Bu Blogda Ara

19 Eylül 2013 Perşembe

Yaşar Kemal

[İsmail Engin] 1923'te Adana Hemite (Göğceli) köyünde doğan ve ebeveynlerinden birisi Türk, diğeri Kürt, asıl adı da "Kemal Sadık Göğceli" olan, 1997 yılı Frankfurt Kitapçılar Fuarı Barış ödülü sahibi Yaşar Kemal, 19.10.1997 günü düzenlenen ödül töreninde, ödüle teşekkür konuşmasında yaşamından bir kesit aktarıyordu.

Yaşar Kemal bu konuşmasında onyedi, onsekiz yaşına kadar bir destan anlatıcısı ve bir folklor derlemecisi olduğunu söylüyor; bir yandan Çukurova'da gezgin destancılardan öğrendiği destanları, Toroslar'da köy köy dolaşarak anlattığını, diğer yandan da ağıtlarla –ki onlar kadınların ölümler üstüne söyledikleri şiirlerdir– halk şairlerinin şiirlerini derlediğini belirtiyordu.[1]

Gerçekten de "Kemal Sadık Göğceli" ya da "Yaşar Kemal" bir folklor-halkedebiyatı derlemecisi olarak tanındı. Onun, önce Adana'da çıkan "Görüşler" dergisinde maniler üzerine yaptığı derlemeleri 1941'de yayınlandı.[2] Arkasından ağıtları derlediği kitabı[3] basıldıktan sonra, İstanbul'da aylık yayınlanan Türk folklorunun klasik dergisi "Türk Folklor Araştırmaları"nda 1952-1958 yılları arasında tekerlemeler[4], türküler ve ağıtlar[5], efsaneler[6] üzerine halkedebiyatı alanında; kilimcilik[7] üzerine ise, etnografya alanında yaptığı derlemeleri yer aldı.

Yaşar Kemal'in 1961'de İstanbul'da çıkmaya başlayan "İmece" dergisinde halk ve sanat ile gelenekleri içeren makaleleri yayınlandı.[8] Halkedebiyatı alanında yaptığı derlemelerin dışında, 1981'de İstanbul'da yayınlanan "Sanat Olayı" dergisinde, halkedebiyatıyla yazılı edebiyat arasındaki bağlantıları ele aldı.[9]

Bu arada, "Üç Anadolu Efsanesi" (Köroğlu'nun Meydana Çıkışı-Karacaoğlan-Alageyik) (1967), "Ağrı Dağı Efsanesi" (1970), "Binboğalar Efsanesi" (1971) gibi eserleriyle efsaneleri romanlaştırdı.

Öte yandan "Dağın Öteki Yüzü" başlığını taşıyan "Ortadirek" (1960), "Yer Demir Gök Bakır" (1963), "Ölmez Otu" (1968) üçlemesi; "Yılanı Öldürseler" (1976) gibi Güney Anadolu gerçeklerini dile getiren yapıtları ve "Teneke" (1955) adlı oyunu ile "Höyükteki Nar Ağacı" (1982) adlı eseri efsaneleri, batıl inançları, töreleri, gelenek ve görenekleri kısacası halk kültürünü tüm yalınlığıyla yansıttı; söz konusu eserlerdeki "folklorik" gereç zenginliği Türk folkloru için başlı başına bir inceleme alanını oluşturdu.[10]

Yaşar Kemal, halk masallarından yararlanarak "Filler Sultanı" ile "Kırmızı Sakallı Topal Karınca" (1977) adlı eserini de yazdı.

Yaşar Kemal, 1950'ye kadar pamuk tarlalarında ırgatlık, tabelacılık, öğretmen vekilliği, kütüphanede odacılık, pirinç tarlarında su bekçiliği, traktör şöförlüğü, arzuhalcilik yaptı.[11]

1950'de ilk kez cezaeviyle tanıştı; Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesine aykırı eylemde bulunduğu gerekçesiyle, "siyasal suçlu" oldu ve tutuklandı.

1951-1963 arasında gazetecilik yaptı.

1962'de 1961'de kurulan ve sosyalist ideolojiyi benimseyen Türkiye İşçi Partisi'ne girdi. Ayni tarihte İstanbul'da yayınlanan ve Türk solunun önemli bir dönüm noktasını oluşturan "Yön" dergisinde yazdığı siyasi içerikli iki makale dikkat çekti.[12] Daha sonra, 1984'te Ankara'da çıkan "Yeni Olgu" dergisi için siyasi içerikli bir makale yazdı.[13]

Yaşar Kemal, 1961 yılından başlayarak, direkt olarak toplumsal sorunlara da yöneldi ve "Taş Çatlasa" (1961), "Baldaki Tuz" (1974) ile "Ağacın Çürüğü" (1980) adlı eserlerini kaleme aldı.

Bu arada, ünlü romanı İnce Memed'i (I-IV) (1955-1987) yazdı. İnce Memed'te halk kültüründen yola çıkararak dönemin ideolojik yapısına eleştiriler yöneltti.

Yaşar Kemal, feodaliteden çok partili rejime geçişte Anadolu'nun geçirdiği sosyal / kültürel değişimleri sosyologlara ve antropologlara malzeme olacak nitelikte kaleme aldı. O, romanlarına sürekli olarak feodaliteye karşıtlığını yansıttı.

1963'ten itibaren serbest romancıdır.

1973'te Yazarlar Sendikası'nın kuruluşuna katıldı ve bu sendikanın 1974-1975 yılları arasındaki ilk genel başkanlık görevini yürüttü.

Yaşar Kemal, kimi sanatçıları ve uğraşlarını tanıtan tanıtım yazıları da yazdı.[14]

Akdeniz kültürüyle ilgilendi ve onun üzerine de kimi yazılar yazdı. "Sanat Olayı" dergisinde bu konuyla ilgili olarak yazdığı makalenin yanı sıra 1986 yılında İstanbul'da çıkan "Hürriyet Gösteri" dergisinde Akdeniz kültürünü işleyen bir yazısı yayınlandı.[15]

"Çakırcalı Efe" (1972), "Demirciler Çarşısı Cinayeti" (1973), "Yusufcuk Yusuf" (1975), "Al Gözüm Seyreyle Salih" (1976) ve "Kanın Sesi" (1991) diğer önemli eserleri arasında sayılabilir.

Yaşar Kemal, hayatını etkileyen üç önemli olayın ilkinin beş yaşındayken, babasının gözlerinin önünde "kan davası" nedeniyle öldürülmesi; ikincisinin 1996'da arabuluculuk yapmasına rağmen, cezaevlerinde açlık grevi yapanlardan 12'sinin ölmesi; üçüncüsünün de 1997'de Eşber Yaşmurdereli'nin tutuklanması olduğunu söylemektedir.[16]

Frankfurt'ta, Türkiye'deki "otoriter rejim"e karşı mücadele ettiği için ödüllendirilen Yaşar Kemal, Kürt sorununun barışçı yollarla çözümlenmesini savunmaktadır.[17] Ancak, bu konudaki görüşleri nedeniyle zaman zaman mahkemelere verildi ve cezalar aldı. 1995 yılında 1 yıl 8 ay hapse mahkum oldu, ancak cezası ertelendi. 5 yıl aynı konuyla ilgili yazı yazmama cezası verildi. "Düşünce suçlusu" oldu.

Yaşar Kemal, ödülünü almak için Almanya'ya geldiğinde, Türkiye'deki demokrasiyi "oyuncak demokrasi" olarak tanımladı, halkın tek demokratik hakkının "oy kullanmak" olduğunu belirtti.[18] Türkiye'nin Kürt sorunu çözülmeden demokrasiye kavuşamıyacağını, modernleşemiyeceğini vurguladı.[19] Türkiye'nin bölünmesini hiçbir zaman istemediğini dile getiren Yaşar Kemal, "Kürtlerin dilinden ve kimliğinden başka bir şey istemediğini" söyleyerek "Apo bir başlangıç (sebep) değildir, bir sonuçtur" demekteydi.[20]

Bu arada,"Barış İçin Bir Milyon İmza Kampanyası"nın öncüsü ve sözcüsü, Bayrampaşa Cezaevindeki ölüm oruçlarını sona erdiren arabulucular arasında da bulunan Avukat Eşber Yağmurdereli'nin tutuklanarak cezaevine konduğunu[21] öğrenince "ölünceye kadar Türk devletini bağışlamayacağım, onunla dost olmayacağım, o serbest bırakılıncaya kadar roman yazmayacağım"[22] diye tepkisini dile getirdi.

Öte yandan Frankfurt'ta ödüle teşekkür konuşmasında kendisinin barışçı bir yazar olduğunu vurguladı; çok kültürlülüğünün altını çizdiği Anadolu'yu Akdeniz kültürünün bir parçası olarak gördü; Cumhuriyet'in üniter bir devlet oluşturma amacıyla çok kültürlülüğü yasakladığını söyleyerek Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter devlet yapısına eleştiriler yöneltti. Anadolu'da üniter bir devlet kurmanın zor bir iş olduğuna da değindi.[23]

Ancak, Türkiye'yi kötülediği ve yurtdışında jurnallediği gerekçesiyle değişik kesimlerden tepkiler aldı.[24]

Doğru Yol Partisi'nden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Burhan Özfatura, 28 Ekim'de DYP'nin Çiğli'de "Hedef İktidar" toplantısında, Almanya'da WDR'de yaptığı konuşmasında Eşber Yağmurdereli'nin tutuklanmasıyla ilgili olarak "Türk devletini bağışlamıyacağını" söyleyen[25] ve o cezaevinden çıkmadan roman yazmayını bırakacağını belirten Yaşar Kemal için[26], "Kim bu adam. Kıçı kırık iki roman yazmış, kendini ne sanıyor? Kaç paralık adamsın" diyerek[27] ağır eleştiriler yöneltti. Özfatura, bununla da kalmayarak, Yaşar Kemal'in yurtdışında Türkiye aleyhine konuşan bir jurnalci olduğunu[28] beyan etti.

Bunun üzerine, İzmir'deki sivil toplum örgütleri ve yurttaş girişimleri Özfatura'ya karşı, "İzmir artık seni istemiyor" kampanyası çalışmalarına başladı. Özfatura'nın sözlerini İzmir Demokrasi Platformu sözcüsü Ahmet Alagöz "çok çirkin nitelemeler", "gerici anlayışın bir ürünü"; Özgürlük ve Dayanışma Partisi ÖDP Özfatura'nın "takunyacı, gerici" kimliğinin tescili olarak gördü. Edebiyatçılar Derneği "emeğin, birikimin, alınterinin karşısına kapkaççılığı, dolandırıcılığı ve çeteleşmeyi koyarak saldırganlaşan bir düzeyi"n göstergesi şeklinde değerlendirdi.[29] Aynı şekilde Kültür Bakanı İstemihan Talay ve Türkiye Yazarlar Sendikası da Özfatura'yı kınadı.[30] Arkasından İzmir'de toplanan I. Ulusal Kültür Kongresi'nde Özfatura katılımcılar ve izleyiciler tarafından, bu sözlerinden dolayı protesto edildi.[31] Özfatura ise, aynı sözlerin, Çiller tarafından da paylaşıldığını savunarak, siyasi desteğinin olduğunu belirtti.[32] Bu arada Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) gençlik teşkilatı olan Ülkü Ocakları'nın Genel Merkezi tarafından İzmir'de düzenlenen "Türk Bayrağına Saygı" mitinginde, Yaşar Kemal'e yönelik "Türkiye Türktür Türk kalacak, Yaşar piçtir, piç kalacak" sloganları atıldı.[33]

Öte yandan, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk dili ve Edebiyatı Bölümü'nde görevli 11 bilimadamı[34] da Yaşar Kemal'le ilgili tartışmalara ona ağır eleştiriler yönelten bir bildiriyle katıldı. Bu bildiride, Yaşar Kemal'in romanlarının "gerek üslup ve Türkçe'yi güzel kullanma, gerekse işinde yaşadığı toplumun değerlerini benimseme ve yorumlama açısından birçok Türk yazarının yazdığı romanların gerisinde" olduğu ileri sürüldü; onun yurtiçi ve yurtdışı şöhretinin "edebi kişiliğinde değil", siyasi kamplaşmalarda "müfrit bir tarafgir" (aşırı bir taraftar ya da militan) olmasında aranmasının doğru olacağı belirtildi.[35]

Bu bildiri, edebiyat dünyasında tepkilere yol açtı ve Fethi Naci söz konusu bildiriyi "yargısız infaz"; Alpay Kabacalı "çamur" olarak niteledi. Atilla Özkırımlı, bildiriyi hazırlayanların "edebiyat tarihini bilmediklerini"; Ataol Behramoğlu, Yaşar Kemal'in Türkçe'yi güzel kullanmanın ötesinde, bu dile yararcı katkılarda bulunmuş bir yazar olduğunu savundu. Doğan Hızlan da onları "Özfatura'nın Edebiyat Danışmanları kadrosuna yerleştiriyor"du.[36] Gazeteci Ayça Atikoğlu ise, 11 bilimadamının hazırladığı bu bildiriye yazarların ve yazar kuruluşlarının tepki vermemelerini "anlaşılmaz" buldu.[37]

Türkiye'de Yaşar Kemal üzerine bu tartışmalar yapılırken, 13 Kasım günlü Hürriyet Gazetesi'nin Almanya baskısında Zafer Şenocak, tartışmalara değişik bir açıdan katıldı ve yeni bir tartışma alanının açılmasına yol açtı. Ona göre Yaşar Kemal iyi bir tarihçi değildi. Bunun üzerine aynı gazetenin Almanya baskısında yer alan ve Hikmet Bil'in yönettiği "Serbest Kürsü: Düşünenlerin düşüncesi" adlı köşede Yaşar Kemal'in tarihçi olup olmadığını tartışan yazılar yer aldı. Bu köşeye yazanlardan Alper Öktem, Şenocak'ın aksine, yazarın iyi bir tarihçi olduğunu ileri sürdü ve onun söylediği "Türk, Kürt, Laz Çerkez" sözüyle "PKK Kürt sorunun sonucudur" sözlerinin bunun kanıtı olduğunu belirtti.[38] Tartışmaya katılan Mehmet Şekeroğlu, yazarın "Düşünce Özgürlüğü ve Türkiye" adlı yazısından yola çıkarak, bu yazısında Hitler dönemi Almanya'sıyla günümüz Türkiye'sini karşılaştırmasının tarihi bir hata olduğunu söyleyerek, iyi bir tarihçi olmadığını ileri sürdü.[39] İshak Arslan da Öktem'e karşı çıktı, "Yaşar Kemal iyi bir tarihçi olabilir" dedikten sonra, "onu aynı zamanda iyi bir tarihçi yapanlar; Türkiye Cumhuriyeti'ne ulu orta küfretmenin, iyi bir tarihçi olmaya yettiğini söylemek istiyorlar" görüşünü savundu.[40] Abbas Karaosmanoğlu, resmî Türk ideolojisine sahip çıkarak, buna sahip çıkmayanların tarihçiliğinin sorgulanması gerektiğini belirtip, Şekeroğlu ve Arslan gibi Öktem'in görüşlerine veryansın etti.[41] Ersin Öğretmenoğlu "Yaşar Kemal iyi bir tarihçidir" demenin "tartışılır"lığına dikkat çektikten sonra, onun tarihçi olmadığını, romancılığına destek olan Türk okuyucusu için iyi bir romancı ve siyasi görüşlerinin birilerinin onaylayıp, birileri tarafından eleştirilmesinin de doğal olduğunun altını çizdi.[42]

Herşeye karşın Yaşar Kemal, ideolojisinin çizgileri kalın, abartılı konuşabilen, bazen radikal, bazen bölücü çizgidekilerle aynı söylemde birleşen, bazen muhafazakâr görünen bir sanatçı olarak[43] tanımlanıyor.

Ve Yaşar Kemal'in, Cumhuriyet döneminin yetiştirdiği, sesini dünyaya duyuran başarıdan başarıya koşabilen bir örnek,[44] "Türkiye'nin yazarı" olduğu ifade ediliyor.[45] [İsmail Engin]

Notlar

[1] Bkz. Hürriyet, 25.10.1997, S. 16.
[2] Bkz. Göğceli, Kemal Sadık (1941a): "Çifte Çapa Mânileri" Görüşler, 37: S. 13-15; Göğceli, Kemal Sadık (1941b): "Çifte Çapa Mânileri" Görüşler, 38: S. 10-14; Göğceli, Kemal Sadık (1941c): "Çifte Çapa Mânileri" Görüşler, 39: S. 25-27.
[3] Bkz. Göğceli, Kemal Sadık (Derleyen) (1943): Ağıtlar. 1. Adana: Türk Sözü Basımevi, 72S.
[4] Bkz. Göğçeli, Yaşar Kemal (1952): "Tekerlemeler Nerede, Nasıl ve Ne Zaman Söylenir?" Türk Folklor Araştırmaları, ıı, 32: S. 497-498.
[5] Bkz. Göğceli, Yaşar Kemal (1953): "Sarıyıldız. Maviyıldız" Türk Folklor Araştırmaları, ııı, 51: S. 801-803; Göğceli, Yaşar Kemal (1954a): "Alageyik" Türk Folklor Araştırmaları, ııı, 54: S. 850-852; Göğceli, Yaşar Kemal (1954b): "Halk Türkülerimizin Doğuş Hikâyeleri: İnce Mehmet" Türk Folklor Araştırmaları, ııı, 56: S. 889-891; Göğceli, Yaşar Kemal (1954c): "Türkülerimizin Doğuş Hikâyeleri" Türk Folklor Araştırmaları, ııı, 60: S. 949-950.
[6] Bkz. Göğçeli, Yaşar Kemal (1957): "Van Gölü, Turnalar Gölü" Türk Folklor Araştırmaları, ıv, 90: S. 1427-1428.
[7] Bkz. Göğçeli, Yaşar Kemal (1958): "Eski Türk Kilimleri ve Kilimcilik Geleneği" Türk Folklor Araştırmaları, v, 107: S. 1707-1709.
[8] Bkz. Yaşar Kemal (1961a): "Halk ve Sanat" İmece, 1; Yaşar Kemal (1961b): "İmece" İmece, 2.
[9] Bkz. Yaşar Kemal (1981a): "Sözlü Edebiyat'tan Yazılı Edebiyat'a" Sanat Olayı, 6: S. 8-9; Tan Edebiyat Yıllığı, 1982, S. 58-63.
[10] Bkz. Sedat Veyis Örnek (1977): Türk Halkbilimi. Ankara: İş Bankası Kültür Yayınları, Nr. 180, S. 38.
[11] Bkz. Doğan Hızlan (1997): "Yaşar Kemal: Çukurova düşlerimin ülkesi-Özel Röportaj 2", Hürriyet, 15.10.1997, S. 10.
[12] Bkz. Yaşar Kemal (1962a): "Ağalar" Yön, 16; Yaşar Kemal (1962b): "Kasaba Politikacıları" Yön, 22.
[13] Bkz. (Göğceli), Yaşar Kemal (1984): "Homongolos Kafa" Yeni Olgu, ıv, 10: S. 8-9.
[14] Bkz. (Göğceli), Yaşar Kemal (1981b): "İlhan Koman ya da Heykelde Şiir" Milliyet Sanat, 20: S. 13.
[15] Bkz. Yaşar Kemal (1981c): "Akdeniz'deki Kültür Kökeni" Sanat Olayı, 7: S. 16-18; Yaşar Kemal (1986) "Akdeniz Kültür Çemberi" Hürriyet Gösteri, 74: S. 18-19.
[16] Bkz. Hürriyet, 26.10.1997, S. 11; Milliyet 26, 10.1997, S. 9.
[17] Bkz. Nilgün Cerrahoğlu (1997): "Kemal ya da Eşber hayat boyu muhalefet", Milliyet, 23.10.1997, S. 16.
[18] Bkz. Milliyet, 19.10.1997, S. 7.
[19] Bkz. Milliyet, 19.10.1997, S. 7.
[20] Bkz. Hürriyet, 27.10.1997, S. 16; Milliyet, 27.10.1997, S. 6.
[21] Bkz. Nilgün Cerrahoğlu (1997): "Kemal ya da Eşber hayat boyu muhalefet", Milliyet 23.10.1997, S. 16.
[22] Bkz. Hürriyet, 26.10.1997, S. 11; Milliyet, 26.10.1997, S. 9.
[23] Bkz. Hürriyet, 25.10.1997, S. 16.
[24] Bkz. Mehmet Yenal (1997): "Yaşar Kemal'e açık mektup", Hürriyet, 24.10.1997, S. 14; Ertuğ Karakullukçu (1997a): "Cumhuriyet düşmanları", Hürriyet, 29.10.1997, S. 13; Fügen Karre "Yaşar Kemal Efsanesi" Hürriyet, 29.10.1997, S. 14; Ertuğ Karakullukçu (1997b): "Yaşar Kemal ve köken saplantısı", Hürriyet 30.10.1997, S. 11; Ertuğ Karakullukçu (1997c): "Yaşar Kemal ve hazin yalnızlık", Hürriyet, 31.10.1997, S. 13; Ertuğ Karakullukçu (1997d); "Yaşar Kemal'in acı mesajı", Hürriyet 4.11.1997, S. 13; Ahmet Bulut (1997): "Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk, Atatürkçüler ve Yaşar Kemal!" Hürriyet, 8.11.1997, S. 14; Hüseyin Aköz (1997): "Yaşar Kemal'i protesto ediyorum", Hürriyet, 13.11.1997, S. 14; Ali Haydar Eren (1997): "Hırsız Yaşar Kemal!", Hürriyet, 15.11.1997, S. 14; Hüseyin Pekin (1997): "Sayın Yaşar Kemal, sizi anlamıyoruz", Hürriyet, 18.11.1997, S. 14.
[25] Bkz. Hürriyet, 26.10.1997, S. 11.
[26] Bkz. Hürriyet, 26.10.1997, S. 11; Milliyet, 26.10.1997, S. 9.
[27] Bkz. Hürriyet, 30.10.1997, S. 7; krş. Cumhuriyet -Türkiye baskısı-, 31.10.1997, S. 4.
[28] Bkz. Hürriyet, 1.11.1997, S. 9.
[29] Bkz. Cumhuriyet -Türkiye baskısı-, 31.10.1997, S. 4; 1.11.1997, S. 4.
[30] Bkz. Hürriyet, 1.11.1997, S. 9.
[31] Bkz. Hürriyet, 4.11.1997, S. 5.
[32] Bkz. Hürriyet, 10.11.1997, S. 21.
[33] Bkz. Hürriyet, 17.11.1997, S. 8.
[34] Bu bilimadamları şunlardır: Prof. Dr. Nur Doğan, Prof. Dr. Kemal Yavuz, Prof. Dr. Kazım Yetiş, Doç. Dr. Yekta Saraç, Doç. Dr. Muhammet Yelten, Dr. Fatih Andı, Dr. Emel Aşa, Dr. Azmi Bilgin, Dr. Musa Duman, Dr. Özcan Tabaklar, Dr. Erol Ülgen (Bkz. Ayça Atikoğlu (1997): "Zamansız ve dayanaksız", Milliyet -Türkiye baskısı-, 26.11., S. 23).
[35] Bkz. Hürriyet, 21.11.1997, S.23; Atikoğlu (1997): S. 23.
[36] Bkz. Hürriyet, 21.11.1997, S. 23; Doğan Hızlan (1997): "Başkanın edebiyat danışmanları", Hürriyet, 21.11.1997, S. 23.
[37] Bkz. Atikoğlu (1997): S. 23.
[38] Bkz. Alper Öktem (1997): "Yaşar Kemal iyi tarihçi", Hürriyet, 4-5.12.1997, S. 14.
[39] Bkz. Mehmet Şekeroğlu (1997): "Yaşar Kemal 'İyi tarihçi' değil!", Hürriyet, 8.12.1997, S. 14.
[40] Bkz. İshak Arslan (1997): "'Yurttaş' kavramı ve Yaşar Kemal", Hürriyet, 10.12.1997, S. 14.
[41] Bkz. Abbas Karaosmanoğlu (1997): "Kimin 'iyi tarihçisi?", Hürriyet, 11.12.1997, S. 14.
[42] Bkz. Ersin Eminöğretmenoğlu (1997): "Yaşar Kemal iyi romancıdır... 'Tarihçi' olmak o kadar ucuzladı mı?" Hürriyet, 12.12.1997, S. 14.
[43] Bkz. Yavuz Donat (1997): "Yaşar Kemal", Milliyet, 17.10.1997, S. 8.
[44] Bkz. Tuğrul Ansay (1997) "Bir ödül töreninin ardından", Milliyet, 27.10.1997, S. 7.
[45] Bkz. Altan Öymen (1997): "Yaşar kemal", Milliyet, 21.10.1997, S. 10.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme