[İsmail Engin] Yeni olan pek bir şey yok!
Akademi keskin kutuplaşmalardan nasibini alıyor.
"Gelenek" adı altında birbirine benzetilmiş halk oyunları ekipleri gibi, tek tip düşünce kümeleri oluşuyor.
Herkes kendi mahallesinde "ilmî toplantılar" düzenliyor; aynı fikirler dönüp dolaşıp yeniden üretiliyor.
Taraftarları eşliğinde dijital ansiklopediler büyük bir iştahla hazırlanıyor:
Uzun, detaylı maddeler yazılıyor. Bazı başlıklar iki satırı buluyor [insaf gerçekten]. Ve oysa dijital dünyada bir içeriğe ayrılan süre 30 saniyeyi bile geçmiyor.
Yayınlar yapılıyor:
Ortaya çıkan metinler çoğu zaman kütüphanenin tozlu raflarında sessizce kalıyor. Dili ağır, üslûbu kapalı, derdi muğlak… sanki "yayımlandı" demek yeterliymiş gibi.
Tartışmalar sık sık bir güç gösterisine dönüşüyor:
"Benim görüşüm seninkini bastırır" tonunda konuşmalar… referanslar havada uçuşuyor: Foucault şöyle demiş, Gramsci böyle demiş… [tamam onlar öyle demiş de peki ya sen ne diyorsun?]
Eskiler hızla reddediliyor, yerlerine yenisi konulamıyor. Oysa, sadece eleştirmek yetmiyor; yerine yeni bir yöntem, yeni bir yaklaşım inşa etmek gerekiyor.
Bunun için köklü bir zihniyet değişimi şart. Bu da ideolojik kalıplarla mümkün görünmüyor.
Öte yandan, sosyal bilimcilerin yerini hızla yapay zekâ dolduruyor.
X kuşağı Facebook'ta, Telegram'da, X'te ..
Z kuşağı Instagram, TikTok ve Reddit'te.
Alfa kuşağı ise, TikTok ve Snapchat'te.
Ücretli sosyal medya paltformlarını kullanarak algoritmayı aştığını ve polemiklerle "taraftar" oluşturduğunu sanan yanılıyor... | @ismailenginhd [23.03.2026]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder