[İsmail Engin] Herkesin kendine göre bir töreni, kendine göre bir “biz”i ve doğal olarak bir de “onlar”ı var. Alevi-Bektaşi dünyasındaki tartışmaların belki de en temel sorunu tam burada düğümleniyor.
İnanç tanımından etnik kimliğe, siyasetten örgütlenmeye, dinî yapılardan anma törenlerine kadar hemen her başlıkta farklı kamplar, farklı temsil iddiaları ve farklı “biz”ler [ve “onlar”] bulunuyor.
İnanç açısından Aleviliği İslam içinde görenler de var,
İslam dışında tanımlayanlar da. Şamanist, Zerdüşt, kadimci veya gelenekçi
referanslarla açıklayan yaklaşımlar cabası. Etnik kimlik söz konusu olduğunda
Türk[men], Kürt, Arap ve başka kimlikler öne çıkıyor. Siyasette farklı partiler
ve siyasi çizgiler üzerinden ayrışmalar belirginleşiyor.
Dinî yapıların çeşitliliğini ise birkaç başlıkla anlatmak
neredeyse mümkün değil.
Örgütlenme alanındaki tablo da bundan farklı değil.
Kimi Belediyeler, dernek ve federasyonlar ile vakıflar
bir tarafta; Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ilişkili yapılar ve başka dernek,
federasyon ve vakıflar diğer tarafta. Etkinlik afişlerinde destekçiler
belirtilirken, kiminin Belediye logosu, kiminin Kültür ve Turizm Bakanlığı
logosu bulunuyor. Belediyenin de devletin bir aygıtı olduğu unutulup yüksek sese
“devlet Alevisi değiliz, olmayacağız” diyenler görülüyor.