[İsmail Engin] Altan Tan, 3 Eylül 2021'de The Independent Türkçe'de yayımlanan "Dünyaya ve siyasete yeni bir bakış" başlıklı "Yeni Anayasa" talep ettiği yazısında, Türkiye'nin "Alevi sorunu"na ilişkin dikkat çekici değerlendirmeler yapıyor.
Tan, sorunun tarihsel köklerini, 1514 Çaldıran Savaşı'na kadar götürüyor ve Osmanlı-Safevi rekabetinin ardından Alevilerin Osmanlı coğrafyasında, Sünnilerin ise İran'da mezhepsel ayrımcılığa maruz kaldığını ileri sürüyor.
Tan'ın yaklaşımının merkezinde, eşit yurttaşlık fikri bulunuyor.
Ona göre; demokratik bir Türkiye'de devlet, vatandaşın inancını kendisinin tanımlamasına saygı göstermeli; Alevilerin ibadet, eğitim ve kültür alanındaki özgünlükleri hukuken ve fiilen tanınmalıdır. Tan, bu bağlamda, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi, Alevi çocuklarının kendi inançlarını öğrenebilmeleri ve kamu hizmetlerinde mezhep temelli ayrımcılığın sona erdirilmesi gerektiğini savunuyor.
Ve Diyanet İşleri Teşkilatı'nın kaldırılmasını değil ama özerkleştirilmesini, farklı din ile mezheplere [muhtemelen Şafiiliğe de] ayrım gözetmeden kamu hizmeti sunmasını istiyor; devletin belirli bir mezhebin [muhtemelen Hanefilik] ihtiyaçlarıyla özdeşleşmesinin önüne geçilmesini öneriyor.
Ancak velâkin; Çaldıran Savaşı'nın Osmanlı-Safevi mücadelesinde yahut rekabetinde ve Anadolu'daki Kızılbaş topluluklarının devlet tarafından algılanışında önemli bir dönüm noktası olduğu, kuşku götürmeyen bir tarihsel olgu.
Ve fakat, "bugünkü anlamı"yla "Alevilik" ile 16. yüzyıldaki Kızılbaşlık ve Safevi - sonrasında ve devamında Şiiliğini tamamen aynı kategoriye koymak tarihsel açıdan da sorunlu.
Tan'ın Alevilikten seslenerek dile getirdiği siyasal öneri, esasen Diyanet'e yönelik örtük ve Kemalizme yönelik açık bir tartışmaya çağrı yapıyor:
"Devlet, yurttaşların inançları karşısında eşit mesafede durmalı mıdır?"
Cemevlerinin statüsü, zorunlu din eğitimi, Diyanet’in yapısı ve kamu kurumlarında mezhep ayrımcılığı iddiaları, Türkiye'de Alevi sorunun hâlâ çözüm bekleyen başlıkları arasında yer alıyor. Ve bu bağlamda, tartışmanın yalnızca Sünni-Alevi gerilimi üzerinden değil, anayasal eşitlik, inanç özgürlüğü ve devletin din karşısındaki tarafsızlığı üzerinden yürütülmesi gerekiyor.
Tan'ın Kemalizm'e ilişkin görüşleri, sorunu, daha geniş bir devlet-toplum tartışmasına taşıyor.
Altan Tan, devletin Kemalist ideolojik ve törensel unsurlardan arındırılmasını savunuyor ve Kemalizmin bizatihi ayrıştırıcı olduğunu ileri sürüyor.
Onun bu yönündeki görüşü, "Alevi sorunu"ndan bağımsız olarak Türkiye'nin laiklik, cumhuriyetçilik ve devletin ideolojik "niteliği" üzerine devam eden tartışmalara işaret ediyor... | @ismailenginhd [27.8.2026]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder