Bu Blogda Ara

12 Eylül 2017 Salı

11 Eylül 2017 Pazartesi

Blindsee - Zugspitzblick / Wettersteinmassiv (2017)

Blindsee - Zugspitzblick / Wettersteinmassiv
© Foto: İsmail Engin, Fernpass, Imst, Tirol, 2017,
Blindsee, Koord: 47° 21′ 45.07″ N, 10° 50′ 50.5″ E ;
Fernpass, Koord: 47° 21′ 45″ N, 10° 49′ 51.6″ E

10 Eylül 2017 Pazar

Türkiye'de Fotoğraf, Antropoloji ve Alevilik


İsmail Engin : Türkiye'de Fotoğraf ve Antropoloji, 2'58'' [03.10.2025]


[İsmail Engin - @kanalkultur] Claude Lévi-Strauss [1908-2009], sadece yapısalcılık (Strukturalismus) denilince akla gelmiyor. O, etnolojik - etnografik veya antropolojik çalışmada fotoğraf denilince de akla gelen ilk isimlerden biri oluyor. Zira, Lévi-Strauss'un fotoğrafları, Brezilya'da Mato Grosso ve Amazon bölgelerinde incelediği yerli kabilelerin kültürünü 1930'lu yıllar için görünür kılıyor.

Kültürü görünür kılarak çözümlemeyi ve meraklısıyla buluşturmayı da hedefleyen, antropoloji - fotoğraf, antropolog - fotoğrafçı bağlamında belirtelim ki:

Alanda fotoğraf çekmenin günümüzde a) bilgi sırrı ve b) kişilik hakları kapsamında yasal olarak sorunlu bir yanı var.

Sözü edilen sorunun aşılmasının dışında, antropoloğu en çok uğraştıran başka bir tarafı bulunuyor. O da fotoğrafın künyelendirilmesi...

Fotoğrafın akademik anlamda kullanılabilecek, betimlenebilecek, çözümlendirilebilecek bir malzeme haline dönüştürülmesi; aynı şekilde bir kültür objesi olarak geleceğe aktarımının sağlanabilmesi için arşiv malzemesi niteliğini kazanabilmesi, uzun ve zahmetli bir iş.

Fotoğraf çekilen makinanın teknik özellikleri kadar, fotoğrafın ne zaman, nerede ve nasıl - hangi koşullarda çekildiği de bu meyanda önem kazanıyor.

Muhtemelen, görünür bir kültürel obje olarak fotoğrafın okunması, kullanılmasının içerdiği sorunlardan hareketle, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Halkbilim Bölümü'nde antropolog - folklorist Muhtar Kutlu tarafından "Görsel Etnografi" dersleri veriliyor.

8 Eylül 2017 Cuma

Ötztal - Längenfeld (2017)

Ötztal - Längenfeld © Foto: İsmail Engin, Imst, Tirol, 2017,
Koord: 47° 4′ 0″ N, 10° 58′ 0″ E

Jerzens (2017)

Jerzens © Foto: İsmail Engin, Imst, Tirol, 2017,
Koord: 47° 8′ 59.06″ N, 10° 44′ 48.26″ E
 

6 Eylül 2017 Çarşamba

Aleviler Arasında İslam-İçi ve İslam-Dışı / Din Tartışmasında İlkler: American Missionary Herald'taki Mektuplar ve Ali Gako'nun Öyküsü

[İsmail Engin - @kanalkultur] 1990'larda "Aleviler arasında" başlayan ve sonrasında yürütülen "İslam-İçi" ve "İslam-Dışı" / "Din" tartışmasında "asimilasyon" boyutunun yanı sıra, "siyasal korunma" ve "güvenlik endişesi" boyutlarının da bir şekilde etken olduğu ifade edilebilir.

Bu bağlamda, 19. yüzyılın ikinci yarısında American Board of Commissioners for Foreign Missions'a (ABCFM) bağlı protestan misyonerlerin çalışmalarının kaydını tutan American Missionary Herald (MH) adlı süreli yayını irdeleyen Ayfer Karakaya-Stump'un "Alevilik Hakkındaki 19. Yüzyıl Misyoner Kayıtlarına Eleştirel Bir Bakış ve Ali Gako'nun Öyküsü" (2002) başlıklı makalesi önemlidir.

Belirtilen makalesinde, Osmanlı Hükümeti'nin "İmparatorluk sınırları içerisindeki İslami unsuru pekiştirip güçlendirme çabasına" giriştiğini vurgulayan yazar, bu bağlamda camisi olmayan köylere cami yapımının teşvik edildiğine atıf yapmaktadır. Karakaya-Stump'a göre,
"Sünni cemaate dahil olmayanlar büyük bir olasılıkla misyonerlik faaliyetleri itibariyle de yüksek risk grupları olarak görülmüştür ve bu gruplar birçoklarına göre İmparatorluğun bel kemiğini oluşturan Milleti İslamiye'nin misyonerlik faaliyetleri karşısındaki yumuşak karnıdır."
"Protestant Kurd"ve "Kızılbaş" Ali Gako'nun misyonerlerle olan macerası örneğinde belirtilen tarih diliminde Alevilere yönelik dış ve iç bakışı ele yazar, "American Board of Commissioners for Foreign Missions" görevlilerinden örneğin Mr. Ball'in
"Kızılbaşlar tam anlamıyla Müslüman olarak kabul edilemezler. Onların dini daha ziyade Hıristiyanlık, Müslümanlık ve paganizmin bir karışımı gibi görünüyor." 
"(...) dini inançları hakkında kesin bilgi edinmek çok zor, çünkü Müslümanların gerçek kimliklerini öğrenmelerinden aşırı derecede korkuyorlar." 

Alevilikte İslam-İçi ve İslam-Dışı / Din Tartışması: Piri Er, Anadolu Aleviliğinde iki Ali vardır ve Hz. Ali hiçbir zaman bir Alevi olmamış, Alevi gibi düşünüp yaşamamış, diyor...

[İsmail Engin - @kanalkultur] Aleviler arasında Aleviliğin İslam-içi veya İslam-dışı ya da bir din olup olmadığı hususundaki tartışmalarda görüşlerine dikkat çekmek istediğimiz bir başka isim, “Hacıbektaş Deklarasyonu” (2017) imzacılarından “dedesoylu” Piri Er’dir.

Sivas-Divriği-Gökçebel Köyü doğumlu, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Halkbilim Bölümü mezunu “dedesoylu” Piri Er, “Geleneksel Anadolu Aleviliği” (1998) adını verdiği kitabında, “herkesin bir ucundan tutup çekiştirdiği Anadolu Aleviliği bu anlaşılmazlığın ve kısır çekişmelerin acılarını çekiyor” (Er 1990: Önsöz) diyordu.

Ona göre, bir yandan “İran Şiiliği ile özdeşleştirilmeye ve kaynaştırılmaya” yönelik faaliyetlerle “tahrif” olan Anadolu Aleviliği, öte yandan “politik amaçlarla” ve “oy tacirliği ile kimi Alevi dedelerince pazarlanmaya” da çalışılıyor; “bu aymazlıklar içinde kendi kimlik sorununu çözmeye, kendini tanıtmaya ve tanıtmaya” çabalıyordu. Ancak, bilimadamı ve uzmanların tartışmaları, bir başka çözümsüzlük noktasını oluşturuyor, Anadolu Aleviliği bu bağlamda bir çıkmazı yaşıyordu. (Er 1998: Önsöz)

Yazar, kitabında, “Bana göre, yapılan tasnif ve tanımlamaların tek başına birine doğru diğerlerine yanlış demek mümkün değildir” kaydıyla, “Anadolu Aleviliği yaşama biçimi olarak bir kültür, düşünce biçimi olarak bir felsefe, duygu biçimi olarak bir inanç olma özelliği taşır. Ancak bunların ağırlık dereceleri farklıdır.” görüşlerini de paylaşıyordu.

Piri Er, kaleme aldığı eserinde (1998: Önsöz), Anadolu Aleviliğine yönelik tartışma konularından birinin “kaynak sorunu” olduğunu vurguluyor; buradan hareketle şu hususları dile getiriyordu:

5 Eylül 2017 Salı

Aleviler Arasında İslam-İçi ve İslam-Dışı / Din Tartışmaları Nasıl Başladı? Prof. Dr. Fuat Bozkurt'tan Nejat Birdoğan'a

[İsmail Engin - @kanalkultur] "Aleviler arasında", belirleyebildiğimiz kadarıyla ilk kez, kendisi de dedesoylu olan Prof. Dr. Fuat Bozkurt, 1990 yılında yayınlanan "Aleviliğin Toplumsal Boyutları" adlı eserinde, Aleviliğin "bir Anadolu dini" olduğunu ifade ediyordu.

Bozkurt, bu bağlamda şu görüşleri dile getiriyordu:
"Bizim inancımıza göre Alevilik Anadolu'da toplumsal olayların ortaya çıkardığı Orta Asya'dan Ön Asya'ya değin bir çok dinlerin izlerini taşıyan bir Anadolu dinidir. İslamlık onun üzerine çekilmiş bir örtüden öteye gidememiştir." (Bozkurt 1990: 14)
Bir süre sonra,  "dedesoylu" Muharrem Naci Orhan'ın önerisi / çıkışı, "Aleviler arasındaki "İslam-İçi" ve "İslam-Dışı" / "Din" tartışmasının zemini / temeli açısından önemli ve dikkat çekiciydi.

Devleti Alevilere yönelik bir baskı unsuru olarak gören Muharrem Naci Orhan, "Baskıdan kurtulmanın yolu hıristiyan olabilmek ise, ki ben öyle görüyorum, hıristiyan olup azınlık haklarını elde ederiz" diyor ve arkasından şunu ekliyordu:
"Ben eğer zulümden kurtulacaksam Muhammed demem de İsa derim. Hıristiyan olunca benim elimden Ali ve Muhammedi almıyorlar ki! Yine severim ve ona dua ederim. Hıristiyanlığın bir mezhebi olurum. Hıristiyanlık sadece üç mezhepten oluşmuyor. Bir mezhep de Alevilik olsun." (Özkan 1994: 25)  
"Dedesoylu" Muharrem Naci Orhan'ın belirtilen ilgili çıkışını, Abidin Özgünay,

4 Eylül 2017 Pazartesi

Alevilikte İslam-İçi ve İslam-Dışı / Din Tartışması: Burhan Oğuz'a göre, Hz. Ali, hiçbir zaman Alevi olmamıştır...

[İsmail Engin - @kanalkultur] Aleviliğin "İslam-İçi" ve "İslam-Dışı" / "Din" olup olmadığı tartışmasında en dikkate aldığım ve anlamaya çalıştığım yazar, Burhan Oğuz'dur. Burada onun konu hakkındaki görüşlerini okura aktarıyorum:

Burhan Oğuz, "Hz. Ali, hiçbir zaman 'Alevî' olmamıştır"; "Alevilik", "Anadolu adamının malı" olan binlerce yıllık bu "ana düşünce", "İslâmî cilâ" altında yaşamaktadır, diyordu...

Birinci cildi 1976'da yayınlanan [İstanbul Matbaası, İstanbul 1976, 925 S.] "Türkiye Halkının Kültür Kökenleri, Teknikleri, Müesseseleri, İnanç ve Âdetleri" [C. I. Giriş: Beslenme Teknikleri. İstanbul 1976; C. II. Tarım Hayvancılık Meteoroloji. Bölüm I: İnançlar. İstanbul 1982 (Sedat Simavi Sosyal Bilimler Ödülü), C. II. Bölüm 2: Müesseseler. İstanbul 1988, C. II. Bölüm 3: Teknikler. Aile Üretim İlişkileri. İstanbul 1995, C. III. İnşa, Isıtma ve Aydınlatma Teknikleri. İstanbul 2001, C .IV. - Dokuma ve Giyim Teknikleri, İstanbul 2004, C. V. - Halk Eczacılık ve Sağaltına Teknikleri. İstanbul 2005] başlıklı kapsamlı yayınıyla kültür tarihi konusunda çalışan araştırmacılar tarafından tanınan Burhan Oğuz , "Mezartaşında Simgeleşen İnançlar" [Can Matbaa, İstanbul 1983] başlıklı başka bir yapıtıyla din konusuna eğilirken, US Düşün ve Ötesi'nde kaleme aldığı "Antik ve Hıristiyan Anadolu Din ve Kültürlerinin Aleviliğe Etkileri" [Sayı 5, Sayfa: 5 – 22] başlıklı makalesinde – ki bu makalesi de yazar tarafından yeniden gözden geçiriliyor ve aynı adla İsmail Engin / Erhard Franz editörlüğünde yayınlanan "Aleviler / Alewiten" adlı 3 ciltlik eserin "Kimlik ve Tarih / Geschichte und Identität" başlığını taşıyan ilk cildinde (2000) yer alıyordu; yine Anadolu Sanat Yayınları'nda çıkan "Anadolu Aleviliğinin Kökenleri" [İstanbul 1984: 365-396] başlıklı makalesiyle, - ki bu makale de daha sonra aynı adla Cemal Şener'in editörlüğünde yayınlanan "Alevilik Üzerine Ne Dediler" adlı kitapta yeniden okurla buluşuyordu (1990) – bu kez doğrudan Aleviliği ele alıyordu.

Söz konusu çalışmalarda Burhan Oğuz (2000),