Son otuz yılda, yeni bir bellek kuruluyor. Masa başlarında, seminer salonlarında, dijital ekranlarda, projelerde, tüzüklerde ince ince örülüyor. Resmî kurumların eli değiyor, sivil toplumun örgütleri devreye giriyor. Ortaya çıkan şey, bir hatıra değil artık: bir tasarım. Hatırlamak için değil, unutmak için. Bu tasarım, yüzlerce yıl boyunca ocaklardan ocaklara aktarılan, dilden değil gönülden söylenen, o Alevi belleğine benzemiyor. O bellek, kendiliğinden doğar, yaşanarak çoğalır; nefesle büyürdü. Görülerek, yaşanılarak öğrenilir, sırra gömülerek anlatılırdı. Şimdi, belgeler, broşürler, tabelalara sıkışmış isimler var:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder