid, 9], T. Arslan imzalı “Şehir Başlar – Şiir” [ibid, 10], Hasan Dönmez imzalı “Öykü – Bayram Namazı Hiç Rekattır (Bu gerçek bir yaşam öyküsüdür.)” [ibid, 11-12], Özgül Çınar imzalı “Düşünce – Şiir” [ibid, 13], imzasız “Australia” [ibid, 14-15], imzasız “Göç” [ibid, 16-17], Serdal Çınar imzalı “Cem ve Kültür Evimiz Alındı” [ibid, 18], imzasız “Sosyal ve Kültürel Etkinlikler” [ibid, 19], imzasız “Mizah” [ibid, 20], Fatma Aydın’ın “Dorothy Law Nolte”den çevirisi “Çocuk – Çocuk Nasıl Yetiştirilirse Öyle Yaşar” [ibid, 21], Muharrem Aydın’ın hazırladığı “Bilmece Bulmaca”dır [ibid, 22].
Australia’lı Alevilerin Sesi imzalı “Çıkarken” [ibid, 1] başlıklı yazıda derginin neden çıkarıldığı ve amaçları, sıralanmakta; Alevilik betimlenmektedir:
“(...) İşte Alevilerin Sesi, işte Anadolu insanının sesi. İlk sayısı ile, ‘gerçeğe hü’ diyerek sizleri selamlıyor. Alevilerin Sesi, sadece Alevilerin değil, en geniş anlamıyla Demokrasinin ve İnsan Hakları davasının sesi olmaya aday. Siyasal, Sosyal, Kültürel, Sanatsal ve İnançsal boyutlarıyla istemlerimizi yansıtmaya ve rehber olmaya aday. Australia’da yaşayan insanlarımızın toplumsal değerlerine sahip çıkmaya ve bakış açısına katkıda bulunmaya aday. (...) kültürümüzü yarınlara taşımaya aday. Australia’da Alevi kimliğine sahip çıkmaya aday. (...)
Başka bir inançtan olmak, başka bir kültürden olmak kolaydır. Ancak Alevi olmak, Aleviyim diyebilmek zordur. Bunun ne anlama geldiğini Aleviler gayet iyi bilirler. (...) böyle bir yayın organını çıkarmaya bizi iten asıl neden; Değerlerimize sahip çıkmak, dışımızdaki toplumlara ne olduğumuzu ve ne olmadığımızı anlatmaya çalışmak ve gelecek kuşaklara (...) kültürümüzü taşıyabilme ihtiyacından kaynaklanmıştır. (...) Aleviler hakkında düşünülen bir takım ön yargıları ve yanlış bilgileri ortadan kaldırmaya yöneliktir.
(...) halen buradaki yaşantıya entegre olma konusunda bir takım sorunlarımız vardır. (...) Bizler artık kendimizi Australia’lı Aleviler olarak kabul etmeli ve çalışmalarımızı da bu gerçeği esas alarak yürütmeliyiz. (...)
Alevilik bugünün insanının yaşama biçimi olan, insan haklarına dayalı, özellikle kadını ve çocuğu öne koyan bir yaşam biçimi, bir yol ve felsefi bir yapılanmadır. Anadolu Aleviliği bir din yada mezhep olayı değildir. İnanç yönü de olan ancak, kültürel yönü öne çıkan bir yol ve felsefe birikimidir. (...)” [ibid, 1]
Hayati Doğan imzalı “Bir Başlangıca Merhaba Diyebilmek” [ibid, 3] başlıklı yazıda özetle şu vurgu yapılmaktadır:
“(...) Dernekler kurduk, cemiyetler açtık (...) en önemlisi artık ben Alevi’yim diyebiliyoruz. (...) bunca rahatlık varken Alevi’liğin ne demek olduğunu öğrenmemek yapılabilecek en büyük hatadır bence. (...)
Kendine Alevi’yim diyenlere seslenmek istiyorum. Şu soruyu kendinize bir kez daha sorun Alevi ne demektir?” [ibid, 3]
İlker Aydın imzalı “Can gözü – Şu Alevilik de Olmasa” [ibid, 4-5] başlıklı yazıda, Aleviler ve siyaset – siyasi partiler ilişkisine, medyada Alevilerin tartışılmasına ve zamanlamasına dikkat çekilmektedir.
T. Yılmaz imzalı “Gençlik – Sistem ve Gençlik” [ibid, 8] adlı yazıda, Avustralya’daki “Türkiyeli gençlerin büyük bölümü işsiz” ibareleri vardır.
İmzasız yayınlanan “Göç” [ibid, 16-17] başlıklı yazıda, göç kavramı;, Türkiye’den diğer ülkelere doğru akan nüfus – göç ile Avustralya’ya olan göç üzerinde durulmaktadır. Buna göre;
“(...) Australia ve Türkiye arasındaki göç antlaşması 5 Ekim 1967’de imzalandı. (...) ilk kafile Ekim 1968’de Sydney’e Kasım 1968’de Melbourne geldi. (...)
(...) 26 yıl içinde Türkiye’deki sosyal ve ekonomik bozukluklar, Türk parasının hızlı değer kaybetmesi, enflasyonun çok yüksek boyutlara ulaşması (...) insanları Avustralya’ya yerleşmeye zorladı. (...)
1974’den sonra Australia hükümeti Türkiyeden göçü azalttı. Bu tarihten sonra gelenlerin çoğunluğunu aile birleşimi, evlilik, ve özel statülü göçler (sığınma v.b.) oluşturdu. (...)” [ibid, 17]
Serdal Çınar imzalı “Cem ve Kültür Evimiz Alındı” [ibid, 18] başlıklı yazıdaysa, Melbourne Alevi Kültür Merkezi’nin 1992 yılında kurulduğu, 2,5 yıllık bir çalışma sonucunda Cemevine kavuştuğu, bu amaçla alınan binanın tamir edilmesine başlandığı ifade edilmektedir. Mildura’daki Alevilerin bir yıl önce Cemevlerine kavuştukları hususuna da atıf yapılmaktadır.
İmzasız yayınlanan “Sosyal ve Kültürel Etkinlikler”de [ibid, 19] 31 Ekim ve 27 Kasım [1994?] günlerinde iki “Kadınlar Matinesi” gerçekleştirildiği; 20 Kasım’da [1994?] “Abdal Musa Pilavı” günü yapıldığı ve “Abdal Musa adına 14 kurban” kesildiği, 26 Kasım’da [1994?] “Gençlik Eğlence Gecesi” düzenlediği yazılmaktadır. | @ismailenginhd [16.04.2026]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder